24 Nisan 2015

4

Eş zamanlı bitirmem gereken dört proje ve yakın zamanda bitirmek zorunda olduğum rutin işler ve benim yapmam gereken ıvır zıvır şeyler derken her günüm deli bir koşturmacayla geçiyor.  Dün evdeydim, resmi tatildi. Yarın izin günüm. O kadar yoruldum ki bugün - kafa yorgunluğu- on beş gündür kesintisiz çalışıyormuş gibi hissediyorum kendimi. Alnımın akıyla şu dönemi bir atlatabilirsem süper rahatlayacağım. 

Yine de bu koşturmacada kendime kitap aldım ve birine bir sürpriz yaptım. Bakalım. Kitaplar önümüzdeki hafta gelir, heyecanla bekliyorum. Sürprizin daha zamanı var. Beğenileceğini umuyorum.

İş yoğunluğundan sürekli şikayet ettiğimi fark ettim dün. Daha doğrusu şikayet demeyim de, dile getirme. Kendimden bu bağlamda sıkıldım. Buraya yazdım son olarak ve bitirdim. Enerjimi anlatmaya değil işleri yapmaya harcayacağım. Evde de yapılması gereken  bir dolu şey var ama ben şimdi ayaklarımı uzatıp hafif alkollu meyve suyumu yudumlayacağım. Elimde de bir kitap olacak büyük ihtimalle. Hayat her şeye rağmen güzel :O).

Görüşmek üzere...

23 Nisan 2015

20 Nisan 2015

3

Normalde yazmak için sakin anlarımı tercih ediyorum. Etrafın da sakin olduğu, ruhumun da. Şu an öyle bir zaman değil. Kızdım birilerine. Televizyonun sesi de geliyor, ruhum da sakin değil fiziksel alanım da. Saydırasım var birilerine. Olayı anlatmayacağım da doğrudan şunu söyleyeceğim ne kadar çok anlamsız - boşuna yaşayan kişi varmış. Özellikle iş hayatında sayıları sayılamayacak kadar çok ve ne talihsiziz ki onlardan uzak durma şansımız pek olmuyor. Özel hayatımıza dahil etmesek de bir şekilde sızıyorlar. Sızmasalar da zaten iş yerinde evden daha çok vakit geçirdiğimizden ister istemez hayatımızı da ele geçiriyorlar.  Bu Türkiye'ye mi özel, benim çalıştığım iş yerlerine mi, tüm dünyada mı böyle bilmiyorum. Belki bazen ben çok takıyorum. Gerçi zaman içinde bu takma olayını azalttım gibi geliyor. Yine de kendimi kaptırıp sonuna kadar sinir olduğum zamanlar da az değil. 

İşlerim o kadar yoğun ki, nasıl yetiştireceğimi düşünüyorum sürekli. Bir de işimi nasıl geliştirebileceğimi. Kimin ne yaptığını oturup inceleyecek, üzerine düşünecek vaktim olmuyor pek. Kendi işime bakıyorum. Bir de genelde arkadaşlarımı sevsem de dostum diyebileceğim kişi çok yok aralarında. İş arkadaşlarım seviyesindekilere de insaniyet namına sevinip insaniyet namına üzülüyorum da bütün gün oturup acaba ne haldeler diye düşünmüyorum. Hal böyle olunca herkesi kendim gibi zannediyorum. Sonra bir bakıyorum ki milletin bütün derdi birilerini şikayet etmek, arkasından konuşmak, menfaati olduğu sürece dost olmak vb. Birden, genelinin böyle olduğunu fark edince güçlü bir hayal kırıklığı yaşıyorum açıkçası. Böyle anlarda şeytan, bırak git her şeyi diyor. Bir süre sonra unutup yine işime gücüme dalıyorum da ilk şok kuvvetli olabiliyor.

İki - üç yıl önceye kadar iş arkadaşlarımızla olan buluşmalarımıza herkesi davet etmiyordum. Belli kiriterlerim vardı, herkese de kapımız açık değildi. Bazı arkadaşların sitemlerini haklı bulup, ayırmadan herkesi davet etmeye başladım bir süre sonra. Özellikle aramıza yeni katılanlar kendilerini dışlanmış hissetmesinler istedim. Bir süre sonra fark ettim ki, bu sefer de insanlar kendilerini vazgeçilmez sanmaya başlamış. Son buluşmalarımızda yine eski sistemi uygulamaya başladım. Herkesi istemiyorum. Hayatımda beni yoracak, üzecek kişileri hiç istemiyorum. Budur.

Yine görüşmek üzere...

18 Nisan 2015

2

Gittim geçen gün ütü aldım kendime. Bir de bilgisayar alabilseydim iyi olacaktı. Sabah yarım saatten fazla uğraştım açılsın diye ama olmadı. Akşam üzeri ise düğmesine bastığım anda giriş ekranı karşımdaydı. Hayatımda önemli bir yere sahip bilgisayar. Yokken bir sürü işim yarım kalıyor. Hem özel işler hem de iş işleri :O).

Annem bir haftadır İspanya'daydı, bu gece dönüyor. Sabırsızlıkla ondan haber beklerken bir iki satır çiziktirmek istedim. Kek yaptım annem için. Atahan elmalı kurabiye istemişti birazdan onu yapacağım. Bir de tuzlu seven babam için poğaça yaptım, dinleniyor. Birazdan fırına verilecek. 

Sakin ve sakin olduğu için de güzel olan bir cumartesi yaşadım. Bir süredir minik bir ara vermiştim kitap okumaya, döneceğimin sinyallerini alıyorum. Bir önceki cümleyi yazarken tam, telefon çaldı, konuştuktan sonra yerine koyarken elimden kayınca, telefon bilgisayar masası üzerinde sekti ve fare de yere uçtu. Telefonda hasar yok gibi ama fare biraz dağıldı. Bir süre sonra fare ve telefon almam lazım yazarsam şaşırmayın :O).

Neyse, kekler kurabiyeler beni bekler. Yine görüşmek üzere...

13 Nisan 2015

1

Bugünlerde elektrikli ve elektronik aletlerle sorun yaşıyorum. Önce iş yerindeki bilgisayarım virüs sebebiyle bozuldu. On gün bilgi işlemde kalınca her işimi yarım yamalak yapabildim. Sonra kasasını daha iyi bir kasayla değiştirdik ama bu arada üç gün de, eski dosyaların yüklenmesi, programların tamamlanmasıyla geçti. Geçen hafta cuma, saat beşte, tam da iş çıkışı bütün işlemler bitti, süper iş yapacak kıvama geldi, eksik dosyalarımı tamamladım, hazır derken, pazar günü -  on yedi senelik bilgisayar kullanımı hayatımda - ilk defa nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde masaüstünü göçerttim. Sonra  birazını düzeltebildim, dosyalarımın birazını kaybettim. Yedekler diğer sürücüdeydi ama cuma beşte çıkarken son halini kaydetmemiştim. O yüzden yine on gün önceki bilgilerime döndüm.

Bu arada evdeki bilgisayar bozulmuştu. Yeni bir sabit disk bulmuştu Çağıl bize ama eskisiyle beraber on senelik fotoğraf ve belge arşivimiz de silinmişti. Buna üzülürken bir yandan yeni sabit disk de çalışmadı. Eskisini taktık bir açıldı bir açılmadı. Arşivimize yine ulaşabildik ama içindeki bilgileri korumanın yolunu bulamadık. Bulamadık derken her kapandığında bilgisayar yeniden açılacağının garantisi yoktu ve bize acil çözüm gerekiyordu. İşte o acil çözümü bulamadık. Şu an hala sallantıda durum.

Bu sabah da ütü yaparken Atahan'a okul için, ütüden yanık kokusu gelip cızırtılar çıkmaya başladı. Hemen fişini çektim. Neyse ki o anki sıcaklıkla tişörtü zar zor bitirip çocuğu okula gönderdim ama  görünen o ki  ütünün işi bitik. En kısa zamanda yenisini alacağız.

Bunlar dışında yarın öğrencilerimi müze gezisine götürüyorum. Hava durumu yağmur diyor ama geçen hafta baktığımda güneşli görünüyordu, o yüzden opsiyon bıraksam da açık hava ağırlıklı bir program yapmıştım. Artık çiselemekle kalırsa programa uyacağız, şiddetli yağarsa iç mekanları daha çok tercih edeceğiz.

Bir ara başlık olarak Roma rakamlarını tecih ediyordum. Sonra unuttum başlık atmayı. Başlıksız arşivlemede zorluk oluyor. O yüzden daha çok hoşuma gidecek bir çözüm bulana kadar sıradan rakamlıyorum.

Yine görüşmek üzere...

19 Mart 2015

Hani "iç sesimiz" ile düşünürüz ya bir çok şeyi gün boyunca. Ben az önce iç sesimin son on beş cümlesini Rum şivesiyle kurduğunu fark ettim. Nereden, ne alaka bilmiyorum ama fark edince kendime çok güldüm.

14 Mart 2015

Ev halkı, Paris de dahil olmak üzere, uyuyor. Şu güzel izin günümde tam tamına yediye on kala uyanmış olan ben ise internette geziniyorum. Oyun oynayıp sağa sola bakınıyorum. Son üç gündür hiç bilgisayarı açmamıştım ama yine de en fazla bir saat yetiyor. Sıkılmaya başladım bilgisayardan.

 Görüşemediğimiz günlerde kocam, kontrole gitti ve kırık kemiğinin tamamen kaynadığı güzel haberiyle döndü. Bir yandan da doktor saatli bomba gibi olduğunu dikkat etmesi gerektiğini söylemiş. Zaten temkinli hareket ediyor ama bir yandan da yavaş yavaş dört aydır uzak kaldığı sosyal ve gündelik hayata dönüyor. Bir süre sonra biraz daha da toparlayınca da çalışmaya başlayacak. O çalışmaya başlamadan bizim hayatımız da normale dönmüş olmayacak. Yine de iyileşmiş olduğunu bilmek güzel:O).

Yine görüşemediğimiz günlerde ablam geldi gitti. Gündüz işteydim ama izin günlerimde ve iş çıkışlarında mümkün olduğunca çok görüşmeye çalıştık. Yetmedi ama yine de iyi geldi.

Bunlar dışında kitap okuyorum bol bol. Ev sık sık alıp başını gittiğinden durdurmaya çalışıyorum bu gidişatı ama pek başarılı olamıyorum. Atahan hastalandı bir ara ona çok üzüldüm. Şimdi iyi gibi. 

Ve işte deli bir koşturmaca. Tam acil işler bitti dediğimde ortaya çıkan yapılması zorunlu rutin işler. Haftada dört saat gönüllü verdiğim dersler. Günler geçip gidiyor...