24 Ekim 2021

EKİMİN YİRMİ DÖRDÜ, 2021

   Mutfakta otururken radyo dinliyor olsam da arka planda rüzgarın da sesinin duyulduğu soğuk ama evde olduğum için aslında benim için sıcak geçen bir pazar günü. Kaloriferi yaktık. Ofiste kombi arızalı. Parçası tamirde. Yarın üşümemek için kalın giyineceğim. Sabahtan beri yağmur da yağıyordu ama durdu şimdi galiba. Mutfağı toplayıp yemek hazırlayacağım yazımı yolladıktan sonra. Evimin huzurunu seviyorum…

  Sonra yine görüşmek üzere.

22 Ekim 2021

EKİMİN YİRMİ İKİSİ, 2021

   Bu hafta hava genelde gündüz sıcak gece soğuk. Geçen hafta ara ara yağmurluydu. Böyle günlerden birinde, servis beklerken sığındığım tentenin altında beklerken birden yanıbaşımda floşşşş diye çok yüksek sesli bir gürültü oldu. Kitabım vardı elimde, okumaya da dalmıştım. O ses nereden geliyor, neyin sesi, bir şey mi patladı, bir yerden bir şey mi attılar, tehlikede miyim, değil miyim, ilk başta algılayamadım ve korktum. Bir an sonra farkına vardım ki, benim tentenin üzerinde su birikmiş ve komple tüm su tentenin kenarından bir kovayla boşaltılırmışçasına aşağıya akmış. Ben de baştan aşağıya ıslanmaktan sadece iki adım uzakta olduğum için kurtulmuşum:).  Elimde ne kitap kalacaktı, ne de kıyafetlerim kurtulacaktı. Büyük ihtimalle eve dönüp üzerimi değiştirmem gerekecekti. Bu sefer belki işe yetişme telaşı yaşayacaktım derken günüm komple kötü bir şekilde başlamış olacaktı. Çok şanslıymışım gerçekten:). 

  Yine görüşmek üzere…

15 Ekim 2021

EKİMİN ON BEŞİ, 2021

   Günler hızla geçip gidiyor. Orta şekerli olsalar da genelde çok da sıkıntı değil bence:). Bunca işimin ve zamansızlığımın arasında makaron yapmayı öğrenmeye karar verdim. Daha önce yapmadım hiç. Sıfırdan başlayacağım. Deneme yanılma yöntemiyle bu işi eninde sonunda kotarırım gibi geliyor. Sonuçları buradan da paylaşırım. Felaket olanları olmasa da olur gibi olanları en azından:).

Yine görüşmek üzere.


3 Ekim 2021

EKİMİN ÜÇÜ, 2021

 Oğlum Paris keyifsiz son iki haftadır. Kristalleşme vardı böbrekte. İlaç kullandık bir süre sabah akşam, ardından kontrole gittik bu sefer de akciğerlerde sorun ortaya çıktı antibiyotiğe başladık. Biraz huysuz bir kedi olduğundan ilk ilaç vermeye başladığımda bir örtüyle sarıp sıkıştırıp zorla şırıngayla veriyordum ama sonra bunun onu daha da huysuzlaştırdığını benim de sürekli çizik içinde kaldığımı fark edince, uyurken; sakinken sevip okşayarak vermeye başladım. Böyle ikimiz de daha mutluyuz ama bazen son anda kafasını çevirince ilaç ağzından çok etrafa dağılıyor. Milimi milimine ölçerek hazırladığım miktarın ne kadarı midesine gitti ne kadarı aktı emin olamıyorum. Yine de fayda görüyor olmalı ki genel durumu iyi, tahliller de düzelirse yırttık demektir:). 

  Bunun dışında da yoğunum. İş yoğun ve bu yoğunluk giderek daha da çok artacak, azalmayacak. Ev işleri de bitmiyor asla:). Hala Zaman Çarkı serisini okumaya devam ediyorum ara vermeksizin, 14 kitaplık serinin 5. kitabındayım. Bir yandan da battaniyemi örmeye devam ediyorum. 12 - 13 parça örmüşüm şimdiye kadar. Burada hiç bahsetmedim daha önce ama bir yandan da e - ticaretle ilgili bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Çok yabancı olduğum bir konu. Acemiyim her açıdan. Yapmak istediğim çok şey var ama imkanlarım - zamanım - bütçem kısıtlı, bilgim az. Ara ara olmayacak gibi gelse de inat ettim bir şekilde başaracağım. En azından sonunda denedim de olmadı diyeceğim. Vazgeçmeyeceğim:). 

  Şimdi Paris’in ilacını hazırlamam lazım. İçmesi gereken hapı 4’e bölüp 1 parçasını ezip suyla karıştırıp sakin zamanını bulunca şırıngayla ağzına zerk edeceğim:). Sonra yine görüşmek üzere… 

1 Ekim 2021

EKİMİN BİRİ, 2021

 Yağmurlu bir sabahla başladık ekim ayına. Sonbaharı sevenlerdenim ben. Bir de kapalı havaları, yağmuru. Güneş ışığı içimi mutlulukla dolduruyor evet ama biraz sıcak olduğu anda da enerjimi çok düşürüyor. Halbuki yağmur her zaman harekete geçme isteğimi tetikliyor. Bahsettiğim yağmur sular seller götüren cinsten değil tabi ki ama sağanak dahil kabulum:). 

  Şimdilik kısa bir “yağmur sevgisi” paragrafıyla ekime merhaba demiş olalım, sonra yine görüşmek üzere…

19 Eylül 2021

Eylülün On Dokuzu, 2021

 Biz son iki - üç senedir cam damacana kullanıyoruz. Cam damacana daha ağır ve taşıması (yuvarlaması?) daha zor olduğundan tekerlekli bir altlık almıştım. Mutfaktan kapıya kolaylıkla çekiyorum, sucumuz da boşu alıp doluyu direkt tekerleğin üzerine koyduğundan hiç ağırlık kaldırmamış oluyorum. Bloguma da yazmıştım, birkaç ay önce, ben o cam damacanayı devirip kırdım. Her taraf su oldu. Şoku atlatmam, kafamı toplayıp geride kalan muhafazayı cam kırıkları arasından almam, sucudan kırdığımın yerine ikinci bir su istemem, yine depozito işlemleri falan derken sucu çocuk, garibim, yarım saat kapıda beklemişti. Dün biten suyun yerine yenisini koyarken hafiften devrilir gibi oldu. Ben de ufak bir çığlık attım çünkü daha önce kırdığımda hole ve yatak odasına dökülen suları temizlemek saatler sürmüştü. Neyse, çocuğa da döndüm, çığlığımı açıklamak için, daha önce kırmıştım bir kere, yine kırılacak diye korktum, dedim. Çocuk da, ben o zaman yoktum ama biliyorum, dedi. Demek ki sucuda "cam damacanayı kıran kadın efsanesi" oluşturmuşum. Belki de hala birbirlerine anlatıp anlatıp gülüyorlardır. Damacana kırmayı beceren tek müşterileri benimdir belki. Bilmiyorum artık. Üzerinden aylar geçmesine rağmen başka kıran olmamış ki, benim olayın anısı hala taze demek ki :O).

  Bu akşam gitmemiz gereken bir düğün var ve benim hiç gidesim yok. Son üç - dört senedir düğünlere gitmek çok büyük bir zaman kaybı gibi geliyor. Yüzde doksan dokuzuna da gitmiyorum. Geçen gün iş yerinden kalma alışkanlıkla "keşke iptal edilse, ertelense" diye düşündüğümü fark ettim. Sonradan fark ettim ki, bu bir toplantı değil, etkinlik değil. Ertelenmesi ya da iptali ya bir kazaya belaya işaret eder ya da çiftlerin ayrıldığına. Gidesim olmasa da bunun olmasını da istiyorum demek değil bu. Cümlemi "keşke gitmek zorunda olmasam" diye değiştirdim...

  Bu arada cuma gecesi ilk bölümü yayınlanan Yalancı dizisini izledik. Dizide tecavüze uğradığını söyleyen bir kadın ve iftira atıldığını iddia eden bir erkek var. İkisinden biri yalancı ama işte ilk bölümde bunu anlamak mümkün değil zaten. Bir sürü tahminde bulundum. Sonra yabancı bir dizinin bire bir versiyonu olduğunu öğrendim internetten. İlk sezon sonunda da belli oluyormuş kadının mı erkeğin mi yalan söylediği. Buldum o bölümü izledim. Merakımı giderdim. Türk versiyonunu izlememe de gerek kalmadı böylece. Spoiler vermemek için burada yazmayacağım hangisinin Yalancı olduğunu. "Sürpriz bozan", spoiler kelimesi için Türkçe karşılık olarak TDK tarafından önerilmiş. Sürpriz kelimesi de Türkçe değil. Sürprizin Türkçesi "şaşırtı"ymış. Neyse spoiler yerine sürpriz bozan yazacaktım yine de ama bitişik mi yazılıyor (sürprizbozan) ayrı mı (sürpriz bozan), emin olamadım (Ben burada rastgele bir karar olarak ayrı yazdım.). "Spoiler vermek" diyoruz sürpriz bozan vermek mi diyeceğiz, kullanmak mı, söylemek mi, cümle içinde nasıl olacak bilemedim. Bilenler konuya daha hakim olanlar varsa lütfen bizi de aydınlatsın.

Yine görüşmek üzere.

12 Eylül 2021

EYLÜLÜN ON İKİSİ, 2021

      Pandemi öncesinde sekiz sene boyunca haftanın altı günü bilfiil çalıştım. Haftada bir gün izin yapıyordum, yoğundu işlerimiz ama bu sisteme alışmıştım. Korona virüsün hayatımıza girmesiyle çalışma tempomuz düştü, iş yükümüz ve mesai günlerimiz de azaldı. Çok geçmeden buna da alıştım :O). Evde daha çok vakit geçirebilmek ve yapmak istediğim birçok şeye vakit bulabilmek çok mutlu ediyordu beni. Son günlerde yavaş yavaş eski tempomuza dönmüştük zaten de, önümüzdeki haftadan itibaren cumartesileri de çalışmaya başlayacağız yine.  Bütün bir hafta sonunu evde geçirebilmek muhteşem bir şeydi :O). Bunun bir daha olmayacak özel bir dönem olduğunu bildiğimden her anının tadını da çıkardım. Büyük bir ihtimalle çok yakında "haftada altı gün"e de alışacağım. Yine de bu haberi ilk duyduğumda yıkıldım, kabullenebilmek bir iki saatimi aldı :o). 


Bu motifi yapmayı ilk öğrendiğimde aklımda her parçayı böyle üç renkli yapmak vardı. Yeşil renk kombininde iyi de durmuştu ama diğer renkleri de denediğimde hoşuma gitmedi. İlk dört üç renkli parçadan sonra iki renkli yapmaya başladım kareleri.

   Bu gördüğünüz de iki renkli çalışmamdan bir örnek. Altı kare de değişik kombinasyonlarla iki renkli ördükten sonra rengi kendinden değişen iplerle denesem nasıl olur acaba sorusu düştü aklıma. 


   Denediğimde düz renklerden daha çok hoşuma gitti. Büyük ihtimalle bundan sonra böyle devam edeceğim. İlk ördüğüm düz renkli parçaları da bir şekilde değerlendireceğim tabi ki şu an nasıl yapacağımı bilmesem de. İpim bittiği için bitiremedim son ördüğüm parçayı, aynı renkten sipariş verdim. Başka renkler de aldım. Gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum. 

   On beş sene önce yarım bıraktığım bir etamin panom vardı. Geçenlerde onu çıkardım tekrar. Etamin işlemeyi de çok özledim. Önce panoyu bitirmek sonra da ufak tefek işlerle etamine de devam etmek istiyorum. İşler de yoğun. E evle de ilgilenmek lazım. Bir yandan deli gibi Zaman Çarkı serisini okumaya devam ediyorum. Evde olduğum saatlerde sürekli birini elime alıp birini bırakıyorum. Kitap yorunca biraz iş yapıyorum, işten yorulunca oturup örgümü beş on sıra örüyorum, sonra kalkıp bir yerleri daha düzenleyip yine kitap okuyorum. Genelde bu ya okurken kanepede sızıp zar zor yatağa gitmekle ya da artık hiçbir şey yapamayacak kadar yorulup kendimi yatağa zor atmamla bitiyor. Hangisini yaparsam diğerinde aklım kalıyor. Bugün kendimi kitap okurken aynı zamanda örgü örebilir miyim acaba diye düşünürken yakaladım:). Deneyecektim ama büyük ihtimalle kitaba yoğunlaşıp ilmek kaçıracağımı düşününce vazgeçtim. 

 Yine görüşmek üzere…