18 Nisan 2026

On Sekiz Nisan CUMARTESİ - 2026


   Sizlere pasta yapmayı öğreneceğim demiştim. Evde, kendimize ama profesyonelce. Öğrenmeye başladım efendim :O). İlk denememin sonuçlarını görüyorsunuz. 
   
    Pastamı, pastacı kreması ve kakaolu sünger pandispanya kullanarak yaptım. Dokusu ve tadı oldukça iyiydi. Hatta Atahan onların restourantta satılan pastalarla aynı kıvamda ve tatta olduğunu söyledi. İlk denememde bu sonucu elde edebilmeme şaşırmış olmasına azıcık bozulsam da yine de kendimle gurur duydum. Sonuçta senelerdir pasta yapan biriydim ama tabi ki tam bir ev ve anne pastasıydı onlar. Bunlar dışarıdan alıp evde kendi tabağıma koymuşum da ikram etmişim gibiydi :O). Denemelerim devam edecek. 
 
  Kakaomu profesyonel mutfakta kullanılan marka ve çeşit ile değiştirdim. Çikolatamı direkt kuvertür alacağım. Vanilya da değişecek. Malzemeleri değiştirmek dışında tekniğimi de değiştirdim. "Tüm malzemeleri kaba koy, çırp, at fırına" yerine tekniklerine uygun olarak yapmaya başladım. 

    Tariflere ve tekniklere uymadığım tek nokta gramlı yapmamak. Gramları su bardağı, yemek kaşığı cinsine çevirip öyle ayarlıyorum. Bunu iki sebepten tercih ediyorum. Birincisi ilk yaptığım her şeyde öncelikli amacım işlemlerin sıralamasını anlamak, dokusunu, kıvamını görmek ve malzemeleri değiştirdikçe nelerin değiştiğini anlamaya çalışmak. İkincisi de gramların asıl amacı standart tadı ve porsiyonu sağlamak. Tekniği öğrendiğimde gramla çalışmak çok daha kolay olacak ve standardı sağlamama yardım edecek. Şu an zaten kendimize yapıyorum. Satış amacım yok, her yaptığım aynı tatta ve porsiyonda olmak zorunda değil. Şimdi, kekleri, kremaları öğreniyorum sadece. Adlarını, farklarını, malzemelerini. Malzeme eksiklerim var, onları tamamlıyorum. 
   Dün mesela, tam keki yapmaya başlayacakken kelepçeli kalıbımın kaplamasının dökülmeye başladığını fark ettim. Onu direkt emekliye ayırınca elimde ortası delik klasik kek kalıbım ve borcamlarım kaldı sadece. Borcamda yaptım keki mecburen ama ortası pişsin ve ortası pişerken de üstü yanmasın diye önce biraz yüksek ısıda, sonra sıcaklığı düşürerek ve 20 dakikada bir kontrol edip bıçak testi yaparak pişirdim. İlk fırsatta yeni bir kelepçeli kalıp alacağım. Katları rahat kesebilmek için pasta testeresi alacağım. Değişik teknikleri ve tarifleri denedikçe ortaya çıkan zaruri başka ihtiyaçları alacağım. Amaç şu an eksikleri tespit edip tamamlamak. İlk denemelerle tat, doku testleri yapmak.  Neyse, sonuçta pasta dünyasına da giriş yaptıktan sonra tart ve kişlere geçeceğim. Çok severim ama hiç yapmadım şimdiye kadar. 


  Sepette gördüğünüz de ekşi mayam Puduhepa'nın ilk mamülü: İlk ekşi mayalı ekmeğim. Dokusu çok güzel oldu ama tadı biraz ekşiydi :O). Onu yapmaya başladığım gün başım çok ağrıyınca mayalanma süreci çok uzadı. Öğrendiğime göre mayalanma süresi arttıkça ekşiliği de artabiliyormuş. Yani şöyle sade bir dilim alayım elime yiyeyim derseniz bir tık keskin ama sabah kahvaltıda peynir ve reçelle çok güzel gitti mesela. 

    Ben çok beğendim ama kocamın ağız tadına pek uymadı. O normalde de ekşi mayalı ekmek sevmezmiş zaten. Üzerine konuştuğumuzda ben tadının anneannemin yaptığı ev ekmeklerine benzediğini keşfettim. Ben o zaman yediğimin o olduğunu bilmiyordum ama o da büyük ihtimalle ekşi maya kullanıyordu. Kuzinede kızartıp yiyorduk. Benim için çocukluğumdan gelen tanıdık bir tat olduğu için çok hoşuma gitti. Kocamla biraz ekşi mayalı ekmek üzerine sohbet edince, kayınvalidem ve kocamın rahmetli anneannesi de el lezzeti olan, çok güzel hamur işleri yapan kişiler olduğundan ben onların da ev ekmeği yaptığını varsaydığımı fark ettim. Kocam ise çocukken her zaman çarşı ekmeği aldıklarını söyledi. Hiç ekmek yapmazlarmış. Sonra üzerine biraz daha düşününce annemin de hiç ekmek yapmadığını hatırladım. Biz de hep fırından alırdık. Benim için mutfak anneannemle özdeşleşmiş. Geçmişteki tatları düşününce anneannemin mutfağı ve onun yaptıkları, kuzine, ocak gibi şeyler geliyor gözümün önüne hep. Ben de bu ilgimi ve (varsa) el maharetimi ondan aldığımı düşünüyorum. 
  
   Ekşi mayamın beslenmesini ve ekşi mayalı ekmeğimi de göz kararı yaptım bu arada. Normalde gram gram ölçülüp un ve su ekleniyor ama ben kıvamının nasıl olması gerektiğini öğrenip o kıvam üzerinden takip ettim. Sonuçta standart tarifler için ölçü şart, bunu çok iyi biliyor ve anlıyorum ama ninem de mi mutfakta teraziyle unu - suyu ölçüp yapıyordu sanki mayasını dedim, verdim coşkuyu :O). 

    Neyse, ekşi mayalı ekmek yapımı biraz zaman alıcı olduğundan ve şu an günlük rutinime çok oturtamayacağımdan ve aynı zamanda kocam da çok beğendim  her gün yapmalısın demediğinden ben ekşi mayalı ekmeği haftada bir, on günde bir kendime özel yapmaya karar verdim. Diğer günler hazır mayamla normal ekmek sürecime devam edeceğim. Bu arada şimdiye kadar ekmeklerimde yarı yarıya beyaz un ve tam buğday unu kullanıyordum. Bugün baz bir hamur yapıp ikiye böldüm. Birine beyaz un ekledim, birine tam buğday unu. İki ayrı ekmek yaptım. Beyaz ekmeğim ayrı bir güzel oldu. Fırından alınmışçasına beyaz, güzel, içi yumuşacık, dışı çıtır kabuklu bir ekmek yaptım. O ekmeği sade sade alıp elinize yerdiniz. Ve büyük ihtimalle her gün sadece o ekmeği yapsam, sıcak sıcak önlerine koysam benimkiler yanına başka hiçbir şey aramadan da, sıkılmadan da yerler. O kadar ki güzeldi. 

  Yine görüşmek üzere. 

Hiç yorum yok: