14 Kasım 2024

KASIMIN ON DÖRDÜ - 2024

   Eskiden internet ve telefonlar bu kadar elimizin altında değilken tarif toplardık. Gittiğimiz misafirliklerde yiyip de beğendiğimiz tarifleri ev sahibinden sorup yazardık. Gazetelerin verdiği tarif dergilerimiz ya da yemek kitaplarımız vardı evlerimizde. Çoğumuzun bir de kendine ait tarif defteri olurdu ki benim hala var ve en sık yaptığım tariflerde bile mutlaka ona bir göz atarım. Kullanılmaktan yıprandı, bazı sayfaları lekelendi, sayfalar kopmaya başladı. Bir müsait zamanda yenilemeyi düşünüyorum de elim değmedi bir türlü. 

   Kitaplığımı toplarken beş dosya dolusu tarif buldum. Sağlam stok yapmışım. Aslında telefondan bakıyorum artık tariflere, o yüzden varlıklarını bile unutmuşum. Şöyle bir göz attım. Belirli malzemelerin tariflerini bir araya toplamışım bazen. Mesela evde pek beğenmediğimiz ya da artık yemediğimiz peynir varmış onu değerlendireyim diye peynirli poğaça ve börek tariflerini ayırmışım. Atahan elmalı kurabiye seviyor diye en az yirmi tane elmalı kurabiye tarifi toplamışım ama ilginçtir ki bir kere bile yapmadım. Elmalı kek yapmışım onun yerine. Beğenip yaptıklarım da olmuş. Defterime ayrıca yazmışım ama elimdeki tarifini de saklamaya devam etmişim. Hepsini atayım dedim. Kıyamadım. Müsait bir zamanda en azından bir kez daha gözden geçirip ayıklayacağım. Bir de nasılsa artık evdeyim, zaman sıkıntım yok, bu tariflerden seçip daha çok yeni tarif deneyeceğim. Mutfakta zaman geçirmeyi daha çok seviyordum eskiden. Artık nedense gözümde büyüyor yemek yapmak ya da yeni bir şeyler denemek. Yıllarca işten gelip hızlıca ve pratik şeyler yaptığım için de olabilir. Zamanla yine mutfak sevgisi kazanırım belki...

  Yine görüşmek üzere...

13 Kasım 2024

KASIMIN ON ÜÇÜ - 2024


   Atahan'a ördüğüm battaniyeyi paylaşmamıştım sizlerle. Yaz başında bitirdiğimden hiç kullanmadan, fotoğraflarını da çekmeden direkt dolaba kaldırmıştım. Geçen gün Atahan üşüdüğünü söyleyince kullanmak üzere çıkardım. Çıkarmışken de fotoğraflarını çektim. Büyük ve geniş bir battaniye. Benim çift kişilik yatağımı rahatlıkla örtüyor ama aslında tek kişilik olmasını planlayarak ördüm :O). Rahat rahat örtünülür işte hiçbir yer açıkta kalmaz. Neyse, ben battaniyeyi çıkardım, fotoğrafladım Atahan dedi ki, ben bunu şimdi kullanmayacağım, yine topladım kaldırdım. İleride kendi evinde kullanacakmış ya da çocuğuna saklayacakmış. Benim için fark etmez, battaniye onun nasıl isterse öyle yapar. 

  Son üç gündür bir yandan mutfakla bir yandan da kütüphanemle uğraştım. Bir de ağrımıyor dediğim dişim ağrımaya başladı. Hem meşgul, hem yorgun hem de keyifsizdim. Ağrı kesici ağrıyı geçirdi rahatlıkla ama normalde ilaç içmeyi sevmediğimden kullanmak zorunda olmak sinir etti beni. Bir de diş bile kalmadı ağzımda bu neyin ağrısı yani. İki ameliyatı sıfır ağrıyla geçirip diş çekiminde ağrı yaşamak da saçma. Gerçi çekimler zordu, sıkıntılıydı, neredeyse dikiş de atacaktı, bu da bir ameliyat kadar oldu. Bugün çok daha iyiyim. Şişlik ve hassasiyet geçti. Moralim de düzeldi :O). 

  Kitaplıkları yaptırdıktan sonra ben aslında sadece kitapları dizmiştim. Hepsi karman çormandı. Hangi kitabım nerede hiç bilmiyordum. Yazarların birden fazla kitabı varsa hepsi ayrı bir raftaydı. Geçen kış kitaplığımı düzenlerken, attığım, verdiğim, sattığım olmuştu. Neyi verdim, ne kalmıştı elimde net hatırlamıyordum. Aradığımı bulamıyordum. Ciddi bir düzenleme şart olmuştu. Tüm kitapları tek tek elden geçirdim. Türlerine göre yerleştirdim. Serileri sıraya dizdim. Sevdiğim yazarların bende olmayan kitaplarını tespit ettim. Aynı yazarın kitaplarını bir araya getirdim. Belli odalardaki kitaplıklarıma sadece belli kategorilerdeki kitapları koydum. Raf içinde de boylarına göre sıraya dizdim. Bunları yaparken hepsini tek tek listemden kontrol ettim. Listede olmayanı ekledim, karışıklıkları düzelttim, listede adı olan ama artık bende olmayan kitapları tespit ettim. Henüz okumadıklarımı tek tek not aldım. Bir daha okusam dediklerimi belirledim. Toplamda üç dört gün sürdü. Yorgunluktan öldüm çünkü sürekli üç kitaplık arasında mekik dokudum, oradan oraya kitap taşıdım, rafları boşalttım, doldurdum. Dün bitti ve sonuç içime çok sindi. Size tekrar fotoğraf atmıyorum çünkü raf düzenleri değişmedi içerik değişti sadece. Birçok kitabı oturma odasına koydum. Çalışma odamdaki rafları biraz rahatlattım. Eskiden sımsıkı kitap dolu olduğu için her yeni kitap aldığımda yeniden düzenlemem gerekiyordu. Şimdi her rafta biraz yer bıraktım. İstediğim kitabı rahatlıkla ekleyebileceğim. Uzunca bir süre tekrar düzenleme yapmama gerek olmayacak. Mutlu ve gururluyum. 

  Mutfak tezgahımda soldan sağa çekmeceler, evye ve altındaki dolap, bulaşık makinesi, fırın (üzerinde ocak) ve kombi dolabı var. Geçen gün fırının altından su geldiğini gördük. Fırından akacak herhangi bir su olmadığı için yanındaki bulaşık makinesinin su akıttığını düşündük. Çektik arkasına baktık arkada da su birikmişti. Temizledim, kuruttum. Tamirci çağırdık ama ertesi güne randevu verdi. O gün makineyi kullanmadım. Bulaşıkları elimde yıkadım. Bir süre sonra yine ve bu sefer daha fazla su aktığını gördük. Yine makineyi çektim, sildim, kuruladım. Evye altındaki dolaptan su akıyor mu, ıslak bir yer var mı diye baktım, hortum bağlantı yerlerini kontrol ettim. Her yer kuruydu, çıkmış bir hortum ve saire yoktu. Böyle olunca bulaşık makinesi için gelecek tamirciyi iptal ettik çünkü makineyi hiç kullanmadığım halde su akmaya devam etmişti. Bağlantı yerlerini de kontrol edip kuru olduğunu görünce duvar içindeki  borularda çatlak ya da patlak olabileceğini düşündük. Tesisatçıyı çağırmaya karar verdik. O arada tekrar makineyi çektim, dolapların altına, üstüne, fırına, ocağa her yere baktım. Su sızıntısı, nem aradım. Bazaları çıkardım (Zeminle mutfak dolabı arasındaki, dolabın ayaklarını gizleyen levha). Dolap altında sızıntı, akıntı, su birikintisi var mı diye inceledim. Görünürde bir şey yoktu. Çeşmeyi açtım, yere yattım direkt duvardan zemine su aktığını gördüm. Dolabın altını komple boşaltım, yine tüm bağlantıları inceledim, her yer kuruydu. Çeşmeyi tekrar açtığımda gider hortumunun takılı olduğu noktadan su aktığını anladım Hafif yerinden oynamış. İttirdim. su akıntısı kesildi :O). Çeşmeyi açtıkça sızıntı yaptığından su yere akıyormuş. Ben yerlere su akmasın diye makine yerine elde bulaşık yıkadıkça çeşmeyi daha çok kullandığımdan daha çok su akmasına sebep olmuşum. Su bulaşık makinesinin altından çıkınca ondaki bir arızaya yoğunlaşmıştık ama yanılmışız.. İlk baktığımda çeşme açık olmadığı için su da sızmadığından hortumlar aklımıza gelmedi. e hortum tamamen çıkmadığından ilk bakışta suyun oradan geldiğini de anlamak mümkün değildi. Böyle böyle derken ilk suyu gördüğümde makine bozuldu diye üzüldüm. Zaten eski olduğu için acaba yenisini mi almamız gerekecek diye endişelendim. İki gün yerden su temizlemekle, elde bulaşık yıkamakla, mutfağın dağınıklığıyla, oradan mı buradan mı araştırmalarıyla, tamirci beklemekle, sonra sorunu tespit edip düzeltince mutlu olmakla ama yine de tüm işlerin yorgunluğuyla geçti. Mutfak hala biraz dağınık ama o kadar yoruldum ve mutfaktan bıktım ki son işleri bitirmek yerine gelip size yazmayı tercih ettim. 

  Yine görüşmek üzere.

8 Kasım 2024

KASIMIN SEKİZİ - 2024

   Çok ilginç bir şekilde bu sene aniden bir ekose desen aşkı gelişti bende. Daha önce kafamı bile çevirip bakmazken artık gözüme dünyanın en güzel deseni gibi görünüyor. Favorilerim: kırmızı ekose, koyu mavi ekose ve yeşil ekose. Her şeyimi ekoseli almaya başladım. Mantıklı bir açıklaması var mı bilmiyorum. Benim nezdimde yok. Hiç başına böyle bir şey gelen var mıdır bilmiyorum. Mesela leopar desenden nefret ederken her şeyini leoparlı almaya başlayan tanıdığınız biri var mı? Varsa yazın da şu dünyada tek olmadığımı bileyim :O). 

  İki gün önce son diş çekimleri yapıldı. Ağrı yok. Acı çok az. Hassasiyet fazla. Biraz sorunlu benim dişler. Çekim de normalden uzun sürdü. Dört iğne yaptı uyuşturmak için. Sonra gece yarısına kadar çenemi komple hiç hissetmedim. Eve gelince biraz yatayım dedim. Normalde bir kere bile beni aramayan herkesin o akşam arayacağı tuttu. Kendimi açıp telefona da cevap veremiyorum. En az dört kere uyanıp telefonu kapatıp uyumaya devam ettim. Sessize almak aklıma o an gelmedi nedense, ertesi gün fark ettim öyle bir seçeneğim olduğunu :). Neyse, zoru atlattım bence artık. Dişçim de öyle dedi ve ben ona tüm kalbimle inanmak istiyorum. Ekstra bir durum olmadıkça en az dört ay rahatım şimdi. O yüzden de mutluyum. 

  Atahan işe başladı. Bugün ilk günü. Yemek işi yine olduğu gibi bende artık. Koskoca aşçı oğlum bile, her gün ne yapacağım diye düşünmekten bıktım, diyordu. Yapmasından çok yapacak bir şey bulması zor. Bazen yapması da zor geliyor bana. Biraz o günkü moduma da bağlı galiba. Neyse, eskiye döndüm işte ben yine artık. Belki bazen sabahtan yapar atarım kenara tüm gün kafam rahat eder. Bu iş Prometheus'un cezası gibi bir şey. Her gün yeni baştan başlıyor her şey. 

    Yine görüşmek üzere...

5 Kasım 2024

KASIMIN BEŞİ, 2024


   Günlerdir yazmamışım. Peki ne yaptın bu arada derseniz, bilmiyorum, galiba hiçbir şey yapmadım ya da belki de çok şey yaptım. Işık hızıyla geçti her bir gün. Neden bu kadar hızlı geçti, ne çıktı ortaya derseniz bir cevabım da yok, elimde bir sonuç da yok. Ben de anlamadım. 


     İnternetten bu gözlük tutacağını aldım, pratik ve sevimli diye sizinle de paylaşmak istedim. Malzemesi biraz kalitesiz gibi ama işlevini gayet güzel yerine getiriyor. Atahan lenslerini taktığında gözlüğü ortalıkta sürünüyordu. En azından şimdi düzgünce bir kenarda duracak.

   Hani özellikle anneler günü geldiğinde anneler için bir sürü sıfat yakıştırılır ya. Anne aynı zamanda doktordur, hemşiredir, aşçıdır, öğretmendir vb. Uzar gider. Bazen benim en büyük annelik rolüm Hektor için "kapıcılık" oluyor bence. Bütün gün ona kapı açıyorum. Biz mutfaktayken dışarıdan bağırıyor, kapıyı açın ben de geleceğim, diye. Açıyorum bir tur atıyor bu sefer çıkmak için bağırıyor. Açıyorum kapıyı çıkıyor. Bir süre sonra tekrar gelmek için bağırıyor. Bazen kargo vb geldiğinde kapıda işim uzunsa o arada çıkmasın diye salonun kapısını çekiyorum oradan bağırıyor kapıyı aç diye. Bazen bir yerlerde kapalı kalıyor kapıyı açalım da çıksın diye bağırıyor. Evde sürekli bir kapı açma - kapama işindeyim anlayacağınız. 

  Tüyap Kitap Fuar'ı başladı iki kasımda. Cumartesi günü Atahan ve kız arkadaşıyla gittik. Gezmesi güzeldi. Eskiden fuar daha indirimli kitap almamı sağlıyordu otuz kırk tane almadan çıkmıyordum ama bu sene üç dört tane kitap aldım sadece. İnternet sitelerinden yarı yarıya indirimli alabiliyorken ve kitap da bir iki günde elime ulaşıyorken fuarda gereksiz yere yüksek ücret ödemek istemedim. Almayı düşündüğüm bir kitap karşıma çıkınca fiyatını sordum fuarda 290 tl dediler (ki genelde en az %20 - 25 indirim de oluyor) o an cep telefonumdan bir baktım uygun mudur, genelde fiyat skalası nasıl diye 138 tl idi aynı kitap. Çok fark ediyor.

  Bir yandan kasım indirimleri de başladı. Bir sürü yeni kitap aldım. Yeni kitaplıklara kenarda köşede duran tüm kitaplarımı da yerleştirince bir genel düzenleme ve sayım yapmaya başladım. Şu an elimde ne var ne yok tam bilemiyorum. Alacağım ve evde olup da okuyacağım kitaplar listelerimi güncelliyorum. Kitap raflarımı tekrar düzenliyorum. Bir yandan da okuyorum. Aynı anda dört beş kitap okuyasım var şu günlerde. Bir de geçen sene başladığım yaz gelince ara verdiğim battaniyem vardı. Evdeki kalan yünleri kullanayım diye başlamıştım. Karmakarışık bir renk ve düzende ördüm. Onun son iki parçasındayım. Bitince nasıl olacağını merak ediyorum. Biraz kitaplık düzenliyorum, biraz kitap okuyorum, kitabı bırakıp örgümü alıyorum elime. Çılgın bir uğraşı içindeyim :O).

  Sonra yine görüşmek üzere...

26 Ekim 2024

EKİMİN YİRMİ ALTISI - 2024

   Düğünlere gitmeyi hiçbir zaman çok sevmemiştim. Babamın ölümünden sonra gözüme tamamen zaman kaybı olarak görünmeye başladı. Aslında düğünler değil de istemediğim bir şeyi hatır gönül için yapmak gözüme çok battı. İş arkadaşlarımın ya da sırf çağrılmış olalım diye çağrıldığımız (ya da benim böyle olduğunu düşündüğüm) eşin dostun düğünlerine gitmedim. İşten ayrıldığımda iş arkadaşlarımın düğünlerine gitmemiş olduğum için çok sevindim. İş arkadaşı derken iş vesilesiyle tanıştığım ama iş arkadaşım değil dostum dediğim kişileri kastetmiyorum. Aynı bölümde çalıştığımız, aslında pek sohbetimin ve muhabbetimin olmadığı ama ona karşı olumsuz da bir duygum olmayan kişileri kastediyorum. Nezaket gereği tüm bölüm davet edilir, gruba davetiye atılır. Aynı binada değilsindir normalde, hayatında hiç yerin yoktur ama bir toplantıda karşılaşırsın, sırf o gün orada karşılaştınız diye haftaya düğünüm var mutlaka bekliyorum der. Bu tarz davetlere katılmadım. Böyle durumlarda kendime bir sordum, ben bu kişinin mutlu gününde yanında olmak istiyor muyum ve ben orada olmazsam mutluluğundan bir şey eksilir mi diye. Cevabım hep hayırdı. O yüzden son beş buçuk senedir sadece yeğenimin düğününe gittim. Bir de yarın kaynımın düğününe gideceğim. Bir süredir buna hazırlanıyoruz. Çok uzun zamandır abiye vb giymediğim için ayakkabı, çanta manta hepsini bir yerlere tıkmışım. Çıkardım bakımlarını yaptım. Bir kere giydiğim ve içinde kendimi mutlu hissettiğim bir elbisem vardı. Baktım hala oluyor bana :), onu hazırladım. Saçlarımı kestirdim. Çok uzamıştı ve saçak saçak olmuştu. Uzun kalsa (uzun dediğimde kastettiğim omuzlarıma değen saç boyu) düğünde topuz ya da şekil bir şeyler yaptırır mıyım diye düşündüm. Yaptıracağımı pek zannetmediğim için gittim kestirdim. Kuaför kestikten sonra fönleyince tam düğünlük saç oldu ama yıkanınca fönü gitti. Belki yine düğünden önce çektiririm dedim ama kısa saçın sadece ön kısmına fön çektirmek saçma mı olur bilmiyorum. Evde de yapamam çünkü fön makinem ya da föne uygun fırçam yok. Bu gittiğim kuaföre ben ensem - kulaklarım açılsın diyordum genelde ve neredeyse bir cm kalana kadar kesiyordu her yeri. Ben yine de seviyordum o halini ama aşırı kısa oluyordu. Bu sefer düğüne gideceğim öndeki grilerim görünecek boyda olsun dedim ve tam istediğim boyda kesti. Bundan sonra ne söyleyeceğimi biliyorum artık azından :O). 

    Sonra yine görüşmek üzere. 

24 Ekim 2024

EKİMİN YİRMİ DÖRDÜ - 2024


 


   Gördüğünüz kitaplıkları 22-23 sene önce evdeki kitap sayımın artmasıyla almıştım. Çanakkale'de oturuyorduk o zaman. Çarşıdan Donanma'ya çıkan cadde üzerindeki bir dükkandı. Mobilyacı da değildi aslında. Önce bir tane aldım. Kitapların yine ortada kaldığını ve kitaplığın da kaliteli olduğunu görünce gidip iki tane daha almıştım. Üçleyince birini özellikle kapalı kısmı olan modelden seçmiştim ki ortadaki ıvır zıvırı da biraz toplasın. Orada kullandık. Büyükçekmece'ye taşınma aşamamızda 1-2 sene depoda beklediler. Sonra eski evde de kullandık. Burada da pek tabi ki bizimle oldular. Ve gerçekten kaliteli malzemeden yapılmışlar ki, bir iki sıyrık dışında yeniden farkları yoktu ama bana yetmiyordu. 
   Bu eve taşındığımızdan beri hole kitaplık, dolap yaptırmayı düşünüyordum ama marangozu çağır, bekle gelsin, ölçü alsın, fiyat versin, yapılmasını bekle, takılsın. Bu arada yerleştir, düzenle, yeni bir dolaba alış kısmı gözümde büyüyordu. Tam olarak ne istediğimi de oturtmamıştım kafamda. Örneklere bakıp duruyordum sürekli. Hiç acele etmemiştim. Yaz başında portmanto kırılmasaydı büyük ihtimalle daha en az birkaç sene yaptırmazdım. Portmantolara çok baktım. Beğendiğim modeller de oldu. Yenisini alırsam birkaç seneye hole dolap yaptırdığımda uyum sağlar mı emin olamadım. O yüzden portmanto alımını da erteledikçe erteledim. En sonunda kesin alıp almamaya karar vermeden bir de marangozla görüşelim, belki yaptırırız belki vazgeçeriz ama yolumuzu çizmiş oluruz en azından diye düşündüm. Sonuç aşağıda gördüğünüz fotoğraflar oldu :O).  


    Holdeki eski kitaplıkları ihtiyacı olan birine verecektim aslında ama Atahan odası için istediğini söyledi. Hiç üşenmeden onları boyadı, vernikledi. Kapaklı dolabın kapağını çıkardı. Her biri için üç kat boya vurdu, kurumalarını bekledi. Odasında yer açtı ve bence çok iyi yaptı. Kitaplıklar zaten yeni gibi ve çok sağlamdı. Boyanınca odasına da çok güzel uyum sağladılar. Fotoğrafta henüz yerleştirilmesi bitmemiş halini görüyorsunuz. Daha yeni fotoğraflarını da çekmiştim ama camdan çok ışık vurduğundan kötü çıkmış. Kullanmamaya karar verdim. Eskilerle idare edelim. 


   Holun yeni hali efendim, buyrun. Dolabın rengini sokak kapımızla aynı yaptırdık. Daha koyu ya da çalışma odasındaki kitaplığın renginde düşünüyordum aslında ama oda kapılarımız açık kahverengi, dolap koyu kahverengi, evin kapısı kızıl kahverengi derken holde üç ayrı renk olacaktı. Sokak kapısına uydurmaya karar verdim. Tasarımı hayal ettiğimden biraz farklı oldu açıkçası. Bazen yadırgıyor gibi de hissediyorum kendimi ama genelde seviyorum dolabımı :0). Bu, birkaç gün önceki fotoğrafı. Yerleştirmesi bitmeden çekmiştim. Atahan'ın odasını çekerken burayı da tekrar çektim ama burada da tavandan gelen ışığı ayarlayamamışım. Kullanmadım o yüzden yerleştirme aşamasını görüyorsunuz. Bana çok bol alan sağladı. Hepsi dolmayacak bile büyük ihtimalle. İleriye dönük olarak da dağınıklığı toparlamamda faydası olacak. Kitap rafı kısmını odaya geçişi zorlaştırmamak için biraz daha dar yaptık. O da pratikte kullanım kolaylığı sağladı. Eski kitaplıktaki tüm kitaplarımı raf kısmı toparladı. 

                                   

    Bir de salona iki küçük raf yaptırdım. Bunlar yatak odasında gardırobun yanında torbalar içinde duran kitaplarımdı. Çalışma odasını düzenlerken oraya sığmayan ama vermek de istemediğim kitapları ayırmıştım. O ayıklamadan sonra hangi kitabı verdim, hangisini ayırdım, hangisi kitaplıkta hiç bilemiyordum. Bu dertten kurtuldum. Sağda solda hiç kitabım kalmadı. Çalışma odasındaki kitaplıktan da üç rafı buraya taşıdım. Orası da rahatladı. Yeni kitaplar için de yer açıldı. Taşındığımızdan beri salonda pencerenin iki yanındaki boşluk gözümüze çarpıyor, sürekli fikirler üretiyor ama orası için. içimize sinen, hoşumuza giden bir şey bulamıyorduk. Marangozu çağırmaya karar verdiğimizde kocam pencerenin iki yanına kitaplık önerdi. Kitaplığa hiçbir zaman hayır demeyeceğim için tabi ki kabul ettim. Şimdi her odaya girişimde kitaplarımı görüp mutlu oluyorum. İlerisi için bu kitaplıkları Atahan'a söz verdim. Kendi kitaplığı dolduğunda burayı kullanacak. Buraya koyduklarımın çoğu henüz okumadığım kitaplar. Okudukça belki verilecek, belki çalışma odasına gidecekler. Yerlerine de yenileri gelecek. 
   Sonuçta kitaplarımı nereye koyacağım sorununu çözmüş oldum. Hem eskileri yerleştirebildim hem de raflardaki boşluklar sayesinde önümüzdeki senelerde alacağım yeni kitaplara da yer açılmış oldu :O).  Marangoz ilk geldiğinde siparişi vermiştik. Salona, hole kitaplık dedik. Raf aralıklarına kadar konuştuk. Renk için örneklerle ikinciye geldiğinde çalışma odasındaki kitaplığı gösterdik, şaşırdı. Sizin kitaplığınız varmış zaten dedi. Var da yetmiyor açıklamasını yaptık. Yatak odası dışında her odamızda bir kitaplığımız oldu. Orası da şimdilik dursun, on sene sonra tüm kitaplıklar ağzına kadar dolduğunda kullanabileceğimiz boş bir alan olarak kalsın :O). 
  Beğendiniz mi? Beğendiyseniz yazın, beğenmediyseniz yazmasanız da olur :O). Bu da öyle bir cümle oldu ki kimse yorum yazmazsa kimse beğenmedi gibi olacak. Tamam tamam, beğenseniz de beğenmeseniz de yazın fikirlerinizi, çok mutlu olurum. 
  Sonra yine görüşmek üzere...

16 Ekim 2024

EKİMİN ON ALTISI - 2024

    Bir süredir yazamadım. Bu arada iyileşme, dikişlerin alınması dönemini atlattım. Kasım başında bir çekim olacak sonra taaa dört ay bekleyeceğiz.. Zoru bitti gibi geliyor, haydi bakalım hakkımızda hayırlısı :O).

  Yeni portmantomuz ve kitaplıklarımız yapıldı geçen gün. Bir iki şöyle değil de böyle de olabilirmiş dediğim nokta var ama genel olarak çok beğendim. Kitaplarım için fazlasıyla yerim oldu. Çok mutluyum. Yerleştirmem biter bitmez sizlerle de fotoğraf paylaşacağım. Tahmin edebileceğiniz üzere biraz evi derleyip toplamaya yoğunlaştım. Son zamanlarda ister istemez çok dağılmıştı ve ben de sıkılmaya başlamıştım bu halinden. Dolaplarımı yerleştirip düzenini iyi kötü oturtup artık biraz da keyfini çıkarmak istiyorum.

  Sonra yine görüşmek üzere...

8 Ekim 2024

EKİMİN SEKİZİ - 2024

 

  

   Ahmet Ümit'in son kitabını bitirdim. Genel olarak beğendim ama kısa geldi bana. Doyurmadı. Daha uzun, daha ayrıntılı, daha karakter analizli olsa daha da çok beğenirdim. Seviyorum Nevzat Başkomseri 💕

  


  Yırtıcı Kuşlar Zamanı'nı bitirdikten sonra da Hyunam-Dong Kitabevi'ni okudum. Durağan ama güzel bir hikayesi olan, diyaloglarını zayıf bulduğum fakat yine de sevdiğim bir kitap oldu. Uzun zamandır merak edip okumak istiyordum. 

   Hyunam-Dong Kitabevi'ni de bitirince bir süre neye başlayacağımı bilemedim. Normalde daha elimdekini bitirmeden sonrasında ne okuyacağımı belirlerim. Okuyacak çok kitabım var da hiçbiri beni çekmedi. Sonra hafif ve komik bir şeyler okuma isteğiyle Süreya Kuaför Salonu'na başladım. Komik bir kitap gerçekten. Henüz bitirmedim ama beğendim diyebilirim..


   Sizi Pervasız'la tanıştırmak istiyorum. Kendisi son birkaç gündür bizim mutfakta takılan bir örümcek. Gerçeği fotoğrafta göründüğünden daha tatlı ve daha küçük. Bizim ortalıkta olmamıza hiç aldırmadığından adı Pervasız. Elimizi uzattığımızda zıplayarak kaçıyor. Beraber yaşayıp gidiyoruz :O).

  Geçen perşembe diş ameliyatından dönünce geçirdim pijamamı üzerime, salondaki kanepenin yastıklarını ayarladım, bir de üzerime battaniye çektim ve yattım. O günden beri hasta modundaydım. Arada kalktım tabi ki de ama pek bir şey yapamadım, keyfim yoktu, ilaç içiyordum, uyuyordum, kitap okuyordum. Şimdi iyiyim artık. Bugün yatağımı topladım, pijamalarımı çıkardım, biraz ev işlerini toparladım. Yeniden ayağa kalkmak hoşuma gitti. Biraz hassasiyet hala var ve dikişler de tee pazartesi alınacak ama olsun geçen günlere göre çok daha iyiyim :O).

  Yine görüşmek üzere...

4 Ekim 2024

EKİMİN DÖRDÜ - 2024

 



 Yabancı serisini yaklaşık iki buçuk ayda bitirdim. Şimdi Ahmet Ümit’in yeni kitabına başlayacağım. Hem günlerdir basılıp satışa çıkmasını heyecanla bekliyordum hem de bu kadar uzun süre fantastik okuduktan sonra biraz tür değiştirmek iyi gelecek. Seri genel olarak güzel ama bazen biraz sıkıldığım ve artık bitsin dediğim de oldu:). Bir de okuyacak yeni aldığım çok kitabım var.  Kitaplıkta gözüme iliştikçe seriyi yarım bırakıp onlara başlayasım geldi hep. Bir süre seri okumak istemiyorum. Tek ve yeni kitaplarımı okuyacağım sırayla. 

İkinci diş ameliyatımı da dün oldum. Dişim de çekildi. İlk ameliyatta diş çekme kısmı zor ameliyat kısmı kolay gelmişti. Nahoş da bir işlem sonuçta. Geriliyorum tabi ki her seferinde. O yüzden işlem başlamadan önce kendimi diş çekimi en fazla beş dakika sürecek, bir daha çekim olmayacak diye telkin ettim. Peki ne oldu, çekim bir dakika bile sürmedi, hiç zorlamadan su gibi aktı geçti ama bu sefer operasyon kötü ve daha sıkıntılı ve bir tık da acılı geçti:). Ondan önce de en fazla bir saat sürecek diye telkin ettim kendimi. Dayanırsın dedim ama biraz zorlayıcı olunca arada içimden küfür ettim dişlerime:). Bıktım sizinle uğraşmaktan da dedim. Neyse ki bitti gitti ve sonraki iyileşme dönemi de ilkine göre daha kolay geçiyor, yine de yatıyorum dünden beri. Yarın biraz daha iyi olurum diye düşünüyorum. Evdeki her işi oğlumla kocam hallediyor. Onların yapmadıkları - yapamadıkları da ben iyi olayım da yapayım diye beni bekliyor:). 
Yine görüşmek üzere…

30 Eylül 2024

EYLÜLÜN OTUZU - 2024

 Son günlerde yoğun bir şekilde kitap okuyorum. Yabancı serisinin yeni çıkan son kitabına başladığımda önceki olayları hiç hatırlamadığımı fark edince seriyi birinci kitaptan itibaren okumaya başlamıştım. Eski kitapları bitirdim ve taze olaylarla dolu son kitaba başladım. Bir an önce bitirmek için elimden bırakmıyorum :O). 

 İkinci diş ameliyatım bu çarşamba yapılacak. Bugün olacaktı aslında ama doktorun sağlıkla ilgili acil işleri çıkınca erteledik. Bu da bitince dört ay boyunca kemik güçlenmesi için bekleyeceğiz. Sonrası implant aşaması. 

 Kırılan vestiyerin yokluğunu yaz boyunca pek hissetmemiştik hatta onun yerine esintiden faydalanmak için koltuğu çıkarmıştım ama havalar soğuyunca ince montlarımızı giymeye başladık. E yarın öbür gün kışlık olanlar da ortaya çıkacak ve holde şu an hiçbir şey olmadığından elimizde kalıyor hep montlar, sağa sola atıyoruz. Bu yüzden daha fazla ertelemeden bir portmanto yaptırmaya karar verdik. Holdeki kitaplıklarım da yeterli değildi. Takım olacak şekilde marangoza sipariş verdik. Oturma odasına da ek kitaplık yaptırıyoruz. Hem benim yatak odasında gardıropta duran kitaplarıma yer bulmuş olacağım hem de Atahan'ın son zamanlarda çoğalan kitaplarını yerleştireceğiz. Heyecanla bekliyorum. 

 Hasretle beklediğim sonbahar geldi. Çok mutluyum. Hava serinledikçe ve yavaş yavaş uzun kolluları çıkarmaya başladıkça daha da mutlu oluyorum. Yazın neminden nefret etmiştim bildiğiniz gibi. Bu serinlik ve yağmur ruhuma iyi geliyor. 

Sonra yine görüşmek üzere...

25 Eylül 2024

EYLÜLÜN YİRMİ BEŞİ - 2024


 2021'de çekmişim bu fotoğrafı. Ablam çalışma odasında telefonla konuşurken onun haberi olmadan. Geçen gün tesadüfen karşıma çıktığında bir an gerçekten içerideymiş, telefonla konuşuyormuş da bitirince yanıma gelecekmiş gibi geldi. Anlık güzel bir yanılsamaydı sonraki hayal kırıklığı da yüksek oldu. Hep özlüyorum zaten de son zamanlarda biraz daha depreşti gibi özlemim yine. Sizinle paylaşmak iyi geliyor. 

Sonra yine görüşmek üzere...

23 Eylül 2024

EYLÜLÜN YİRMİ ÜÇÜ - 2024

 Neredeyse tamamen iyileştim ve ayaklandım. Dikişlerim hala alınmadığı için evden hiç çıkmadım yolda molda bir şey olur, biri çarpar canım acır diye korktum ama bugün randevum var. Dikişler alınacak, öteki operasyonu da yapar mı bugün (sol tarafa yapılacak olan) bilmiyorum ama bir an önce olsun da inşallah sağlıkla onu da atlatayım iyileşme kısmına geçeyim istiyorum. Bunlardan sonra da işim bitmeyecek ama en ağır kısmını atlatmış olacağım en azından diğerleri bu kadar zahmetli olmaz diye düşünüyorum. 

 Ben evden çıkmadığımdan dün arkadaşlarımı ağırladım evde. Eski iş yerinden hala görüştüğüm ve sevdiğim iki arkadaşım geldi. Keyifli vakit geçirdik. Biz çalışırken evde buluşma kısmı zor geliyordu, iş çıkışı bir yerlere gidip oturmak çok daha pratikti ama ben evde misafir ağırlamayı severim aslında. Ev çok daha rahat bence. İstediğimiz gibi oturduk kalktık, çayımızı da kahvemizi de sigaramızı da içtik. Etraftaki insan kalabalığının gürültüsü yoktu, yormadı beni. 

Ben evliliğimde 25. seneme girdim ama bu seneye kadar hiç kışlık domates yapmadım. Annem yapıp veriyordu, kaynım, görümcem yaptıklarından ayırıyordu zaten çok yoğun kullanmadığımdan onlar da bana yetiyordu. Annem ve kaynım bu sene yapmayacağını söyleyince on kilo kadar domates alayım da ben yapayım hem de öğreneyim dedim. Kavanozlarımı, kapaklarımı da hazırladım. Anneme beraber yapalım dedim, onun usulünü öğreneyim onun gibi yapayım diye ama bir ara annem şehir dışındaydı, sonra benim diş işleri çıktı domates yapma mevsiminin sonuna geldik neredeyse ama ben hala yapamadım. Bir aksilik olmazsa bu hafta yapayım ve o işi de bitireyim istiyorum. 

Vitrinim yok evde ama kadehlerimi, fazla bardaklarımı koyduğum bir dolabım var. Dağılmış, tozlanmış, bardaklar üst üste duruyor arada devriliyorlar, her seferinde kırılmanın ucundan dönüyoruz ve her kapağını açtığımda şurayı bir toplayım bir ara diyordum ama o ara neredeyse bir senedir hiç gelmiyordu. Komple boşaltmak gözümde büyüyordu açıkçası. Geçen gün bir haftadır evden hiç çıkmadan hep yatıyor olmanın verdiği enerji ve sıkıntıyla dolaba giriştim. Boşalttım, masanın üzerine yığdım. Bir yıkayım tozu gitsin de öyle yerlerine koyayım dedim ki, sular kesilmiş! Çok sık kesilmez halbuki sularımız belki senede bir - iki kere ama işte o senede bir kere kesileceği gün de benim senede bir kere bardak dolabını düzenleyeceğim günü buldu. O gün o iş kaldı. Ertesi gün de başka şeyler yaptığımdan çok az bir kısmı yıkandı. Sonraki gün bana bir atalet geldi hiç elimi süremedim. Derken derken gün gün az az yıkadım kaldırdım ama hep bir köşede bir kısmı bekledi. Yani aslında makinede yıkanabilecekler yıkandı da elde yıkamam gerekenleri yapmayı bir türlü canım istemedi, çok zor geldi. Dün artık misafirim gelecek diye son kısmını da yıkadım ama kurulayıp kaldırmaya fırsatım olmadı. Bugün artık dolaba yetleştireceğim ve bu iş de bitmiş olacak. Bazen bazı işler ne kadar sürünüyor elimizde, bilmem size de oluyor mu? Benim her zaman olmuyor ama oldu mu da tam oluyor:). Suların kesilmesi o anlık dolap toplama gazımı alıp götürünce bu iş de öyle oldu, süründükçe süründü. Ben bile bıktım elimin altında sürekli yıkanacak bardak, kafamda sürekli o işin olmasından. Bittiği için mutluyum:). 

Sonra yine görüşmek üzere…

15 Eylül 2024

EYLÜLÜN ON BEŞİ - 2024

 Cuma günü tedaviye başladık. Dişçi, küçük bir diş ameliyatı yaptı sağ tarafıma, hazır uyuşturmuşken bir iki dişi de çekti. İyileşince aynısı sol tarafa da yapılacak. İğneden sonrasını kesinlikle hissetmedim. İğneyi bile vurduğunu anlamayacaktım neredeyse. Ameliyat sonrası ağrı hiç olmadı ara ara acıdı biraz, onu da ağrı kesici rahatlıkla halletti. Yani çok ağrı sızı olmadı ama hassasiyet vardı. Sigara içemedim uzunca bir süre. Ertesi gün yanağım biraz şişti derken çok acı çekmesem de nahoş bir süreç oldu benim için :O). Geçmesini sabırsızlıkla bekliyorum.. İlk gün biraz daha sıkıntılıydı benim için ama bugün ikinci gün ve çok daha rahatım. Genelde yattım, kitap okudum. Hiçbir iş yapmadım-yapamadım. Kocamla oğlum hem idare ettiler hem de ellerinden geldiğince yardımcı oldular. Tedavinin en zor kısmı bu iki diş ameliyatı kısmı. Bunun da birini atlattım, biri kaldı.  Diğerlerinin daha hafif geçeceğini düşünüyorum. 

    Yine görüşmek üzere...

10 Eylül 2024

EYLÜLÜN ONU - 2024

 Bugün en sonunda içime sinen bir dişçi buldum. Cuma günü tedavi başlayacak. Toplamda 6-7 ay sürecek. İmplant da var terimleri tam bilmediğim başka işlemler de. Çok gerilmiştim gitmeden önce. Dişçiden çıkınca başım ağrımaya başladı. Bir yandan yine biraz uğraşacağım bir süreç olacak biliyorum ama bir yandan da uzun zamandır devam eden bir derdimden kurtulacağım için mutluyum. Rahatladım. 

  Yine görüşmek üzere...

7 Eylül 2024

EYLÜLÜN YEDİSİ - 2024

 Sessiz bir cumartesi sabahı yaşıyorum. Evin beyleri - Hektor dahil - uyuyor ve ben de kitap okudum saatlerce. Kitap okumaktan yorulunca da bloguma geldim. 



    Hektor'u paylaşmamıştım uzun zamandır. Bu, yaz başında evin içindeki cereyandan faydalanmak için hole çıkardığım koltuk. Büyük ihtimalle eylül sonu gibi oturma odasındaki yerine döner artık. Hektor orada kolçağın dibine saklanarak bize pusu kurmayı çok seviyor. Bu fotoğrafta yüzünde gördüğünüz ifade de ben kudurdum, benimle oynayın ifadesi :O). Koltuk mutfak kapısının da hemen kenarında yer alıyor. Bazen biz mutfaktayken çaktırmadan oradan bizi izliyor. Fotoğrafta ayrıca gördüğünüz çıkmış iplikler Hektor'un marifeti. Örtü koyarak koltuğu koruyabileceğimi ummuştum ama geçen gün örtüyü yıkamak için çıkardığımda gördüm ki altındaki koltuğu da eşelemiş. Kocaman bir tane tırmalama tahtası da var, arada halıyı da kullanıyor ama bu tekli koltuklar da sevdiği bir tırmalama noktası. Yine de bunlara sardığından üçlüleri kurtarabildiğim için mutluyum :O). Geçen kış perdelere asılarak sallanma oyununu da çok seviyordu. Yaz gelince unuttu. Kışın yine aklına düşer mi acaba diye merak içindeyim. 

  Hava bir kapalı bir açık. Hafif bir serinlik hakim. Güzel bir eylül gününden sizlere yazdığım için mutluyum. Bugün ayrıca evlenme yıldönümümüz. Yirmi beşinci yılımıza gireceğiz. Yarın da rahmetli babamın doğum günü. Senelerce çifte kutlama yaptık. Bazen aynı gün bir araya geldik, bazen birer gün arayla ayrı ayrı kutladık. Yılın bu zamanı onu düşünmemem imkansız.

  Yine görüşmek üzere.

5 Eylül 2024

EYLÜLÜN BEŞİ - 2024

 Sabahları eylül serinliğinin tadını çıkarıyorum. Yaz boyunca bizi serinleten poyrazımızın etkisi azaldı. Öğleden sonraları bu biraz zorluyor ama yine de temmuz ya da ağustos kadar sıcak değil. Bu sabah ciddi ciddi üşüdüm çok hoşuma gitti, çok mutlu oldum. 

 Buralara pek uğramadım, evde işlerim vardı. Kafamda evirip çevirdiğim düşünceler vardı. Hepsi, yani işler de düşünceler de duruyor hala. Biraz daha aktif bir dönemde hissediyorum yine de kendimi. Uzun zamandır ertelediğim bazı şeyleri yapmaya başladım. 

  Yine ve daha sık görüşmek üzere. Arayı çok uzatmayacağım.

31 Ağustos 2024

AĞUSTOSUN OTUZ BİRİ - 2024

 Son günlerde biraz tembellik yaptım. İş güç açısından çok verimli günler geçirmedim ama kendi açımdan fazlasıyla güzeldi :O). Kitap okudum sabahtan akşama kadar, kitap okumaktan yorulduğumda ya da sıkıldığımdaysa sosyal medyada amaçsızca gezindim. Günün çeşitli saatlerinde uzun - kısa şekerlemeler yaptım. 

  Yabancı serisini okuyorum şu sıralar. Diana Gabaldon'un. Son çıkan kitaba başladığımda önceki olayları pek hatırlamadığımı fark edince ilk kitaptan olmak üzere baştan başladım. Beşinci kitaptayım şu an. Bazen sıkılıp elimden bıraktığımı ve okumaya devam etmediğimi fark edince nerelerde okuyasım gelmediğine dikkat ettim. Bu seride, politik olayların anlatıldığı kısımlar beni sıkıyor. Bir arkeolog olarak tarihi çok sevsem de İskoç ve Amerika tarihi üzerine bilgim yok ve bu yüzden kitapta bahsedilen olaylar çok havada kalıyor. Bir de önceden hatırladığım sevdiğim karakterlerin başına gelecek kötü olaylar yaklaştığında okuyasım gelmiyor. Olayların sonucu biliyor da olsam tekrar okuyunca tekrar üzülüyorum. Çok da hassas ve ponçik bir yapım var :O). Ya da hayat beni yormuş bir de kitap sebebiyle üzerime duygusal yük bindirmek istemiyorum. Bazen okurken çok kaptırdığımda kendime "Bu bir kitap karakteri, gerçek değil." diye hatırlatmalar yaptığım da oluyor.  

 Yarın 1 Eylül. Mutluyum. Tamam, eylülün biriyle hava hemen soğuyup sonbahar başlamayacak ama yine de önümüzdeki güzel ve serin günlerin yaklaştığını gösteren bir işaret olacak. Eylül ayını çok severim zaten. Hem evlenme yıldönümümüz de eylülde. Yirmi beşinci senemize başlayacağız. Yıldönümlerimizde hediye almıyoruz birbirimize ama genelde dışarıda bir yemek ya da en azından evde bir pasta ile kutluyoruz. Bu sene hangisini yapacağımıza daha karar vermedik. Benim oyum pastadan yana. Rejimdeyiz diye uzun zamandır çikolata alımını ve pasta yapımını kısıtladık, özledim açıkçası.

  Yine görüşmek üzere... 

25 Ağustos 2024

AĞUSTOSUN YİRMİ BEŞİ- 2024

    Eminim ki yiyeniniz ve kullananınız vardır ama kepekli pirinç bizim hayatımıza son rejimle beraber girdi. Daha öncesinde ne almıştım, ne yapmıştım ne de yemiştim. Sevdim ben. Hatta normal pirinçten tamamen vazgeçebilecek kadar sevdim. Benim gibi denemeyenleriniz varsa belki tadar, beğenir, hayatına dahil eder diye bir yazayım dedim. Tavsiyemdir :O). 

   Bazen gözüm hoş yanılgılar yaratabiliyor. Geçenlerde blogtaki eski yazılarda bir şey ararken hızlı hızlı geçiyordum. "Aralığın Otuzu" yazmışım, ben onu affedersiniz ama "Anasının Gözü" diye okudum. Yanlış okuyabileceğim de hiç aklıma gelmedi o an, kendi kendime Allah Allah ben böyle başlık atmam ama dedim vardır bir sebebi herhalde. Üzerinde de durmadım. Sonra sayfada geri dönerken tekrar görünce alakasızlığını fark ettim. Bilinçaltımda ne vardı ki Aralığın Otuzu - Anasının Gözü oldu inanın ki hiç bilmiyorum :O). 

   Geçenlerde evin içinde dolanıp etrafı topluyor bir yandan da annemle telefonda konuşuyordum. Hektor'un derinlerden sesi geliyor gibi geldi bir ara. Bir yerlerde kapalı kaldığında bağırıp haber veriyor genelde. Bir yandan onu ararken bir yandan kapı çaldı. Gidip açana kadar da çalmaya devam etti. Anneme kapıya bakmam lazım, bekler misin dedim duymadı, anlatmaya devam ediyordu. Arkada Hektor hala bağırıyordu. Kapıyı çalan kargoymuş, teslimat kodunu istedi. Anlık olarak kaos ve kakafoni tavan yaptı. Bir an çığlık atasım gelse de önce kodu verip kargoyu gönderdim. Sonra Hektor'u kurtardım: Peşimden her yere girip çıktığı için banyoda kapalı kalmış. Sonra anneme tam anlamadım baştan anlat dedim, onu dinledim. Günü kurtaran kahraman bendim :O).

  Dün misafir ağırladık. Kahvaltıya yeğenim ve eşi, Atahan'ın kız arkadaşı, annem ve erkek arkadaşı geldi. Ben ve kocamı da dahil ettiğimde sekiz kişiydik. Hem yeğenimle bir araya gelmek istedik, uzakta oturduklarından istediğimiz sıklıkla görüşemiyoruz hem de annemin erkek arkadaşıyla tanışma - görüşme kahvaltısı oldu biraz da. Babamı beş buçuk sene önce kaybetmiştik. Ağustos ayının başında annemin erkek arkadaşıyla ön tanışma yaptık. Annemin mutlu olması beni çok mutlu etti, yalnız olmadığını da bilmek güzel. Fikren de tamamen kabulum ama yine de bizim için yabancı bir beyefendi olduğundan ısınma ve tanıma turları yapıyoruz. Ben ilişkileri ağırdan almayı severim zaten genel olarak. 

  Bu arada Atahan birikmiş parasıyla kendisine eski model bir araba aldı. Bizim hiç desteğimiz olmadan tamamen kendi emeğiyle almış olduğu için onun için de, bizim için de çok değerli. Büyüdü ve artık yavaş yavaş kendi hayatını kuruyor. Bir anne için çok gurur verici bir şeymiş. Darısı bebişleriyle ya da ergen çocuklarıyla uğraşan annelerin başına olsun inşallah. Allah onlara sabırlar versin :O). Özellikle fazla fazla sabrı ergen annelerine versin :O). 

   Yine görüşmek üzere...

20 Ağustos 2024

AĞUSTOSUN YİRMİSİ - 2024

   Geçenlerde arabamızı sattık, sene sonuna doğru yenisini almayı düşünüyoruz. Normalde arabasızlığın beni yürümeye daha çok teşvik edeceğini düşünürdüm ama tam aksine evde daha çok oturmaya başladım. Araba varken onu kullanmayım, spor olsun - hareket olsun diyerek yürürken şimdi hiç çıkmayım daha iyi diyorum :O). 

   Spor bir alışkanlık ve bende hiç yok. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim eliptik aldığımızdan. Tam onu sevmiştim, günde 20 dakika yapmaya başlamıştım ki, kırıldı. Servisi de İstanbul'un içinde bir yerlerde. Eve geliyorlar mı, aleti mi bize getirin derler bilmiyorum. Servisin numarasını buldum ama aramadım bile bilgi almak için. Eliptik evdeki "bir gün tamir ettiririm" kervanına katıldı. Yürüyüş bandı aldık. Aslında almadık yeğenim taşındığı evde uygun yer olmadığı için kendisininkini bize verdi. Hele şimdi yürüyüş bandı da var ya, eliptik tamir edilmeyi beklerken eskir büyük ihtimalle. Yürüyüş yapıyorum hemen her gün. Yürümeyi severim normalde zaten de yürüdükçe terlediğimden yazın dışarıda biraz itici oluyor. Yüzümden gözümden terler süzüle süzüle bir yere gitmeyi sevmiyorum. Evde yürümek hoşuma gitti o yüzden. Yürüyüşün faydalarına bakarken yakılan yağların yüzde seksen dördünün vücuttan nefesle karbondioksit olarak atıldığını öğrendim. Ben hep ter ve idrarla atıldığını zannederdim. Nefes hiç aklıma gelmemişti, şaşırdım. Bu arada yaz başında Atahan kilo verebilmek için rejime başlamıştı, ben de ona eşlik ediyordum. O dokuz kilo verdi, ben de toplamda üç kilo verdim. Son zamanlarda da biraz saldık açıkçası ama yine de kendimi daha hafif ve enerjik hissediyorum. Bunu birkaç aylık bir süreçte zayıflamak amaçlı yapmak değil bir yaşam tarzı olarak "sağlıklı yeme alışkanlığı" haline getirmek istediğimden verdiğim / veremediğim kilodan çok nerelerde neleri değiştirebilirim kısmına odaklandım. Sporu hayatımın bir parçası haline getirmek ve sigarayı azaltmak da (ama şu an için bırakmak değil) ilerideki hedeflerimden. Daha önce dönem dönem denedim ama belki de o zamanlarda yoğun çalıştığımdan bunu gerçekleştiremedim, belki yaşam tarzımı ve yeme stilimi değiştirmeye hazır değildim, tam olarak nedenini bilmiyorum ama olmamıştı. Birkaç gün sonrasında eskiye dönmüştüm. Bu sefer çok yavaş adımlarla ilerlesem de devam ediyorum. Arada kopmalar, sapmalar, kaçamaklar olsa da vazgeçmeyeceğim, denemeye devam edeceğim. 

   Yine görüşmek üzere. 

  

16 Ağustos 2024

AĞUSTOSUN ON ALTISI - 2024

 Bugün uzun zaman sonra annemle pazara gittik. Tabi ki çok güzeldi, çok keyifliydi ama çok yoruldum. Hem kalabalık, hem sıcaktı, pazarı gezdik, aldıklarımızı taşıdık derken eve gelince bir şey yapmaya halim kalmadı. Son zamanlarda 1930'larda geçen Büyük Küçük Tüm Hayvanlar diye bir diziyi izliyorum. Manzaraları, eski zaman davranışları ve eşyaları çok hoşuma gidiyor. Eve gelince de dinlenirken açtım onu izledim, hoşuma gitti. Mutlu oldum. Bu arada tazelik açısından pazardan alınan sebze meyveyle marketten alınan kıyas bile edilemez tabi ki ama marketten genelde eve sipariş yöntemiyle aldığımdan kapıya kadar gelmesi, zaman ve enerji tasarrufu sağlaması da benim için vazgeçilemez. 

  Yine görüşmek üzere...