23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun!
Bugün sabah kahvaltı hazırlarken reçellerin azaldığını görünce yenilerini çıkarayım dedim. Ve hayretler içinde kaldım. Evde sadece iki kavanoz reçel kalmış! Ben reçel çok sevdiğim ve kendim yaptığım için genelde en az üç dolap dolusu reçelim oluyordu. Hatta bazılarının ne reçeli olduğunu bile unutuyordum. Çok yığılma olduğu için reçel yapmama kararı almış, yine de kışın bol bol portakal ve mandalina reçeli yapmıştım. Arada anneme de verdim. Biz yaptıklarımızı hep yedik derken gerçekten stoğu bitirmişim ve hem mutlu oldum hem de sanki onlar dünyadaki son iki kavanozmuş da bir daha asla reçel yiyemeyecekmişim gibi panik yaptım. Şu mevsimde çok fazla reçel yapacak meyve de yok. Kış meyveleri bitiyor, yaz meyveleri yeni yeni çıkıyor. Evdeki iki kavanoz daha en az bir ay idare eder gibi de görünüyor ama yine de bendeki istifçi ruhu sıkıştırıyor beni böyle zamanlarda. İlk fırsatta acilen yeni reçeller yapmam lazım!
Saçlarım o kadar uzadı ki atkuyruğu (kılkuyruk gibi de olsa :O)) yapabilmeye başladım. İki ay önce gidip kestirmem gerekiyordu aslında. Şeker bayramından önce kestireyim dedim zamanlama uymadı. Bayramdan sonra hallederim dedim kaldı. Hani bir şeye böyle niyetlenirsin, hemen o an hallolsun istersin o an olmayınca da hevesin kaçar erteledikçe ertelersin ya, işte tam tamına bu oldu bana da. Yıkanıp kuruduğu an topluyorum. Yatana kadar da sürekli toplu kalıyor. Paket lastiği kullanıyordum nasılsa kestireceğim diye, takıp çıkarırken saçlarımı çok yolduğundan gidip lastik toka aldım. Galiba 25 sene sonra falan ilk defa tokam oldu :O). Toka da siyah. Geçen gün koltukta kitap okurken çıkmış ama düşmemiş, ayağa kalkınca direkt siyah bir şey yere düşünce ben onu böcek sandım, boş bulununca bir an yüreğime indi ama çığlık atmadım neyse ki, sabahın kör bir saatiydi.
Hayatımın boş bulunup çığlık atma olayını geçen gün gerçekleştirdim zaten. Kocam çarşıya gitmişti, ben de evi süpürüyordum. Makinenin sesinden kapıyı anahtarla açtığını duymamışım ve dolayısıyla geldiğini de görmedim. Oturma odasından süpürerek hole doğru çıkıp da koridorda bir yabancı hatta ne veya kim olduğunu bilmediğim bir canavarla (!) karşılaşınca bastım çığlığı. Kapı da açıktı, apartman inledi. Bir süre valla kapıya gelen olur mu diye beklemedim değil. Neyse ki canavar sandığım kocam çıktı da hayatım kurtuldu :O).
Görüşmek üzere...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder