30 Temmuz 2026

Temmuzun Otuzu - 2026

    Hektor, tatlı kara suratlı çocuğum. Her sabah dörtte, beşte uyanıyoruz onunla beraber. O uyanınca benim de kalkmamı istiyor. Sonra da kafasına göre takılıyor. Bazen kucağıma geliyor beraber kitap okuyoruz. Bazen saatlerce hiç yanıma uğramıyor ama yine de uyumamam ya da yatmamam gerekiyor. Onunla hiç ilgim olmasa da evin içinde yatak odası dışında bir yerlerde olmalıyım. 

    Dün yatak odasını topladım. Son zamanlarda biraz kek pasta işlerine, biraz da öykü yazma işlerine ağırlık verdiğimden yatak odası çığırından çıkmıştı. Orası kapısını çekip göz önünden kolaylıkla kaldırabildiğim bir yer olduğundan hem uyumak için, hem çamaşırhane, hem depo, hem ambar, hem 'dağınıklığı oraya yığıp evi topladım zannetme' merkezi olarak kullandığım bir yer. Böyle çok dağıldığında kara delikler oluşturabiliyor tek kötü yönü o. Olmaması gereken bir yere karışan eşyaları çekiyor o kara delikler. Arada mutfakta da beliriyor. Neyse ki her seferinde bir eşyayı çekiyor sadece. Eşyanın kendini kurtarıp tekrar gün yüzüne çıkma süresi kendisiyle ne kadar alakasız bir yığına karıştığına göre değişebiliyor. Eninde sonunda bulunuyor ama bazen garibim eşyanın sırf biraz dinlensin, ayak altından çekilsin diye kendini kamufle edip başka bir şeymiş süsü verdiğinden de şüphelenmiyor değilim. En son kara deliğe mutfakta rastladım. Meyvelik olarak kullandığım kase kaybolmuştu. Kendini büyük kaselerin altına saklamış meğerse. Benden kaçmadı neyse ki, oyunu kısa sürede çözdüm :O). 

    Temmuz da bitiyor yavaş yavaş. Normalde ben doğduğum için, oğlumu doğurduğum için, blogumu yazmaya başladığım için en sevdiğim aydır. Son birkaç senedir yüksek sıcaklıklar ve nem sebebiyle nefret etmiştim. Bu sene İstanbul'da, bol rüzgarlı nispeten serin geçirdiğimiz için yine eskisi gibi sevmeye başladım. Ağustos da sıcak olacak tabi ki, yaz henüz bitmedi ama sonrası güz olduğu için mutluyum şimdiden. 

    Yine görüşmek üzere.

Hiç yorum yok: