21 Ekim 2026

Ekimin Yirmi Biri - 2026

    Muazzam bir dağıtma potansiyelim olduğunu ancak 46 yaşında fark ettim ya da belki de kabullendim demeliyim. Şimdiye kadar oğlumla kocamı suçluyordum genelde :O). Benim de çok payım varmış evin dağınıklığında, yeni anladım. 

    Her şeyden önce aldığımı yerine koyma huyum yok. Nerede kullandıysam orada bırakmaya çok meyilliyim. Koyacaksam da o an değil genelde günler sonra, artık o şeyi orada görmekten sıkılınca yapıyorum bunu. Hele evde belirli bir yeri yoksa ya da yerine koymak böyle merdivene çıkmak, birkaç kutuyu - hurcu murcu indirmek gerektiriyorsa tamam artık, evin içinde dolaşır durur aylarca. 

    Bana tüm dolapları boyumun hizasında olan bir ev lazım ama boyum sadece 1.55. Öyle bir ev 400 metrekare falan olmalı ki üst raflardan vazgeçme şansım bulunsun. Olabildiğince yatay düzlemde kalmalıyım anlayacağınız, yüksekler bana göre değil. Yükseklik korkum da var zaten :O). 

    Şimdiye kadar hiç haberin yoktu bunlardan da, durdun durdun nereden anladın, derseniz. Geçen hafta çalışma odamdan başlayıp tüm evi elimin değmediği hiçbir yer kalmayacak şekilde toplamaya karar verdim. Yani buraya yazmadığım günler çalışma odasını toplamakla meşguldum. Ama ne toplamak üç adımlık yer vardı sadece odada. Kapıdan masa ve sandalyeye kadar. Oturmak için sandalyemi bir adım geri çekebiliyordum sadece. Her şeyi ortaya dökmüştüm. Evdeki bütün boş kutu ve sepetlerimi de çıkardım. Sonra dosya dolabımın tozunu aldım ve yavaş yavaş geri yerleştirmeye başladım. Şu an artık masa kurtarıldı, sandalyemi dört adım geri alabiliyorum. Dolaba hasır sepetlerimi yerleştirdim ama içleri hala boş. En komiği de kocamın ilk dağıttığım, ay pardon toplamaya başladığım gün, adım atacak yer yokken odaya bir şey almaya geldiğinde, "Ne yapıyorsun Burcu?" sorusuna aldığı "Odamı topluyorum." cevabıydı. Toplamaktan çok her şeyi alıp odaya dağıtmışım gibi görünüyordu ki, yaptığım da aslında buydu :O).

    Normalde ben böyle toplamak için dağıttığım eşya yığınlarıyla uzun süreli uğraştığım zaman bir yerden sonra sıkılıp kalan her şeyi büyük kutulara tıkıp kaldırarak düzenlemeyi bitiriyorum ama bu sefer henüz o "sıkılma" gelmedi neyse ki. Sabırla devam ediyorum. Dur bakalım nereye kadar böyle gidecek, merak da etmiyor değilim. 

    Neyse, işimin başına dönmem lazım efendim, sonra yine görüşmek üzere diyorum şimdilik.

Hiç yorum yok: