7 Ağustos 2017

1085

      Sıcaklardan bunala bunala evde otururken ve çıkmama dört gün kalan yıllık iznimi beklerken aslında elimin altında olmasına rağmen bilgisayar, ne zamandır yazmak istediğimi ve sürekli ertelediğimi hatırlayınca en sonunda kalktım ve yazmaya başladım. 
     
      Evde oturuyorum dediğime bakmayın, çok yoğun bir festival atlattık. Yaklaşık iki hafta geceli gündüzlü, izinsiz çalıştıktan sonra bugün  beşte işten çıkıp eve gelebilince o bana evde oturuyormuşum hep gibi bir hava verdi. 

     Atahan şu sıralar babasıyla işte. Onlar bir derneğin lokalinde çalışıyor. Kocam yöneticisi lokalin, Atahan da garson ya da ara eleman ya da kasa başında. Babası ne iş verirse onu yapıyor. Geç gidip geç geliyorlar. Önce benim yoğunluğum sonra bu iş derken son zamanlarda biraz az görüşebiliyoruz. Fırsat buldukça arayı kapatmaya uğraşıyorum. İzne çıkınca onların saatlerine biraz daha uyum sağlayabileceğim. 

      Geçenlerde elimde torbalar var, hazır olsun diye anahtarımı eve yaklaşırken cebime koymuşum ve unutmuşum. Kapının önünde yarım saat anahtar aradım çantamda. Sonra Atahan'dan alıp eve girdim. Evde de tüm çantayı boşaltıp aramaya devam ettim. Moralim bozuldu çünkü ben hiç ve asla anahtar kaybetmem. İlk defa böyle bir şey başıma geliyordu. Çıkar bir yerden dedim en sonunda, sabah kilitledim mi kapıyı, sonra nereye koymuş olabilirim diye düşünürken, elimi cebime atınca buldum. Hem sevindim, hem şaşkınlığıma şaşırdım:O). 

     İki üç hafta önce bir restorana gitmiştik. Çok kalabalıktı masa, çantalarımızı da bir sandalyeye topladık. Duruyordu kenarda. Arkadaşlar kalkmaya başladı. Uğurlama, sohbet, muhabbet derken unutmuştum çantayı, sonra birden aklıma geldi. Döndüm baktım sandalye bomboş. Tam da arkada ama yol üzerinde duruyor. O an dedim ki, çanta gitti! En son kalkan arkadaşımı aradım, belki o koymuştur bir kenara diye, yok, o kalkarken duruyormuş sandalyede. Soracağım diğer arkadaşlara, tam o anda çalgıcılar geldi, ne sesimi duyurabiliyorum ne yanlarına yaklaşabiliyorum.  Komedi filmi gibiydi. Hani ulaşmaya çalışır kahraman bir şeylere, o arada rüzgar çıkar uzağa savurur, kalabalık bir grup girer  araya geçmek gitmek bilmezler. Bir yandan dört dönüyorum bir yandan içinde neler vardı düşünüyorum ama bir şey diyeyim mi, ne cüzdan, ne kimlik aklıma geldi. En çok ama en çok çantanın kendisine üzüldüm. Çok  özene bezene almıştım, internetten sipariş verip iki hafta gelmesini beklemiştim ve normalde bir çantaya vereceğim paranın iki katını verip çok da severek her gün, yandan asmalı postacı çanta olduğu halde her kıyafetle kullanıyordum. Çantama ağıtlar yakarken bir yandan da içindeki harici diske yandı canım. Tüm arşivim ondaydı. Son zamanlardaki güncel dosyalarımı henüz yedeklememiştim. Yine sağdan soldan toparlardım ama çok zamanımı alırdı ve iş, veri ve zaman kaybına sebep olurdu. Derken derken çalgıcılar uzaklaştı. O tarafta oturan arkadaşlarıma sorabildim, sandalyede çalınır diye alıp masanın altına koymuşlar çantamı:O). 

    Bazen özel notlarımı yazacak gözden uzak bir yer bulamayınca biraz üstü kapalı ya da hafiften şifreli not alıyorum ama sonra kendim de anlayamıyorum tam olarak ne demek istediğimi...

    Son olarak şunu demek istiyorum. Yaz çocuğu olsam da en çok kışı seviyorum uzun zamandır. Dün sabah uyanıp önümüzün sonbahar olduğunu, ağustostan sonra eylülün geleceğini fark edip, sevindim :O).


Yine görüşmek üzere...

20 Temmuz 2017

1084

        Bugün benim doğum günüm:0). Bu dünyadaki 38. yılımdan gün almaya başlıyorum.Dün sabah ablam geldi Fethiye'den ve onlar bugün yakın bir akrabamızın düğününe gideceği için biz dün gece kutlamamızı yaptık. Annemler ve kayın ailem, kocam, çocuğum yanımdaydı. Bir kaç misafirimiz daha vardı ve bütün gece sevgi ile sarmalandım. Tam da istediğim gibi bir kutlama oldu. Ara sıra yazıyorum şanslı olduğumu ama yine tekrar etmek istiyorum. Gerçekten güzel bir aileye sahibim.

       İyi ki doğmuşum ben:0).

14 Temmuz 2017

1083

       "Uzun zaman olmuş yazmayalı" son zamanlardaki bütün yazılarımın giriş cümlesi olmuş neredeyse çünkü hep aralıklı yazmışım. Ve bir cümlede üç kere "yazma" eylemini kullanmış oldum az önce. Cep telefonumdan yazıyorum şu an ve nedense ekranın küçük bir bölümünü gösteriyor. Paragrafın ortasını okuyabiliyorum sadece. Bu şekilde yazmak zor oluyor.

        Görüşmediğimiz zamanlarda çalıştım, okudum, kendi kendime takıldım. Bol bol iş stresi yaşadım... İşle ilgili her ne kadar "abartma, büyütme, kafana takma" telkinleri yapsam da kendime, hiç bir faydası olmuyor. Bir telaşı atlatıp bir başka koşuşturmaya başlıyoruz. Hepsi bir şekilde bitip gidiyor ve unutuyoruz çabalarımızı, yorgunluğumuzu, emeklerimizi ama yine de ben her seferinde stres yapıyorum.
     
      Kitap bulamıyorum uzun zamandır. Beni gerçekten saran ya da sarsan kitap yok. Elimde bir sürü var okumadığım ama hevesle sonuna ulaşmak için acele ettiğim, şu yönünden çok etkilendim dediğim bir kitap yok. Takip ettiğim yazarların yeni kitabı çıkmış mı diye bakıyorum ara sıra ama pek bir şeye rastlamıyorum. Gerçi geçen gün girdiğim kitapçıda fantastik seriden hoşuma gidebilecek bir şeye rastladım gibi ama bitirince devamını getirmek istersem buraya da yazarım.

     Geçenlerde gittiğim bir düğünde "ringo ringo şişeler" eşliğinde eller havaya modunda oynuyorlardı. İlginç geldi. Olmayacak bir şey değil ama eller havaya şarkısı deseler aklıma o gelmezdi açıkçası.

        Bu yazıyı yaklaşık bir haftadır her fırsat bulduğumda yazıp bitirmeye çalışıyorum. Bir anda başlayıp bitiremedim.


       Yine görüşmek üzere....
   


 

1 Mayıs 2017

1082

Görüşmeyeli uzun zaman olmuş. Geceleri genelde yorgunluktan sızıp kaldığım için pek almıyorum bilgisayarı elime. Enerjim olduğu zaman evi topluyorum biraz. Arada bir kaç sayfa kitap okuyorum. Onun dışında bir koşuşturma ile geçiyor günlerim. İşlerimi yetiştiremiyorum pek. Geç çıkıyorum. Takip ettiğim bir çok proje var. Biri bitmeden biri başlıyor derken günlerin nasıl geçtiğini fark etmiyorum bile.  

Evde de yazlıkların çıkması, kışlıkların kalkması, günlük temizlik, yemek, bulaşık... Arada sosyal aktiviteler. Hepsine yetişmeye çalışıyorum. Bazen birinden biri aksıyor. Ev mesela almış başını gitmişti çoktan. Hafta sonu izin günümde de çalışmıştım. Bugün tatil olunca biraz toparlamaya fırsatım oldu. Dinlendim biraz da, iyi geldi. Sabah yedi olmadan kalktım yine, alışmışım, çok uykusuz olmadıkça geç kalkmıyorum. Geç uyandığımda günü kaçırmışım gibi geliyor zaten, üzülüyorum. 

Yeni kitabım pek yok elimde. Eskiden kalanları, okumadıklarımı bitiriyorum. Sağdan soldan bulduklarımı değerlendiriyorum. 

Havalar güzelleşmeye başlıyor yavaş yavaş. Bulduğum her fırsatta deniz kenarına atmaya başlayacağım kendimi. Bana en iyi gelen o oluyor genelde. 

En kısa zamanda görüşmek üzere...

27 Mart 2017

1081

Sabah servisle işe giderken laminat parke dükkanının üzerinde oturan bir kadının sepet sarkıttığını gördüm pencereden. Etrafta bakkal veya sepete bir şey koyabilecek biri de yoktu. O an aklıma " 5 m kare parke koyuver sepete" diye sesleneceği geçti. Kendi kendime gülümsedim. Sonra Orhan Veli'nin şiiri aklıma geldi, hani şu
sokakta giderken, kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
İnsanların beni deli zannedeceğini düşünüp
Gülümsüyorum...
Dediği:0).

17 Mart 2017

1080

Buralardayım aslında ama genelde sadece bir göz atmaya fırsatım oluyor. Yazmayı seviyorum ama yorgunluktan parmak kıpırtamadığım gecelerim çok. İnsanlarla uğraşmak zor. Kafam hep dolu. Bugün işle ilgili bir yanlışlığı düzeltmek için aradığım iş arkadaşım benimle konuşmak istemediğini söyledi mesela. Müsait olmadığından değil, benimle konuşmak istemiyormuş! Genel durum böyle ve daha da beter. Daha ben ne anlatayım?

29 Ocak 2017

1079

Yarın iznimin son günü. Bir yandan işi özledim ve yapılacak bir sürü şey birikti. Bir kaç günüm yoğun geçecek. Bir yandan da evde olmak, evle ilgilenmek ve kafa dinlemek çok iyi geldi. Bir haftam daha olsa onu da rahatlıkla evde geçirirdim. 

Evdeyken evi büyük ölçüde toparladım. Temizlikçi çağırdım üç sene sonra ilk defa ve tam anlamıyla dip köşe temizlik yapıldı, buna ciddi anlamda ihtiyaç vardı. Halıları yıkamaya verdim ve bu kadar zahmetsiz ve ucuz bir temizlik için boşu boşuna bekletip durduğumdan kendime kızdım. 

Kitap okudum bol bol. Birini bitirdim birine başladım. Sağda solda bir sürü ıvır zıvır vardı onların büyük kısmını yerleştirdim. Verilecek atılacak bir sürü şey vardı onları ayırdım. Ve bir de izne çıktığımın ilk dört günü evden telefonla takip etmek zorunda kaldım bir çok şeyi. Evden çalışıyormuş gibi oldu bir anlamda. Tek fark büroya gitmememdi. 

Atahan'ı göz kontrolüne götürdüm. Bir iki kere arkadaşlarımla buluştum. Onun dışında evdeydim. Geç yattım erken kalktım. Canımın istediği saatte canımın istediği şeyi yaptım. Bir çok açıdan ideal bir tatil geçirdim:O).

Telefonumu değiştirdim. İyi bir markanın en son modelini aldım. İlk defa bu kadar üst bir model tercih ediyorum. Normalde çok önemsemem markayı, modeli. Elimdeki kullanılmaz hale gelene kadar kullanırım. Bir seferliğine kendimi şımarttım. 

Yılbaşında biraz üzüldüğüm bir dönem yaşadım çeşitli sebeplerle. Bol bol düşündüm, içime baktım, geçmiş ve gelecekle ilgili çok değerlendirmelerde bulundum. Sonra  kafamdakileri oluruna ve zamana bırakmaya karar verdim. Bütün bu süreç değiştirdi biraz sanki beni. Belki yaş aldıkça doğal olarak yaşadığımız olgunlaşmanın da buna etkisi vardır. Bilemiyorum. 

Yine görüşmek üzere...