3 Mart 2025

MARTIN ÜÇÜ - 2025

    Geçen hafta buzdolabım bozuldu. Tam olarak bozuldu da denemez, soğutmasında sorun yoktu ama su akıtmaya başladı. Bunu aldığımızdan beri ara ara yaptığı için hiç şaşırmadım. Tam da diş işleriyle uğraştığım zamana denk gelince, idare edilemeyecek bir şey de olmadığından tamirci için acele etmedim. Bu hafta için randevu alalım servisten artık diye düşünüyordum ki bulaşık makinem de bozuldu. Beklemem iyi olmuş o zaman dedim kendi kendime :O). Tamirci gelir ikisine birden bakar. Bir şekilde yapılır edilir sorun değil de tamirci gelene kadar bulaşıklar ellerimden öpecek. Moralim buna bozuldu sadece...

  Görüşmek üzere...

2 Mart 2025

MARTIN İKİSİ - 2025


 Çalışma masasının hemen altında kalorifer peteği var. Kış gelip de kombiyi açtığımız andan itibaren Hektor'un favori yatağı masa oldu. Orada yazın da takılıp dışarıyı izlemeyi seviyordu ama uyumak için koltuğa geçiyordu. Şimdi artık 7/24 masada. Ahşap çok güzel bir şekilde ısınıyor ve bazen benim bile yatasım geliyor :O).  Canı isterse dışarıyı izliyor, yorulunca uyuyor, denk getirirse yatarken bir yandan defterlerimi de kemiriyor. İdeal bir yer onun için. Uyurken en kenardaki masa lambamı da düşürüyordu ara ara. O yüzden masa başında değilken lambayı aşağıya almaya başlamıştım ama geçen gün ben koltukta lamba ışığında kitap okurken o da yatarken lambayı düşürdü, ampulü kırdı. Uzun zamandır ampul almamıştım lambaya, o yüzden nasıl bir şey aldığımı unutmuşum. Hemen araştırmalara başladım. Kaç watt olmalı, sarı ışık mı, beyaz ışık mı, internette araştırdım, kocama sordum, yeğenime sordum her şeyi belirleyip aklımdaki mükemmel ampulü almaya evin hemen bir sokak altındaki elektrikçiye gittim. İnce duylu ve okuma lambasına uygun tek bir çeşidim var dedi dükkan sahibi. Üç günlük emeğim çöpe gitti. Tek karım ampul fiyatının çok uygun olması oldu. O yüzden Hektor yine kırarsa diye iki tane aldım çıktım :O). 

  Pazar günlerini kendime izin günü olarak belirledim. Kızım sen zaten ev kadınısın hangi izin gününden bahsediyorsun demeyin. Ev işleri bitmeyen bir mesai. Gecesi gündüzü yok. Kimsenin bana, ya zaten her gün uğraşıyorsun şu işlerle, bugün de dinlen be Burcu dediği yok. O yüzden pazarları kendime izin veriyorum. Yemek - bulaşık dışında ev işi yapmıyorum. Canım isterse kitap okuyorum (ne büyük değişiklik) canım isterse film izliyorum. Çamaşır, süpürge, toz almak gibi herhangi bir ekstra iş yok. Normalde her sabah erkenden kalkıp üzerimi değiştiririm, yüzümü yıkarım, saçımı başımı tararım, güne öyle başlarım. Pazarları da yine erken kalkıyorum yine yüzümü yıkayıp saçımı tarıyorum ama bir değişiklik olarak bir süre pijamayla takılıyorum. İyi geliyor tatil modu bana.

 Yine görüşmek üzere...

1 Mart 2025

MARTIN BİRİ - 2025

 Bugün iyiyim :O). Sadece bir şeyler yerken yavaş ve dikkatli yiyorum, çok sert şeyleri hızlı yiyince canımı acıtabiliyor biraz. Dikkat ediyorum diyelim. Hasta yatağımı kaldırdım :O). Hasta yatağım dediğim de oturma odasındaki koltuk. Sırt yastıkları geniş, yatarken dar bir alan bırakıyor. Rahat yatmak istediğim zaman onları kaldırıyorum. Dişçiden döndüğümde de kaldırmıştım, dün yerine koydum. Dişçiye gitmeden önce kendimi "Burcu full yatacaksın ve yatarken kesintisiz kitap okuyacaksın." diyerek motive etmiştim. Full yatma olayı ancak bir buçuk gün sürdü, zaten iyi hissedince kalktım. E işlem de korktuğum gibi zorlu geçmedi. Yine de gözümün açık olduğu her an kitap okudum. Çok hoşuma gitti. Yemek ve bulaşığı Atahan halletti. Ben sadece oturdum masaya yedim, karnım doyunca kalktım, yattım. Ah keşke doktora söyleseydim de böyle topluca değil de tek tek taksaydı hepsini :O). Bildiğin bir tatil yapmışım ancak şimdi anlayabildim :O).  

 Bu sabah da pırıl pırıl bir mart sabahına uyandık. Güneş parlıyor dışarıda. Bahar geliyor yavaş yavaş. Kışı severim, bahar da kabulüm de, yazı hiç istemiyorum. Çooook sıcak oluyor, helak ediyor herkesi. 

 Biz sokakla aynı seviyede oturuyoruz. Ben bütün gün ya mutfakta ya çalışma odasında oluyorum ve sokağı izliyorum. Apartman kapısı da bu tarafta olduğundan ister istemez bütün gireni çıkanı da görüyorum. Bir kere komşularımın yüzde doksan beşini tanımıyormuşum onu fark ettim. İsimlerini hele hiç bilmiyorum. Çocuklar - gençler arasından üçünü biliyorum sadece. İkisi beni tanıyor biri hiç bilmiyor çünkü ikisinin annesiyle kapıda bacada bile olsa görüşüyoruz ama onun annesiyle hiç rastlaşmıyoruz. Çocuk bütün gün sokakta ve biraz fırlama bir tip. Sevimli fırlamalardan ama tatlı bir çocuk. Neyse, iki komşum her gün ama her gün dışarı çıkıyor. Alışverişe gidiyorlar herhalde diye düşünüyorum. Dönerken ellerinde torbalar oluyor genelde. Bir tanesi hafta içi her gün çocuğu okula götürüyor, akşam gidip alıyor. Ama hafta sonu da bakkala gidiyor, markete gidiyor. Kar yağdı, yol kapandı, bugün de çıkmazlar artık herhalde bu yoğun kar altında dedim ama her ikisi de yine sokaktaydı. Olabilir, seviyorlardır, hava alıyorlardır, hareket ediyorlardır, evde onlardan başka alışveriş yapan kimse yoktur ya da sadece canları istiyordur kime ne ama da yine de hafta sekiz gün dokuz giyin, saçını başını tara, makyajını yap, yokuşu in, çık gez dolaş, yokuşu geri çık rutini hiç mi yorucu, sıkıcı falan olmuyordur. Bir gün bile içlerinden geçmez mi şu gün de evde oturayım da ayaklarımı uzatayım diye, merak ediyorum...

  Yine görüşmek üzere...

28 Şubat 2025

ŞUBATIN YİRMİ SEKİZİ - 2025

   Dün en sonunda gidebildim dişçiye ve çenemin sağ ve sol üst kısmına implantların kökleri takıldı. "Sen zor kısmı ameliyatlarda atlattın, bu hiçbir şey, hiçbir sıkıntısı yok." diyordu dişçim hep, doğru diyormuş. Yapılan işlem kısa sürdü ve zorlamadı bu yüzden hem sağ hem solu yaptı. Acı zaten olmadı, ağrı da olmadı. Yine de tabi ki yordu. Eve geldiğimde turşu gibiydim. Bütün gece yattım. Hassasiyet var, dikkatli yiyip içiyorum. Dikişler var, on gün sonra hem onları alacak hem altları yapacak. Bugün de biraz daha yatarım büyük ihtimalle, hemen her işe saldırmak da istemiyorum ama yarından itibaren rahatlıkla gündelik hayatıma devam ederim gibi geliyor. 

 Görüşmek üzere.

24 Şubat 2025

ŞUBATIN YİRMİ DÖRDÜ - 2025


   Günlerce gözüm camda beklediğim kar cumartesi yağdı nihayet. Yani, önceki günlerde de yağıyordu ama yarım saat attırıp duruyordu ve biriken tüm kar da bir - iki saat içinde eriyordu. Cumartesi yağan kar erimedi. Gün içinde sık sık yağdı. Beyaz bir sabaha uyandık o gün. Sık sık da yağdı. O günü sabahtan gece yarısına pencere başında geçirdim. Çocuklar da sabahtan gece yarısına sokaktaydı. Anne babaları da. Bizim sokakta tüm mahallelinin toplandığı ve tüm gün süren bir kar partisi yapıldı desem yeridir. Bir yerden sonra ben yoruldum onların sesinden ve kalabalığından ama onlar yorulmadılar :O). Biz de Atahan'la biraz çıktık yürüdük Kar havası aldık ve eve döndük. Pazar sabahtan öğlene kadar yağdı. Sonra tamamen durdu ve erimeye başladı zaten. Bugün kargoya gitmem gerekiyordu, yürüyerek de gidebileceğim bir mesafe arabayla da.  Bizim kapının önü ve sokak hala buzlu olduğundan arabayı çıkaramıyoruz. Ayağım kayar da düşersem diye tek başıma çıkmaya da çekindim, Atahan'la gittik. Meğerse her yerde tüm karlar erimiş sadece bizim kapının önü buzluymuş. Yanımızdaki apartman sokağın girişini örtüyor diye görememişiz ama bizimkiyle kesişen sokakta kar tanesi bile kalmamış. Yani buzlu olan yer en fazla 20 - 30 metreymiş. Bizim sokağa giren arabaların yüzde yetmişi çıkamayıp geri dönünce, çıkabilenler de ancak yalpalayıp zorlanarak çıkınca ben her yeri böyle sanmıştım. Hala karlı günleri yaşayan bir biz kalmışız. Dişçiyi de yine arayıp birkaç gün erteleyeceğim randevuyu. Tek sokak mek sokak, 15 metre yüz metre fark etmiyor sonuçta biz hala arabayı çıkaramıyoruz. Kargo, çarşı marşı işleri yürüyerek, minibüsle falan hallolur da, dişçi yürüyemeyeceğim kadar uzak ve minibüsle - otobüsle gidemeyeceğim kadar ters. Geçen haftalarda randevum hep ertelensin istiyordum ama şimdi bir an önce yapılsın bitsin, artık şu "dişçiye gideceğim, implant yapılacak" psikolojisinden kurtulayım diyorum ama bir türlü gidemiyorum! 

Yine görüşmek üzere... 

20 Şubat 2025

ŞUBATIN YİRMİSİ - 2025

 Dün burada neredeyse hiç kar yağmadı ama dişçinin civarında yoğun yağış olduğunu öğrenince iptal ettim randevumu. Günlük güneşlikti hava deniz kenarına gittik. Hava alıp birer sigara tellendirdik. Okuldan kaçmış çocuklar gibi hissettim kendimi. Dişçiye gitmedim ya sanki deniz kenarında da olmamam gerekiyormuş gibi. Ama biraz mavilik görmek iyi de geldi, iyi ki gitmişiz :O).

 Gözüm sürekli camda, kar bekliyorum. Çok az yağıp az biraz etrafı beyazlatıp kesildi. Şu anda da yine dünkü gibi güneş parlıyor ama hava soğuk. İstanbul'un başka yerlerinde durum nasıl bilmiyorum ama asıl kar yarın gelecek diyorlar. Yağmazsa çok üzülürüm. Hasretle bekliyorum. 

 Yine görüşmek üzere...

19 Şubat 2025

ŞUBATIN ON DOKUZU - 2025

 Bugün dişçi randevum var. İmplantlara başlanacak. Biraz gerginim açıkçası. Ayaklarım geri geri gidecek ama bir yandan da başlasın ki bitsin diye düşünüyorum. Ameliyatlar da sıkıntılı dönemlerdi ama oldu, bitti, iyileştim, tüm zorlukları geçti gitti. İmplantların da böyle olmasını diliyorum. Erteleyebildiğim kadar erteledim zaten, en son grip olunca biraz daha beklemek zorunda kaldık ama bahanelerim de tükendi :O). Bugün için kar dediler İstanbul'a, afet olacak dediler, son umudum "Çok kar var, gelemiyorum." demekti ama şu an yağmur bile yağmıyor. Hava soğuk olsa da gayet açık o yüzden kaçış yok. Başlayacağız...

