30 Ağustos 2014

LXIX - ARDINDA BIRAKTIĞIN KADIN - JOJO MOYES

Kitap, temmuz 2014'te basılmış. Tesadüfen ben de hemen alıp okumuş oldum. Moyes'i okudukça sevdim. Bu kitabını daha da çok sevdim. Bundan sonra düşünmeksizin tüm kitaplarını alabilecek durumdayım. A.B.Kadın'da her şey fazlasıyla mutlu bitti. Beni bu tatmin etmedi bir tek. Hayat böyle değil çünkü :O). Birinci dünya savaşında geçen bir öykü, günümüzle kesişiyor. Özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşı dönemlerine özel ilgim olduğunu düşünürsek kitap daha da çok sardı beni. Mutlaka okuyun. Tavsiyemdir...

LXVIII

Bugün tatile giderken arkalarında bakımları için endişelenecek bir şey bırakmayanların aslında yalnız olduklarını düşündüm. İnsani açıdan yalnız değiller belki ya da öyle olduklarını düşünüyorlar ama kaçırdıkları bir çiçek ya da hayvan sevgisi yönü var. Evdeki çiçeğimi kim sulayacak, kuşuma, balığıma, kedi- köpeğime ne olacak diye düşünmeden çıkıp gitmek eksiklik gibi geldi bana. Eminim bu durumda olup da gidenler bu cümleleri okuduklarında "Hiç de değil, çektim kapıyı çıktım ne güzel" diyeceklerdir. Neler kaçırdıklarını bilmediklerinden üzülüyorum sadece onlar için.  Sevmiyorum diyenleri çok da ayırmıyorum bir kenara ama belki kabul edebiliyorum diyelim. Evde yer kaplıyor, toz yapıyor, bakım istiyor diye çiçek veya hayvan bakmayanları ise içten içe küçümsüyorum da biraz galiba. 

Oğluşum bir haftadır tatilde. Bir hafta daha kalacak. Özlüyorum ama dinlendiğini, eğlendiğini, gezdiğini bilmek güzel. 

Eylülün ikinci haftası izne çıkacağım ben de. Sabırsızlıkla bekliyorum. Yakında hafta sonları da çalışmaya başlayacağım. Alışmıştım iki gün tatile. Zor geliyor düşündükçe ama bir süre sonra hafta sonu çalışmaya da ve haftada bir izin gününe de alışacağım, biliyorum.

Evdeydim bugün. Kitap okudum. İznimle ilgili hiç bir planım yok. Bir kısmı okulların açılacağı haftaya denk gelecek zaten. Evimle, kocam ve çocuğumla ilgilenmeyi düşünüyorum. 

Kafamdan çok şeyler geçiyor ama hepsini yansıtamıyorum nedense. Mesela işimi seviyorum genelde ama şimdi yıllık izne de çok az kaldığından sabahları hiç canım işe gitmek istemiyor. Artık hava oldukça serinlemeye başladı. Evde camları açmadan rahatlıkla oturabiliyorum. Hatta şöyle sabah erken saatlerde ve geceleri üzerimde hafif bir örtü olsa iyi olacağını düşünmeye başladım. Dün akşam deniz kenarındaydık ve üzerime restoranın şalını aldığım halde üşüdüm tüm gece boyunca. 

Yapacak çok şey var da canım istemiyor bir şey yapmak... Yine görüşmek üzere...

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun...

26 Ağustos 2014

LXVII


Olasılıksız- Adam Fawer: Eski bir kitap biliyorum. 2005'te basılmış. Ben 2009'da alıp okumuştum. Ama güzel bir kitap. Geçen gün okuyalı çok olduğu için olay örgüsünü unuttuğumu fark edince tekrar okudum ve yine beğendim. Bilim kurgunun güzel bir örneği. Şimdiye kadar okumayanlar mutlaka okusun. Tavsiyemdir.
Sevgilimden Son Mektup -Jojo Moyes: 2013 basımı. Ben yeni aldım ve az önce bitirdim. Kurgu ve son klasik olsa da beğendim. Okuması tatlıydı. Çok şiddetle tavsiye etmiyorum ama okumaya değer diyorum :O).

23 Ağustos 2014

LXVI

Bu hafta pek evde yoktum. Bir iki gece görevliydim, bir iki gece dışarıdaydım derken yorulmuşum. Evde adım atacak yer yok hem pis, hem dağınık ama benim de kolumu kıpırdatacak halim yoktu sabahtan beri. Paris dün gece bütün bir kitap rafını yere indirmiş. Galiba evde çok fazla yalnız kaldığından sıkılıyor ama yapacak bir şeyim yok. 

Şöyle bir iki cümle yazdım kaçıyorum...

17 Ağustos 2014

LXV

Paris'in pazar keyfi :O).

16 Ağustos 2014

LXIV-

Bir günde bitti. Ama güzeldi. Seviyordum ben zaten, blogunu da okuyordum. Kitap da beni hayal kırıklığına uğratmadı, siz de okuyun!

LXII



Yakut Kırmızı - Safir Mavi- Zümrüt Yeşil - Kerstin Gier: Geçen sene basılan bu seri, sık sık karşıma çıktığı halde, özellikle adlarından ve kapaklarından ötürü fazlasıyla sabun köpüğü gibi görünmüştü gözüme ve almayı bile düşünmemiştim.

Yanılmışım.

 Okuyan ve bana ödünç veren bir arkadaşım sayesinde, dünden bugüne üçünü de arka arkaya okudum ve rahatladım çünkü bir an önce bitirmem gerekiyordu hem çok eğlendim hem de sonunu merak ettim, :O). 

Siz de benim gibi düşünmeyin hele de fantastik kitapları seviyorsanız mutlaka okuyun:O).

13 Ağustos 2014

LXI

Şu yaşıma geldim, senelerdir çalışıyorum, hala mı safım, hala mı iki dostça söze kanıyorum diye kendime kızıyorum önce, her riyakarlıkta... Belli bir mesafedeki insanların sözleri koymuyor da, arkadaşım dediğim, derdimi gücümü paylaştığım insanların yakaladıkça gizli saklı çevirdiği işleri, güvenim sarsılıyor. Bunu yapanlar yeni mezun, genç kişiler olduğunda çocukluklarına veriyorum genelde de, hele bir de belli bir yaşa gelmiş insanlarsa biraz koyuyor açıkçası...

Yine de Polyanna iyimserliğim yine su yüzüne çıkıyor bir süre sonra neyse ki. Bugün sinirliyim birilerine ama yarına geçer :O).

10 Ağustos 2014

LX

Bu gece festivalimizi bitirdik artık. Tüm çalışanlar bugün çok mutluydu ve hepimiz saatleri sayıyorduk. Çok keyifliydi bir çok anı evet ama bir yandan da çok yorucuydu. On gündür sabah dokuz gece üç arası çalıştık çoğumuz. Hem de dursuz duraksız, izinsiz. 

Masamı özledim, büromu özledim. İş rutinimi özledim.  Evimi, çocuğumu ve kocamı da özledim. Paris bütün gün yalnızdı evde, onu da özledim. Sokakta yakalayabildiğim bütün kedi - köpekleri sevdim onun yerine. 
Yarın oy kullanacağız, bir de akşama düğünümüz var. Pazartesi işte dinleneceğim ancak bu gidişle.

Yine görüşmek üzere...