Burcu'nun Mutfak Penceresi :O)
18 Nisan 2026
On Sekiz Nisan CUMARTESİ - 2026
11 Nisan 2026
Nisanın On Biri - 2026
Bugün sizi ekşi mayam Puduhepa ile tanıştırmak istiyorum. Kendisi adını eski bir Hitit kraliçesinden alıyor. Henüz beşinci günümüzdeyiz. O benim son bebeğim :). Her gün hemen hemen aynı saatlerde bir kısmını döküp üzerine yeniden un ve su ekleyerek büyütüyorum. Bittiğinde kendi ürettiğim mayayla ilk ekşi mayalı ekmeğimi yapabilmek için sabırsızlıkla bekliyorum. Bu arada hazır mayayla ekmeklerimi yapmaya da devam ediyorum. Dün soğuk mayalandırma denedim. İkiye böldüğüm hamurdan biri gayet güzel pişti, kahvaltı için buluştuğumuz arkadaşıma götürdüm. Diğeri maalesef çöpe gitti. Atmamam gerekirken üzerine kesik atıp içindeki bütün gazını kaçırınca içi hamur kaldı. Bu da bir tecrübe oldu tabi ki. Kaçınılmaz bir süreç olarak bazı şeyleri hatalar yapa yapa öğreniyorum. Ekmek yapımı çok keyifli hala benim için. İlk ekmeğimi yapalı neredeyse bir ay oldu ve biz o günden bugüne - uzun süreli elektrik kesintisi sebebiyle ekmek yapamadığım daha doğrusu pişiremediğim bir sefer dışında - hiç fırından ekmek almadık.
Görüşmek üzere.
29 Mart 2026
Martın Yirmi Dokuzu - 2026
Bu arada ekmek yapımına devam. Tipleri kayık ama tatları süper. Kabarmış ekmeklerim, fırına vermeden hemen önce. Kalan ekmeklerden de kruton yapmaya başladım, özellikle çorbayla süper oluyor. Ben krutonu sadece fırında kurutulmuş ekmek zannediyordum nedense, halbuki ona baharat, yağ, sarımsak koyuluyormuş. Bunu da bu yaşımda keşfetmem! Gerçi çok da ilginç değil, yapmayı seviyorum ama çok ekmek seven biri değilim aslında. Rahatlıkla hayatımdan komple çıkarabileceğim bir şey. Günlerce yemesem aramam. Kocam da tam aksine makarna - pilavı bile ekmekle yiyebilecek kadar sever. Bir de ben, kepek, çavdar, tam buğday, köy ekmeği severken onun en çok sevdiği normal unla yapılan beyaz ekmektir ama benimle yiye yiye diğerlerine de alıştı. İlk evlendiğimiz yıllarda bayat ekmek de asla yemezdi, her gün mutlaka taze alırdık ama ben kızarmış sevdiğim için mecburen kızarmış ekmeğe de alıştı. Yirmi altı seneden sonra başka hangi yemek alışkanlıkları değişti bir ara biraz düşüneyim aslında...
Yine görüşmek üzere.
19 Mart 2026
Martın On Dokuzu - 2026
Ekmek yapmaya başladım ben :O). Önce cevizli, ayrıca çekirdekli ve sonra bol tahıllı yaptım. Kuru kayısı ve tarçınlı denedim. Onları kek gibi poğaça gibi canımız istedikçe koparıp koparıp yediğimizi fark edince de normal ev ekmeği yapmaya başladım. Tarif basit, 5- 6 bardak un, maya, tuz, su :O). İlk yoğuruştan sonra en az bir saat mayalanıyor, şekil verip fırın tepsisine koyduğumda da bir yarım saat dinlendiriyorum. Sonra yarım saat 200 derecede pişiriyorum. Ekmekleri yarı yarıya oranlayacak şekilde tam buğday unu - normal un karışık yapıyorum. Maya da evde ne varsa, kuru maya, yaş maya fark etmiyor. Bazen iki küçük baton yapıyorum, bazen yuvarlak 4 - 5 parça, bazen de somun. Tazeyken de güzel oluyor, kızartınca da çok güzel. Ekşi mayalı ekmek deneyeceğim bir ara. Sizin de önerileriniz varsa ekmekle ilgili yorumlara yazın lütfen. Özellikle değişik ekmek fikirlerine çok açığım. Benim yaptıklarım dışında neler olabilir mesela? Siz ekmek yapıyor musunuz? Ekmek yapımıyla ilgili tavsiyeleriniz var mı? Bekliyorum.
Görüşmek üzere.
6 Mart 2026
Martın Altısı - 2026
Dün kağıt hamurumu yoğurdum. Dokusuna, kıvamına baktım. İkiye bölüp bir kısmına tutkal ekledim, bir kısmını tutkalsız bıraktım. Aralarındaki farkları gözlemledim. İlk hamurumda hedefim sadece olayı anlamak olduğundan bir şeyler ortaya çıkaracağım diye çok zorlamadım, rastgele şekiller yapıp yaptıklarımı da bir kenarda kurumaya bıraktım. Bugün hala nemliydiler. Bu ilk hamuru normal, düz atık kağıtlardan yapmıştım. Biraz daha neler yapabileceğimi araştırıp bir de yumurta kartonlarından yapıp onun nasıl olduğuna bakacağım. Hiçbir şey ortaya çıkaramasam da kendimi oyun hamuruyla oynayan bir çocuk gibi mutlu hissettiğimi fark ettim. En çok hoşuma giden şeylerden biri de o yazılı, boyalı, farklı renklerdeki kağıtların dönüşüm geçirip bambaşka bir kıvamda ve renkte apayrı bir şey haline gelmesiydi. Çalışmalarım devam edecek.
Bugün annemin doğum günü. İyi ki doğmuş, onunla daha birçok sağlıklı, mutlu yıllarımız olur inşallah. Bugün sadece mesajla ve arayarak ve akşam üzeri yarım saatliğine bize uğradığında sarılıp öperek kutladık. Yarın Çağıllar gelecek, asıl kutlamamızı o zaman yapacağız.
Kaç gündür durup durup benimle artık görüşmeyen abim düşüyordu aklıma. Normalde çok fazla onu düşünmediğimden pek anlam veremedim. Sonra dedim ki, acaba sıkıntıda mı, derdi mi var, darlandığı için mi aklıma düşüp duruyor. Biraz düşündüm, öyle bile olsa dedim, adam seni çıkarmış hayatından sen hala onun için mi endişeleniyorsun yani Burcu! Aklımdan kovaladım gitti.
Yine görüşmek üzere.
5 Mart 2026
Martın Beşi - 2026
Hayatımı düzenlemeye devam ediyorum bir yandan da, her anlamda. Direkt konuya daldım, değil mi? Size bahsetmeyi unuttum ama yaklaşık otuz senedir temsilcisi olduğum, bir ara takım öncülüğünü de yaptığım Avon'u bırakmaya karar verdim. Otuz seneden bahsediyorum ve eve başka marka girmedi düşünün bir. Hayatımda hiç mıratıse ya da matsonsa adım atmadım. Bir de konuyla alakasız ama mıkea'ya hiç gitmedim :O). Ne varsa alınacak katalogtan bakıp koduyla sipariş verdim. Genel olarak memnundum da ama şunu fark ettim ki artık kozmetik satışı işi yapmıyorum. Sadece kendimize alıyorum. Bunun için de temsilciliği devam ettirmeye gerek yok. Ciddi bir stok da yapmışım. O stoğun tamamen bitmesi iki seneyi bulur yani, o kadar. Eskiden yeni katalogu heyecanla beklerken artık kampanya sonlarında göz ucuyla bakar olmuşum. Eh, kendime yük yapmanın anlamı da yok o zaman. İşlevi kalmayan şeyleri sonlandırmak zaman ve enerji kazandırır. İşin hoşu şuydu ki, senelerdir kocam bana bırak derdi ben de devam edeceğim derdim. Konu kapanırdı. Bu sefer ben ona bırakıyorum deyince çok şaşırdı ve devam et, neden bırakıyorsun dedi. Tepkisinin böyle olacağını tahmin etseydim söylerken videoya çekerdim :O).
Bunun dışında bir süredir kağıt hamuru olayı çok ilgimi çekiyordu. Zaten taş tozunu oturtmaya çalışıyorken bir de başıma onu çıkarmayım diye uzak duruyordum ama yavaştan da olsa bir giriş yapmaya karar verdim. Dün evdeki atık kağıtları sıcak suya yatırdım. Şimdilik bir şey yapmakla uğraşmayacağım. Sadece süreç nasıl ilerliyor, kıvamı nasıl oluyor, ne yapmak gerekiyor, ne kadar dayanıklı oluyor ya da değişik kağıt türlerinden nasıl hamurlar elde ediliyor, kuruma süreci nasıl, ne kadar sürüyor bunları gözlemleyeceğim. Buna da başlayınca işten ayrıldığımdan beri yapmak isteyip de yapamadığım şeyler olarak dikiş ve etamin kaldı sadece. Dikiş için çok yayılmam gerekiyor, makineyi çıkar, kumaşları dök ortaya derken o böyle hadi bir başlayım diyebileceğim bir şey değil. En azından elimde ne var ne yok görmek için bile iyice bir köşe bucakta eşelenmem gerekiyor. O yüzden erteleyip duruyorum. Etaminlerimi ise çıkardım çoktan. Eskiden bol bol pano işlediğim için çok fazla ipim ve birkaç metre kumaşım da var. Onda da başlangıç için küçük bir şeyler seçmem lazım. Isınma turu olsun diye. Bir sürü etamin kitabım, dergim de var ama onlara bir bakıp model belirleyemedim bir türlü. O yüzden erteleyip duruyorum.
Görüşmek üzere...
4 Mart 2026
Martın Dördü - 2026
Hektor'un yatağı :O). Geçen yazımda aldığımdan bahsetmiştim. Aslında yatağın ayrı bir şiltesi vardı ama çok yumuşak olduğundan Hektor hareket ettikçe içine gömülüyor bu da kendisini güvensiz hissettiriyordu. Yatağa iyice alışana kadar o yumuşak şilteyi kaldırıp bizim daha sert olan sandalye minderlerinden koydum. Bizim mabadımız rahat etmese de olur, önemli olan çocuğumdu tabi ki :). Yatağı hep hayal ettiğim gibi mutfak kaloriferine taktım. Orası tam camın kenarında, pencere de yere kadar, yattığı yerden dışarısını rahatlıkla izleyebiliyor. Son durum şu ki, geçen gün ilk (ve belki de son defa) bana mutfak kapısını açtırıp gidip yatağına yattı. Bunun dışında orada benim bir yatağım var, gideyim hem yatayım, hem dışarıyı izleyim, kaloriferin de yanı, sıcacık diye pek düşünmüyor. Ben alıp yatağına koyuyorum. Tamam, itiraf ediyorum koyma işlemi tamamen benim irademle oluyor ama koyduktan sonra hiç müdahale etmiyorum. İsterse yatıyor isterse saniyesinde kalkıyor. Teklif var ama ısrar yok.. Son durum şu diyebilirim, yatağımız hayatımızın vazgeçilmez bir öğesi değil ama hiç yatmadı diyebileceğim seviyede de değil. Ara ara gidip kullanmalık, canı isterse tercih ettiği bir obje. Sokakta hareket varsa orada yatıp izlemeyi seviyor ama sakin günlerde nadir takılıyor. Bu arada fotoğrafta da kağıt havlu öyle sarkık ve yamuk. Düzeltmeden fotoğrafı çektim. Düzeltmeye çalışsaydım kalkıp giderdi. Fotoğraf çekilmeyi sevmiyor elimde telefonu gördüğü anda nerede olursa olsun çekip gidiyor. Sağı solu düzeltmeye kalktığımda yakalayamıyorum hiç. O yüzden bahtıma ne çıkarsa öyle çekiyorum :O).
Sonra yine uğrayacağım, şimdilik bu kadar diyelim. Yine görüşmek üzere.