 Dişçi konusuna çok odaklandığım için daha fazla yazamıyorum. Sonra yine görüşmek üzere...

15 Şubat 2025

ŞUBATIN ON BEŞİ - 2025

  Gribi tam atlamasam da çok daha iyiyim :O). Burun akıntısı kaldı biraz, bol bol da öksürük. Öksürdükçe gıcık yapıyor, daha çok öksürüyorum. Bol bol su içip bal yiyorum. Bal boğaza çok iyi geliyor bu arada. Gıcığı almada bire bir. Enerjimin çoğunu geri kazandığımdan biraz evle ilgileniyorum. Hastayken ev almış başını gitmişti, şimdi yakalamak zor oluyor :O). Bir de okuduğum polisiye seri var. 12 kitabın sekizincisini okuyorum. Artık bitirmek istiyorum seriyi. Okuduğum kitapların ya da serilerin sonlarına yaklaştığımda hep böyle oluyor. Hem hiç bitmesin istiyorum hem de bir an önce bitsin :O). Dışarı pek çıkmıyorum, hatta hiç çıkmıyorum. Grip mikrobu bulaştırma evresini bence geçmiş olsam da her öksürdüğümde - ki bu çok sık oluyor - insanların huzursuz olmasını istemiyorum. Bir de sokaklarda burnumu sile sile gezmek istemiyorum :O). Yarı zorunlu yarı gönüllü ev hapsi uyguluyorum kendime. Evde olmayı seviyorum zaten, biliyorsunuz, o yüzden bu durum hoşuma gitti. Çıkmamak için (bir süreliğine) geçerli bir bahanem var: Hastayım :O). 

  Yine görüşmek üzere...


11 Şubat 2025

ŞUBATIN ON BİRİ - 2025


  Sabah çok erken kalktığım için karanlık oluyor ben kalktığımda. O yüzden perdeleri açmayı ve pencereyi açıp evi havalandırmayı sonraya bıraksam da normalde her sabah kalktığımda dışarısı ne durumda diye bir camdan bakarım mutlaka. İlk defa bugün bunu erteledim çünkü sabah beşte - altıda değil garip bir şekilde uykum bölününce dörtte uyandım. Neyse, perdeyi açmam dokuzu buldu ve açtığım anda bu manzarayla karşılaştım. Hiç beklemiyordum sabah şoku yaşadım resmen. Bir yandan da çooook mutlu oldum. Perde, tül ne varsa açtım. Bu manzaraya eklenmiş bir de sakin ama iri iri yağan karı düşünün. İşte şu an size öyle bir pencere karşısından kafamı her kelimede mutlaka kaldırıp yağan kara bir göz atarak yazıyorum. Çok keyifli. Az önceye kadar kimse de yoktu sokakta. Şimdi çocuklar dayanamadı kar topu oynamaya çıktı tam karşımdaki parka. Kar montunu giymiş bir köpek hoplaya zıplaya geçti camın önünden. Normalde eskiden her kar yağdığında işe nasıl gideceğim, işten nasıl döneceğim endişem oluyordu. Seneler sonra ilk defa kar yağarken evdeyim ve tek derdim kahve mi içeyim sıcak çikolata mı diye karar vermek. Bu mutluluğu ve keyfi sizlerle de paylaşmak istedim hemen :O).

  Görüşmek üzere...

10 Şubat 2025

ŞUBATIN ONU - 2025

  Son yazımda Atahan grip, bana bulaşmadı neyse ki demiştim ya, işte o geçerli değil artık: Ben de nezle ile grip arası bir şey oldum. Hastalık çok yerleşmeden iyileşmeye de başladım. Sadece enerjim hiç yok. Halsizlik gibi de değil tam olarak. Vücut tam toparlamadığından herhalde, çabuk yoruluyorum. Ev aldı başını gitti. Hem pis hem dağınık ama dün yemeği Atahan yaptı, bulaşıkları da o toparladı. Bütün gün yattım. Kalktım yemek yedim tekrar yattım. Bugün çarşıda mutlaka halletmem gereken, zamanlı bir işim vardı. Ancak onu halletmeye yetti enerjim, eve döndüm yine yattım. Yine de düne göre daha iyiyim. Burnumun akması kesildi en azından. Bir de şurup içtim öksürüğü kesti, iyi oldu. İlaç içtim ve yattım. Yattıkça uyudum, uyandım, kitap okudum, yine uyudum. Son 48 saatim böyle geçti. İkinci kitabı da bitirdim. Neyse, sonuçta, ilaç ya da dinlenme artık hangisiyse, iyi geldi. Hazır biraz oturabiliyorken buraya da bir iki cümle yazmak istedim. 

 Yine görüşmek üzere...

6 Şubat 2025

ŞUBATIN ALTISI - 2025

   Su tesisatında arıza var. İp gibi akıyor suyumuz. Bugün usta gelecek zaten de ne zaman böyle sular kesilse ya da az aksa içimden her yeri foşur foşur yıkamak geliyor. Normalde hiç gözüme görünmeyen kirli noktaların hepsi gözüme batıyor. Sular geldiği anda da o noktalar yine görünmez oluyorlar. Bu bir cadının laneti bence :O). Evim hep kirli kalsın, kimse de beni beğenmesin diye lanetlemiş beni kıskanan biri :O). Yoksa normal zamanda da o temizleme isteğinin olması lazım içimde, değil mi? Suçlu ben değilim, cadı :O). 

  Klasik bir, her yeri toplayacağım diyerek dağıt, sonra işin yarısında yarım bırak, bir daha da elin değmesin durumu yaşıyorum. Çalışma odasında ve yatak odasında bir patika gibi alan bıraktım, odaya oradan girip çıkıyorum. Gerisi yığın halinde yerleştirilmeyi bekleyen eşya dolu. Her sabah bugün burayı bitireceğim diye karar veriyorum ama araya hep daha acil işler giriyor. Bu arada her gün de biraz topluyorum ama aslında girip komple bitirip çıkmam lazım, biraz toplamayla bitmeyecek. Bitince de çok güzel olacak, tek motivasyonum bu.

 Atahan biraz daha iyi. Henüz tam olarak iyileşmese de günden güne hafifliyor gribi. Bana da bulaşmadı neyse ki. Biraz boğazım kırçıllandığı anda ilaç içtim ama hasta olma aşamasına geçmeyi beklemedim. Ne kadar korursam koruyayım kendimi aynı evin içinde olup da bu kadarla kurtulmak da çok iyi bence. 

 Görüşmek üzere...

3 Şubat 2025

ŞUBATIN ÜÇÜ - 2025

 Burada yazmış mıydım hatırlamıyorum ama Atahan geçen hafta şehir dışında , fuardaydı. Cumartesi hasta bir şekilde döndü. Ihlamurlar, tavuk suyuna çorbalar, ilaçlar elimizin altında sürekli. Ben de grip olmayım diye sürekli pencere açıyorum, ellerimi yıkıyorum, Atahan her hapşırdığında ellerini yıkamasını hatırlatıyor ya da kolonya veriyorum. Sonuçta şimdilik bende grip yok gibi ama galiba kocam çoktan kaptı şifayı. Evde iki hasta erkekle halimi düşünemiyorum :O). 

 Kitap okuma performansım çok düştü son günlerde. Geçenlerde kafam dağılsın diye seneler sonra telefonuma yüklediğim eski oyunuma çok kaptırdım kendimi. O zaman da çok oynuyorum diye silmiştim zaten :O). O dönem kendime yüzüncü seviyeye gelince sileceğim sözü verip yüz dörtte silebilmiştim ancak. Şimdi de iki yüz sözü verdim. İki yüzüncü seviyede sileceğim, kesin kararlıyım! 

  Çok buralarda olamayabilirim birkaç gün ama fırsat buldukça bir uğrayacağım. 

  Görüşmek üzere.

1 Şubat 2025

ŞUBATIN BİRİ - 2025

   Üzerinize afiyet benim biraz böcek sorunum - bir nevi fobim var. Özellikle siyah, kocaman olanlar çok iğrendiriyor. Öldüremiyorum, ölüyse bile atamıyorum, görünce huylanıyorum. Günlerce o çıkıp bana - evet, özellikle bana - gelecekmiş gibi hissediyorum. Nerede gördüysem travmamı atlatana kadar oralarda temkinli dolaşıyorum, her an tetikte oluyorum. Dolaştığı yerlerden ve şeylerden nefret ediyorum. Gördüğüm anda da, özellikle beklemediğim bir ansa, çığlığı basıyorum. Çok çok şanslıyım ki, bu evde senede bir ya da iki defa çıkıyor sadece. O da bana yetiyor ayrı konu ama yine de az olduğunu düşünüyorum. Neyse, küçük hasır sepetlerim vardı çalışma odasında boş duran. Mutfağa alayım da içine bir şeyler koyayım dedim. Aldım, iç içe geçirmiştim onları, üsttekini alınca alttaki sepetin içinde gördüm ve çığlığı bastım. Bir süre üst komşum çığlığıma gelecek diye beklemedim değil açıkçası. Sonra dondum kaldım. Mutfaktan da çıkamadım. Öldüremedim de, masanın üzerinde sigaram, kitaplarım, telefonum vardı. Sepetten çıkıp o tarafa giderse bir daha elleyemem diye hemen onları aldım. Evde kocam ya da oğlum olsa kurtarma timi olarak ikisinden birini çağırırdım ama onlar da yoktu. Sigaramı, kitabımı, telefonumu aldım, kapıyı çektim çıktım. Yemek yapacaktım ama onunla aynı yerde, hele ki ona sırtımı dönüp yemek yapabilmem mümkün değildi. Zaten biri gelip etrafı bir kolaçan etmeden şu an mutfağa girebilmem de mümkün değil. İşin kötüsü sepetleri çalışma odasından aldığım için orada da huzurlu değilim ya arkadaşı varsa onu aramaya çıkarlarsa diye gözüm sürekli yerde. Her zaman bu kadar tepkili olmuyorum ama belki bu sefer yalnızdım da diye biraz daha pik yaptı, bilmiyorum. Kocamı aradım dert yandım, yoldaydı, empati yapamadı daha çok kızdırdı beni. Annemi aradım gel bul dedim, uzaktayım müsait değilim dedi. E ben de ne yapayım oturdum size anlattım - her zamanki gibi - derdimi :O). 

 Uzun zamandır aklımda olan, yapılması gereken ama gözümde de çok büyüyen bir eşya düzenleme işi vardı. Dün ona giriştim. Bugün kolayladım ama hala daha bitmedi. Şöyle ki şu evde ben hala düzenimi tam oturtamadım. Eski evde evlenirken aldığım mobilyaları kullanıyordum. Yirmi senedir bizimle olduklarından artık her şeyin yeri oturmuştu. Taşınmış da olsam eşyaları çıkarıp yine yerine koyunca yerleşmiş oluyordum ve işim bitiyordu. Onlar artık harap hale geldiğinden buraya taşınırken yeni mobilya aldık. Çok da seviyorum hepsini ama hala daha bu mobilyaların dolap içi düzenini oturtamadım. Sürekli eşya yerleştiriyorum, sonra fark ediyorum ki pratik olmuyor ya da az kullandığımı el altına çok kullandığımı derinlere almışım, tekrar değiştiriyorum. Kafamda sürekli onu oraya bunu buraya koyduğumdan aradığım şeyleri de bulamıyorum. Bir de sürekli bir ayıklama yaptığımdan verdim mi, evde mi, emin olamıyorum. Bazen belirlediğim yerlere koymak zor geliyor ıvır zıvır şeyleri sağa sola tıkıyorum. Sonra her yerden bir şeyler çıkıyor. Buna son vermek uzun zamandır aklımdaydı. Her şey bir araya gelsin, yeri belli olsun, ben de bileyim, aradığımı bulayım, işim kolaylaşsın diye kendimi motive ederek olaya giriştim. Gözümde büyüttüğüm kadar varmış. Bitince güzel olacak ve kafam rahatlayacak ama geç bitecek ve biraz yoracak :O). Bu arada bir de uzun zamandır elimde olan artık sonlara yaklaştığım bir kitabımı da bitirmeye çalışıyorum. Pek bilgisayar başına geçip yazamıyordum, kara büyük şey vesile oldu, iyi de oldu.

  Yine görüşmek üzere...

28 Ocak 2025

OCAĞIN YİRMİ SEKİZİ - 2025

    Ev işleri ve diğer işlerle ilgili günlük rutinlerim var. Onları düzenli yaptığımda birçok şeyden  zaman tasarrufu sağlamış oluyorum ama bazen ipin ucu kaçıyor ve o rutinleri tekrar oturtmak zorluyor beni. Geçen haftaki otel yangınından sonra o kadar çok üzüldüm ve moralim bozuldu ki her şeyi boş verdim. Hiçbir şey yapasım da gelmedi. Sosyal medyaya pek bakmadım. Sürekli karşıma yangınla ilgili videolar, haberler çıktığından tam toparladığımda yeniden moralim bozuluyordu. Senelerdir oynamadığım bir oyun vardı. Onu yükledim tekrar ve parmaklarım acıyıp gözlerim ağrıyana kadar oynadım. Tüm vefat edenler ve yakınları için üzülmeye devam etsem de şimdi daha iyiyim.

  Burada çok bahsetmesem de bir abim vardı. Annemin erkek arkadaşı meselesinde pek olumlu bakamadı konuya, biraz uzaklaştı. Ben de anneme destek olduğum için ya da karşı çıkmadığım için benimle de görüşmeyeceği bilgisine nail oldum geçenlerde. Atahan'la da görüşmeyecek bu bağlamda anladığım kadarıyla. Ablamın oğlu da anneannesiyle hala görüştüğü için galiba onu da çıkardı hayatından. Üzüldüm. Çok bir araya gelemesek de adı vardı en azından artık o da yok. Hayırlısı herkes için...

  Hep daha sık yazacağım deyip arayı yine uzatıyorum. Yazmak iyi geliyor aslında bana. Sizlerle paylaşmayı seviyorum. Yazının en başında demiştim ya rutinler iyi oluyor diye. Buraya en fazla iki günde bir yazmayı rutin haline getireceğim. 2025 hedefim bu olsun!

Yine görüşmek üzere.

 

19 Ocak 2025

OCAĞIN ON DOKUZU - 2025

 Geçen hafta çok ağır bir grip geçiren kayınvalidemi bize aldık. Normalde bize 15 dakika mesafede kaynımla birlikte yaşıyor. Kaynım yurt dışına gidecekti. Bizim de aklımız onda kalıyordu zaten. Doktora da götürürüz diye düşündük ama biri ona acile annemi sağlam verdim ölü aldım diye anlatmış o yüzden doktor korkusu var. Seksen iki yaşında bu arada. Eve hemşire geldi, serum merum takıldı, bir yandan da vitaminler ıhlamurlar derken zarla zorla toparladık durumunu. İlk geldiğinde korkutmuştu bizi ama eski haline döndü şimdi. Rutin ev işleri zaten devam ediyordu. Arada yine fırsat buldukça kitap okudum. Kayınvalidemle ilgilendim. Erken yattım erken kalktım. O iyileşmeye başladıkça dedikodu yaptık beraber. İnşallah burayı okumuyorlardır diyorum ama yine de yazıyorum: Kayınvalidemle beraber en çok kaynımı ve görümcemi çekiştirdik :O). Bu arada ben de istesem de çok yazamadım. Bir de geçenlerde dişçim aradı beni. İmplantlar için çağırdı. Ben şubat - mart gibi çağırırlar diyordum. Böyle birden ocağın ortasında gel deyince moralim bozuldu. Üst taraftaki dişler ameliyatlı olduğu için şubatı - martı bekleyecekmişiz ama alt taraftaki dişleri şimdi yapmaya başlayabilirmiş. Yarın randevum var. Gidince öğreneceğim tam olarak ne yapılacağını. Ya da hiç öğrenmeyim ne yapacaksa yapsın bilsem ne fark edecek belki daha çok gözüm korkacak. Bilmiyorum, sonuçta anlatsa da anlatmasa da ilk implantın yapılmasıyla konuya hakim hale geleceğim zaten ister istemez :O). Yemek hazırlıkları öncesi biraz yazayım dedim. 

 Yine görüşmek üzere...

 

14 Ocak 2025

OCAĞIN ON DÖRDÜ - 2025

  Görüşmediğimiz günlerde aslında hayatımda çok büyük bir değişiklik olmadı. Genelde bıraktığınız gibiyim :O). Buraya yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum ama Atahan işe başlamıştı iki ay önce, geçen hafta işyerinin kapatılacağını öğrenince istifa etti. Eski şeflerinden biriyle bir projeye katılacak ay sonuna doğru. Bir yandan da iş arayacak. Bu kapanacak olan yer eve çok yakındı o yüzden çok memnunduk. Bakalım vardır kısmetinde başka güzel yerler inşallah. Bir de temmuz gibi arabamızı satmıştık. Kasım sonu gibi yeni bir araba aldık. Geçen hafta sonu da Edirne'de yaşayan yirmi senelik arkadaşlarımızı ziyarete gittik geldik. Normalde iki üç ayda bir görüşürdük. Son zamanlarda onlar yoğundu, biz müsait değildik derken 15 ay olmuş görüşmeyeli. Özleşmişiz. Hepimize iyi geldi.

 Geçen sene doksan kitap okumuşum. sayım yapmıştım ama buraya yazmamışım. Aslında iyi bir sayı ama az geldi benim gözüme. Hani evdeydim ya artık, 150 - 200 okumalıydım en az diye düşünüyordum :O). Okuma saatlerimi fazlalaştırmaya çalışacağım. Sürükleyici kitapları elimden bırakmadan kısa sürede bitiriyorum. Hiç beğenmediğim kitapları da bitirmeye uğraşmadan yarım bırakıyorum. Çok iyi ya da kötü olmayan kitaplar elimde sürünüp duruyor. Öyle kitaplara denk geldiğimde okuyasım gelmediğinden uzayıp duruyor kitabı bitirme sürem. Daha seçici olacağım bundan sonra çünkü okunacak çok kitabım var ve hepsini bir an önce okumak istiyorum :O). 

 Yazdıkça yazası geliyor insanın, yazma arası uzadıkça da tekrar yazmaya başlamak zor oluyor. Daha sık yazmaya çalışacağım. Kopmak istemiyorum.

  Sevgiler. Yine görüşmek üzere.

2 Ocak 2025

OCAĞIN İKİSİ - 2025

   Dün, yeni yılın ilk çamaşır ve bulaşığını yıkadıktan sonra ilk yazısını yazacaktım ama araya bir şeyler girdi o iş bugüne kaldı. Son zamanlarda yazamadım. Evle biraz ilgilendim. Bol bol kitap okudum. Halletmem gereken işleri halletmeye, çözmem gereken sorunları çözmeye çalıştım. Düzenleye düzenleye bitiremediğim dolaplarımı biraz daha düzenledim :O). Fazlalıkları ayırdım. Biraz eşya azalttım ama yerlerine yenileri de geldi. Yeni fikirler buldum, bir kısmını denedim beğendim, bir kısmını denemedim. 

  Yazmadıkça uzaklaşıyorum buradan o yüzden artık daha sık yazmaya çalışacağım. Yine görüşmek üzere.

31 Aralık 2024

ARALIĞIN OTUZ BİRİ - 2024

 


Bugün uzun bir yazı yazmak istiyordum ama fırsat bulamadım. Seneye yazacağım mutlaka:). Yeni yılınız kutlu, mutlu huzurlu olsun❤️🎄

7 Aralık 2024

6 Aralık 2024

ARALIĞIN ALTISI - 2024


 Dün annemle güne gittim. Bu güzel manzara eşliğinde oturduk. Başka bir ilde yaşayan teyzem ve kuzenim de gelmişti. O
nları uzun zamandır görmemiştim. Gayet keyifli bir gün geçirdik. Tek sıkıntı akşam trafiğine kalmamız sebebiyle bir saatlik dönüşün iki buçuk saat sürmesi oldu ki, annemle sohbet ede ede geldiğimizden onu bile pek anlamadık. 

Bugün evdeyim Kitap okudum genelde. Biraz ev işi. Gün geçip gidiyor zaten.

Yine görüşmek üzere...