Ne güzel düzene oturtmuştum her gün yazıyordum bir gün kaçırınca gerisi geldi kaç gündür yazamadım. Olsun, diyerek kaldığım yerden devam edeceğim. Her gün yazmaya çalışacağım yine.
Rutini bozan salı günü öğleden sonra saatlerinde akşama yemeğe misafir geleceğini öğrenmem oldu. Kocam sağ olsun, karım ev kadını, hiçbir işi gücü yok, canım istediği anda misafir çağırayım, ona sormama gerek yok, hatta ona da aklıma ne zaman gelirse o zaman söyleyeyim, önceden bilmesine de gerek yok diye düşünmüş. Bana güzel bir sürpriz yapmış. Hiç sevmem sürprizleri ama olsun. Hoş, misafir dediğim kaynım, kaynanam vb. Yemeği balık olarak kararlaştırmışlar. Kaynım pişirdi onu da. Yemekle ben hiç uğraşmadım. Her zaman gelsinler, mutlu olurum, bir arada olmayı seviyorum ben. Zaten sorun misafirde değil. Kocamın bana sorma veya söyleme ihtiyacı hissetmemesinde. Bundan ötürü yeterince pişman edebilmişimdir onu diye umuyorum. Tekrar aynı şeyi yaparsa az bile yapmışım demektir.
Sonuçta salı misafire hazırlık, yeme içme hoş geçme, gecenin yorgunluğuyla yatıp uyuma derken yazamadan geçti. Çarşamba devam edecektim hiç ara vermemiş gibi. O gün öğlene doğru teyzemin rahatsızlandığı haberini alınca annemi de alıp apar topar Kocaeli'ye gittik. Ambulansla aynı anda vardık. Onu evden alıp ambulansa bindirdikleri sürede görebildik. Günün devamı boyunca da haber bekledik. Eve gece yarısına doğru döndük ancak. Yol, trafik, endişe - üzüntü derken çok yorulmuştum zaten. Bu arada çarşambadan beri hastanede teyzem, tedavisi devam ediyor. Yaşı da 83 civarında olduğundan korktuk ama iyiye gidiyor.
Perşembe kargoya gitmem gerekiyordu. Annemle AVM'ye gidip acil bir iki ihtiyaç için bakınacaktık. Markete de gitmemiz gerekiyordu. Hepsini hallettik. Markette bulduğumuz küçük kabaklardan da aldık (Aşağıdaki fotoğraf). Bu arada ben kendimi kabak sevdalısı sanıyordum ama annem benden betermiş. Stantta renk renk, minyatür - oyuncak gibi kabakları görünce ikimizin de ""Aay ne tatlııııııı" diyerek gidişimiz vardı ki, görmenizi isterdim.
Geçen kış deli gibi taş tozundan obje yapıyordum hatırlarsınız. Çalışma odamın her yeri kurumakta olan, kuruyan taş tozu biblolarıyla dolmuştu. Bir ara ben malzemelerimi toplamak zorunda kaldım bir şey için. Hepsini kutulara koyup kaldırdım. Düzenli de koymadım geri çıkaracağım diye ama bir kere kaldırınca çıkarmak da zor geldi. Taş tozunu komple bıraktım. Özellikle son birkaç aydır tekrar yapmaya çok heveslendim ama kalıplar bir yerdeydi, taş tozu ayrı yerde. Her şey karman çorman. Hepsini ortaya döküp malzemeleri bulmam, bir araya getirmem gerekiyordu. Bir ara deyip sürekli erteliyordum. Bir tanıdık benden 20 tane ham kabak istedi. Boyasız yani. Ben de geçen seneden evde bir sürü döküp de boyamadığım kabak var, 10 - 15 tane rahat çıkar, gerekirse 4 - 5 tane de yeni dökerim, hem bahaneyle malzemeleri de toparlamış olurum dedim. Pazartesi vereceğime söz verdim.
Cuma günü girdim depoya (yatak odası :O)). Açtım bütün kutuları, malzemelerimi buldum, bir araya getirdim. Bahaneyle oraları da biraz düzenledim. Hazırdaki kabakları bulup çıkarayım, kaç taneymiş bakayım, ona göre tamamlayım dedim. Hiçmiş. Benim hiç ham taş tozu kabağım yokmuş. Hepsi boyalıymış. Ham halde duran başka şeyler varmış, ben onları kabak zannetmişim. Yani benim, 10 - 15 tane vardır zaten, gerekirse 4 - 5 tane de yapıp veriveririm diye düşündüğüm iş, tek bir kabak kalıbıyla 20 tane kabak yapmaya döndü birden. Evde her şey vardı neyse ki, yaparım dedim. Başladım ama evdeki taş tozu yeni aldığım hiç kullanmadığım bir markaydı. E, 7 - 8 aydır yapmamışım unutmuşum da ne kadar suya ne kadar toz koyduğumu. İlk birkaç saat yaptığım her şeyi çöpe attım. Birincisi suyunu fazla tozunu az koyduğum için daha kalıptan çıkarırken kırıldılar ki oranını doğru yaptığımda bu hiçbir şekilde olmayan bir şey. Kırılmaları zaten yanlış giden bir şeyler olduğunu gösteriyor. İkincisi de yeni bir marka, ilk defa deniyorum, normalde 15 dakikada kalıptan çıkmaya hazır hale gelmesi gerekiyor. Bunlar çok geç kuruduğundan kalıptan 45 dakikadan önce çıkarmamam lazımmış, bunu bilmediğimden hepsini hep erken çıkarmışım. Ve dünden beri de kabak yapıyorum. Tek kalıpla ve geç donan tozla bu iş olacak iş değilmiş. Bunu çok iyi anlamış oldum. Zaten normalde ham obje satışı falan yapmıyorum. Bu tanıdık işi bir kıyak ve her ne kadar öngördüğümden çok daha fazla uzasa da en güzeli gerçekten de bir şekilde tekrar başlamamı sağlaması oldu. Bana kalsa en az bir iki ay daha bugün yarın diyerek ertelerdim büyük ihtimalle.
Yine görüşmek üzere.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder