Hektor'un yatağı :O). Geçen yazımda aldığımdan bahsetmiştim. Aslında yatağın ayrı bir şiltesi vardı ama çok yumuşak olduğundan Hektor hareket ettikçe içine gömülüyor bu da kendisini güvensiz hissettiriyordu. Yatağa iyice alışana kadar o yumuşak şilteyi kaldırıp bizim daha sert olan sandalye minderlerinden koydum. Bizim mabadımız rahat etmese de olur, önemli olan çocuğumdu tabi ki :). Yatağı hep hayal ettiğim gibi mutfak kaloriferine taktım. Orası tam camın kenarında, pencere de yere kadar, yattığı yerden dışarısını rahatlıkla izleyebiliyor. Son durum şu ki, geçen gün ilk (ve belki de son defa) bana mutfak kapısını açtırıp gidip yatağına yattı. Bunun dışında orada benim bir yatağım var, gideyim hem yatayım, hem dışarıyı izleyim, kaloriferin de yanı, sıcacık diye pek düşünmüyor. Ben alıp yatağına koyuyorum. Tamam, itiraf ediyorum koyma işlemi tamamen benim irademle oluyor ama koyduktan sonra hiç müdahale etmiyorum. İsterse yatıyor isterse saniyesinde kalkıyor. Teklif var ama ısrar yok.. Son durum şu diyebilirim, yatağımız hayatımızın vazgeçilmez bir öğesi değil ama hiç yatmadı diyebileceğim seviyede de değil. Ara ara gidip kullanmalık, canı isterse tercih ettiği bir obje. Sokakta hareket varsa orada yatıp izlemeyi seviyor ama sakin günlerde nadir takılıyor. Bu arada fotoğrafta da kağıt havlu öyle sarkık ve yamuk. Düzeltmeden fotoğrafı çektim. Düzeltmeye çalışsaydım kalkıp giderdi. Fotoğraf çekilmeyi sevmiyor elimde telefonu gördüğü anda nerede olursa olsun çekip gidiyor. Sağı solu düzeltmeye kalktığımda yakalayamıyorum hiç. O yüzden bahtıma ne çıkarsa öyle çekiyorum :O).
Sonra yine uğrayacağım, şimdilik bu kadar diyelim. Yine görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder