14 Eylül 2026

Eylülün On Dördü - 2026

    Bugün üzüm ekşi mayamla normal beyaz un ve tam buğday unlu (karışık) ekmek, ayrıca Kavılca unumla ve Puduhepa (klasik - standart) mayamla bir ekmek, atık mayalı galetalar (fotoğrafını görüyorsunuz aşağıda) ve atık mayalı çikolatalı kurabiyeler yaptım. Çok yoruldum.

    Ekmekler soğuk fermantasyonda, yarın pişecek. Galetalar güzeldi, tarif defterine girmeye hak kazandılar. Kurabiyeleri geçen gün de yapmıştım. Beğenince bugün tekrar yaptım. 
    Ayrıca Grawpi kolonisini beslemeye başlayalı iki hafta olduğunu fark ettim. Gayet de iyi durumda oldukları için poğaça, ekmek ve kurabiye kullanımından sonra hepsini buzdolabına kaldırdım. Artık her gün beslenmeyecekler. Dolapta bekleyecekler. Tezgahın üzeri boşaldı birden. Meğer dekorun bir parçası haline gelmişler hiç anlamamışım. Yerleri boşalınca bir boş geldi gözüme standlı mikserin ve kahve makinesinin üzeri. Bir yandan da hoşuma gitti. Kalabalık da yapıyorlarmış. 

    Bugün ayrıca boyamı, fırçamı çıkardım, tezgahımı kurdum. Ufaktan kafamdaki el işlerine başladım. Battaniyeyi de dikmeye devam ettim. Acele etmiyorum, ekmeklerden ve diğer işlerden fırsat buldukça oturup dikiyorum.

    Atahan'ın bir kitabını okuyordum. Ben gerilim okuyorum daha çok. Bu kitap korku klasmanında. Gündüz rahat okudum ama gece olunca korktum. Yine de okuyacağım biraz daha. Elimden bırakınca etkisi geçiyor, okurken korkuyorum sadece :O).

    Hep birkaç hafta geriden ve parça parça da olsa Muhtemel Aşk dizisini izledim yaz boyunca. Cansel'i (Levent Bey rolünde) seviyorum çünkü ama bu bölüm, yani geçen perşembe oynamış olan, çok saçma geldi artık. Kızdım. Bırakabilirim. Tuzlu Kahve'yi de beğendim bu arada. Onun da abartılı yönleri var ama oyuncular iyi. Zaten onu da geriden ve parça parça izliyorum. Film veya dizi hiç fark etmez, oturup bir kerede izlediğim bir tane bile yok. Sıkılıyorum ben. Bir de oturup izlemiyorum zaten, mutlaka bir iş yapıyor olmam gerekiyor. Örgü örmek, bulaşık yıkamak, el işi yapmak ve benzeri bir şeyler yapmadan izlersem çok zaman kaybı gibi geliyor ya da uyuyup kalıyorum zaten:)

    Görüşmek üzere. 

Not: Tam yazıya noktayı koyup tekrar kitabı alayım elime de biraz uzanayım demişken Hektor en favori oyuncağı olan ipini ağzında taşıyarak getirdi oynayalım diye. Bir de üzerine hem geldiğini haber verdi, hem de söylendi. Eskiler hatırlar bahsetmiştim daha önce, "ip" kocamın eşofmanının belinden çıkan ip. Ben elimde sallıyorum Hektor da yakalamaya çalışıyor. Aldığım ya da ona yaptığım diğer oyuncakları asla istemedi, varsa yoksa ip. Çok yorgunum, ben sandalyeden kalkana kadar unutursa hiç hatırlatmayacağım ama tekrar söylenirse biraz oynarım. Kaçış yok. Görüşürüz. 

Hiç yorum yok: