3 Aralık 2015

25

Çok geç yatmayı, uykumu alamadığımda, ertesi gün işte daha huysuz ve verimsiz olduğum için sevmiyorum. 

Yine de bazen kaçıveriyor işte. 

24 Kasım 2015

24

Dönem dönem yazılarımı arşivliyorum. Uzun zamandır yapmamıştım bu gece sadece "kitap" etiketli olanları bırakarak yine yaptım. Şablonu da değiştirdim. Yenilenmek iyidir, severim ben.

Hayatımda neler oluyor diye düşündüm, yazmadığım zamanlarda... Bol bol okuyorum. Süveter örüyorum kendime. Arkası bitti, önün başlarındayım. Televizyonu günlerce izlemediğim çok oluyor. Genelde açmıyorum  bile. Radyo dinliyorum. Bazen sadece göz atıyorum feysbuka. Şöyle bir iki dakika kadar. Canım sıkılıyorsa, takip ettiğim bir kaç bilgi paylaşımı grubu var. Onlardaki gönderileri okuyorum.

Aslında daha önce hiç yazmadım galiba bloga ama dokuz aydır N.esin V.akfı için para topluyorum. Arkadaşlarım arasında. Her ay on lira. İsteyen daha fazla da veriyor. Yaklaşık elli - altmış kişi var düzenli veren. Yedi yüz lirayı buluyor ortalama. Genelde aylık sıvı yağ ihtiyaçlarını karşılıyoruz ya da o ay daha acil bir gıda malzemesi lazımsa onu alıyoruz. Nesin Vakfı bize yakın olduğundan, gidip elden teslim ediyorum. Geçen hafta markete v.akfın aşçısıyla gidip, topladığımız miktar tutarında alışveriş yaptık mesela. Her ay alışverişi yapıp teslim ettikten sonra mutlu oluyorum:O). Sanki kendi çocuğumun karnını doyurmuşum  gibi bir iç huzuru. Daha önce de hep bir şeyler yapmak istiyordum ama ne yapabileceğimi, nereden başlayacağımı bilmiyordum. Yardım deyince hep binler, on binler olması gerekiyor gibi geliyordu. Oysa ki küçük miktarlar da önemli. Nasıl bir yardım yaptığımı, ne şekilde topladığımı özellikle yazdım ki, benim gibi bir şeyler yapmak isteyen ama nasıl yapabileceğini bilmeyenlere biraz fikir vermiş olayım...

Bu bağlamda, yine topluma faydalı olabilmek adına bir derneğe de üye olmuştum. Sonra orada aktif olabilmemiz için süresi belli olmayan bir molaya ihtiyacımız olduğunu anlayınca ayrıldım. Şimdi yine kafama yatan, içime sinen başka bir derneğe üye olacağım. Yeni derneğin yaş ortalaması biraz yüksek, azıcık da daha genç üyeler kazandırıp biraz daha hareketlendirmek istiyorum. 

Bunlar dışında bol bol gülüyorum, seyrek de olsa ağlıyorum. Gözlerim çok sık doluyor ama. Kıyamıyorum çocuklara, hayvanlara, zor durumdakilere... Yaşlanıyor muyum?  Hassaslaşıyor muyum? Bilmiyorum. Belki de her ikisi birden :O).

Yine görüşmek üzere...

15 Kasım 2015

23


Fuardan aldığım kitapları okumaya başladım. Ayrıntılı yazmayacağım ama ikisini de beğendim. Özellikle Puslu Kıtalar Atlası'nı mutlaka okumalısınız...

19 Ekim 2015

21














Son bir aydır okuduğum kitaplar... Kimi yeniydi, kimi uzun zamandır okumadıklarımdan...

26 Ocak 2015

Veronika Ölmek İstiyor - Paulo Coelho: Bu gece bitirdiğim bir P.Coelho kitabı. Coelho'yu genelde Simyacı ile özdeşleştiriyoruz ama çok sayıda kitabı var aslında. Çoğunu okumadım ama okuduğum kadarıyla sevdiğim bir yazar olduğundan eksikleri tamamlamayı düşünüyorum. Veronika'ya gelirsek, hem sevdim hem beğendim kitabı. Rahatlıkla okudum ama bir yandan da derin derin düşündüm. İlginç de bir kitaptı. Okuyun, tavsiyemdir...

10 Ocak 2015

Okuduğum, blogta paylaşılmayı bekleyen kitapların resmi geçidi :O).

 Su- Buket Uzuner: 2012'de çıkan bir kitap. Daha önce de bir kere okumuştum ama üzerinden çok zaman geçtiği için unutmuşum. Rahatlıkla tekrar okuyabildim. Kitabı genel olarak sevdim ama çok derinlikli bulmadım. Buket Uzuner'in eski kitaplarına bayıldığım halde İstanbullular ve sonrasında Su'yu beğenmemiştim. İstanbullular'daki kafamıza vura vura mesaj verme gayreti hoşuma gitmemişti. Bu kitapta da o var. Yine de İstanbullular'dan daha rahat okuduğum, daha çok sevdiğim bir kitap. Mutlaka alıp okuyun diyebiliyorum. Kitapta geçen ayçöreği bugün bana ayçöreği aldırttı uzun zaman sonra ki ben çok severim aslında. Fantastik kitaplar da okumayı fazlasıyla severim ben ama burada fantastik öğeler tam oturmamıştı sanki. Gerçekçi bir fantastiklik yoktu diyeceğim. Aslında yan yana gelmeyen iki kelime. Fantastik, hayali demek ama yine de o hayaliliğin bir temeli olduğunda keyifle okunuyor. Burada o yoktu sanki. Bir de karakterlerden biri olan Sahaf Semahat'in geçmiş hayatındaki travmatik kaçışa sürekli değinip o konuda hiç bir açıklama yapmadan kitabı bitirmesi bir eksiklik ya da yarım kalmışlık duygusu uyandırdı bende. Şamanizm üzerine verdiği bilgiler ise güzeldi. Sonuçta belki Buket Uzuner olunca yazar, belli beklentilerle de okuduğumuzdan biraz daha kalite bekliyoruz. Yine de genel olarak okunası. Tavsiyemdir...





Umut Mevsimi - Darien Gee: Kitapta yer alan karakterler bakımından Dostluk Ekmeği'nin devamı gibi olan ama konu açısından ayrı olan bir kitap. Sevdim ben. Dostluk Ekmeği'nden daha fazla sevdim. Okuyun :O).



 Öksüzler Treni - Christina Baker Kline: Öksüzler Treni, Amerika'da 20. yy başlarında uygulanan bir öksüz- yetim çocuk yuvalandırma yöntemiymiş. Trene bindirilen çocuklar her kasabada duruyor ve kendilerini almak isteyen aile çıkarsa hemen veriliyormuş. Genelde takip yapılamadığı için çocukların şanslarına karşılarına iyi aileler de, dayak veya açlık da çıkabiliyormuş. Bu tarihi olaydan yola çıkan yazar güzel bir öykü kurgulamış. Ben sevdim. Tavsiyemdir:O).




 BU ROMAN O KIZ OKUSUN DİYE YAZILDI - ENVER AYSEVER: E.Aysever, düzenli takip ettiğim biri değil. Hatta kitabını alınca aslında program da yaptığını öğrendim. Kitabı fuarda almıştım. Alırken de ilk cümlesine vurulmuştum " İstanbul'a yağmur yağıyordu. Bir aşk romanı girişi için uygun cümle kuruldu." diye başlıyordu. Sonra bir süre elimden bıraktım çünkü tıkandı, gitmedi. Çok durağan geldi bana. Belki kafamın dolu olduğu bir dönemde başlamıştım, onun da etkisi olabilir. Bilemiyorum. Ama ancak hastanede bitirebildim. Genel olarak konuyu sevdim mi, sevdim. Kitabı da sevdim. Ama romandan aldığım tat bir dirhem bal için bir çuval keçiboynuzu çiğnemek gibiydi. Kitabın geneliyle kıyasladığımda yetersiz geldi. Okumayın da demiyorum ama çok yüksek beklentiler içine girmeyin.






 Dört günlük tatilde okuduğum iki kitap:İkisini de beğendim. D.Macomber'in Bir Yumak Mutluluk'la başlayan serisini sevmiştim. Melekler Korusun'u itici gelmişti bana, beğenmeyince Gül Ağacı Sokağı ve Deniz Feneri Yolu'ndan uzak durmuştum uzunca bir süre. Fuarda oldukça indirimli bulunca aldım ve dün bitirdim. Beğendim ikisini de. Tavsiyemdir.
 KARDEŞİMİN HİKAYESİ - ZÜLFÜ LİVANELİ: Bu kitabı sevdim. İlginç bir sonu vardı. Girişi de ilginç gelmişti zaten. Livaneli'den beklemediğim bir tarzdı. Ama güzel yazmış. Tavsiyemdir...




 İpek Ongun'un yeri bende farklıdır. İlk Ongun kitabımı annemle beraber, on üç yaşındayken almıştık. O zaman bu serinin daha seri olacağı belli değildi. İlk ve tek kitaptı benim aldığım. Kitabın kahramanı Serra on altı yaşındaydı. Yazmayı ve kitap okumayı seviyordu benim gibi. Kitap çok hoşuma gitmişti. Seneler geçtikçe serinin diğer kitapları çıktı. Ben hepsini almaya devam ettim. Bugün de fuardan son kitabını aldım. Serra artık kırklı yaşlarında, kızı var on dört yaşında ve ben de otuz dört yaşındayım, oğlum var on üç yaşında. İki saat içinde oturdum bitirdim kitabı. Ve aslında her bir seride kendi okuduğum dönemi düşündüm. Atahan'a daha hamileyken bir fuarda Ongun'un imza gününe denk gelmiştim ve karnımı görünce"Bebek ..........ye" diye imzalamıştı kitabı mesela. Sonuçta mutlaka okuyun demiyorum ama özellikle genç kız adaylarına mutlaka okutun :O). Çok beğeneceklerini tahmin ediyorum. İlk kitap Bir Genç Kızın Gizli Defteri adını taşıyor. Onlara aldığınızda siz de bir göz atın. Belki de gençlik günlerinize döneceksiniz... Tavsiyemdir...



 Elif Şafak'la ilişkimiz Mahrem'le başladı ilk 2004'te. O zaman bu kadar popüler değildi sanki E.Şafak. Mahrem'den sonra Baba ve Piç'i okudum. Onu da çok beğendim. Siyah Süt okuduğum üçüncü kitabıydı ve yanlış hatırlamıyorsam asıl popülerliğini bu kitapla yakaladı ama benim çok zor bitirdiğim ve hiç sevmediğim kitaplarındandı. Ondan sonra daha bir temkinli okudum. Yeni çıkan kitaplarını almak için acele etmedim. Pinhan ve Aşk da okuduğum ama beğenmediğim kitaplarından oldu. Ustam ve Ben ise belki de tarihsel içeriğinden de ötürü bitirdiğim anda Mahrem'in de Baba ve Piç'in de önüne geçti. Sonuçta tüm kitaplarını okumadım ama fırsat buldukça okumayı düşünüyorum. E.Şafak'ı hiç okumamış olanlara mutlaka tavsiye ediyorum. Özellikle yukarıda bahsettiğim üç kitabı tüm kitap severler tarafından okunmalı.




YİRMİLER KIZI - SOPHİE KİNSELLA: S. Kinsella'yı seviyorum. Çok keyifle okunan ve su gibi akıp giden kitaplar yazıyor. Bende sadece üç kitabı var ama aslında çok kitap yazmış. Diğerlerini de fırsat buldukça alıp okuyacağım. Tavsiyemdir...