Son beş gündür yazmayı çok isteyip bir türlü başlayamıyorum. Tarihi güncelledim sürekli. Sayfa hep açık derken, bu akşam başka bir şeye el atmadan direkt yazmaya başladım artık. Daha önceki denemelerimde, dur şunu da halledeyim, bunu da yapayım öyle başlayım derken yazma işi hep kaldı. En son bir hafta önce yazmışım ama belki de isteyip de yazamadığım için, tam olarak sebebini bilmiyorum ama sanki aylardır hiç yazmamışım gibi hissediyorum kendimi. Belki size anlatacağım bir sürü konu biriktiği içindir.
Öncelikle bilgi güncellemesi yapayım. Son yazımda bahsettiğim üzüm ekşi mayam Grawpi ile ilk ekmeğimi yaptım. Bunu birazdan ayrıntılı anlatacağım ama ondan önce mayanın gelişim aşamasıyla ilgili birkaç şeyden bahsetmek istiyorum.
Üzüm ekşi mayası diye bir şey olduğunu ilk öğrendiğimde çok heyecanlandım ben. Bu işlerde yeniyim aslında eminim daha bilmediğim çok fazla şey vardır. Ama ben bir şekilde kendimi sanki yıllardır ekşi maya yapıyormuşum da her şeyi öğrenmişim, artık hiçbir şey beni şaşırtmıyorken birden hiç bilmediğim yeni bir tat keşfetmiş bir bilim insanı falan gibi hissettim :O). Koştum pazara üzüm aldım, hemen ertesinde heyecanla mayamı kurdum ve sabahtan akşama başında bekleyip kabarcık yolu gözledim. Bu heyecan ve mutlulukla da kendimden bir canavar yarattım. Hani filmlerde olur ya çılgın mucitler, bir şey icat ederler ve ona o kadar çok bağlanırlar ki, dünyaya zarar vereceğini de bilseler yok edemezler. İşte hayatımda (-ayatımda yazmıştım buraya düzelttim, serdeki Trakyalılık bazen hiç olmayacak yerlerde çıkıyor) neyse, hayatımda ilk defa o çılgın mucitleri anladım. Ekşi üzüm mayama kıyamadığım için gerekli bir adımı atladım ve evde Grawpi kolonisi kurdum.
Şimdi gelelim ilk üzüm ekşi mayam Grawpi 1 ile yaptığım ekmeğime. Bolca Kavılca unu, biraz güçlü beyaz ekmek unu, su, maya, çekirdek ve tohum var içinde. Tadı efsane oldu. Mayam çok genç olduğu için aroması birazcıcık kuvvetliydi ama beslenip geliştikçe alttan alta hissedilen bir aromaya dönüşecek. Renginin koyuluğu içindeki buğdaydan. Kavılca buğdayı tam buğday unu gibi. Öğütülmeden bırakılıyor. O yüzden beyaz bir renk vermiyor. İnternetten aldım ben bu arada. Belki köylerde ekenler vardır, şehir dışında yaşıyorsanız has halini bulabilirsiniz. Belki büyük marketlerde de vardır. Çok market gezmedim açıkçası, internetten puanı ve yorumları iyi bir satıcıda bulunca direkt aldım. Sadece ben yiyeceğim için tek ekmeklik kadar un kullandım. Kocam ekşi mayalı ekmek zaten pek sevmiyor, bunun bir de aroması baskın olduğu için hiç tercih etmeyeceğini düşündüm ki, doğru düşünmüşüm. Tadına baktı gerçi. Bir de günlerce ben durmadan sürekli üzüm ekşi mayam, Kavılca buğdayı, Grawpi, besledim, kabardı, bak ne tatlı oldu, kokusuna bak deyip durduğum için kendi yapmış kadar oldu. Yedikten sonra da saatlerce, çok güzel olmuş deyip durduğum için yemiş kadar oldu :O).
Ekmeği klasik ekşi maya tarifiyle yaptım. Piştikten sonra dinlendirip soğuttum. Tek üzüldüğüm nokta ilk kestiğimde kayda almamak oldu. O kabuğun çıtırtısını size dinletebilmeyi isterdim. Kestiğim anda aroması geldi burnuma. Kabuğu efsaneydi. Oturduğum yerde iki kocaman dilimini hiç anlamadan, yanına da bir şey aramadan yemişim bile. Tadına bakıyordum, ne oldu o dilim diye aranırken fark ettim. Atahan da bayıldı.
Sonuçta bugün hemen ikinci ekmeği yoğurdum, yarın pişireceğim.
Anlatacak çok şeyim vardı ama zamanım ancak Grawpi'yi ve ekmeğimi anlatmaya yetti. Gitmeden son kararımı sizlerle paylaşacağım. Mümkün olduğunca her gün yazacağım. Bir keresinde denemiştim hatırlarsınız belki. Bir ay boyunca her gün yazmıştım. Sadece bir gün kaçırmıştım. O her gün yazıp yazmayacağımı görmek için yaptığım bir denemeydi. Amaç ne olursa olsun yazmaktı. Bu öyle değil. Özellikle sizlerle paylaşmak için yazacağım. Az veya çok, önemli veya önemsiz. Yani bana göre hepsi önemli de, belki size önemsiz gelebilir. Neyse, okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, yaptıklarım, düşündüklerim. O günün payına ne düşüyorsa.
O zaman yarın yine görüşmek üzere...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder