15 Şubat 2018

1097 - EN ÇOK BENİ SEV



          Uzun zamandır bir kitaplık listesi yapıp en güncel halini de sürekli telefonuma kaydediyorum. O kadar çok kitap araştırıp, ödünç ya da satın alıp, okunacaklar listesi yapıyorum ve o kadar çok okuyorum ki, bir süre sonra almak istediğim kitap bende var mıydı, ödünç alıp da henüz okumadığım kitaplar arasında mıydı, okumak için  inceleyip de almadığım kitaplardan mıydı ya da okuduğum kitaplardan mıydı, karıştırmaya başladım. Liste yapmadan önce almak istediğim kitapları aldığımı unutup tekrar aldığım oldu bir kaç defa. Özellikle fuarda liste çok işime yaradı ama bu kitabın yazarında yanlışlık yapınca kaydederken,  listede yok zannedip bir daha almışım. Gerçi böyle durumlarda ikinci kitabı ablama hediye ediyorum boşa gitmiyor ama yine de aynı kitapları tekrar tekrar almamayı tercih ederim. 

       Neyse, Quinn benim sevdiğim ve eğlenceli bulduğum bir yazar. Romantik tarzda yazıyor ve kafa  boşaltmaya bire bir geliyor. Hikayelerin nasıl gelişeceği az çok belli tabi ki ama yine de sıkılmadan okuyorum. Tavsiyemdir.

5 Şubat 2018

1096 - KIRIK KALPLER TAMİRCİSİ



        Bir ara her okuduğum kitabı bloga da yazma kararı almıştım. Bir süre uyguladım da.  Sonradan ne olduysa tavsadı, yazmayı unuttum, kitabın resmini sonra bulur eklerim derken eklenecekler birikti ve bunu yapamadım. Geçenlerde aklıma gelince yine denemek istedim. Hazır yeni bir senenin de başlarındayken. Elimdeki hacimli seriyi bitirmiş tek tek kitaplarıma başlamışken. Bakalım bu sefer sistemi oturtabilecek miyim? 

      Bunu aklıma getiren biraz da kitap almadan önce mutlaka internetten hakkındaki yorumlara bakmam oldu. Çok Satanlar'ın bir numarası bile olsa fikir almadan satın almıyorum. Belki benim yazdıklarım da birilerinin işine yarar. 

      Bu bağlamda Kırık Kalpler Tamircisi'ne gelirsek... Ben  biraz yavan ve sığ buldum. Senate'nin okuduğum diğer iki kitabı da muhteşem değildi ama sevimli gelmişti bana. Gayet de okunabilirliği vardı ki Kırık Kalpler Tamircisi'ni de onları sevdiğim için almıştım. Yine de ileride başka bir kitabı daha çıkarsa bir şans daha tanırım Senate'ye. 

2 Şubat 2018

1095


           Zaman Çarkı serisini bitirdim bugün. Toplamda 12 bin 635 sayfa. İki ay yirmi gün sürdü. Burada olmadığım tüm günlerde kitap okuyordum. Serileri uzun soluklu olduğu, kahramanlarla bol zaman geçirip onları ayrıntılı tanıyabildiğim için seviyorum ama ne kadar çok bir arada olursam ayrılması da bir o kadar zor oluyor. Bunu daha başlamadan önce de düşünmüştüm. Bitince kendimi bir süre boşlukta hissedeceğimi biliyordum ama yine de okuma isteğim ağır bastı.

      Ev - iş ve kitap, son iki buçuk aylık hayatımın özeti olabilir. Hele bu son hafta izindeydim ve bakkala gitmek dışında evden çıkmadım. Telefonumun sesini kıstım, koydum bir kenara pek elime de almadım. Okudum, okudum, okudum sadece. Özellikle son iki gecedir de sabaha kadar oturdum, okudum. Normalde geceleri en geç on birde yatıp sabah altıda kalktığım için sabahlamak benim için çok  sıra dışı bir eylem oldu. Günlerce hiç çıkmayınca arada sıkıntı da bastı evin içinde,  ama bakkala gidip ekmek alınca geçen sıkıntılardı. Çıksam gezsem azıcık hava alsam diye düşündüğümde aslında büyük çaplı gezmeler istemediğimi fark ettim. Evi, yayılmayı, belli saatlerde belli bir şeyler yapmak zorunda olmamayı özlemişim.

           Sonuçta pazartesi iş başı yapacağım ve çok yoğun günler beni bekliyor, biliyorum. Okullar da açılacak bir yandan ve biz eski koşuşturmacamıza geri döneceğiz.

        En kısa sürede yine görüşmek üzere...


22 Aralık 2017

1094

      Son yazdığımdan bu yana çok uzun zaman geçmiş. Bunun sebebi okumaya başladığım kitap serisi. On dört kitaptan oluşuyor. Şu an 6. kitabını okuyorum. Her bir kitabı en az sekiz yüz sayfa, şu an okuduğum kitap ise 1.200 sayfa mesela. Tam 10 Kasım’da ilk kitabın kargodan gelmesiyle okumaya başladım. Yedi hafta olmuş başlayalı ve şimdi hesapladım toplamda 6000 sayfa okumuşum. Haftada yaklaşık 860 sayfa kadar.

       İlk kitabı elime aldığım tarihten beri başımı kaldırmadan okuyorum. Sabah servisi beklerken bir sayfa, öğle yemeğimi yerken iki sayfa... Sabah on dakika daha erken kalkmaya başladım okuyabilmek için. Ve o ciltli, tuğla büyüklüğünde ve ağırlığındaki kitabı her yere yanımda taşıyorum.
Seriyi ne zaman bitirebileceğimi ben de çok merak ediyorum. Bir süre daha buralarda olmayabilirim...

13 Kasım 2017

9 Ekim 2017

1092

       Bizim evde eğer ki Paris’ten vııyk diye bir ses çıkıyorsa, bilmek gerekir ki biri kuyruğuna ya da patisine basmıştır ve o kişi de çoğunlukla benimdir. Genelde bir telaş, bir şeyler yetiştirmeye ya da bir yerlere yetişmeye çalışarak ev işi yaptığımdan, ortalıkta dolanıp dağınıklığı toplamaya çalıştığımdan, bu arada da Paris pür merak peşimde dolaştığından en çok onunla çarpışıyoruz ev içinde. Her seferinde bir yerine bir şey olacak diye korkuyorum, ondan mutlaka özür diliyorum, iyi mi diye bir kaç dakika gözlemliyorum ama o kaza eseri patisine bastığıma inanmadığından kızıyor ya da küsüyor bana. Bazen de gelip bir pati atıyor, hırsını almak için uğraşıyor illa ki. Onun bu halleri güldürüyor beni.  Dört yaşında bir çocuk misali. Zaten bazen diyorum, büyüğü 16, küçüğü 4 yaşında diye:0).

       On sekiz yaşları civarındayken ilerde  bir sabah, mesela otuz yaşıma bastığımda, dolabımdaki bütün kotları, sırt çantalarını, spor ayakkabıları atıp klasik  ya da “anne” stili giyinmeye başlayacağımı, bunun bir zorunluluk olduğunu düşünürdüm. Halbuki şimdi otuz yedi yaşındayım ve  spor ayakkabı, kot pantolon, klasik gömlek - ceket üzerine eskimiş görünümlü sırt çantamı takıp işe gidebiliyorum. Ve bu klasik gömlek - ceket düzenliliğinde o eskimiş sırt çantası içimdeki  “asi”yi mutlu ediyor. Sanki tüm dünyaya başkaldırımı ayağımdaki spor ayakkabı ya da kot pantolonla yapabiliyormuşum gibi geliyor.

         Sekiz yüz sayfalık bir kitabı bitirdim bu sabah. Çok da çok beğenmedim de. Şimdi onun tarzında bir kitap daha var elimde yedi yüz seksen sayfa. Başlasam mı başka kitaba mı geçsem karar veremedim. Şöyle biraz okuyup beğenmezsem zorlamayacağım. Kitap fuarı hazırlıklarına başladım yavaştan. Okunacak kitap listelerimi, alınacakları ve elimdekileri düzenliyorum. 4 kasım başlangıç tatihi, bir aydan az bir süre kaldı.

         Sonra yine görüşmek üzere...

27 Eylül 2017

1091

        Son aylarda okuyacak kitap bulamamaktan yakınıyordum sürekli. Kitap okumaya ara vermedim ama zevkle okuduğum kitap sayısı çok azdı. Çok fazla okumanın handikapı olarak bir tıkanma yaşamıştım. Hangi kitaba el atsam çoktan okumuş oluyordum. Sevdiğim yazarların yeni kitapları çıkmamıştı. Sağda solda ne kadar kitap bulursam satın veya ödünç aldım. Kedi Beşiği'ni, aslında ne olduğuna çok bakmadan, indirimde diye almıştım. Meğerse bilim kurgu edebiyatının yapı taşlarından biriymiş, 1963'te basılmış ve basıldığı yıl ödül de almış. İroni ile işlenmiş bir kurgusu var ve ben sevdim. Çok geç okumuşum ama iyi ki okumuşum. Siz de okuyun...