Bugün Atahan'ın doğum günü. Dolu dolu 25 yaşında oldu. Yarından itibaren yirmi altıncı yaşından gün almaya başlayacak. Fotoğrafta gördüğünüz de ona yaptığım snickers pastanın ara katı. Snickers pastayı ilk defa yaptım. Şu an dolapta dinleniyor. Gidip gidip kapağı açarak pastama bakıyorum. Ama henüz tadına bakamadığım için güzel yapıp yapmadığımı bilmiyorum. Soslarının tencerede kalanlarını kaşıkla yedim. Çok güzel olmuşlardı. Pastada birleştirilmiş hali de güzelse akşama bizi bir şölen bekliyor...
Atahan hep yaparken de fotoğraf çek, video çekimi yap diyor. Bu yönde birkaç talep daha da aldım aslında. Sorun şurada ki ben de hep ilk defa yapıyor olduğum için o an tarife, tekniklere odaklanıp çekmeyi unutuyorum. Bazen çekmek istesem de bekletmemem gereken bir şey olduğundan ya da ocakta altı açık olduğundan çekemiyorum. Ancak sakin anlara denk gelirse aklıma geliyor. Bu birleştirme aşaması öyleydi mesela. O an bir fotoğraf çektim. Yapım aşamasından tek fotoğrafım da bu zaten. Bittikten sonra bir telaşım olmadığından fotoğrafla uğraşmak çok daha kolay ve pratik.
Bizim ev sokakla aynı seviyede. E şimdi yaz, camlar da açık. İçeride ne konuşuyorsak dışarıdan bire bir duyuluyormuş. Ben de duyuyorum sokakta konuşulan her şeyi. Ben mutfaktayken, masada oturduğum yerden dışarıdaki herhangi biriyle rahatlıkla sohbet ederim yani, cama falan çıkmama gerek yok.
Mutfakta özellikle yeni tarifler deniyorken yaşadığım aksiliklerde bazen minik küfürler edebiliyorum. Küçük yani gerçekten küçücük ama yine de küfür sonuçta :O). Özellikle de bir şeyleri kırdığımda ya da döktüğümde ağzımdan kaçıyor. Duyanlar ne düşünüyordur bilmiyorum ama sabah harika bir karamel sos yapınca mesela, o keyifle "Anan da mı pastacıydı beee!" de dedim kendime :O). Eminim ki küfür ettiğimde dışarıda en az on kişi oluyordur ama bunu dediğimde de kimse yoktur. Hep kötü şeyler duyulur zaten!
Bir başka ilginç olay daha bugün oldu. Biraz önce tezgahta bir şeylerle uğraşıyordum. Kocam da sigara içiyor o sırada. Benim sırtım ona dönük. Elimde de telefon. Dün annemle Atahan'ın doğum günü hediyesini konuşmuştuk. Ne alayım diye sormuştu. Şortlarının eski olduğunu ya da büyük geldiğini söyleyip şort al demiştim. Bugün de arayıp "Atahan spor şortu istiyormuş," dedim. Annemle bunun üzerine konuşmaya devam ederken, baktım kocam benim anneme söylediklerimi ona söylüyorum zannedip cevap veriyor bir yandan. Anneme, Atahan spor şortu istiyormuş diyorum.
Annem, "Spor şortu nasıl oluyor ki?" diye soruyor.
Kocam arkamdan "Tamam istiyorsa al o zaman," diyor.
Anneme cevap veriyorum, "Yani böyle pamuklu gibi, günlük kullanım gibi değil de basketçi şortu derdik biz eskiden onun gibi" - bu arada spor şortuyla basketçi şortu da aynı şey mi bilmiyorum ya da "basketçi şortu" gibi bir şey olup olmadığını, aklıma o örnek geldi sadece:)-
Annem, "Anladım" diyor.
Kocam yine arkamdan konuşuyor, "Ben bilmem basketçi şortu. Sen bak işte!"
Bir yerden sonra onun bana cevap verdiğini anlayınca gülmekten konuşamadım. Diyalog değil, olayın absürtlüğü komikti. Normalde benim kocam, telefonunda oyun oynarken dışarıya da kapatır kendini. Ölüyorum desem duymaz. Düşüp ölsem sen ancak cenazeme katılırsın derim hatta ona bazen. O kadar ki dünyadan uzaklaşır. Hiçbir zaman hiçbir dediğimi algılamayıp da alakasız bir şekilde şortu üzerine alınıp cevap vermesi doğaüstü bir olay gibiydi!
Akşam pasta kesimi için gelenler olacak. Gidip şöyle bir sağı solu toplamam lazım artık.
Yine görüşmek üzere.


.jpg)
.jpg)



