Kadınlar için sone
Ben güzel gözlü kadınları severim
Bir de küçük ayaklıları, uzun boyluları
Hem nasıl severim, öyle severim işte
Terler avuçları, kesilir solukları.
Ben mahzun kadınları severim,
Yavru ceylanca kadınları, ürkekçe,
Hem nasıl severim, öyle severim işte.
Bilemezsin ne güzeldirler öpüştükçe,
Ben akıllı kadınları severim,
Düşünen, az konuşan, çok bilen,
Her yerde her zaman nazı çekilen,
Hem nasıl severim, öyle severim işte.
İçimde büyük, sonsuz ateşler yanmalı
Ölümüm bile o kadın yüzünden olmalı.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Her gün yazmaktan sıkıldım ama şiir çok güzel gerçekten:O)...
18 Kasım 2009
17 Kasım 2009
Değişen ruh hallerime bazen ben bile yetişemiyorum. Dün gece mutsuz, umutsuz yattım. Belli bir sebebi de yoktu mutsuzluğumun. Sorsalar diyebileceğim tek şey "bilmiyorum" du. Sabah kalktığımda ise inanılmaz bir enerjiyle doluydum. "Her şey çok güzel olacak" diyerek başladım güne. Perdeleri açtım, gittim yüzümü yıkadım. Altı buçuktu daha, bekledim oğlum uyansın diye, Benten'i izledik beraber. Sonra onu okula gönderdim.
Bazen bana zor bir insan olduğumu söylerler, beni çok iyi tanıyanlar. Ben de düşünürüm hangi sebeple böyle dediklerini. Belki de çok çabuk değişen ruh halim yüzündendir. İki dakika önce güler söylerken, iki dakika sonra karalar bağlayıp oturabiliyorum. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum. Ben halimden memnunum aslında, bundan sonra da bu özelliğimin değişeceğini sanmıyorum.
Dün çocuğun okuluna uğradım beş dakika, küçük bir iş için. Hiç kendimi oraya aitmiş gibi hissetmedim. Hiç "anne" havası yoktu üzerimde. Yeğeniyle ilgilenen bir teyze gibi geldim bana :O). Okul aile birliğiyle görüştüm. Baktım, onlar da benim gibiydi aynı. Ama sanki üzerlerinde "Ben her akşam çocuğumu, keklerle böreklerle karşılayan klasik bir anneyim" yazıyordu. Ben de ise "işim bitse de gitsem, ne faso fiso şeyler bunlar!". Öyle mutfaktan anlamayan bir kadın da değilim aslında. Yiyenler ve beni tanıyanlar bilir. Neyse, belki de yaşım hepsinden küçük olduğu için öyle davranıyorlar bana. Bakışlarında görebiliyorum bazen. Çocuğun öğretmeni de öğrencisiyle konuşuyor gibi konuşuyor benimle: İlgili ama otoriter. Hiç uğramak zorunda kalmasam ne güzel olur ama kaçarım da yok...
Pazara gideceğim bugün. Bir de arkadaşıma uğrayacağım. Hepsinden önceyse, deniz kenarına kadar yürüyüp, beş dakika bile olsa denizi seyretmek istiyorum tek başıma. Pazardansa hala varsa kırmızı kalın biber ve balkabağı almak istiyorum. İkisini de çok severim. Kabaktan tatlı yaparım belki ama onu evde benden başka yiyen olmaz. Biberi de domatesin yanına doğrayıp, üzerine zeytinyağı gezdirip salata gibi yiyeceğim.
Yavaştan hazırlanıp çıksam iyi olacak... Yine görüşmek üzere... Ablam yazmıyor ya son zamanlarda, onun yerine de ben yazdığım için galiba:O).
Bazen bana zor bir insan olduğumu söylerler, beni çok iyi tanıyanlar. Ben de düşünürüm hangi sebeple böyle dediklerini. Belki de çok çabuk değişen ruh halim yüzündendir. İki dakika önce güler söylerken, iki dakika sonra karalar bağlayıp oturabiliyorum. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum. Ben halimden memnunum aslında, bundan sonra da bu özelliğimin değişeceğini sanmıyorum.
Dün çocuğun okuluna uğradım beş dakika, küçük bir iş için. Hiç kendimi oraya aitmiş gibi hissetmedim. Hiç "anne" havası yoktu üzerimde. Yeğeniyle ilgilenen bir teyze gibi geldim bana :O). Okul aile birliğiyle görüştüm. Baktım, onlar da benim gibiydi aynı. Ama sanki üzerlerinde "Ben her akşam çocuğumu, keklerle böreklerle karşılayan klasik bir anneyim" yazıyordu. Ben de ise "işim bitse de gitsem, ne faso fiso şeyler bunlar!". Öyle mutfaktan anlamayan bir kadın da değilim aslında. Yiyenler ve beni tanıyanlar bilir. Neyse, belki de yaşım hepsinden küçük olduğu için öyle davranıyorlar bana. Bakışlarında görebiliyorum bazen. Çocuğun öğretmeni de öğrencisiyle konuşuyor gibi konuşuyor benimle: İlgili ama otoriter. Hiç uğramak zorunda kalmasam ne güzel olur ama kaçarım da yok...
Pazara gideceğim bugün. Bir de arkadaşıma uğrayacağım. Hepsinden önceyse, deniz kenarına kadar yürüyüp, beş dakika bile olsa denizi seyretmek istiyorum tek başıma. Pazardansa hala varsa kırmızı kalın biber ve balkabağı almak istiyorum. İkisini de çok severim. Kabaktan tatlı yaparım belki ama onu evde benden başka yiyen olmaz. Biberi de domatesin yanına doğrayıp, üzerine zeytinyağı gezdirip salata gibi yiyeceğim.
Yavaştan hazırlanıp çıksam iyi olacak... Yine görüşmek üzere... Ablam yazmıyor ya son zamanlarda, onun yerine de ben yazdığım için galiba:O).
16 Kasım 2009
Bu akşamdan bir diyalog:
-Anne, sana bir teklifim var!
. Nedir oğlum?
-Benimle evlenir misin?
. Ama ben babanla evliyim zaten.
-Biliyorum ama ikimizle birden aynı zamanda!
. Kuma gibi mi yani?
-O nedir?
. Bir adamın iki kadınla evli olması.
-Evet işte öyle.
. Babana bir sor bakalım ne diyecek :O).
-Tamam.
Uzun zamandır evlilik teklif ediyordu da ilk defa babasını ortak kabul etti. Ben de şaşırdım...
-Anne, sana bir teklifim var!
. Nedir oğlum?
-Benimle evlenir misin?
. Ama ben babanla evliyim zaten.
-Biliyorum ama ikimizle birden aynı zamanda!
. Kuma gibi mi yani?
-O nedir?
. Bir adamın iki kadınla evli olması.
-Evet işte öyle.
. Babana bir sor bakalım ne diyecek :O).
-Tamam.
Uzun zamandır evlilik teklif ediyordu da ilk defa babasını ortak kabul etti. Ben de şaşırdım...
Mutluluk böcüğü günlerim sona erdi :O). Eski bunalım günlerime dönüyorum yavaş yavaş :O). Mesela evde canım sıkıldı şu an :O)
Aslında yapacak işim çok. Çocuk okula gitti, koca işe. Ev bana kaldı. Ufaktan ufaktan başladım sağı solu düzeltmeye. Bir kahve molası vermişken bugünkü yazımı da yazmak istedim. Hazır yazma modundayken...
Pazartesi günlerini sevmiyorum. Herkes yoğun, herkes işinde gücünde, sanki koca dünyada bir tek ben, boş gezenin boş kalfasıymışım gibi geliyor :O). Halbuki radyoda çok güzel bir caz parçası dinliyorum şu an. Çalışırken en çok özlediğim şeydi... Önümde kahvem, sakin sakin, düşüne düşüne yazıyorum...
Kafamı topladıkça aklım başıma geliyor yavaş yavaş. İşten büyük bir gururla istifa ettim, süper. Zaten iki aydır maaş da alamıyordum. Bu da komik aslında dört ay çalıştım, tek bir maaş alabildim :O). Neyse, Avon'u da bıraktım çoktandır. Oradan öyle çok bir kazancım yoktu ama akmasa damlıyordu, harçlık oluyordu. Biliyordum ki az da olsa gelecek... Eeee beş parasız kalakaldım. Tabi ki kocam var ama sonuçta alışığım ben küçük de olsa kendi ayrı bütçeme sahip olmaya...Zor geldi bu bana be günlük. Kara kara düşünüyorum ne yapacağım diye...
Demiştim mutluluk böcüğü hallerim sona erdi diye:O)...
Aslında yapacak işim çok. Çocuk okula gitti, koca işe. Ev bana kaldı. Ufaktan ufaktan başladım sağı solu düzeltmeye. Bir kahve molası vermişken bugünkü yazımı da yazmak istedim. Hazır yazma modundayken...
Pazartesi günlerini sevmiyorum. Herkes yoğun, herkes işinde gücünde, sanki koca dünyada bir tek ben, boş gezenin boş kalfasıymışım gibi geliyor :O). Halbuki radyoda çok güzel bir caz parçası dinliyorum şu an. Çalışırken en çok özlediğim şeydi... Önümde kahvem, sakin sakin, düşüne düşüne yazıyorum...
Kafamı topladıkça aklım başıma geliyor yavaş yavaş. İşten büyük bir gururla istifa ettim, süper. Zaten iki aydır maaş da alamıyordum. Bu da komik aslında dört ay çalıştım, tek bir maaş alabildim :O). Neyse, Avon'u da bıraktım çoktandır. Oradan öyle çok bir kazancım yoktu ama akmasa damlıyordu, harçlık oluyordu. Biliyordum ki az da olsa gelecek... Eeee beş parasız kalakaldım. Tabi ki kocam var ama sonuçta alışığım ben küçük de olsa kendi ayrı bütçeme sahip olmaya...Zor geldi bu bana be günlük. Kara kara düşünüyorum ne yapacağım diye...
Demiştim mutluluk böcüğü hallerim sona erdi diye:O)...
15 Kasım 2009
Yazasım var nedense son zamanlarda sürekli. Yazsam yazsam günlerce durmasam içimdekiler bitmeyecekmiş gibi geliyor. Bir yandan da sanki hiç bir şeyi istediğim gibi anlatamıyorum. Kötü bir şey.
Son günlerde eski resimlere bakıp bakıp duruyorum. Bilmiyorum sebebini. Açıp hepsini tek tek, çekildiğimiz yeri, zamanını, o anki ruh halimi, yanımızdaki insanları düşünüyorum... Az önce yine bakarken aklıma geldi iki sene önceki halimizle bugünümüzü yan yana koymak... Neler değişmiş sizce?


Tam bir pazar günü rehaveti yaşıyorum. Yapılacak şeyler var ama elim değmedi daha hiçbirine. Çocuk sokakta oynuyor şimdi. Birazdan o gelecek hava karardı diye. Ben onu masanın başına oturtacağım son ödevleri için, kendim de işlere girişeceğim. Son yarım saatimin tadını kahve içerek çıkarıyorum :O)

Tam bir pazar günü rehaveti yaşıyorum. Yapılacak şeyler var ama elim değmedi daha hiçbirine. Çocuk sokakta oynuyor şimdi. Birazdan o gelecek hava karardı diye. Ben onu masanın başına oturtacağım son ödevleri için, kendim de işlere girişeceğim. Son yarım saatimin tadını kahve içerek çıkarıyorum :O)
14 Kasım 2009
Bu sabah dün gece çok geç yattığım halde, yine erkenden uyandım. Bu sefer oğlum uyandırdı gerçi. O olmasa kalkamazdım büyük ihtimalle. İki simit aldık kapının önünden geçen simitçiden. Birini o yedi, birini ben.
Sonra ekmek, gazete almaya bakkala gittim. Baktım hava çok güzel, yolumu hemen evin ordaki parktan geçirdim. Kuş seslerini dinledim büyük bir zevkle. Evden ilk çıktığımda bir yere yetişecek gibi hızlı hızlı yürüyordum. Sonra dedim ki kendi kendime acelem ne? Oturdum parktaki banka beş dakika mola verdim her şeye... Sonra yüzümde aptalca bir gülümseme oldu ister istemez. Mutluydum, elimde değil. Güle güle, daha da uzatarak yolumu, tam aksi istikametten gittim bakkala. Selamlaştık dükkan sahibiyle. Aldım gazetelerimi, tazecik ekmeğimi, oğluma bir sakız... Yine acele etmeden, yüzümde sabahın serinliğini ve bir yandan da cılız güneşi hissederek döndüm eve. Sakızı verdim. Aslında ne kadar minik bir şey ama çok mutlu oldu benim velet. Seni seviyorum anne dedi. Sakızın sevinciyle söylemiş olsa da hoşuma gitti.
Sonra sigaramı içerken düşündüm de.... Çalışırken milyon tane şey yaşadım aslında ama pek bahsetmemişim onlardan burada. Üstü kapalı geçiştirmişim her şeyi. Şimdi ise neredeyse içtiğim bir bardak suyu bile, aman da ne de güzeldi diye sevgi böcüğü, hayat dolu insan şeklinde anlatacağım...
Sevdiklerim okuyor yaa burayı, ben en çok onlar için yazıyorum yaa, bilsinler ki mutluyum :O). Sesimdeki siyah tonlar pembeye döndü çoktan. Bir süre sonra sıkılırım belki, belki normale dönerim ama yine de uzun süre yaşadığım sıkıntılardan sonra huzur güzel bir değişiklik oldu benim için. Bir de fark ettim ki iki gündür karnım doyuyor, yemek yiyebiliyorum. Ondan önce haftalarca yarı aç yarı tok geçirmişim günlerimi. Stres bana yaramıyor...
Sonra ekmek, gazete almaya bakkala gittim. Baktım hava çok güzel, yolumu hemen evin ordaki parktan geçirdim. Kuş seslerini dinledim büyük bir zevkle. Evden ilk çıktığımda bir yere yetişecek gibi hızlı hızlı yürüyordum. Sonra dedim ki kendi kendime acelem ne? Oturdum parktaki banka beş dakika mola verdim her şeye... Sonra yüzümde aptalca bir gülümseme oldu ister istemez. Mutluydum, elimde değil. Güle güle, daha da uzatarak yolumu, tam aksi istikametten gittim bakkala. Selamlaştık dükkan sahibiyle. Aldım gazetelerimi, tazecik ekmeğimi, oğluma bir sakız... Yine acele etmeden, yüzümde sabahın serinliğini ve bir yandan da cılız güneşi hissederek döndüm eve. Sakızı verdim. Aslında ne kadar minik bir şey ama çok mutlu oldu benim velet. Seni seviyorum anne dedi. Sakızın sevinciyle söylemiş olsa da hoşuma gitti.
Sonra sigaramı içerken düşündüm de.... Çalışırken milyon tane şey yaşadım aslında ama pek bahsetmemişim onlardan burada. Üstü kapalı geçiştirmişim her şeyi. Şimdi ise neredeyse içtiğim bir bardak suyu bile, aman da ne de güzeldi diye sevgi böcüğü, hayat dolu insan şeklinde anlatacağım...
Sevdiklerim okuyor yaa burayı, ben en çok onlar için yazıyorum yaa, bilsinler ki mutluyum :O). Sesimdeki siyah tonlar pembeye döndü çoktan. Bir süre sonra sıkılırım belki, belki normale dönerim ama yine de uzun süre yaşadığım sıkıntılardan sonra huzur güzel bir değişiklik oldu benim için. Bir de fark ettim ki iki gündür karnım doyuyor, yemek yiyebiliyorum. Ondan önce haftalarca yarı aç yarı tok geçirmişim günlerimi. Stres bana yaramıyor...
13 Kasım 2009
Bu öğleden sonra giydim kotumu, attım çantamı sırtıma çıktım dışarıya. Hava güzel gibiydi biraz hava almak istedim. Gideceğim ya da gitmeyi planladığım bir yer yoktu aslında. Bakkala uğradım sigaramı aldım, markete uğradım ekmeğimi aldım... Ordan yürüdüm deniz kenarına. Baktım ki Golf hala açık ama oturmadım oraya. Hemen yanındaki banklara geçtim. Önce ablamla konuştum uzun uzun, boğaz manzarasına karşı... Sonra bir de annemin sesini duydum. En son bir de arkadaşımı aradım ne zamandır görüşmediklerimden. Çok güldüm, çok konuştum. İki de sigara içtim boğaza karşı. İyi geldi :O).
Alışkanlık olmuş beşte altıda ayaktayım her sabah... Gerçi ben eskiden beri erken kalkardım. Severim de sabahın ilk saatlerini o yüzden şikayetim yok. Kocam uyuyor halen daha. Ben de biraz bakınıyorum bloglara. Çocuk okulda. Evde derin bir sessizlik ve huzur hakim. Çok hoşuma gitti bu durum. Televizyon veya radyo bile açmadım. Aslında bilgisayar başında olduğumda sabah ya da akşamsa Nihat'la Sivrisinek'i açıyorum. Diğer saatlerde de Joy fm dinliyorum. Kitap okumaya başlayacağım tekrar çok yakında. Babam kitap fuarından Zar Adam'ı almış bana. Biri ve ikiyi. Bayramda görüşeceğiz büyük ihtimalle. Ütü yaptım dün gece bol bol. Ütüyü de severdim zaten ama ne zamandır sadece acilleri ütülüyordum. Böyle canımın istediği seçip seçip ütülemek hoşuma gitti... Süpürge falan açmadım gerçi hiç. Ev işlerini özledik dediysek de o kadar da özlemedik. Aklım daha çok dolap düzenlemelerinde, ev derleyip toplamalarda...
12 Kasım 2009
İki gün önce işimden istifa ettim. Evdeyim. Yıldırma politikası uyguladılar. Dört ay dayandıktan sonra, geçen gün yıldım ben de:O). Çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama iş yerinde yaşadığım stres yüzünden 7 kilo verdiğimi söyleyebilirim. Arada başıma saplanan ağrılar, mide krampları da cabası. Sonuçta genel anlamda mutlu olduğum bir yerdi ama bir kişiyle yaşadığım huzursuzluk bana yetti. Sağlığımı, kişisel huzur ve mutluluğumu düşünerek bıraktım...
Bakkala gitmek dışında evden çıkmadım salıdan beri. Özlemişim. Oğluşum da dün evdeydi. Ütü yaptım, yemek yaptım. Bu sabah da okul açıldığından beri ilk defa onu okula uğurladım :O) Ne kadar özlemişim...
Biraz dinleneyim, kendimi toparlayım yeni iş olanaklarını araştıracağım...
Şimdi mutluyum :O). Sabah kocama kahvaltı hazırladım. Bloglara göz gezdirdim. Çamaşırları koydum makineye... Ne kadar ezik ev kadını muhabbeti oldu farkındayım :O)(ezik de oğlumun lafı bu arada, söyleye söyleye benim de ağzıma yerleştirdi:O))... Yıkadığı tertemiz çamaşırlarla, mis gibi ütülediği gömleklerle, yaptığı çeşit çeşit yemeklerle övünen biri değilim normalde. Akşam oğlum acayipsin dedi bana zaten. Sebebini bilmiyorum. Üzülmedim. Aksine mutlu etti acayip olmak beni. Belki de sırf bu yüzden acayibim bilemiyorum ...
Bundan sonra daha sık görüşeceğiz, söz:O)
Bakkala gitmek dışında evden çıkmadım salıdan beri. Özlemişim. Oğluşum da dün evdeydi. Ütü yaptım, yemek yaptım. Bu sabah da okul açıldığından beri ilk defa onu okula uğurladım :O) Ne kadar özlemişim...
Biraz dinleneyim, kendimi toparlayım yeni iş olanaklarını araştıracağım...
Şimdi mutluyum :O). Sabah kocama kahvaltı hazırladım. Bloglara göz gezdirdim. Çamaşırları koydum makineye... Ne kadar ezik ev kadını muhabbeti oldu farkındayım :O)(ezik de oğlumun lafı bu arada, söyleye söyleye benim de ağzıma yerleştirdi:O))... Yıkadığı tertemiz çamaşırlarla, mis gibi ütülediği gömleklerle, yaptığı çeşit çeşit yemeklerle övünen biri değilim normalde. Akşam oğlum acayipsin dedi bana zaten. Sebebini bilmiyorum. Üzülmedim. Aksine mutlu etti acayip olmak beni. Belki de sırf bu yüzden acayibim bilemiyorum ...
Bundan sonra daha sık görüşeceğiz, söz:O)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)