Sizi masamdan küçük bir enstantane ile karşılıyorum. O gördüğünüz iki minik tatlış kabağı yaptım dün gece. Hemen fotoğrafını da çektim. Bu fotoğrafı da sadece size özel koydum. Başka yerde yayınlanmadı. Özelsiniz yani, bilginize.
Sabah, "Hemen her gün yazıyorum artık. E ben bir ev kadınıyım, gelirim yok. Bloguma reklam bağlasam, kazandığım parayla da özel aşçı tutsam, her gün yemek yapsa, ben yapmasam." diye düşündüm. İnstagram'da da çok görüyorum. İkinci el uygulamalarından eşya satıp ev, araba parası biriktiriyoruz, işte beş milyon borcumuz var onu ödüyoruz, gün 1, gün 1758 tarzı gönderiler. Sonra da şunun farkına vardım: Milletin hayali ev, araba almak, derdi borç ödemek. Benim derdim para kazanıp özel aşçı tutarak yemek yapmaktan kurtulmak :O). Allah başka dert vermesin, amin. Yani olabilir bence, neden olmasın? Açım fakirim reklam koyayım da karnımı doyurayım yazsaydım mutlu mu olacaktınız? Aksine üzülecektiniz, ah kıyamam fakirmiş diyecektiniz. Sizi üzmüyorum işte, ne güzel :O). Aç ve fakir değilim, özel aşçı istiyorum sadece.
Aşçı bize yemek yapsın, ben de ekşi mayalı ekmeklerimi yapayım. Pasta yapayım. Çok güzel bir işbirliği bence. Herkes mutlu olduğu şeyi yapacak. Ve en güzeli de şu: Beni bu hayale kavuşturmak sizin elinizde. Şu an için reklam meklam yok blogta ama koyarsam lütfen hepsine tek tek tıklayın. Girip bir bakın. Bunu Burcu'nun özel aşçıya kavuşması için yapıyorum motivasyonuyla hareket edin. Şimdiden teşekkür ederim hepinize. El birliğiyle başaracağız, inanıyorum!
Bu arada siz reklam tıklayacaksınız da ben de boş durmayacağım. Evde, elimdeki kaynakları tüketip alışveriş yapmayarak özel aşçı parası biriktireceğim. Dün mesela rujum bitmişti artık, çöpe attım. Gidip hemen yenisini almak yerine evde neyim var diye baktım. Ambalajlı bir ruj kalmış Avon zamanından. Açıp rengini görmek istedim. Sürdüm. Kırmızıymış. Ama nasıl bir kırmızı, ben size kullanım alanını söyleyeyim siz anlayın. Düğüne falan giderken sürülecek tonda değil. Sadece ve sadece sahne alırken sürülebilecek kırmızının en çarpıcı, en koyu, en göze batan tonu. Buna bir de benim güneş yüzü görmemiş en beyazdan daha beyaz tenimi ekleyin. Ruju sürünce Burcu yok oldu, sadece dudaktan ibaret oldum, öyle diyeyim yani. Ve tam da ruju sürmüşken ne oldu tahmin edin, kapı çaldı! Kargocu gelmiş. Ruj da ne menem bir şeyse kalıcı pigmentli mi artık bilmiyorum siliyorum yine bile çıkmıyor. Mecburen kapıyı sahneden yeni inmiş, ev kıyafetini giymiş ama henüz makyajını temizlememiş kadın modunda açtım. Yani aslında evde ruj sürmekte sakınca yok, kargocuya ya da kim geldiyse kapıyı da gayet rahat rujumla açabilirim ama rujum o "kırmızı" olmasaydı iyiydi. Adamın suratına bakamıyorum neredeyse, yere bakarak konuşuyorum.
Ama size bir şey diyeyim mi? Kargocu kesinlikle şaşırmamıştır. Bence geldikleri en eksantrik kişilerden biri benim. Hektor kaçmasın diye kapıyı çoğunlukla The Shining filmindeki Jack Nicholson'un ikonik kapı sahnesindeki gibi açıyorum.
Genellikle tam hamur yoğururken de geldikleri için çoğunlukla kapıyı dirseğimle açıp iki elimi ameliyata girecek cerrah gibi havada tutup paketi yere bırakmalarını da rica ediyorum. Hamurun cıvık anındaysa elimi çıkaramayıp kucağımda kocaman yoğurma kasesiyle açmışlığım da oldu.
Genellikle tam hamur yoğururken de geldikleri için çoğunlukla kapıyı dirseğimle açıp iki elimi ameliyata girecek cerrah gibi havada tutup paketi yere bırakmalarını da rica ediyorum. Hamurun cıvık anındaysa elimi çıkaramayıp kucağımda kocaman yoğurma kasesiyle açmışlığım da oldu.
Buraya kadar anlattığım görüntüler de saçma ama en çok şaşırdıkları şapkalı ve önlüklü halim oluyor nedense ki bence en normal halim bu. Saçlarım kısa olduğundan toplayamıyorum. Bir şeyler yaparken hijyeni sağlamak için Atahan'ın kullanmadığı aşçı şapkasını takıyorum. Kapıyı kafamda şapka, üzerimde önlüğüm açtığımda her seferinde aşırı şaşırıyorlar. Şapka da fotoğrafta gördüğünüz kep gibi olan model, yüksek, ucu tavana değen o beyaz şef şapkalarından değil aslında. Dur ben onlardan alayım da bir dahakine öyle açayım değişiklik olsun diye :O). Fotoğrafı da yapay zeka yaptı. Yüz kere değiştirme de desem yüzümü değiştiriyor her seferinde inatla.
Yapay zeka demişken seksenler akımını ben de denedim tabi ki. İnstagram'da en az yüz tane fotoğraf gördüm, herkesi diskoda miskoda afili, şuh, ne bileyim havalı yapmış. Beni Altın Kızlar dizisindeki Sophia gibi yaptı.
Sonra baktım 80'lerde havalı olamıyorum, ortaçağdaki halimi yap dedim. Bir kraliçe, ne bileyim en azından asilzade beklerken mutfaktaki aşçı oldum ola ola.
Sonra baktım 80'lerde havalı olamıyorum, ortaçağdaki halimi yap dedim. Bir kraliçe, ne bileyim en azından asilzade beklerken mutfaktaki aşçı oldum ola ola.
Şapkam da hala başımda :O). Ortaçağdan günümüze hijyene önem veriyorum, görün artık! 80'lerin Sophia Burcu'sunda mutluymuşum ama en azından. Ortaçağ mutfağı bana yaramamış, yüzüm asık.
Yani demem o ki, kırmızı ruju da açtım artık, atsam atamam versem veremem. E hedefimiz de özel aşçı parası biriktirmek, israf yapamam. El mecbur, kullanacağım, başka çarem yok. Kargocular da alışır artık bir süre sonra, ne yapayım. Sormazlar ya sorarlarsa sahnede ekmek yoğurma şovu yapıyorum derim :O).
Yani demem o ki, kırmızı ruju da açtım artık, atsam atamam versem veremem. E hedefimiz de özel aşçı parası biriktirmek, israf yapamam. El mecbur, kullanacağım, başka çarem yok. Kargocular da alışır artık bir süre sonra, ne yapayım. Sormazlar ya sorarlarsa sahnede ekmek yoğurma şovu yapıyorum derim :O).
Yine görüşmek üzere.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder