<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970</id><updated>2012-01-29T11:57:48.298+02:00</updated><category term='Kitap'/><title type='text'>Burcu'nun Mutfak Penceresi :O)</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>76</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3334588914038141588</id><published>2012-01-27T01:50:00.001+02:00</published><updated>2012-01-27T01:51:50.533+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ben diyorum ki, bir süre yazmayım. Tekrar görüşeceğiz mutlaka. Ama yazma moduna geri dönene kadar affınızı rica ediyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3334588914038141588?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3334588914038141588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3334588914038141588&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3334588914038141588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3334588914038141588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2012/01/ben-diyorum-ki-bir-sure-yazmaym.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6083790705141020242</id><published>2012-01-16T20:15:00.004+02:00</published><updated>2012-01-16T20:47:31.082+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu an, camın önüne oturup elimde kahve ya da sıcak çikolata/kakao ile kar izleme zamanı tam. Nasıl güzel yağıyor, anlatamam. Her taraf bembeyaz oldu çoktan. Tam bu kış herhalde karsız geçecek derken sürpriz bir şekilde beyazlara büründük. Bütün gün iş yerinde yağışını izledim. Akşam olsun da çıkayım karı hissedeyim diye saatleri saydım. Eve geldiğimde Atahan sokaktaydı. Kartopu oynayıp, kardan adam yapıyorlardı arkadaşlarıyla. Yemeği hazırlarken bir yandan da onları izledim. Taa iyice karanlık olana kadar oynadılar. Geldiğinde donmuştu ama mutluydu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yılbaşında annemle babama hediye olarak bir su kaplumbağası almıştım. Pek yemek yemiyordu ama genel anlamda sağlıklıydı. Arada yeni yerine alıştığına dair davranışlar gösteriyordu. Annemlere her gittiğimde ben de bir bakıyordum ne alemde diye. Dün sabah annem aradı, kaplumbağa kaçmış. Sabah bir bakmışlar ki kabı boş. Koltuk altlarındadır, oralara bir göz atın dedim. Benim de misafirim gelecekti, hazırlık yapıyordum, gelsinler gitsinler, bulamazsanız gelip ben de ayrıntılı ararım dedim. Annemler bulamamış. Misafirlerim iş yerinden arkadaşlar olduğundan, beşten sonra iş çıkışı gelebildiler ancak. Kalkmaları da sekizi buldu. Hemen annemlere gittim. Tek tek bütün mobilyaları çektik. Bir yandan da temkinli davranıyorum ezilmesin, zarar görmesin diye. Baştan bulamadık. Ben de endişelenmeye başladım. Sonra koltuğu çekmemizle koltukla halının arasında hiç akla gelmeyecek bir köşede bulduk. Hemen ölüp ölmediğini anlamaya çalıştım. Kabuğuna iyice çekildiğinden bu da zordu. Saatlerdir dışarıda olduğundan iyice de kurumuş. Hiç bir hareket yoktu derken, hafifçe bacağına dokununca baktım ki yaşıyor. Suyuna geri koyunca bir süre sonra iyice hareketlendi. Durduk yere bizi üzdüğüyle kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karı izlemeye döneceğimden şimdilik bu kadar olsun. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6083790705141020242?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6083790705141020242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6083790705141020242&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6083790705141020242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6083790705141020242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2012/01/su-camn-onune-oturup-elimde-kahve-ya-da.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1915870347911803460</id><published>2012-01-08T19:17:00.006+02:00</published><updated>2012-01-08T20:07:03.940+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rg5-xR9VOl4/TwnQn-3SddI/AAAAAAAABgI/i7pQkNCuEkU/s1600/DSCN8370.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-rg5-xR9VOl4/TwnQn-3SddI/AAAAAAAABgI/i7pQkNCuEkU/s320/DSCN8370.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695312589095073234" /&gt;&lt;/a&gt;Paris ve Helen :O). Troia'nın aşıkları bizim evde yaşıyor...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-gFzMnPCsebQ/TwnQA5_UwOI/AAAAAAAABf8/asOnEoECCaE/s1600/DSCN8507.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-gFzMnPCsebQ/TwnQA5_UwOI/AAAAAAAABf8/asOnEoECCaE/s320/DSCN8507.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695311917771702498" /&gt;&lt;/a&gt;Yeni yılda aldığım kart. Öğrencim yazmış benim için. Ben çocukken vardı bu kartpostallardan. Onlara her hafta verdiğim soru kağıtlarının içine koymuş. Cevaplara bakarken aralarından düşünce, üzüldüm önce, özel bir mektubu yanlışlıkla karışmış diye. Üzerine bakınca hangi öğrencime ait olduğunu anlamak ve geri verebilmek için, adımı gördüm. Şaşırdım. İçinden bu güzel kart çıkınca da çok sevindim. Tam yılbaşından önceki dersti. Hemen bakkaldan halley aldım hepsine. Dersi bitirince sürpriz yapıp  ikram ettim. Ayak üstü de olsa sınıfta yeni yıl partisi yaptık. Dersten çıkınca da masamın üzerinde bir paket çikolata buldum, üzerinde yeni yıl dilekleriyle dolu bir not olan. Bu güzel sürprizler çok mutlu etti beni:O).  Bir de hem benim lise tarih dersime, hem babamın ortaokul matematik dersine giren bir öğrenci, yeni yılımı kutlarken, "böyle bir babaya sahip olduğunuz için çok şanslısınız" dedi. Üzerine de "o da sizinle gurur duyuyordur" dedi. En az kartpostal ve çikolata kadar mutlu etti beni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu akşam annem uğradı. Bloguna yazı yazdı, fotoğraf koydu. Ben de yanında durup biraz yardımcı oldum sadece. Yakında o da her gün bir yazı yazıp, resim yüklerse şaşırmayın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Temizlik yaptım bugün. Dolapları düzenledim. Tam olarak bitiremedim tabi düzenleme de yapınca ama yaptığım yerler güzel oldu, hoşuma gitti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her hafta başı pazartesi sendromunu yaşıyorum. Bazen çabuk geçiyor bazen geç ama mutlaka o gerginlik oluyor üzerimde. Haftada bir gün tatil yetmiyor gibi. Gerçi iki gün olsa belki o da yetmez :O). Bilmiyorum ama yine de en azından bahanem bu şimdilik:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu hafta gececiyim. Hayret, normalde gececi olduğum haftaları sevmezdim ama bu sefer olumsuz bir duygu taşımıyorum. Alıştım belki de. Ya da genel can sıkıntım geçince gececilik üzerine olumsuz duygularım da azaldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kitap okudum bol bol geçen günlerde. Eski kitaplarım ama iki üç sene önce okumuşum. İlk aldığımda. Sonra bırakmışım bir kenara. Unutmuşum bile sonlarını. Tekrar ilk sefer okuyormuşum gibi oldu hepsini. Bir ara yazacağım onları ayrıca.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha sık yazmaya başladım. Farkında mısınız? Bir de blogumun görünüşünü değiştirdim. Aslında arşive de kaldıracaktım eski yazılarımı ama ona başlarsam belki yazı yazmaya zamanım kalmaz diye vazgeçtim şimdilik. Yenilenmek iyidir.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdilik bu kadar olsun. Kalan işleri toparlamak ve yemek yapmak üzere gidiyorum. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1915870347911803460?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1915870347911803460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1915870347911803460&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1915870347911803460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1915870347911803460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2012/01/paris-ve-helen-o.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-rg5-xR9VOl4/TwnQn-3SddI/AAAAAAAABgI/i7pQkNCuEkU/s72-c/DSCN8370.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1453341525482326769</id><published>2012-01-07T20:40:00.002+02:00</published><updated>2012-01-07T21:05:06.231+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dün gece kocamla oğlum yoktu. Kendime sıcak şarap yaptım. İçtim. Biraz bilgisayarda takıldım. Bol bol kitap okudum. Çok iyi geldi. Arada yine yapmayı düşünüyorum. Şarap yılbaşında aldığımız, sırası gelmediği için açmadığımız evde bulunan bir parçaydı. Küçük bir şişeydi. Yetmedi:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşten çıktığımda işle ilgili her şey kafamda eve benimle birlikte geliyor. Sadece yapılan/yapılacak işler değil, sorunlar da. Buna son vermenin yolunu bulmalıyım bir an önce. Bu beni bütün gün çalışmaktan daha da çok yoruyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah beş buçukta uyandım. Gece de ikide yatmıştım zaten. Saati altı buçuk sandığımdan, normalde de yedide kalktığımdan yarım saat için uyumaya değmez diye düşündüm ama ancak uykum açılınca fark ettim aslında bir buçuk saatim daha olduğunu. Kitap okudum ben de evden çıkana  kadar. Gün içerisinde her şey iyiydi ama akşama doğru yorgunluktan biraz tansiyonum düştü. Eve gelir gelmez de uyudum iki saat. Az önce kalktım. Yemek yedik. İşlere dalıp gitmeden biraz yazmak istedim. Bunlar ısınma turları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yine görüşmek üzere:O)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1453341525482326769?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1453341525482326769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1453341525482326769&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1453341525482326769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1453341525482326769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2012/01/dun-gece-kocamla-oglum-yoktu.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-5625287406917088853</id><published>2012-01-05T21:30:00.003+02:00</published><updated>2012-01-05T22:21:00.319+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>SELAM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum uzun zamandır yoktum ortalıkta:O). Döndüm artık diyecektim ama aslında hiç gitmemiştim. Yazmasam da buralardaydım. Daha çok takip modundaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yokken çalıştım, dinlendim, ders çalıştım, uyudum, kitap okudum, düşündüm, her şey hakkında bol bol düşündüm, bazı şeylere çok üzüldüm, bazı şeylere çok kızdım, bazı şeylere çok sevindim, bazı noktalarda kendimi eleştirdim, bazı noktalarda suçu başkalarına attım.  Ablamlar buradaydı, onlarla hasret giderdim. Bol bol annemlerle görüştüm. Yeni yılı kutladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu sabah yataktan hep içimde bir sıkıntıyla kalktım. Bu hiç hoşuma gitmedi ama sebebini de bilmiyordum. İçime kapandım. Sonra günler geçti gitti her sabah mutlu uyanmaya başladım. Bu sabah işe, sokakta kısık sesle şarkı mırıldanarak gittim mesela. Akşam ölesiye yorgun döndüm eve. Şu an yazımı yazarken oğlum benim için özel olarak "one more cup of coffee" şarkısını çalıyor mesela şu anda. Ben çok sevdiğim için.  Dün başladığım kitabımı bitirdim. Hala daha yorgunum, aslında yemek yapmam ya da en azından mutfağı toparlamam gerekiyor ama her şeyi bir kenara bırakıp yazımı yazmak için oturdum bilgisayarın başına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://hamaratkontes.blogspot.com"&gt;Anneme bir blog açtım &lt;/a&gt;kendi bloguma uğramadığım zamanlarda. Aslında uzun zamandır aklımdaydı ama bir türlü fırsat bulamıyordum. Bir gece oturdum bir bakayım, aklımdaki isim boşta mı diye. Boşmuş. Hemen açtım. Şifresiyle adını ablama yazdım. Sürpriz olacaktı. Yazı eklemeden söylemek istemiyordum anneme. Hamarat Kontes bir süre öylece yazmamızı bekledi. En sonunda yılbaşı sonrası ablam ilk yazıyı yazdı ve blogu hayata geçirebildik. Ablam telefonda anneme söylediğinde yanındaydım ve mutluluğunun, şaşkınlığının, sevincinin canlı şahidiydim. İkimize de sürpriz oldu aslında anneme sürpriz yapalım derken. Hemen telefondan baktık yazılara ve fotoğraflara. Anneme kısaca nasıl yazı yazacağını gösterdim. Sonra bir daha üzerinden geçmek üzere mini blog turu düzenledik. Az önce Çağıl bize uğradığında anneannesinin blogunu okumaya daldığından bahsediyordu. Eminim kısa sürede annem yazı da yazmaya başlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, daha sonra yine görüşmek üzere diyeyim şimdilik...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-5625287406917088853?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/5625287406917088853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=5625287406917088853&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5625287406917088853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5625287406917088853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2012/01/selam-biliyorum-uzun-zamandr-yoktum.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3527236461534430578</id><published>2011-12-26T02:14:00.002+02:00</published><updated>2011-12-26T02:16:58.945+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ablamlar şu an yolda. Özlemiştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat ikiyi geçti. Sabah yedide kalkıp işe gitmem gerek ama önce akşam üzeri başladığım kitabı bitirdim, sonra biraz buralarda takıldım derken bir türlü yatamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bir pazartesi olacak :O). Daha uzun ve ayrıntılı yazmak istiyordum ama yorgunum. Şimdilik bu kadar olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3527236461534430578?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3527236461534430578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3527236461534430578&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3527236461534430578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3527236461534430578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/12/ablamlar-su-yolda.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3536947398671031427</id><published>2011-12-22T22:54:00.003+02:00</published><updated>2011-12-22T23:08:03.000+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aslında hala daha yazasım yok. Ama yazmaya yazmaya hiç yazasım gelmeyecek gibi o yüzden sadece bir deneme yapmaya karar verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sessiz sakin içime kapanık bir dönemimdeyim. "Yazasım yok"un açıklaması belki de "anlatasım yok"tur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de "sanki anlatacak bir şeyim yok" da diyebilirim. Hayatla ilgili de aktif bir şeyler yapmıyorum. İşe gidiyorum. Eve geliyorum. Günler geçiyor. Ben hep aynı yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyu, uyan, git, gel. Hayatım bu.  Depresif bir ruh halinde değilim. Bu girişle öyle bir hava verdim farkındayım ama değil aslında.  Günlük hayatımda gülmeye eğlenmeye çok konuşmaya devam ediyorum. Sadece bu da böyle üzerime yapışıp kalan bir hal ve eminim bir süre sonra geçecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz nezleyim. Biraz da parasızım. Geçinecek param var ama hayal ettiklerimin hepsini  yapmaya yetecek param yok:O). Bunlar da biraz keyfimi kaçırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de ders çalışmaya karar vermiştim kpss için ama hala daha başlamadım. Bunun suçluluk duygusu var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle işte. Denedim ama oldu mu bilmiyorum:O(.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3536947398671031427?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3536947398671031427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3536947398671031427&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3536947398671031427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3536947398671031427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/12/aslnda-hala-daha-yazasm-yok.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-730924504018470093</id><published>2011-12-17T18:54:00.001+02:00</published><updated>2011-12-17T18:55:08.804+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazasım yok:O(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-730924504018470093?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/730924504018470093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=730924504018470093&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/730924504018470093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/730924504018470093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/12/yazasm-yoko.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8665016560331573050</id><published>2011-11-30T11:24:00.003+02:00</published><updated>2011-11-30T11:34:49.863+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Birazdan işe gitmem gerekiyor. Çıkmadan bir iki cümle yazmak istedim. Bu hafta nöbetçi kaldığım hafta. Boşa zaman kaybı gibi geliyor bana dokuza kadar işte olmak. Sabahtan evde de olsam günümü tam değerlendiremiyormuşum gibi geliyor. Alışamadım bu düzene. Alıştım da daha doğrusu sevemedim. Tercih hakkım olsa sürekli gündüzcü olmayı tercih ederim.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir önceki hafta hasta olunca ev aldı başını gitti. Hem pis hem dağınıktı. Pazar günü biraz temizlik yaptım. Yavaş yavaş da toparlayıp biriken işlerimi bitiriyorum ama daha tam düzene girmedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hastalığım geçti gibi artık neyse ki. Biraz öksürük kaldı ve dün gece hala daha biraz boğazım ağrıyordu ama onun dışında halsizlik ya da ağrı kalmadı gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kitap okuyup, dersime hazırlık yapıyorum bir yandan da. Ayşe Kulin'in eski bir kitabını tekrar okudum. Onu ayrıca yazacağım. Görsel materyaller buldum sınıfım için, öğrendiklerini pekiştirebilmek amaçlı. Bu gece oturup yarınki ders için notlar çıkarıp, konuya da hazırlık yapınca tek işim perşembe saat üçü beklemek olacak. Gerçi bu defaki konumuz -tarih öncesi çağlarda Türkiye- onları biraz zorlayacak ve uzun bir konu, eğer çalışma arkadaşlarım müsait olursa dersi biraz uzatmak istiyorum. Pek temelleri olmadığından daha yavaş gitmemiz gerekiyor. Daha sindire sindire, bol açıklamalı, bol örnekli. Seviyorum ama ben yine de, hem konularımı, hem öğrencilerimi. İnşallah hep böyle gider:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada eve iki muhabbet kuşu, bir beta balığı aldım. Neredeyse bize yer kalmadı. Nüfusumuz giderek kalabalıklaşıyor. Kuşların adını Paris ve Helen koyduk, Troia'ya atıfta bulunarak. Betayı sadece ben sevdiğim ve istediğim için aldığından adı şimdilik Burcu, belki ileride değişir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık hazırlanmam lazım. Yine görüşmek üzere.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8665016560331573050?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/8665016560331573050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=8665016560331573050&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8665016560331573050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8665016560331573050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/birazdan-ise-gitmem-gerekiyor.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7021946551432467535</id><published>2011-11-24T21:40:00.002+02:00</published><updated>2011-11-24T21:52:12.903+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün ilk dersim çok eğlenceli geçti benim için:O). İlk üç cümlemde biraz tutukluk yapsam da sonradan açıldım. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Genel olarak öğrencilerin yüzleri mutluydu ben çıkarken. Ben de mutluydum. Bir konuya yanlış giriş yapıp, sonra yanlışımı fark edip, klasik öğretmen cümlesini bile kurdum: " Ben sizi denemek için yapmıştım". Üstüne gülmeseydim, inanacaklardı belki de ama dayanamadım:O). &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha sonraki dersler daha da iyi geçecek eminim ki... Çıkışta "iyi akşamlar hocam", dediklerinde etrafımda "hoca" aranmasaydım daha iyi olacaktı gerçi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben bu işi sevdim:O).&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7021946551432467535?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7021946551432467535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7021946551432467535&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7021946551432467535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7021946551432467535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/bugun-ilk-dersim-cok-eglenceli-gecti.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6216939292258610106</id><published>2011-11-24T07:23:00.002+02:00</published><updated>2011-11-24T07:40:05.617+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-gmSUd18mFXo/Ts3VAx3phCI/AAAAAAAABfw/doNgEEvFCkM/s1600/basogretmen.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 297px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-gmSUd18mFXo/Ts3VAx3phCI/AAAAAAAABfw/doNgEEvFCkM/s320/basogretmen.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678428914547524642" /&gt;&lt;/a&gt;ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN....&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün ben de ilk dersimi vereceğim. Açık lise okuyanların etütlerinde gönüllü olarak tarih dersi öğretmeni oldum. Dün gece, sene sonuna kadar hangi dersi, hangi gün vereceğime dair bir plan oluşturdum. İlk  dersim için notlar çıkardım. Biraz da açık lise olduğundan ve her yaştan, her düzeyden öğrencim olacağından daha kolay anlamalarını sağlayacak görseller hazırladım ve örnekler düşündüm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Dersleri boştu sene başından beri ve onlara yardımcı olmak istediğimden, benim için havada karada beynimde olan tarih dersinden ne kadar korktuklarını gördüğümden, zor şartlarda bile olsalar okumaktan vazgeçmediklerinden, aslında her şeyden önce bu azimlerine duyduğum saygıdan, onlar için elimden geleni yapacağıma kendi kendi kendime söz verdim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç gün önce belli oldu ders vereceğim. Ve üç gündür her uykumda ben kendimi sınıfta, ders anlatırken  görüyorum. Öğretmen oldum gibi bir iddiam yok. Sadece en azından onlara yol göstermeyi, anlamadıkları konuları daha rahat anlamalarını sağlamayı amaçlıyorum. Bakalım, hakkımızda hayırlısı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6216939292258610106?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6216939292258610106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6216939292258610106&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6216939292258610106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6216939292258610106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/ogretmenler-gununuz-kutlu-olsun.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-gmSUd18mFXo/Ts3VAx3phCI/AAAAAAAABfw/doNgEEvFCkM/s72-c/basogretmen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7836377223486660055</id><published>2011-11-20T10:10:00.002+02:00</published><updated>2011-11-20T10:21:59.309+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>UNUTMA BENİ APARTMANI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-WQZk6HC3EO4/Tsi2KwkQZ1I/AAAAAAAABfk/sI-jRvfsf_I/s1600/t.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-WQZk6HC3EO4/Tsi2KwkQZ1I/AAAAAAAABfk/sI-jRvfsf_I/s320/t.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676987626252429138" /&gt;&lt;/a&gt;Dün gece bitirdiğim kitap. Fuardan almıştım. Fuar daha bitmedi ben aldıklarımı bitirmeye başladım. O yüzden biraz yavaşlamayı düşünüyorum. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nermin Yıldırım'ın ilk kitabıymış. Beni kitaplara bakarken, ilk önce kapağı çekti. Elime aldım inceledim. Yazarını ilk kez duyduğumdam biraz tereddüt de ettim. İçine göz attığımda, ilgimi çeker gibi olunca daha fazla düşünmeden aldım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Normalde, daha hareketli kitapları okumayı seviyorum son yıllarda. Eskiden uzun uzun iç dünyalara dalan kitapları tercih ederdim. Artık macera olmasa da, olay örgüsü daha hızlı kitapları tercih ediyorum. Bu kitabı da öyle sanmıştım, ama değilmiş. Yine de sıkmadı beni. Belki biraz kahramanının hayat hikayesini anlattığından. Otobiyografik kitapları da okumayı seviyorum çünkü. Bu bir kurgu da olsa, kahramanın hayatını anlattığından sevdim. Yine de çok çok sevdim de diyemem. Aman niye almışım, okumuşum da diyemem. Olumlu tarafa oldukça yakın olarak nötr diyebilirim bu kitap için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlla da biraz aksiyon olsun demeyenler, biraz da şu duygunun, bu düşüncenin derinliklerine dalalım diyenler daha çok sevecektir. Mutlaka edinin demeyeceğim ama karşınıza çıkarsa da almayı bir düşünün en azından. Tavsiyemdir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7836377223486660055?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7836377223486660055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7836377223486660055&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7836377223486660055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7836377223486660055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/unutma-beni-apartmani.html' title='UNUTMA BENİ APARTMANI'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-WQZk6HC3EO4/Tsi2KwkQZ1I/AAAAAAAABfk/sI-jRvfsf_I/s72-c/t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-5371207327981838872</id><published>2011-11-18T00:14:00.002+02:00</published><updated>2011-11-18T00:26:57.465+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hala hastayım. Doktorun geçen perşembe yani bir hafta önce verdiği ilaçlar bitmek üzere ama bende en ufak bir iyileşme yok. Öksürmekten canım acıyor bazen. Öksürmekten nefret ediyorum her zaman. Sürekli burnumun akmasından da bıktım. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pazar günü son kesti yapmaya fuara gitmek istiyorum. Sanki gidemezsem gözüm arkada kalacak, içime sinmeyecek, yarım kalacak gibi. Geçen hafta, Atahan'ın sınıf arkadaşının annesi, Tüyap'ın orada, karşıdan karşıya geçerken vefat etmiş. Araba çarpmış. Otuz dört yaşındaymış. Hiç tanımıyordum, çocuğu da pek Atahan'dan duyduğum bir çocuk değil, hatırlamıyorum. Ama çok üzüldüm. Gençliğine, çocuğuna, hayatın acımasızlığına. Her şeyine üzüldüm. Fuara, belki gezmeye, belki benim gibi kitap kurdu olduğundan, kitap almaya, belki sadece arkadaşına eşlik etmeye gitmişti. Ama dönüşü olmadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Moralim bozuk. Bazen çok olumlu bakamıyorum hayata. Bu da öyle bir zaman. Eğer bir gün iyileşirsem belki daha iyi hissederim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-5371207327981838872?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/5371207327981838872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=5371207327981838872&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5371207327981838872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5371207327981838872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/hala-hastaym.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8480721036681916264</id><published>2011-11-17T09:15:00.002+02:00</published><updated>2011-11-17T09:33:28.677+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>AKLINDAN BİR SAYI TUT</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-xfqfdq901qY/TsS0jIDd10I/AAAAAAAABfY/bmrN3eQx3eM/s1600/0000000337255_5_1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 304px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-xfqfdq901qY/TsS0jIDd10I/AAAAAAAABfY/bmrN3eQx3eM/s320/0000000337255_5_1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675859945944110914" /&gt;&lt;/a&gt;Aslında bunu okuyalı çok oldu. Ablam bayram için Fethiye'den geldiğinde getirmişti. Ben de hasta olduğumdan bol bol dinlenip, her uzandığımda kitabı da elime alıp, bitirmiştim. Ama bir türlü yazamadım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzun zamandır kitapçılarda görüp, elime alıp alıp bırakıyordum. Olasılıksız'dan sonra bu tür kitaplar çok çıkmaya başladı. Olasılıksız ve Empati'yi beğenmiş, devamında Zar Adam 1 ve 2'yi alıp okumuş ama Zar Adamlar'ı aldığıma pişman olmuştum. Konu ve içerik ve olay örgüsü ve hikaye bakımından beğenmemiştim Zar Adamlar'ı. O yüzdendir ki buna da temkinli yaklaşıp, almayı hep ertelemiştim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzelmiş. İlginç bir konusu var. İşlenen bir kaç cinayet var. Katilin kurbanlarını seçme yöntemi değişikti. Hoşuma gitti. Belki bu tarz kitapları çok ve sürekli okuyanlar için sürprizli değildir. Ben polisiye sevsem de sürekli ve kesintisiz takip etmediğimden değişik geldi.  Sonuçta belki de fazla bir beklentim olmadığımdan, keyifle okudum. Tavsiyemdir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8480721036681916264?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/8480721036681916264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=8480721036681916264&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8480721036681916264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8480721036681916264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/aklindan-bir-sayi-tut.html' title='AKLINDAN BİR SAYI TUT'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-xfqfdq901qY/TsS0jIDd10I/AAAAAAAABfY/bmrN3eQx3eM/s72-c/0000000337255_5_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4582061748590824071</id><published>2011-11-16T08:43:00.003+02:00</published><updated>2011-11-16T08:51:40.065+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ablamın kendi elleriyle yaptığı... Bayramda anneme getirdiği... Benim kavanozu gördüğüm anda bu benimdir, diyerek sahiplendiğim... Hatta, insan o kadar uzak yoldan getirmişken  konserve kavanozu boyunda getirir, diye takıldığım... Karışmasın, unutmayım diye hemen kendi çantama koyduğum...Mis gibi böğürtlen reçeliyle yaptım bu sabah kahvaltımı... &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ellerine sağlık Asortik:O).&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4582061748590824071?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/4582061748590824071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=4582061748590824071&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4582061748590824071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4582061748590824071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/ablamn-kendi-elleriyle-yaptg.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8081990713953126602</id><published>2011-11-15T10:31:00.002+02:00</published><updated>2011-11-15T10:37:42.058+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>GİZLİ ANLARIN YOLCUSU</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-RZA0AhUvZUU/TsIjoj_DzNI/AAAAAAAABfM/943hdA5xC1U/s1600/ayse-kulin-gizli-anlarin-yolcusu.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-RZA0AhUvZUU/TsIjoj_DzNI/AAAAAAAABfM/943hdA5xC1U/s320/ayse-kulin-gizli-anlarin-yolcusu.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675137660201716946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fuardan almıştım. Bir - iki saat önce bitirdim. Güzeldi. Hikaye çok sardığından ve sonunu merak ettiğimden ara vermeden okudum. Daha ileride, bir daha, acele etmeden, sindirerek okumak isterim.  &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha önceki Kulin kitaplarına pek benzemiyor. Konusu da, kurgusu da, dili de farklı geldi bana. Sanki bambaşka biri yazmış. Güzel yazmış. Okurken hiç alakası olmasa da Kulin'in Gece Sesleri'ni anımsattı bana nedense. Onun tadındaydı. Ya da okuduğumda o da bana değişik gelmişti. Bilmiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kulin'i sevenler zaten alacaktır ama sevmeyenlere de tavsiye ederim ben bu kitabını. Buram buram Kulin kokmayan bir Kulin kitabı okumaları için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8081990713953126602?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/8081990713953126602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=8081990713953126602&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8081990713953126602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8081990713953126602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/gizli-anlarin-yolcusu.html' title='GİZLİ ANLARIN YOLCUSU'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-RZA0AhUvZUU/TsIjoj_DzNI/AAAAAAAABfM/943hdA5xC1U/s72-c/ayse-kulin-gizli-anlarin-yolcusu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1567760577201748801</id><published>2011-11-13T19:14:00.003+02:00</published><updated>2011-11-13T20:11:33.296+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Fuardan geldik şimdi. Bilgisayar masamın üzerinde koca bir kitap yığını var:O). Mutluyum:O). Heyecanlıyım:O). Kocam, oğlum, ben, babam ve Çağıl. Bugün topluca gittik fuara. Girişte ayrıldık. Herkes istediği tarafa gitti. Oradan oraya bakarken kocamla oğlumu bırakıp kaybettim onları ara sıra. Doğru düzgün gezemedim bile aslında. Ama fuara ayırdığım bütçeyi tükettim. Doyamadım da fuara. Sadece gezmeye ve göz atmaya bile olsa tekrar tekrar her gün gidebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ataol Behramoğlu oradaydı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;u&gt;&lt;big&gt;&lt;big&gt;Bu Aşk Burada Biter / Ataol Behramoğlu&lt;/big&gt;&lt;/big&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong style="text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 6px; "&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bir hatıradır şimdi dalgın dalgın uyuyan şehir&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Solarken albümlerde çocuklar ve askerler&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 0, 0); font-family: 'Times New Roman', Times; background-color: rgb(255, 255, 255); font-size: large; "&gt;YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; "&gt;   Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; "&gt;   Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; "&gt;   Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kopmaz kökler salmaktır oraya&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İnsan balıklama dalmalı içine hayatın&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına    &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman', Times; font-size: large; "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;pre style="text-align: center;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span&gt;                                &lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://siir.gen.tr/siir/a/ataol_behramoglu/index.html" style="text-decoration: none; "&gt;Ataol BEHRAMOĞLU&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Yukarı kopyaladığım iki muhteşem şiiri yazan kişi. Ve ben onunla tanışıp, kitabını imzalattım&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;bugün. On beş, &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 16px; "&gt;on altı yaşlarındaydım bu şiirleri ilk okuduğumda. Ayrıca iki kalın ciltlik şiir antolojisi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 16px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;kitabım vardı orta birdeyken babamın bana armağan ettiği. Ve Ataol Behramoğlu onların editörüydü. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Adını ilk o zaman duymuştum. Kitabını aldım.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt;Karşısına geçtim: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt;"Sevgi ve saygıyla, &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt;daimi takipçinizim" dedim. Adımı söyledim. Soyadımı sordu.&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt; Bizim soyadımız (yani tabi ki kocamın soyadı) bir güreş teriminden geldiğinden, &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt;ailede güreşçi mi var dedi. Evet atalarımız güreşçi dedim. Sonra Trakyalı mısınız,&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt; genelde güreşçiler Trakya'dan çıkar dedi. Trakyalı'yım dedim. Kitabımı imzaladı &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt;verdi. Atahan'ı da tanıştırdım ve kıpkırmızı bir suratla ama ağzım kulaklarımda&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt; ayrıldım yanından:O).&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt;A&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;yşe Kulin'in son kitabını aldım. Ahmet Ümit'in bir kitabını Atahan bana hediye aldı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Pek duyulmamış ama eğlenceli kitaplar aldım. Atahan'a bir çizim kitabı aldık ve yanında&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; çok güzel bir poster hediye ettiler. Atahan'ın odası yerine, kendi yatak odamıza bile &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;asabilirim. &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bunun dışında hala hastayım. Yarın için yemek yapmam lazım.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; font-size: large; "&gt; Biraz ortalığı &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; font-size: large; "&gt;toparlamam lazım. Dinlenmem lazım. Ama her şeyden önce yazımı yazmak istedim. Sonraya &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; font-size: large; "&gt;bıraktığımda araya başka şeyler karışıyor ve hep erteleniyor. &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; font-size: large; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'times new roman'; font-size: large; "&gt;Bayramda ablamlar ve ablamlar şeklinde misafir ağırladık. Fethiye'den bizimkiler ve Çanakkale'den&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;görümcemler geldi. Bayram tatlım annemdendi, ben de trüf yaptım. Bol bol bir araya gelmeye çalıştık&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; her iki tarafla. Evimizde de ağırladık. Bir akşam ben ilkokul arkadaşımla buluştum. Hasta da olduğumdan &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;fırsat buldukça da yattım, dinlendim. Bayram ve tatil iyi geldi. Sevgi depomuzu doldurduk. &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Bizim "Umutsuz Kadınları" izleyeceğim şimdi. Takip ettiğim tek dizi o. Orijinalini de izlemiştim. &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;O biraz daha iyiydi bana göre ama bu da fena değil. Seviyorum.&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: justify;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Not: şiirleri kopyalayıp yapıştırınca blogspot devamını da kafasına göre puntolamış. İdare edin artık bir seferlik, kusura bakmayın...&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: left;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia; font-size: large; "&gt; &lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: left;background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;pre style="text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px; text-align: -webkit-auto; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1567760577201748801?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1567760577201748801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1567760577201748801&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1567760577201748801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1567760577201748801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/fuardan-geldik-simdi.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1857590548213514058</id><published>2011-11-12T20:05:00.002+02:00</published><updated>2011-11-12T20:09:47.567+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazmak istiyorum. Yazacak çok şeyim var. Ama bir haftadır hastayım. Üç gün boyunca bilgisayarı bile açmadığım oldu. Bayramda yattım dinlendim iyiydi ama işe gidip gelmeye başlayınca enerjim hiç kalmadı. Şu an cümlelerimi kafamdan kurup yazıya geçiriyorum ve sonra bir bakıyorum tamamen alakasız kelimeler karışmış araya. Beynimi olduğu gibi çıkarmışlar da yerine bir pamuk topağı yerleştirmişler gibi. Yarın kitap fuarına gideceğiz. Bu gece hiç bir şey yapmadan yatıyorum ki, yarına enerjim olsun. Yakın zamanda daha sağlıklı bir şekilde görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1857590548213514058?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1857590548213514058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1857590548213514058&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1857590548213514058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1857590548213514058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/yazmak-istiyorum.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3471721780890230453</id><published>2011-11-06T08:22:00.001+02:00</published><updated>2011-11-06T08:35:43.643+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-tu_dwbUAjEw/TrYoIVl_GbI/AAAAAAAABe8/hvArj5TTd-A/s1600/bayram.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 193px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-tu_dwbUAjEw/TrYoIVl_GbI/AAAAAAAABe8/hvArj5TTd-A/s320/bayram.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671764904420252082" /&gt;&lt;/a&gt;BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...&lt;div&gt;:o)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3471721780890230453?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3471721780890230453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3471721780890230453&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3471721780890230453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3471721780890230453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/bayraminiz-kutlu-olsun.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-tu_dwbUAjEw/TrYoIVl_GbI/AAAAAAAABe8/hvArj5TTd-A/s72-c/bayram.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8916431196585117906</id><published>2011-11-03T10:36:00.002+02:00</published><updated>2011-11-03T11:03:55.212+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bazen biraz karmaşık bir yapım olduğunu düşünüyorum. Günlük hayatımda çok düzenli, titiz denilebilecek biri değilim ama iş yerimde masamın üzerindeki fazlalıkları sürekli kaldırıyorum. Sadece gün içinde sık sık kullandığım malzemeler ortalıkta, diğerlerini çekmecelere kaldırdım ikinci iş günümde. Bu hafta geç gittiğimden sabahtan bürodaki arkadaşlar bazen dolduruyor benim masanın üzerini, gelir gelmez ilk iş onları sağa sola, ait oldukları yere bırakıp üzerini boşaltıyorum mesela. Çalışırken öncelikle derli toplu bir masaya ihtiyacım oluyor. Bilgisayarımın masaüstü de aynı şekilde. Açan biri onu kimse kullanmıyor zanneder. Ortalıkta tek bir dosya yok. İki klasör oluşturdum; biri bana ait; biri arşiv. Benden önceki tüm bilgim olmayan, bana lazım olmayan çalışmaları arşive attım, günlük kendi kullandığım dosyalar da benim klasörümde. Sonuçta evde dağınıklık beni rahatsız etmese hatta bazen hoşuma gitse bile işte tahammülüm yok. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de mesela, bir arkadaşımın evine gittim diyelim. Misal çocuk odası takım olarak alınmış, bir örnek yatak, dolap, masa çok hoşuma gidiyor. Ama evimde o bir örneklik beni sıkabiliyor. Oğlumun yatağı, dolabı, masası birbiriyle uyumlu bana göre ama takım olarak alınmadı mesela. Büyüdükçe, ihtiyacı oldukça tek tek aldım. Şu an odasında olan eski oturma odamın çekyatını ise sevmiyorum. Yatağa ihtiyacım var. Şu an için vazgeçemiyorum o çekyattan, misafir geldiğinde yatıracak yeri o sağlıyor ama sevmiyorum. Bazen çekyatı çıkarsam, çocuğun yatağı ve bazasından da vazgeçsem, bir ranza alsam diye düşünmüyor değilim. Ranza iyi ama üstte Atoş yatsa altta tek kişilik yer olacak. Oysa bana, gelen çiftleri yatıracak bir yer lazım. Vardır belki buna da bir çözüm ama şu an acil bir mesele olmadığından çok da üzerine kafa yormadım.  Şimdi çocuğun odasını toplarken bunlar aklıma geldi. Hazır evdeyken sizlerle de paylaşayım dedim. Yazarak düşünme gibi bir şey oldu. Neyse...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün Atoş'un sınavı vardı. Annemin de kabul günü. Sabahtan çocuğu okula yolladıktan sonra, anneme yardıma gidecektim. Bir gece önce de evde günlük yemeği falan hazırlayacaktım, annemde daha fazla kalabilmek için. İşten çıktım eve geldim, Atahan matematikte anlamadığı bir konu olduğunu söyledi. Saat olmuş on buçuk. Kitapları, defterleri her şeyi okulda. Ben derslerinde yardımcı oluyorum normalde ama kitap olmadan, ne işlediklerini bilmeden yapabileceğim bir şey yok. Annemi aradım, uyumuş, dayım açtı telefonu. Babam uyumadıysa Atoş'u getireyim, ders çalışsınlar dedim. Kalktık gittik. Onlar balkonda ders çalıştı. Ben de bir yandan onları dinledim, bir yandan mutfağı toparladım, temizledim. Salata yapacaktı annem, onun malzemelerini hazırladım. Bulaşık makinesini doldurdum çalıştırdım. Annem, Çağıl  uyuyordu, dayım yatmıştı. Sessizlikte sadece benim tıkırtılarla; babamın ve Atoş'un sesi vardı. On ikiye kadar çalıştılar. Ben de baya bir iş yaptım. Sabah annem kalktığında mutfağı toplu görünce dayımın topladığını düşünmüş. Haşladığı tavuk eti tenceresini açıp sadece  kemikleri görünce, gece yediler zannedip kızmış. Turşu paketinin yarısının bittiğini görünce bozulmuş. Sonra, mikrodalganın üzerinde ona getirdiğim çaydanlığı görünce anlamış benim geldiğimi. Çok mutlu olmuş. Sabah  konuştuğumuzda sesinde hala hissedilen sevinç ve şaşkınlık benim de hoşuma gitti. Yemeğimi yaptıktan sonra ben de gittim yine ona. Beraber son kalan işleri yapıp bir yandan da muhabbet ettik. Oradan da işe gittim.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık işe hazırlanmam gerektiğinden yavaş yavaş, ben kaçıyorum. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8916431196585117906?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/8916431196585117906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=8916431196585117906&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8916431196585117906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8916431196585117906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/11/bazen-biraz-karmask-bir-yapm-oldugunu.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-634554384626859743</id><published>2011-10-30T19:14:00.004+02:00</published><updated>2011-10-30T19:46:23.181+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aslında niyetim dün yazmaktı ve cumhuriyet bayramımızı kutlamaktı ancak vaktim olmadı. Sabahtan evi biraz toparlayıp, yemek yaptım. Anneme uğradım. Öğlende evden çıktım ve ilkokuldan iki eski ama can arkadaşımla buluştum. İkiden altıya kadar beraberdik. Gece Atatürk ve cumhuriyet konulu konferansa ve resepsiyona gitmek zorunda olmasaydım daha da otururduk. Onların yanından gönülsüzce ayrılıp, eve gelip üstümü değiştirdim. Annemlerle beraber resepsiyona gittik. Onlar davetliydi, ben görevli. Katılım beklenenden azdı ama konferans ve resepsiyon güzeldi. Çağıl'ın üniversite hocasıydı konuşmacımız. Onunla da tanıştık. Hatta Çağıl'ın teyzesi olduğumu söylediğimde, "siz nerede okuyorsunuz" diyerek gülümsettiler beni.  &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün de Atahan'ı halk oyunları çalışmasına götürdü babası. Ben dünkü gazeteleri okudum uzun uzun. Biraz yatak odasını topladım. Yazlıkları kaldırıp, kışlıkları çıkarma işlemini tam olarak anca bitirebildim. Atoş'u aldıktan sonra, gezici Çanakkale müze sergisini gezmeye gittik. Daha önce de görmüştük binlerce defa ama yine de etkilendik. Çanakkale'yi özlediğimi fark ettim. Oradaki günlerimi, evimi, on yılımı, hayatımı. Yine de  burada  olmaktan memnunum. Emekli olduğumuzda, yaşlandığımızda, oğlumu büyüttüğümüzde; o kendi hayatını kurduğunda dönüp yine orada yaşamak isterim. Ama şu an değil. Annemlerle yakın olmayı seviyorum. İş yerinde kapıdan giren beş kişiden üçünü eskiden tanıyor olmayı seviyorum. Hatta o üç kişinin benim çocukluğumu biliyor olmalarını da seviyorum. Yeni arkadaşlarım da oluyor ama aslına bakarsınız eskiler bana yettiğinden yeni arkadaş bile aramıyorum. İşte daha dün yirmi dört senelik arkadaşlarımla, daha beş dakika önce ayrılmış gibi görüştük, konuştuk, gülüştük. Keza, bir hafta önce de diğer üç ilkokul arkadaşımla öyleydik. Daha ortaokul, lise arkadaşlarıma zaman bile ayıramadım.  Aklımda onlar da var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önümüzdeki hafta gececiyim. Cuma yarım gündü, cumartesi de tatildi, bugün zaten izin günümdü derken iyi geldi bana. Cuma annemle alışverişe gittik Torium'a. Ona, Atahan'a birer şey; bana ise çok şey aldık. Çağıl da geldi okul dönüşü. Biz annemle mağazaları gezerken, Çağıl'la Atahan yemek yedi. Ardından da kitap ve oyuncak mağazalarına uğramışlar. Biz de yorgunluk molası verdiğimizde tatlı ısmarladım hepsine.  Yorulduk ama aldıklarımız hem ihtiyacımız olan, hem abartılı fiyatları olmayan, hem her zaman giyilebilecek şeylerdi. Yorulduğumuza değdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son olarak, Bekir Coşkun'un yazısını beğendim. Sizlerle de paylaşmak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Acaba kutlamaları düğünlere katılmaya zaman kalsın diye mi iptal ettiler?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span id="contextual" class="contextual"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Hassasiyet Düğündeydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa kafaya verdiler, “deprem nedeniyle hassasiyet yaratır” gerekçesiyle Cumhuriyet Bayramı’nın yarısını kestiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılı günde ayıp olmasın diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hassasiyetten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve koştular düğüne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar “hassasiyet” nedeniyle Cumhuriyet törenlerini iptal ettiği akşam, üç düğüne birden gitti, saz heyeti yetişemez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci düğün; Atakule salonlarındaydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medya koştu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama medyaya kapalıydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hassasiyet olmasın çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci düğün; birinci düğünün peşinden ATO salonunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişti bizim çocuklar peşlerinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hassasiyet önce varmıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyayı almadılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü düğün; ikinci düğünün arkasından Sheraton Oteli salonunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devleti yönetenler oradaydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hassasiyet de orada olduğu için, millet görsün istemediler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapılar medyaya kapatıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nikâhlar için gün alınmıştı, iptal etmek olmazdı” dedi hassasiyet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88 yıl önceden gün alınmıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla bir eğlence olmayan, Cumhuriyetimizi halkın katıldığı törenlerle kutlamak, anmak, yaşamak niçin iptal edilebildi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence iyi de oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hassasiyetin engeline karşın, en anlamlı Cumhuriyet Bayramı kutlandı... Sokaklarda, caddelerde, meydanlarda, çarşılarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlere bayraklar asıldı, çiçeğini alan anıtlara koştu, çocuklar küçük bayrakları ile annelerinin elinden tutup çıktılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara ayaktaydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir coştu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da on binler yürüdü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm kentlerde eskisinden daha coşkuyla kutlandı Cumhuriyet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En güzel Cumhuriyet Bayramı’ydı bence...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü sadece yüreğinde Mustafa Kemal ve Cumhuriyet sevgisi olanlar katılabildiler... Cumhuriyeti yıkmak isteyenler, onun ilkelerini tekmeleyenler iyi ki gelmediler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf Cumhuriyetin koltuklarında oturdukları için oraya gelip duranlar yoktu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkiyüzlülük gözükmedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahtecilik sırıtmadı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riyakârlık orada değildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir bayram oldu yani...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="contextual"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kutlu olsun...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-634554384626859743?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/634554384626859743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=634554384626859743&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/634554384626859743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/634554384626859743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/10/aslnda-niyetim-dun-yazmakt-ve.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2813972882382458810</id><published>2011-10-23T19:55:00.002+03:00</published><updated>2011-10-23T20:13:39.488+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Pazar günü ona kadar uyuyacağım diyordum kendi kendime ama  sabah altı buçukta ayaktaydım. Kitap okudum dokuza kadar. Sonra buraya yazı mı yazsam, ablama mail mi atsam diye düşündüm. Maili hemen attım, yazıyı akşama erteledim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlkokul arkadaşlarımla buluştum bugün ayrıca. Arada rüzgar esse de güneşin de etkili olduğu güzel bir hava vardı. Deniz kenarında oturduk. Konuştuk, konuştuk, konuştuk. Bir ara canım sıkılır gibi olsa da, genelde güzeldi sohbet. İyi geldi. Kasım sonu gibi tekrarlamayı düşünüyoruz. Ya da belki arada, küçük bir grup olarak bir kahve kaçamağı yaparız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta dokuzda çıktım ya, yordu beni. Özellikle cumartesi, yani dün,  işe başladığımdan beri ilk defa, canım hiç ama hiç çalışmak istemedi. Gün de geçmek bilmedi. Bu hafta erkenciyim. Mutluyum:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kitap okudum bitirdim iki tane. Binchy'den. Eskilerden. Bir ara ayrıca yazacağım onları. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim sessizliğimin aksine, ablam bugünlerde sık sık yazıyor. Onun blogunu her açtığımda yeni bir yazı görmek hoşuma gidiyor. &lt;a href="http://asortik-krep.blogspot.com/2011/10/yok-birbirimizden-farkmz.html"&gt;Son yazısında&lt;/a&gt;n sonra düşündüm ki, onun blogunda anlattıkları yaşadıklarının yüzde biri sadece. Bir de, bire bir kendini de anlatsa yazılarında, aslında cümlelerinin, sizlere yansıtabildiklerinden çok daha fazlası var. İyi ki ona açmışım o blogu diye düşünüyorum her seferinde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birden koptu düşüncelerim, devamını getiremiyorum yazının. O zaman, sonra yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2813972882382458810?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2813972882382458810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2813972882382458810&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2813972882382458810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2813972882382458810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/10/pazar-gunu-ona-kadar-uyuyacagm-diyordum.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4146076957651689587</id><published>2011-10-13T21:08:00.002+03:00</published><updated>2011-10-13T21:19:17.425+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aslında şu an bilgisayar başında olmamam lazım. Mutfağı toplamalı ve yarın için yemek yapmalıyım. Ama hiiiç canım istemiyor. Mutfağı toparlamak değil de, yemek yapmak daha zor geliyor şu an için nedense. Ben şimdi yazımı yazmak, sonra bilgisayarın başından kalkıp, koltuğa uzanıp kitabımı okumak istiyorum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belki öyle yaparım, belki yazımı yazdıktan sonra işleri ertelemenin vicdan azabı daha ağır basar mutfağa geçerim. Bilmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çağıl bu gece bizdeydi. Atahan'a "geçmiş olsun"a geldi. Geçen hafta çok hastaydı oğluşum. Perişan olduk hepimiz. Ama şimdi iyi. Hafta sonuna doğru fırsat bulursam ayrıntılı anlatacağım. Çağıl okul dönüşü uğradığından açtı, yemek hazırladım ona.  O arada, annemle konuştuk, babamı almış, eve dönüyordu. Onları da çağırdım. Gelemem yemeğim yok, yemek yapacağım dedi. Ben zaten hazırlıyorum, ne varsa yeriz dedim. Fazla çeşidimiz yoktu. Biraz kızartma, biraz ondan, biraz bundan, Allah ne verdiyse şeklinde yedik yemeğimizi. Üzerine hemen çay. Çay demlenirken annemle biraz dedikodu, masa başında. Atahan da çok mutlu oldu abisi geldiği için, bizim de hoşumuza gitti beraber olmak. Annem de en azından bu akşam, yorgun argın, iş dönüşü, yemekle uğraşmamış oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu hafta çok çabuk geçti bana.Havalar bir iyi bir kötü, bir sıcak bir soğuk ya. Kısa kollu giyecek kadar sıcak, kalın kazak giyecek kadar soğuk değil ya. Her sabah dolabı eşeleyip eşeleyip, incelerle kalınları bir kenara ayırıp, ne giyeceğimi şaşırmak deli ediyor beni. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4146076957651689587?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/4146076957651689587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=4146076957651689587&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4146076957651689587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4146076957651689587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/10/aslnda-su-bilgisayar-basnda-olmamam.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-374186674062526837</id><published>2011-10-09T12:16:00.002+03:00</published><updated>2011-10-09T13:02:41.583+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/--QAgdAY2TSk/TpFnkEqz5fI/AAAAAAAABe0/vXYyUT5TVK8/s1600/kedi%2B025.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/--QAgdAY2TSk/TpFnkEqz5fI/AAAAAAAABe0/vXYyUT5TVK8/s320/kedi%2B025.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5661420076007679474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt;Annemin el emeği göz nuru yatak örtüsü. &lt;/i&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bugün nedense şöyle italik italik, el yazısı gibi yazmak geçti içimden. Özledim yazmayı. Özledim sizleri de. Geçen haftam on iki dokuz şeklinde bir koşuşturmayla geçti. Ve beni yordu. Sekiz beş bana daha uygun ve seviniyorum "erkenci" sıram geldiği için. Gerçi her pazartesi on iki dokuz çalışacağım, o gün diğer arkadaşın izin günü.  O yüzden benim saatim değişmeyecek ama en azından salıdan sonrasını kurtarmış oluyorum. Bir de zaten cumartesi de beşe kadar çalıştığımdan, pazar günü tatil, üzerine de pazartesi işe geç gitmek eklenince hafta sonum uzamış yanılsamasını yaratıyor bu bende ki, bu da hoşuma gidiyor. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;İşimi hala daha seviyorum. Hatta gün geçip acemiliğin etkilerini daha az hissettikçe daha da çok seviyorum. Daha önce çalıştığım yerlerde, keşke şu da şöyle, bu da böyle olsa, ben de şu işi şu şekilde yapsam dediğim ne varsa, bu işte onlara kavuştum. İş arkadaşlarım süper, ortam süper. Yoğunluk deli gibi ama ortaya koyduğumuz şeyler güzel. Beni hala daha zorlayan tek şey bazı konuları iyice öğrenmiş olsam da, bazı şeylerde hala daha zorluk çekmem. Gerçi bazen düşünüyorum da ancak daha bir ay oldu başlayalı, tabi ki daha konuya vakıf değilim dediğim işler olacak. Bu normal ama ben bu konuda biraz sabırsızım galiba. Bilmiyorum demeyi kendime yediremiyorum. Başkalarına ya da müdürüme karşı değil, her şeyden önce kendi kendime taşıdığım sorumluluk duygusu, hala o konuda iyi değilim dediğim şeylerde üzüyor beni. Artık bilmem, yapmam, öğrenmem, kaçırmamam lazımdı diyorum ve kendime kızıyorum. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bunlar dışında bir önceki hafta sonu yatılı misafir ağırladım. Ev kalabalıktı. Böyle olunca normal düzen biraz gevşedi. Ya da tam bir düzen sağlayamadım. Bu, hafta içini de biraz etkiledi. Bugün sabahımı kendime ayırdım. Öğleden sonra biraz ev işlerine vakit ayıracağım ve bu hafta da beşte çıkacağımdan, evi de biraz daha düzene koymuş olacağım. Bu da beni rahatlatacak.   &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Kitap pek okuyamadım son zamanlarda ama yine de elimde eski, okumayı sevdiğim bir tane var. Dinlenme amaçlı uzandığım anda onu da elime alıyorum. Kasımda kitap fuarı olacak bizim burada. Onu beklemeye başladım aslında bir yandan da. Mutlaka gideceğim oğlumla beraber.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bazen hala daha tam yerleşememiş gibi hissediyorum kendimi eve. Acil olmayan ama yapılması gereken bazı şeyler keyfimi bekleyip duruyor. Belki de bu bana yerleşemediğim hissini veriyor. İş ve ev düzenini oturttukça, kafamdaki bu şeylere el atmayı düşünüyorum. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Annemle yakın oturmayı seviyorum. Bu sabah bakkala poğaça almaya gittiğimde ayak üstü de olsa onlara da uğradım mesela. Hava yağmurlu. Alınacak bir şey varsa, babam çıkmasın ben alıvereyim dedim ama daha saat dokuz buçuk olduğu halde çoktan kalkmış, kahvaltı ediyorlardı. Babam da bakkala gidip dönmüştü bile. Atahan'ı yolladım onlara daha sonra. Deden gazete bulamamış, sen marketten al dedim. Geleceğini de söylemedik, sürpriz yaptı anneannelerine.  Yazımı bitirdikten sonra, onlara götüreceğim bir kaç şeyi alıp ben de tekrar gideceğim. Geçen hafta işe öğlen gittiğimden sabah da sık sık uğradım onlara. Atahan'ı okula göndermek için erken kalktığımızdan sekizde onlara uğrayıp, dokuza - ona doğru eve döndüm. Yine de bana hazırlanmak ya da evi toparlamak için zaman kaldı. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Hayatım şu sıralar, ev- iş ekseninde geçiyor. Arada arkadaşlarım uğruyor işe, görüşmüş oluyoruz. Ekimin sonlarına doğru ilkokul buluşmamızın ikincisini düzenleyeceğiz. Bir yandan da bizim takımı toparlamaya çalışıyorum. Bu tarz azıcık zorunlu sosyalleşmeler de olmasa kimseyle görüşeceğim yok gibi aslında. Evimi de özlediğimden ve kocamla- çocuğumu, en azından şu sıralar dışarıda zaman geçirmek bana onları ihmal etmek gibi geliyor. Zaten haftanın altı günü klasik giyinmiş olarak  dışarıda olduğumdan pazar günleri en salaş kıyafetlerimle dolanayım ve mümkünse sokağa hiç adımımı atmayım istiyorum.  &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Neyse, her zamanki gibi yazmayı düşündüğüm bir sürü şeyi unutmuş, bir sürü ıvır zıvır  anlatmış olarak yazımı bitiriyorum. Tamamen iş yazısı gibi oldu bu da, çok da hoşuma gitmedi ama idare edin şimdilik.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Aklım hep burada aslında. Daha sık yazmaya çalışacağım. Yine görüşmek üzere...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-374186674062526837?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/374186674062526837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=374186674062526837&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/374186674062526837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/374186674062526837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/10/annemin-el-emegi-goz-nuru-yatak-ortusu.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/--QAgdAY2TSk/TpFnkEqz5fI/AAAAAAAABe0/vXYyUT5TVK8/s72-c/kedi%2B025.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8758644705529929457</id><published>2011-10-04T08:49:00.002+03:00</published><updated>2011-10-04T08:53:04.404+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazmayı çok istiyorum ama bir türlü fırsat bulup yazamıyorum.&lt;div&gt;Koymayı düşündüğüm bir iki fotoğraf da var. Çok yakında diğer tüm işleri bir kenara bırakıp oturup yazacağım. Bu hafta öğlen on iki gece dokuz çalışıyorum, biraz evi düzene koyayım bir sabahımı buraya ayıracağım...Görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8758644705529929457?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/8758644705529929457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=8758644705529929457&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8758644705529929457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8758644705529929457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/10/yazmay-cok-istiyorum-ama-bir-turlu.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2238905549703072122</id><published>2011-09-25T13:46:00.003+03:00</published><updated>2011-09-25T14:09:00.814+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Ateş Böceği Yolu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-eIHHFcygD7k/Tn8Gh53GV_I/AAAAAAAABes/8Y437BaK15k/s1600/Ate%25C5%259F%2BB%25C3%25B6ce%25C4%259Fi%2BYolu.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 206px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-eIHHFcygD7k/Tn8Gh53GV_I/AAAAAAAABes/8Y437BaK15k/s320/Ate%25C5%259F%2BB%25C3%25B6ce%25C4%259Fi%2BYolu.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656246836538005490" /&gt;&lt;/a&gt;Dün öğleden sonra aldığım bu sabah bitirdiğim altı yüz sayfalık kitap. Aslında basılalı bir seneyi geçmiş. Ben yeni keşfettim ama çok sevdim. Değişik bir hikaye. İki kadının dostluğunu anlatıyor. Güzel anlatıyor. Hannah Kristin'in &lt;a href="http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/ks-bahcesi.html"&gt;Kış Bahçesi'ni&lt;/a&gt; okumuştum daha önce. Onu sevmiştim. Bunu daha da çok sevdim. Kış Bahçesi'nin konusu çok güzel olsa da öykü ilk başta sarmamıştı beni. Devam edebilmek için biraz zorlamıştım kendimi. Bunda ise dün gece uyumayım da kitabı bitirebileyim diye zorladım. Sabah dörtte kitap elimde uyuyakalana kadar da okudum. İkisinin tek ortak noktaları aynı yazar tarafından yazılmış olmaları. Anlatım dilleri de, konuları da, karakterleri de çok başka. İkisi de mutlaka okunmalı diyorum. Öncelik ise benim için Ateş Böceği Yolu'nda. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazıya koyabilmek için kitabın resimlerine göz atarken başka bir &lt;a href="http://filizinevi.blogspot.com/2011/01/atesbocegi-yolu.html"&gt;yoruma&lt;/a&gt; daha rastladım. O yorumdakinin tersine dipnotlar benim hoşuma gitmedi ama. Gereksiz açıklamalar olduklarını düşünüyorum. Kitabın içeriğinden, cümlenin yapısından zaten açıklamaların içeriği anlaşılıyordu bence. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de bu yazıyı yazarken kucağımda bir yavru kedinin uyuduğunu belirtmek istiyorum. Bu son paragrafın kitapla hiç bir alakası yok ama belirtmeden geçemedim. Burada, bu anla da ilgili bir kayıt olmasını istedim. Apartmanın bodrumunda bir kedi beş tane yavru doğurdu. İki haftadır onları seviyoruz. Baştan hiç ellemedik, sadece anneye yemek verdik. Yavrular biraz büyüdüler artık. Arada bir tanesini alıp biraz sevip kardeşlerinin yanına bırakıyoruz. Zaten kendileri de büyüdüklerinden kapının önüne de geliyorlar. Çok minik, acayip kirli, doğru düzgün miyavlamayı bile bilmeyen ama diğer kardeşleri yaklaştığımızda tıslarken, bize doğru gelmeyi seçen sarman bir kedi var şu an kucağımda. Pireli olduğundan şüpheleniyorum. Dün akşam aç kalmıştı, ucunu toplu iğneyle deldiğim yumuşak bir torbaya koyduğum, bol su az süt karışımıyla besledim onu. Normal bir şekilde beslenmeyi bilmiyor daha. Diğer kardeşleri daha yırtıcı bu daha naif ve sevecen ya, öleceğinden korkuyorum sürekli.Kıyamıyorum.Biraz daha büyüdüklerinde hepsini atacaklar dışarı zaten. Bizim kedimiz olmasını istiyorum. Böyle evin içinde dolaşsın, miyavlasın, ayaklarıma dolansın ve kucağımda uyusun... Tek isteğim bu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2238905549703072122?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2238905549703072122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2238905549703072122&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2238905549703072122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2238905549703072122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/ates-bocegi-yolu.html' title='Ateş Böceği Yolu'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-eIHHFcygD7k/Tn8Gh53GV_I/AAAAAAAABes/8Y437BaK15k/s72-c/Ate%25C5%259F%2BB%25C3%25B6ce%25C4%259Fi%2BYolu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1602950349107845021</id><published>2011-09-20T22:51:00.002+03:00</published><updated>2011-09-20T23:01:00.534+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>KÜÇÜK MUCİZELER DÜKKANI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-eqmhzZbra1E/TnjvLd2LifI/AAAAAAAABek/KBUdGEsImTY/s1600/k.m.d..jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 203px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-eqmhzZbra1E/TnjvLd2LifI/AAAAAAAABek/KBUdGEsImTY/s320/k.m.d..jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654532312433134066" /&gt;&lt;/a&gt;En son okuduğum kitap. Bunu bitirdikten sonra başkasına başlamadım zaten. Hem şu an okumaya heveslendiğim başka kitap olmadığından, hem de her akşam kendimi kaptırıp saatlerce okuyunca ev işlerine zamanım kalmadığından. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Debbie Macomber'in başka kitabı var mı bilmiyorum. Ben ilk defa okudum. Anlatımı hoştu. Kitap da güzeldi. Sonuna yazar bir bölüm eklemiş, o hoşuma gitmedi sadece. Gereksiz buldum. O olmasa da olurmuş, hatta daha güzel olurmuş. Biraz sabun köpüğü tarzı, aklı meşgul etmeyecek, zevk almak için okunacak bir kitap. Yolda, otobüste, bankada sıra beklerken rahat okunacak türden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Okuyacak bu tarz kitap arayanlara rahatlıkla tavsiye edebilirim. Sonunun bence yüzde yüz mutlulukla bitmesi de pozitif sonlu kitap sevenlere ayrı bir güzellik sunuyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1602950349107845021?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1602950349107845021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1602950349107845021&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1602950349107845021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1602950349107845021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/kucuk-mucizeler-dukkani.html' title='KÜÇÜK MUCİZELER DÜKKANI'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-eqmhzZbra1E/TnjvLd2LifI/AAAAAAAABek/KBUdGEsImTY/s72-c/k.m.d..jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-397215529024544729</id><published>2011-09-11T21:09:00.003+03:00</published><updated>2011-09-11T22:02:00.569+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-YqjE4By_YAY/Tmz5hiSxxkI/AAAAAAAABec/pJSkuFLJ-k8/s1600/eyl%25C3%25BCl%2B2011%2B012.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-YqjE4By_YAY/Tmz5hiSxxkI/AAAAAAAABec/pJSkuFLJ-k8/s320/eyl%25C3%25BCl%2B2011%2B012.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651165986979694146" /&gt;&lt;/a&gt;Mutluluğumun resmi desem bu çiçek fotoğrafı için abartmış olur muyum acaba? O kadar çok şeyi içinde barındırıyor ki bu buket...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öncelikle on ikinci yılımıza başlayışımızın simgesi. Çünkü kocam onu sürpriz bir şekilde, yıl dönümü hediyesi olarak yaptırmış. İçecekleri ayarlamak için çıkmıştı yemekten hemen önce. Biraz da geç kalmıştı. Yemekler ve sofra hazırdı, onu ve Atahan'ı bekliyorduk ki, kapı çaldı. Elindekileri almak için giderken bu kocaman buket karşıladı beni. Çok mutlu oldum. Hem en çok sevdiğim çiçekler bir aradaydı, hem de hiç beklemiyordum.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayrıca bu buket, aylar sonra üç kardeş, yeğenler, anne baba bir araya gelişimizin de simgesi benim için. Ablamların geldiği perşembe akşamı masa başında tam dokuz kişiydik. Ben, kocam, Atahan, Asortik'im, Çağıl, Çarli, annem, babam ve dayım. Bir önceki yazımda yazdığım gibi kutlayacak çok şeyimiz vardı. Birlikte olduğumuz için mutluyduk. Annem ve ağırlıklı olarak ben, yemekleri döktürmüştük. İçkilerimiz hazırdı ki, zaten yemeğe kadeh kaldırarak başladık. Harala gürele, cümbüş eğlence, konuşa gülüşe bir yemek yedik. Arada yanlış anlaşılmalara dayalı küçük surat asmalar, Atahan'ın 'benimle kimse ilgilenmiyor' tripleri oldu ama genelde asılan yüzler çabucak güldü. Her kafadan bir ses çıktı. Bol bol kahkaha attık. Bağıra çağıra konuştuk kimi zaman. Eski anıları andık. Benim yaptığım pastayı mumlarla ve maytaplarla süsleyip babama üflettik. Gece on bire kadar masa başı muhabbetteydik. Her şey çok güzeldi... Hepimiz için unutulmayacak bir gece oldu bence...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Perşembe, ayrıca benim işte ilk günümdü. Çok rahat geçti. Kurslar daha başlamadığı için ortalığın da sakin olması en büyük şansımdı. İş arkadaşlarım da her konuda yardımcı oldu. Sanki yeni başlayan biri değilmişim de on yıllık çalışanmışım gibiydi. Akşam üzeri çıkışa doğru ablamla annem de uğradı. Annem zaten biliyordu ama ablam da görmüş oldu büroyu. Haberim yoktu geleceklerinden. Kapı açıldığında yine bilgi almaya gelen birileri geldi derken onları karşımda görünce çok şaşırdım. Biraz muhabbet ettik, iş arkadaşlarımla tanıştırdım onları, sonra da hep beraber çıkıp, o geceki yemek için alış veriş yaptık. Eve geldiğimizde kapının önünde teyzemin kızına rastladık, içeri davet ettik. Onlarla biraz oturduktan sonra ben mutfağa geçtim yemekleri yapmaya. Ablamla teyzemin kızı da kahve içtiler. O arada basket oynamaya giden Çağıl'la Atahan geldi. Yanlarında kuzen de vardı. Çocuklar bir arada takıldı, dayım geldi, ona da kahve yaptık, Çarli'yi aradık evi tarif etmek için, kocam uyuyordu uyandı derken, yemekler pişti, sofrayı hazırladım en şık takımlarımla özene bezene, annemlerle Çarli de geldi ve bir önceki paragrafta anlattığım güzellikte bir gece geçirdik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve şansıma bu hafta sonu ben çalışmadım. Bu, bonus gibi bir şey oldu. Daha kurslar başlamadığından akademiyi açmamaya karar verdi müdürümüz. Hepimiz de bu fikre bayıldık. Belki de, önümüzdeki cumartesi  yaz kurslarının sertifikaları verileceğinden  yoğun olacağız diye bu karar alındı, bilemiyorum. Sebep ne olursa olsun sonuç güzeldi. Dün sabah ablamla güzel bir kahvaltı ettik. Çocuklar da uyanmıştı. Önce hemen köşe başındaki marketten taze ekmekle gazete almaya gittik üçümüz. Sonra sofrayı hazırladık. Kahvaltının üzerine kahvelerimizi de içip uzun uzun muhabbet ettik ablamla. Oradan da anneme gittik. Daha sonra ben biraz işlerimi toparlamaya eve döndüm. Akşam bir ara yine uğradım annemlere.  Yakın olmanın güzelliğini yaşadık. Bu sabah da ablamın sesini duyunca ben de kalktım. Çocukları evde bıraktık. Çağıl uyuyordu zaten, Atahan'a da atıştırma tarzında bir kahvaltı hazırlayıp anneme, onların kahvaltısına katılmaya gittik ablamla. Kahvaltı sonrası ben nescafemi içtim, hepsine de Türk kahvesi yaptım. Eve döndüm. Atahan'ın okul kıyafetleri küçüldüğünden ona pantalonla gömlek almaya gittik. Dönüşte, kocam bizi anneme bıraktı. Ablamla Çağıl'a nevresim takımı almaya gittik; Beykent'te ki yeni açılan bir avmye, güzel bir mağazaya. Önce ihtiyaçları hallettik, biraz mağazalara da bakındık, çok güzel yazlık çantalar aldık ablamla. Sonra da eve döndük. Yemeği yedikten sonra, yazı yazmak için bilgisayarın başına oturdum. Şimdi de biraz evi toparlayıp yarına hazırlık yapacağım. Bu hafta sonu da böyle geçmiş oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere....  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-397215529024544729?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/397215529024544729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=397215529024544729&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/397215529024544729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/397215529024544729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/mutlulugumun-resmi-desem-bu-cicek.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-YqjE4By_YAY/Tmz5hiSxxkI/AAAAAAAABec/pJSkuFLJ-k8/s72-c/eyl%25C3%25BCl%2B2011%2B012.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7450878956569850691</id><published>2011-09-11T20:26:00.003+03:00</published><updated>2011-09-11T21:08:52.935+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>AŞK MUTFAKTA PİŞER</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-XlSiD5VF1KE/TmzvZkQOTeI/AAAAAAAABeU/0Ywa7_palPg/s1600/ASK-MUTFAKTA-PISER-.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 241px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-XlSiD5VF1KE/TmzvZkQOTeI/AAAAAAAABeU/0Ywa7_palPg/s320/ASK-MUTFAKTA-PISER-.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651154854950620642" /&gt;&lt;/a&gt;Maeve Binchy'nin dün gece bitirdiğim kitabı. Her seferinde son sayfayı okuduğum an içimde gidip ünlü bir restoranda  şef olma ya da bir catering şirketi açma isteği uyandırıyor.  Ki nitekim dün gece kitabı kenara koyduğumda, önce  kurabiye, üzerine de poğaça yaptım gecenin bir yarısı... &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Binchy okumaya biraz ara vereceğim. Arada başka kitaplar okuyup, daha sonra sevdiğim diğer kitaplarıyla devam etmeyi düşünüyorum... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7450878956569850691?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7450878956569850691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7450878956569850691&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7450878956569850691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7450878956569850691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/ask-mutfakta-piser.html' title='AŞK MUTFAKTA PİŞER'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-XlSiD5VF1KE/TmzvZkQOTeI/AAAAAAAABeU/0Ywa7_palPg/s72-c/ASK-MUTFAKTA-PISER-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1002669907288109965</id><published>2011-09-07T21:55:00.002+03:00</published><updated>2011-09-07T22:51:47.955+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün bomba bir haberim var sizlere... Ben yarın işe başlıyorum! Belediyeye bağlı halk akademisinde. Aslında bu iş için bayramdan çok önce görüşme yapılmıştı. Gün içinde size döneriz demişlerdi. O gün haber gelmeyince olumsuz sonuçlandığını düşünmüştüm. Meğer kısmet yarına başlamaktaymış. Tam da ablam bu gece yoldayken, yarın sabah burada olacakken. Tam da yarın akşam bizim evde, evliliğimizin 12. yılına başlıyor oluşumuzu, babamın doğum gününü ve ablamların gelişini kutlayacakken. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu seferki iş çok içime sindi. Tam yıllardır istediğim tarzda bir şey gibi görünüyor. İnşallah zaman içinde yanıldığımı düşünmem. Arada ufak tefek sıkıntılar olsa da beni sürekli huzursuz edecek şeyler olmaz. Masa başında, halkla iç içe bir görev yapacağım. En çok bu hoşuma gitti. Çalışma saatlerim şimdilik sabah sekiz buçuk, akşam beş ama yakında değişecek. Kurslar başlayınca  kurs bitimine kadar orada duracağımızdan dokuzu bulacak çıkışım. Aynı görevde iki kişi olduğumuzdan vardiyalı gibi çalışacağız. Birimiz bir hafta daha erken gelip, erken çıkacak; birimiz daha geç gelip, geç çıkacak; bu da belirli periyodlarla değişecek. Gerçi bunların hepsi bugünkü görüşmede kabataslak konuşulan şeyler. Her şey daha yeni olduğundan zaman içinde oturacak bir çok şey. Normalde tercih etmeyeceğim tek nokta: hafta sonu da mesai olacak olması. Hafta içi bir gün iznim olacak sadece. Bunun dışında mutlu ve heyecanlıyım. Yarın ilk iş günüm :O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ablamla Çağıl, şu an yolda. Yarın buraya varmalarını nasıl bekleyeceğim diye düşünürken akşama kadar bekleyeceğim görüşebilmek için. Gerçi bir süre buradalar, şimdilik de erken sayılacak bir saatte çıkacağımdan, en azından geceleri bol bol bir arada olacağız. Hem annemlerin evde şu anda boya badana olduğundan ve daha bitmediğinden büyük ihtimalle bizde kalacaklar. Özledim ikisini de. Atahan'la beraber gün sayıyorduk, gelecekleri tarih kesinleştiğinden beri. Hepimize iyi gelecek bu ziyaret bence...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam on bir sene önce, bugün, bizim nikahımız kıyılmıştı Büyükçekmece'de. Sekiz eylülde de Çanakkale'de düğünümüzü yapmıştık. On ikinci senemizden gün almaya başlıyoruz. Bu akşam kendi aramızda minik bir kutlama; yarın da bizimkilerle büyük kutlama planlamıştım ben ama benim iş görüşmesi, kocamla buluşmaya şehir dışından gelen eski bir iş arkadaşı derken kutlamaların hepsi yarına kaldı. Benim de biraz işime geldi açıkçası çünkü böylece hem iş için hazırlık, hem de yarınki yemek için evi toparlama, biraz temizleme gibi şeyleri yapmaya vaktim kaldı. Çok da romantiklikten uzak oldu bir önceki cümlem sanki ama durum böyle. Düşündüm de şu an yazarken, beni de rahatsız etmiyor böyle olması. Genelde mutlaka kutladık yıl dönümlerimizi ama  her zaman illa ki kutlayacağız diye de zorlamadık açıkçası. Kimi zaman pasta yaptım kestik, kimi zaman hediyeler aldık birbirimize, kimi zaman sadece sarılıştık...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İş için heyecanlı olsam da; yarın ve alışana kadar bir süre, evden uzak olmak zor gelecek bana, biliyorum.  Atahan'ı özleyeceğim. Gerçi kocam da evde, bir arada olmaları güzel ama yine de aklım ikisinde de kalacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi biraz oğlumla ilgileneceğim. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1002669907288109965?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1002669907288109965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1002669907288109965&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1002669907288109965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1002669907288109965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/bugun-bomba-bir-haberim-var-sizlere.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-780936090094908183</id><published>2011-09-07T21:14:00.002+03:00</published><updated>2011-09-07T21:54:30.674+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>YALNIZ KADINLAR SOKAĞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-kPJRltSCD10/Tme8zrjs-_I/AAAAAAAABeE/1aO2webCN90/s1600/Yalniz-Kadinlar-Sokagi.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 194px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-kPJRltSCD10/Tme8zrjs-_I/AAAAAAAABeE/1aO2webCN90/s320/Yalniz-Kadinlar-Sokagi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649691853611400178" /&gt;&lt;/a&gt;Maeve Binchy'nin en çok sevdiğim kitabı. 2004'te almışım ve çeşitli aralıklarla binlerce kez okudum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Binchy'nin hikayelerini çok naif oldukları için seviyorum. Bana hayatın değişkenliğini hatırlattıkları için. Bir de kahramanlarının başına bir çok olumsuz şey gelse de umudun her zaman var olduğunu gösterdiği için...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün kitaplarını okudum. Yenilerini de ilk gördüğüm anda hemen alıyorum.  Diğerlerini de tekrar okudukça buraya kısa notlar halinde yazmak istiyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-780936090094908183?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/780936090094908183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=780936090094908183&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/780936090094908183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/780936090094908183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/yalniz-kadinlar-sokagi.html' title='YALNIZ KADINLAR SOKAĞI'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-kPJRltSCD10/Tme8zrjs-_I/AAAAAAAABeE/1aO2webCN90/s72-c/Yalniz-Kadinlar-Sokagi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7899013621656524690</id><published>2011-09-06T20:51:00.003+03:00</published><updated>2011-09-06T21:05:36.414+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Kış Bahçesi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-O7WEqDMFWKI/TmZdvneTN8I/AAAAAAAABd8/DgNbK_Iwv9A/s1600/353993_2.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; width: 202px; height: 320px; text-align: center; display: block; cursor: pointer;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649305855214172098" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-O7WEqDMFWKI/TmZdvneTN8I/AAAAAAAABd8/DgNbK_Iwv9A/s320/353993_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;    En son aldığım kitap. Ama bitireli çok oldu, o yüzden en son okuduğum değil...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;                  Bu kitabı ne zamandır görüyordum ama bende çerezlik bir romantik hikaye izlenimi oluşturduğundan almak için acele etmiyordum. Her kitapçıya gidişimde elime alıp, inceleyip, geri bırakıyordum. Sonra geçenlerde kocamla kitaplara bakarken, içine göz atıp, arkasını okuyup, karar veremediğimi görünce alsana dedi. Eh, ben de bu sefer artık geri çevirmedim teklifi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;     İyi ki almışım. İyi ki okumuşum. Başlarda biraz "Bu muydu yani!" etkisi oluyor. Hikaye gelişene kadar vasat gibi geliyor ama bir noktadan sonra dehşet içinde ve merakla okudum diyebilirim. Çerezlik bir  romantik kitap değilmiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;      Yazarın bir kitabı daha varmış. Yorumlardan onun da çok güzel olduğunu okudum ama ne rastladım, ne gördüm. Denk geldiğimde onu da alacağım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;      Konusunu her yerde rahatlıkla bulabileceğinizden burada tekrar yazmıyorum. Okumanızı kesinlikle öneriyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7899013621656524690?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7899013621656524690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7899013621656524690&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7899013621656524690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7899013621656524690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/ks-bahcesi.html' title='Kış Bahçesi'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-O7WEqDMFWKI/TmZdvneTN8I/AAAAAAAABd8/DgNbK_Iwv9A/s72-c/353993_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-35337558821087286</id><published>2011-09-01T23:43:00.006+03:00</published><updated>2011-09-02T02:03:43.084+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Mq7g6iE0gbI/Tl_vSsIDpMI/AAAAAAAABdk/0qcXpHaN1EM/s1600/klimt.kiss.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 308px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Mq7g6iE0gbI/Tl_vSsIDpMI/AAAAAAAABdk/0qcXpHaN1EM/s320/klimt.kiss.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5647495562107528386" /&gt;&lt;/a&gt;Dün gece başladığım son yapbozum. Klimt'den The Kiss. Bin parçalık. Küçük, çok büyük değil.  Ben gözlerim artık şekilleri ve renkleri seçemez oluncaya kadar başında duruyorum genelde. Atoş da arada gelip, yapıp yapıp gidiyor. Ki aslında, kenarlarını yaparken tıkandığım noktada Atahan olmasaydı belki hala bugün çerçevesini oluşturmakla da uğraşıyor olabilirdim. Kocam da arada göz atıp bir kaç parça bulup gidiyor. Bitirince çerçeveletip yatak odama asmak istiyorum. Bu arada, daha kutusu açılmamış en az dört tane daha yapbozum olduğumu keşfettim. Çanakkale'den gelen kolilerden çıktı. Annemlerde de bitirip yapıştırdığım dört yapboz duruyor. Hepsini severek seçtim, aldım ama çerçeveletip asmaya kalksam yer bulamam. Aslında bitirdiklerimi çok cüzi bir rakama satmak istiyorum ben ama bunu nasıl yapabileceğimi bilmiyorum. Aklımda öyle bir fikir olarak yer işgal ediyor sadece. Bunu bitirdikten sonra yavaş yavaş diğerlerini de yapacağım. Kararlıyım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-pbD0uc8SnpE/Tl_vDtfJpQI/AAAAAAAABdc/wJH9KMEzHxA/s1600/genel%2B2011%2B162.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-pbD0uc8SnpE/Tl_vDtfJpQI/AAAAAAAABdc/wJH9KMEzHxA/s320/genel%2B2011%2B162.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5647495304774788354" /&gt;&lt;/a&gt;Bu gördüğünüz çiçek açmış kaktüs annemin balkonundan. Annem özellikle fotoğrafını çekip Asortik'e yollamamı istemişti. Ben mail atıp sadece ona yollamak  yerine, buraya koyup hepinizle paylaşmayı tercih ettim. Asortik'ciğim senin bahçen de çok güzel ama hangi kaktüsün böyle güzel çiçek açıyor söyler misin:O)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-_UzniXjEchg/Tl_u4rdAQSI/AAAAAAAABdU/DiroMqAmc6g/s1600/genel%2B2011%2B140.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-_UzniXjEchg/Tl_u4rdAQSI/AAAAAAAABdU/DiroMqAmc6g/s320/genel%2B2011%2B140.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5647495115250352418" /&gt;&lt;/a&gt;Bizim balkondan gökyüzü. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzun zamandır, her gece, yazmak için blogu açıp yazamadan kapattım. Normalde evin içinde çok fazla hareket olduğunda yazamıyorum. Sadece bloga değil, hiç bir yere, hiç bir şeye, hiç bir şeyi. Arkamda oturup yazdıklarımı okuyabilecek kimse olmayacak mesela. Okumuyor olması ya da normalde zaten blogumun herkese açık olması önemli değil. Yayınladıktan sonra okunabiliyor olması da sorun değil ama ben cümlelerimi kurarken okuyan olmamalı. Ayrıca sürekli kalkıp onu bunu şunu getirip almak götürmek zoruda da olmamalıyım. Bir de yazma modunda olmalıyım her şeyden önce. O ayrı. Normalde bu şartlar sabah erken ya da gece geç saatlerde sağlanıyor bizim evde. Ama kocam evde şu sıralar, çocuk da evde derken, ben yazma amaçlı açsam da her seferinde, genelde yazamadan kapatıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben aktif olarak iş aramıyorum hala, eşe dosta haber salıyorum sadece görüştükçe. Aslında çalışmak istemiyorum bir süre daha. Herhangi bir işe de girmek istemiyorum, sırf çalışmış olmak için. O yüzden acele etmiyoum. Bu arada olursa, varsa kısmetimde uygun bir yer olur. Olmazsa da olması gereken zamanda olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Atahan'a yaz başında bir beta balık almıştım. O, babasıyla Çanakkale'deydi. Geldiğinde sürpriz olmasını istemiştim. Pazar dönüşünde, son tezgahlarda görmüş, ellerimizdeki torbaları zor taşırken, sağanak yağış altında almıştım. Bayramdan önce temizlik yaparken çok kirli olmamasına rağmen, hadi balığın da suyunu değiştireyim dedim. Ve tam kavanozu temizlemiş; işimi bitirmişken; şaşkın balığı lavabonun içine düşürdüm. Ve benim şok olmuş bakışlarım altında o kocaman görünüşlü balık, lavabonun deliğinden kaydı gitti. Hiç bir şekilde anlayamadım bunu nasıl becerdiğin(M)i?Bir an dondum kaldım. Sanki gitmemişmiş gibi geldi. Bunu ben Atoş'a nasıl söyleyeceğim diye düşündüm. Bir yandan da hala şoktaydım ve fazlasıyla üzülmüştüm. Geçtim içeriye benimkiler oturuyorlardı. "Ben bir şey yaptım" diye söze başladım. Atahan yarım saatten fazla hüngür hündür ağladı ya da bir zamanlar Hülya Avşar'ın dediği şekliyle, böğüre böğüre (öyle mi demişti H.A., şimdi tam emin de olamadım.). Neyse, kocam lavabonun giderini açtı belki oralardadır diyerek ama malesef, betamızı kaybettik. Bu arada lavabonun deliği kocaman falan değil, bildiğimiz altı yedi delikli giderlerden. Süzgeç gibi olanlardan...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında genelde evdeyim. Anneme gidiyorum sık sık ya da o geliyor. Bazen sıkılıyorum gibi ama genelde de mutluyum hayatımdan. Evde olduğum sürece yerleşmenin son ve sıkıcı işlerini tamamladım. Tüm ıvır zıvırı, yorganları battaniyeleri, yastıkları yıkadım. Dolapları yerleştirdim. Yani, o zaman alan, yorucu, sıkıcı, mutlaka yapılması gereken ama yapıldığında da aradaki farkı bir tek senin anlayabileceğin işlerin hepsini yaptım bitirdim. Evde elimden geçmemiş, tek bir köşe, kuytu, bucak, eşya, kumaş ya da örtü, yorgan yastık, kap kacak kalmadı. Hemen her şey yerini buldu. Hala daha annemlerde biraz eşyamız kaldı. Onlar getirilecek ki, annemle bizim ev arasında sürekli bir eşya sirkülasyonu oluyor zaten. Ben bir yandan oradan kalanları buraya taşıyıp, bir yandan burada ayıkladıklarımı ona götürüyorum. Bu sirkülasyon evlendiğimden beri hep oluyor, daha da biteceğini zannetmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında eklemek istediğim çok şey var ama genelde eklemeler için beklerken ya kapatmam gerekiyor bilgisayarı ya da bir şey oluyor yazacaklarımı unutuyorum ya da istediğim gibi olmuyor; yayınlamaktan vaz geçiyorum. O yüzden şimdi hazır oturmuş, iyi kötü bu kadar yazmışken hepsi için beklemeden yazabildiğim kadarını göndereceğim. En kısa zamanda yine görüşmek üzere.... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-35337558821087286?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/35337558821087286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=35337558821087286&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/35337558821087286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/35337558821087286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/09/dun-gece-basladgm-son-yapbozum.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Mq7g6iE0gbI/Tl_vSsIDpMI/AAAAAAAABdk/0qcXpHaN1EM/s72-c/klimt.kiss.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6219619644119791718</id><published>2011-08-30T00:36:00.001+03:00</published><updated>2011-08-30T01:44:51.282+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-c4SWQYRyv2o/TlwGbFMHfLI/AAAAAAAABc0/X-yBR9qUPG4/s1600/ataturk.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-c4SWQYRyv2o/TlwGbFMHfLI/AAAAAAAABc0/X-yBR9qUPG4/s320/ataturk.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646395095134993586" /&gt;&lt;/a&gt;Zafer Bayramınız ve Ramazan bayramınız kutlu olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6219619644119791718?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6219619644119791718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6219619644119791718&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6219619644119791718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6219619644119791718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/08/zafer-bayramnz-ve-ramazan-bayramnz.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-c4SWQYRyv2o/TlwGbFMHfLI/AAAAAAAABc0/X-yBR9qUPG4/s72-c/ataturk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2113690445567074773</id><published>2011-08-18T00:18:00.005+03:00</published><updated>2011-09-03T22:46:01.561+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yeni görüntüm nasıl? Beğendiniz mi? Blog şablonlarında "kitaplık" da varmış ne zamandır ama benim  haberim bile yokmuş. Fark edince üzüldüm daha önce şablonlara göz atmadığıma... Bundan sonra böyle, bir süreliğine...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada eve netim bağlandı bugün, en sonunda ve ben artık kendimi tam anlamıyla yerleşmiş hissettim. Bu yeni görümlü blogumdaki ilk yazımı evimden yazıyorum:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sadece buralarda olduğumu haber vermek için geçerken bir uğramıştım, sonra yine görüşürüz...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2113690445567074773?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2113690445567074773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2113690445567074773&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2113690445567074773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2113690445567074773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/08/yeni-goruntum-nasl-begendiniz-mi-blog.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2873505591760276271</id><published>2011-08-14T17:39:00.004+03:00</published><updated>2011-08-14T19:08:02.437+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Artık yerleştim. Hatta hafta sonu ilk yatılı misafirimi ağırladım bile. Yine de yapılacak ufak tefek işler var ama aciliyetleri yok. Evin eksikleri ve yapılacak işleri hiç bitmez zaten. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eski kitaplarımı okuyorum bol bol. Dört beş tane bitirdim. Hala daha annemlerde eşyalarımız var. Gelip gittikçe onları toparlıyorum. Yavaş yavaş kumaşlara göz atıp arada ufak tefek bir şeyler dikmek istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fazlalıkların çoğundan arınmış bir evim var şu an. Bu çok hoşuma gidiyor. Bir buçuk sene önce toplanırken çoğu şeyi verilmek/atılmak üzere ayırmıştım. Yerleşirken de aynısını yaptım. Yine de gözüme çarpanlar, daha ayıracaklarım ve her şeye rağmen kıyamadıklarım var. Bazı şeyler için, mesela kıyafetler ya da kap kacak, süre tanıdım kendime. Eğer bir yaz ve kış geçtikten sonra bir kere bile kullanmamışsam o şeyi, vereceğim/atacağım. Hurçları hala indirip içindekilere bakamadım mesela. Yatak yorganları da aynı şekilde eleyeceğim. Evde mesela üç kişiyi yatıracak yerim varsa, bizim kullandıklarımızdan başka sadece üç yastık olacak. Yatıya misafirim genelde çok olduğundan tamamen vazgeçemiyorum ama en azından sayıyı azaltacağım. Kafam genelde bu gibi fikirlerle dolu. Evimi düşünmeyi seviyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Asortik'e gidebilmek isterdim şu sıralar. Ya da onun gelebilmesini. Şimdilik ikisi de mümkün değil gibi ama dileklerimi evrene saldım ha sikrıt olsun diye, belki bana geri döner istediğim şekilde. Belli mi olur, belki de olur...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annemlerdeyim. Bilgisayarımızı da toparlayacağım yazımı yolladıktan sonra. Ve son kalan eşyalarımızı. Biraz işim var. Geç olmadan bitirmeli. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2873505591760276271?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2873505591760276271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2873505591760276271&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2873505591760276271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2873505591760276271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/08/artk-yerlestim.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3956914498678763140</id><published>2011-08-11T12:48:00.005+03:00</published><updated>2011-08-11T14:38:29.727+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ne kadar çok özlemişim sizleri. İki haftadır bilgisayar yüzü gördüğüm yok. Taşındım. Bilgisayar hala daha annemlerde. Bir süre daha da kalacak gibi. Yerleşmekle uğraşıyorum. Bitti sayılır yerleşme aslında. Daha doğrusu kaba yerleşme çoktan bitti.  Son bir haftadır yıkama, ütüleme, dolap içleri gibi ince işlerle uğraşıyorum. Normal bir taşınmadan daha yorucu, uğraştırıcı oldu bizimki, çünkü ne var ne yoksa hepsi yıkandı, silindi, elden geçti. Yıkamadan kaldırmadığım tek bir şey bile olmadı. Dolaplar bitince hurçları açıp yastıkları, yorganları elden geçireceğim daha. Bir buçuk senenin tozu kiri var her bir şeyde. Zor.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eşyaları depodan çıkardığımızda çok kötü görünüyorlardı. O an kamyon kapıda olmasaydı, hepsini çöpe atın hiç birini istemiyoruz, diyebilecek durumdaydık. Moralimiz çok bozuldu. Geçen kış depoyu su bastığından en altta kalan kısımlar çürümüş, küflenmiş görünüyordu. Neyse ki koliler ve tabi ki benim kitaplarım üstlerdeydi. Evet, hepsine kavuştum. Kitaplıklarımı hole koydum. Tüm kitaplarımı da dizdim. Üçü de ağzına kadar dolu ve daha annemdeki kitaplarımı getirmedim. En az iki tane daha lazım ama evde yer yok. Atahan'ın tek kitaplığı da doldu taştı. Onun odasında ince, uzun bir taneye yer var. İleride almayı düşünüyorum. Neyse, eşyaları anlatıyordum. Bazalar hafiften şişmiş görünüyordu, köşelerdeki demir köşebentlerden pas tutmuş gibiydi baş uçları, vitrinlerin ayakları tuttukça hamallar ellerinde kalıyordu neredeyse. Depoyu boşaltmak zorunda olduğumuzdan ne var ne yoksa yüklettik. Bu ev zaten biraz daha küçük olduğundan, kullanılmayacak durumda olanı, sığmayanı orada atarız dedik. Eve taşındıktan sonra büyük parçaları kabaca yerleştirdik. Ertesi güne de temizlikçi çağırdık. Bütün koltukları, çekyatları, bazaları, dolapları sildi saatlerce. Yerlerini buldukça ve silinip temizlendikçe göründükleri kadar atılası olmadıkları ortaya çıktı. Biraz moralimiz düzeldi. Ev de gözümüze küçük görünüyordu ama o biraz da, önceki ev çok çok büyük olduğundanmış. Sonuçta orada ne varsa, buraya da sığdı. Çok sıkış tepiş, üst üste de görünmedi. Yerleştikçe, temizlendikçe, ev de, eşyalar da daha da güzel görünmeye başladı ve şu anki hali içimize sindi. Eksiklerimiz var hala ya da bir kaç fazlalığımız. Acele etmiyorum. İçinde yaşadıkça tam olarak neye ihtiyacımız olduğu, neye olmadığı daha iyi çıkacak ortaya. Zaman içinde bir kaç düzenleme yapılacak. Eksikleri de sırf almış olmak için gidip önüme çıkan ilk parçayı almak şeklinde tamamlamayacağım. Zevkli bir uğraş olarak benimseyip, gezip dolaşıp, seçenekler belirleyip aralarından seçeceğim. İleriye dönük planım bu şekilde evi yenilemek. Halılardan mobilyalara kadar.  Yavaş yavaş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evimiz sevimli bence. Bana "yuva" sıcaklığını yansıtıyor gibi geliyor. Seviyorum.  Holümüz geniş ve biz orayı oturma odası gibi yaptık. Kitaplıklarımı, bir dolabı ve  çekyatın birini aldı. Atahan ya da ben, çekyatı kim kaparsa artık, uzanıp kitap okuyoruz fırsat buldukça. Okumasam bile orada oturup kitaplarımı izlemeyi seviyorum. Annem geldiğinde onu çekyata oturtup ben de mutfağı toplayabiliyorum, bir yandan da rahatlıkla sohbet edebiliyoruz mesela. Annemle böyle komşu olmak çok güzel bir şeymiş. Evlendiğimden beri ilk defa yaşayabiliyorum bu duyguyu. Aynı şehirde, ayrı evlerde ama yakın oturmak hayal bile edemeyeceğim kadar zevkliymiş. Çanakkale'deyken en çok özendiğim, özlediğim, istediğim şeydi bu. Keşke Asortik de buralarda yaşasaydı. Annemi sabah kahvesine çağırıp, bir yandan konuşup bir yandan yapılacakları yapmak, akşam yemeğine fasulye ya da bamya ayıklamak, o düzeltilecekleri hallederken, oradan buradan konuşmak, konuşmak, konuşmak...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mutluyum. Çok yoruldum iki haftadır. Biraz daha da yorulacağım ama mutluyum. Özlemişim evimi. Eşyalarımı, kap kacağımı, ıvır zıvırımı, kumaşlarımı, dikiş makinemi... Bu hafta sonuna kadar kalan işleri de bitirip artık günlük rutine dönmeyi ve ne zamandır görüşemediğim arkadaşlarımla görüşmeyi istiyorum. Okullar açılmadan Atahan'la da gezmek, tozmak, denize gitmek, biraz projeler gerçekleştirmek yapacaklarım arasında...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunlar dışında, canımı sıkan ufak bir şey de var. Canımı sıkan demek yanlış aslında. Sinek misali küçük olan ama mide bulandıran daha doğru. Hayatımda yer almasını istemediğim biri var. O beni sevmiyor biliyorum. Ben, ona sevmeyecek kadar bile değer vermiyorum. Görüşmüyoruz uzun zamandır. Ama blogumu hala okuduğunu biliyorum. Anlayamadığım nokta da bu zaten? Canımı sıkan, sıkandan çok, midemi bulandıran. Ben istemiyorum hiç bir şekilde, bir okuyucu olarak bile benimle bir ilgisi bulunmasını. Eğer belli bir kişiye yasaklama imkanım olsaydı okuyuculuğu, yapacaktım. Malesef öyle bir imkanım yok. Nasıl bir  hastalıklı ruh halidir bu ki, görmeye tahammül edemediği birinin, daha da özeli olan yazılarını okumaya kesintisiz devam eder? Anlayamıyorum. Ki bu blog tamamen bir kişisel günlük. Hani yemek tarifi, moda ya da ne bileyim geneli ilgilendirecek herhangi bir konu olsa anlayacağım. Burada sadece ve sadece kendim için yazıyorum. Yazma tutkumu tatmin edebilmek için. Beni sevenler, uzaktaki sevdiklerim, hayatımı kelimelerimden de takip edebilsinler diye. Temmuz iki bin beşte, hala arşivimde duran ilk yazımın, son paragrafında "&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(204, 204, 204); font-family: Arial, Tahoma, Helvetica, FreeSans, sans-serif; font-size: 15px; line-height: 20px; "&gt;&lt;i&gt;Açıkçası bu siteyi öncelikle kendim için oluşturdum. Uzun zamandır ara verdiğim yazma işini ve içimdeki yazma dürtüsünü daha fazla ertelememek için.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Tahoma, Helvetica, FreeSans, sans-serif; font-size: 15px; line-height: 20px; "&gt;&lt;i style="color: rgb(204, 204, 204); "&gt;Belirli bir konu olmayacak. Aklıma estiği, içimden geldiği gibi yazacağım. Kimse olmasa da en azından ablam, abim ve eşim okuyacaktır. Eh şimdilik bu da bana yeter." &lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;demişim&lt;/span&gt;&lt;i style="color: rgb(204, 204, 204); "&gt;.&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt; &lt;/span&gt;O cümleler bu kadar sene sonra hala daha geçerli. Burada yalnızca benimle düşüncelerim(n)i, duygularım(n)ı, hayatım(n)ı paylaşmaya gelenlere ve benim paylaşmak istediklerime yer var. Diğerleri kalabalık yapmasınlar... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Tahoma, Helvetica, FreeSans, sans-serif; font-size: 15px; line-height: 20px; "&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Tahoma, Helvetica, FreeSans, sans-serif; font-size: 15px; line-height: 20px; "&gt;&lt;b&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3956914498678763140?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3956914498678763140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3956914498678763140&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3956914498678763140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3956914498678763140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/08/ne-kadar-cok-ozlemisim-sizleri.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6904889715536606417</id><published>2011-07-29T19:13:00.004+03:00</published><updated>2011-07-29T19:48:54.288+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu satırları Çanakkale'den yazıyorum şu an. Dün gece geldik. Kocam kamyon ve hamal ayarladı, size bir önceki yazıda yazdığım fiyatın neredeyse yarısına taşınma işini halledebileceğiz gibi görünüyor. Yarın sabah kamyon gelecek ve bizim artık burayla alakamız kalmayacak. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eşyaların da gitmesiyle Çanakkale devri tamamen kapanmış olacak. Nedense büyük bir umut var içimde. Evimizi uzun zamandır sabırla bekledik ve en sonunda kavuştuk ya, bundan sonra her şey daha güzel olacak diye düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah kocamla erkenden uyandık. Atoş da kalkmıştı, aldık onu Donanma'ya kahvaltı etmeye gittik. Öyle bir rüzgar esiyordu ki, masadaki her şey uçuştu. Ve bir süre sonra üşüdük. Bu sıcaklarda üşümek o kadar çok hoşumuza gitti ki, canımız  oradan ayrılmak  istemedi. Donanma'dan sonra kocam işleri hallederken ben de eski bir arkadaşıma sürpriz yaptım. Biraz onunla oturduktan sonra cuma pazarına gidip tüm pazarı gezdim. Özlemişim. Pazardan sonra yürüyerek Halk Bahçesi'ne gittim. Banklardan birine oturdum. Hafiften rüzgar esiyordu. Yanımda iki üç tane kedi vardı. Sakindi. Tek duyulan ses, cırcır böcekleriydi. Kedileri sevdim ve bol bol fotoğraflarını çektim ama bilgisayara  yüklemediğimden şu an koyamıyorum. Orada otururken arkadaşlarımı aradım. Konuştum. Oradan kalktım Golf'e yürüdüm. Böylece kendimce Çanakkale'yle ve Çanakkaleli arkadaşlarımla vedalaştım. Hafif bir hüzün olsa da içimde, mutsuzluk yoktu. Yaşanmış, acısı tatlısıyla bir on senem vardı. Kalbime koydum. Bundan sonra tam olarak Büyükçekmeceli'yim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buradaki arkadaşlarımızın çoğu sadece aynı yerde bulunduğumuzdan dolayı arkadaşımızmış. İstanbuldaki on altı aydan sonra bunu anladık. Biz eğer Edirneli arkadaşlarımızla ayrı şehirlerde olmamıza rağmen senelerdir görüşmeseydik ya da ben çocukluk arkadaşlarımla çoktan kopmuş olsaydım demek ki bizde bir hata var diye  kendimizden şüphelenecektik. Kırgınlığım yok kimseye karşı. Sadece şaşırdım. Bu davranışı beklemiyordum hiç birinden. Çok fazla bir beklentim de yoktu aslında.  Biraz daha özen bekliyordum sadece. Bundan sonra geldiğimde onları aramayacağım. Denk gelirsek görüşürüz, gelemezsek de sorun değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6904889715536606417?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6904889715536606417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6904889715536606417&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6904889715536606417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6904889715536606417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/07/bu-satrlar-canakkaleden-yazyorum-su.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2580967791129477748</id><published>2011-07-27T12:42:00.003+03:00</published><updated>2011-07-27T17:36:45.300+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div&gt;Bugün ilk defa annemlerden çıkıp yürüyerek evimize gittim. İki dakikamı aldı sadece, süperdi. Atahan da sokağın diğer tarafından dolaşmıştı ve onunla aynı anda evin önündeydik. Önce bekledik, doğal gazı açıp, evin içindeki bağlantıları kontrol ettiler. Sonra Atoş'la beraber hemen köşedeki markete gidip temizlik malzemeleri aldık. Aslında planım öğleden sonra mutfağı temizlemekti ama fırça, sünger, eldiven gibi şeyleri markette bulamayınca ve ayakkabılar ayağımı vurunca iş yarına kaldı. Atoş boyunun yettiğince camları sildi biraz, ben dinlendim, o arada karnımız da acıkınca annemlere döndük. Nescafe yapmak için bir su ısıtıcımız, içme suyumuzu soğuk tutacak bir soğutucumuz, oturacak da bir taburemiz olsa hiç çıkmayacağız evden. Başka bir şey istemiyoruz:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Dün annemle çarşıya inmiş ve bizim evin elektriği, suyu ve doğal gazını açtırmıştık. Akşam da kontrol etmeye eve gittik kocamla. Suyumuzu akar, lambalarımızı yanar görünce daha da bir içim ısındı eve. Eski kiracılardan kalan ıvır zıvırı attık, kendi aldıklarımızı mutfak tezgahına bıraktık. Yarın, tabure, merdiven, kova gibi bir kaç eksiği daha tamamlayıp temizliği bitirmeyi düşünüyorum. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam üzeri annemle bir milyoncuya gidip fırça, raflara yapışkanlı kağıt, sepet gibi şeyleri aldık. Evim için alış veriş yapmayı seviyorum. Aldıklarım küçük de olsa, büyük de, bu değişmiyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biz bunlarla uğraşırken, bu arada kocam da kamyon ayarlamaya çalışıyor eşyaları Çanakkale'den getirmek için. Ben de internetten nakliyat firmalarını araştırıp biraz fiyat alayım dedim. İki bin lira dediler. Sigortalıymış, üzeri kapalı kamyonmuş, tesisatçısı da varmış. Üç yüz km yolmuş ve iki bin liraymış. Fiyatları, gideri, şunları bunları bilmiyorum hiç ama açıkçası bana çok fazla geldi. Eşyalar zaten toplu ve sökülmüş durumda, depodan alıp giriş kata taşıyacaklar. Çoğu tesisatlık iş zaten benim kocamın da elinden geldiğinden gereksiz göründü bana açıkçası. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eşyaları oradan taşıtmak yerine anında "manyak proje" geliştirdim kafamda. Kolilerimizi ayırıp, yükte ve pahada ağır olan ne varsa satıp savıyoruz, verip veriştiriyoruz. Ve buradan evimizi yeni baştan düzüyoruz:O).  Belki yeterince araştırıp gezip tozarsak para bile arttırabiliriz, iddialıyım:O). &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabi hemen reddedildi manyak projem ama aslında hiç bir eşyada gözüm yok. Sadece kitaplarım, dikiş makinem gibi belirli parçaların yokluğunu çekiyorum. Büyük parça olarak oradan getirmek istediğim şeyler yataklarımız, dört kitaplığım ve bulaşık makinem.  Zaten bu ev biraz daha küçük olduğundan bazı şeyler sığmayacak. Belki daha tıkış pıkış olacak. Bir şeyleri gözden çıkarmak zorunda kalacağız. &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;Elimde olsa buraya getirip, her şeyi sıkıştırmaya uğraşmak yerine, belirli şeyleri orada bırakıp, buradan eve uygun yenilerini almayı tercih ederim.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, bakacağız artık bir şeyler. Öyle veya böyle şu eşyaları eve bir atabilsek, çok sevineceğim... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2580967791129477748?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2580967791129477748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2580967791129477748&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2580967791129477748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2580967791129477748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/07/bugun-ilk-defa-annemlerden-ckp.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2185103610968378156</id><published>2011-07-25T15:23:00.013+03:00</published><updated>2011-09-22T07:18:13.802+03:00</updated><title type='text'>DÖNDÜK :o)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-q7aWGVdr8WE/Ti17pC4JH3I/AAAAAAAABcs/iDfe1KhCXnE/s1600/marmaris%2B2011%2B084.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-q7aWGVdr8WE/Ti17pC4JH3I/AAAAAAAABcs/iDfe1KhCXnE/s320/marmaris%2B2011%2B084.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633294653987561330" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün Çarli'nin doğum günü. Sabah telefon açıp kutladık ama bir kere de buradan yazmak istiyorum. İyi ki doğdun Çarli, iyi ki varsın. Sen olmasaydın nasıl bir hayatım olacağını düşünmek bile istemiyorum. Nice senelere...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tatilden dün gece döndük. Çok güzel bir haftaydı. Yaklaşık sekiz yüz tane fotoğraf çekmişiz ama buraya çok fazla koyup sizi boğmak istemedim. Aralarından minik bir seçme yaptım. En üstteki fotoğraf Büyükçekmece-Albatros. Eve dönmenin şerefine. Gün batımı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Marmaris dönüşü Çanakkale'deydik. Yakın bir akrabanın düğünü vardı. Fotoğrafı oğlum motorda çekti. Cumartesi sabahın çok çok erken saatlerinde gelip pazar akşamı dönünce, arada cumartesi de düğüne gidince kimseyle görüşemedim bu sefer. Aklım arkadaşlarımda kaldı. Aslında hepsini çok özledim. Gerçi düğün için kuaföre giderken bile sokakta bir sürü tanıdığa rastlayınca bir ara kendimi hala orada yaşıyormuş gibi hissettim. Hoşuma gitti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Kc9bSL13IKI/Ti15I1oM1fI/AAAAAAAABcc/pLDilNtYJzA/s1600/marmaris%2B2011%2B694.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Kc9bSL13IKI/Ti15I1oM1fI/AAAAAAAABcc/pLDilNtYJzA/s320/marmaris%2B2011%2B694.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633291901651965426" /&gt;&lt;/a&gt;Burcu- Fhm :O)&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Arkadaşlarla görüşemedik ama düğünde tüm akrabalarla konuşup biraz bu durumu telafi ettik. Ben onları özlemişim, onlar da beni özlemiş. Akrabalar kocamın akrabalarıydı bu arada, düğün bizim taraftan değildi ama on sene onlarla bir arada yaşayınca beni çoktan kendilerinden saydıklarından ben de buraya yazana kadar hiç düşünmemiştim aslında bire bir bizim akrabalar olmadıklarını. "İlk göz ağrımızsın" diyerek sevdiler beni hep. Aslında kocamın ondan dört yaş büyük bir abisi var ama bizim düğün daha önce olduğundan "ilk" olarak bizi saydılar galiba. Herkesle tek tek sarılıştık, konuştuk, muhabbet ettik. On senem onlarla iç içe geçti. Biz çoktan aile olmuşuz. Sevgimiz de, saygımız da karşılıklı. Bu görüşme çok iyi geldi. Şımarttılar resmen beni iltifatlarıyla. Hep diyorum ya, sevmek de sevilmek de güzel, bunun karşılıklı hissettirilmesi de öyle. Düğün de eğlenceliydi benim açımdan. Nasıl geçtiğini bile anlamadım ki normal düğün saatini oldukça uzattık. En sona en yakınlar kaldı, gelinle damat havuza atladı, herkes gittikten sonra. Ardından kaynım kuzenlerden birini attı, daha sonra kaynımı attılar, derken bizim çocuklar da atladı. Sonu biraz sulu bitti ama asık tek bir surat bile yoktu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Bh2Nn6AlPSE/Ti13MBRSmyI/AAAAAAAABcM/YILhAfx4ln0/s1600/marmaris%2B2011%2B487.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Bh2Nn6AlPSE/Ti13MBRSmyI/AAAAAAAABcM/YILhAfx4ln0/s320/marmaris%2B2011%2B487.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633289757293452066" /&gt;&lt;/a&gt;Tatil kısmına gelirsek... Ben orada bir yaş daha aldım. Aslında benim kayın ailede pek öyle doğum günü kutlama alışkanlığı yoktur ama benim önem verdiğimi bildiklerinden sağ olsun görümcem pastayla sürpriz yaptı:O). Bir gece de restorantta yer ayırmışlar. Gerçi o gece, ilk başta rezervasyonun,yanlışlık sonucu, bir gün sonrasına yapıldığını öğrenip üzülmüştük ama pasta için restoranda değil de barda yer ayırmışlar meğerse. Biz de bunu tesadüfen keşfettik. Aslında tam olarak tesadüfen değil tabi ki, kocam o gün herkese, tüm garsonlara "bugün karımın doğum günü" dediğinden, bir şekilde barda bize ayırılmış on kişilik bir masa ve cafe kısmında getirilmeyi bekleyen kocaman bir pasta olduğunu öğrendik. Masamıza yerleştik. Pastamızı kestik. Çocuklar da gerekenin üzerinde ilgi alaka gösterince çok güzel bir kutlama yaptık. Mutluydum. Mutlu bir şekilde bastım otuz birinci yaşıma :O).&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-zWraE-k8_Zc/Ti127h5HsMI/AAAAAAAABcE/adSGdTEapGA/s1600/marmaris%2B2011%2B412.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-zWraE-k8_Zc/Ti127h5HsMI/AAAAAAAABcE/adSGdTEapGA/s320/marmaris%2B2011%2B412.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633289473992667330" /&gt;&lt;/a&gt;Bu da doğum günümde bana özel süslü süslü servis yapılan meyve kokteylim. Gündüz barda içtiğim alkolsüzdü, geceki alkollü geldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-XDbD4AaoPD4/Ti12AIVZTuI/AAAAAAAABb8/z_CFbEDKEU0/s1600/marmaris%2B2011%2B339.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-XDbD4AaoPD4/Ti12AIVZTuI/AAAAAAAABb8/z_CFbEDKEU0/s320/marmaris%2B2011%2B339.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633288453519658722" /&gt;&lt;/a&gt;Şu gördüğünüz güzel denize bir girip çıkıp, sonra canım isterse bir daha girip, arada da bol bol kitap okudum. Yanımda dört tane kitap götürmüştüm. Üçünü bitirdim, dördüncünün ortalarındayım. Denize ya da biraz aşağıda fotoğrafını göreceğiniz manzaraya karşı kitap okumak da ayrı bir keyif. Arada biraz düşünmek için kitaptan kafamı kaldırdığımda, manzaraya dalıp, kitaba devam etmeyi unuttuğum da olmadı değil... Bu arada okuduğum kitaplardan Zaman Yolcusunun Karısı'nı ayrı bir sevdim. Filmi de varmış. Bir "çok satan" mış. Oldukça da ünlü bir kitapmış.  Ama ben kaçırmışım. Mutlaka tavsiye ediyorum. Değişik bir zamanda yolculuk kitabı. Daha önce okuduklarınıza hiç benzemeyen....&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-nt1gMSR1ac8/Ti11rtyVKqI/AAAAAAAABb0/WHZVzVkKjbQ/s1600/marmaris%2B2011%2B537.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-nt1gMSR1ac8/Ti11rtyVKqI/AAAAAAAABb0/WHZVzVkKjbQ/s320/marmaris%2B2011%2B537.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633288102795881122" /&gt;&lt;/a&gt;Kocamın pençesi ve benim elim:O). Ben yazmasaydım siz de hiç anlamayacaktınız zaten değil mi? Kocamın çok güzel, sanatkar elleri vardır. Bu fotoğrafta pek belli olmamış gerçi, neyse. Ben çok severim onun ellerini. Oldukça da büyüktür ya da benim ellerim küçük olduğundan bana büyük geliyordur bilmiyorum ama genelde ona takılırım "pençelerin" diyerek. Bu kare de doğum günümden... Ben sevdim...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-uQtf2jTP-LI/Ti11V1XmeZI/AAAAAAAABbs/KVlmce_WvUs/s1600/marmaris%2B2011%2B154.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-uQtf2jTP-LI/Ti11V1XmeZI/AAAAAAAABbs/KVlmce_WvUs/s320/marmaris%2B2011%2B154.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633287726874130834" /&gt;&lt;/a&gt;Çok oradan buradan, bir başlayıp hiç durmadan yazdım. O yüzden yazı tam istediğim gibi olmadı ama bu seferki de böyle olsun. Aklıma estiği gibi. Yol ve tatil yorgunluğuna verin. Artık evimizi taşıma hazırlıklarına başlayacağız. Taşındığımızda işleri ve evi biraz düzene koyana kadar buralarda olamayacağımdan, şimdi hazır fırsatım varken her canım istediğinde, içimden nasıl geçiyorsa öyle yazıyorum...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-HTss407cgJU/Ti103GXkhLI/AAAAAAAABbk/-kFtLsorgaI/s1600/marmaris%2B2011%2B262.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-HTss407cgJU/Ti103GXkhLI/AAAAAAAABbk/-kFtLsorgaI/s320/marmaris%2B2011%2B262.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633287198861460658" /&gt;&lt;/a&gt;Hala çocuk yanaklarına sahip küçük erkeğim. Havuzdan, denizden hiç çıkmadı. Koruyucu sürmeme ve pek azılı güneş saatlerinde çıkarmamaya çalışmama rağmen yandı, soyuldu. Çok eğlendi. Çok mutluydu. Şimdi de yeni evimiz konusunda çok heyecanlı. Aynı benim gibi. Sabırsızlanıyorum evimiz için. Göçebelik sona ermek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;not: bize ait fotoğrafları kaldırdım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2185103610968378156?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2185103610968378156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2185103610968378156&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2185103610968378156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2185103610968378156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/07/donduk-o.html' title='DÖNDÜK :o)'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-q7aWGVdr8WE/Ti17pC4JH3I/AAAAAAAABcs/iDfe1KhCXnE/s72-c/marmaris%2B2011%2B084.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-982985157433735323</id><published>2011-07-20T11:46:00.005+03:00</published><updated>2011-07-20T12:30:54.195+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün benim doğum günüm:O). İyi ki doğmuşum ben, değil mi?&lt;br /&gt;Otuz birinci yaşıma basışımı kutladığım bu günde kocam sabah beni öperek ve "iyi ki doğdun" diyerek uyandırdı. İşte ilk doğuım günü hediyem buydu. Aslında tam doğum günümde aldığım ilk doğum günü hediyem buydu. Erken hediyemi dün bana Asortik'im Krep'im ablam verdi. Onunla birlikteydik. Bizi görmeye Marmaris'e otele geldi. Bütün gün muhabbet ettik, denize girdik, yemek yedik ve durmaksızın konuştuk. Gittiğinde içimde bir burukluk oluştu. Hem mutluydum onu az da olsa görebildiğim için, hem de yetmediği için mutsuzdum. Daha da kalabilmesini isterdim. Doyumluk değil tadımlık oldu ancak, bu görüşme. Bana kupa getirmiş iki tane, iki tişört, bir de şort almış. Uzun zamandır ilk defa üzerime dar gelen bir şey denemiş oldum, şort olmadı:O). Bu benim için güzel bir değişiklikti. Dönüşte değiştirmiş, kargoyla otele yollayım dedi ama istemedim. Sabah ise Çarli aradı, annem, babam, teyzem, eniştem teker teker aradılar. Annemle teyzem doğum günü şarkısı söyleyerek kutladılar beni. Çarli neden yazı yazmadın dedi. Babam ilk telefonu açtığımda, ben seni bir şey için aramıştım ama ne için olduğunu unuttum, diyerek takıldı bana. Sevilmek güzel bir şey. Uzakta bile olsak canım ailem bunu bana çok güzel hissettiriyor. Burada da akşam için pasta ayarlamış bana görümcem. Sürpriz olacaktı galiba ama bir şekilde açığa çıktı. Bu yazıyı da kaynımın bilgisayarından yazıyorum. Hava bugün manyak derecede sıcak. Kavrulmamak için lobide klimanın altında oturuyorum. Denize üçten sonra gideceğim. Üç gündür otelde olup da yanmamayı beceren tek kişi benim zaten. Hafif pembeleşse de omuzlarımın etrafı, hala vücudumun büyük kısmı bembeyaz. Bu da beni mutlu ediyor. Dün ablamla denize girerken güneş tenime değdiği anda "yanıyorum, ölüyorum ve bronzlaşmış mıyım?" diyerek onu oldukça güldürdüm. Bir de ikimiz denizin ortasındaki sala gittiğimizde ben "beni sal tutuyor" diyerek sudan çıkmayı reddettiğimde çok komiğine gitti. Ama gerçekten de ilginçtir en dalgalı denizde bile rahatlıkla gemiye binebilsem de salın sallanması beni rahatsız nediyor. Belki daha küçük olduğu içindir. Ablam benden daha iyi yüzücü. Sala beraber yüzerken bunu bildiğimden onun beni geçmesini dert etmedim. Hatta beni bekleme dedim. Ama o kıyamadı tabi, sonra kulaç atmayı bırakıp yavaş yavaş, muhabbet ederek yüzdük. Bir elimizde çay bardaklarımız eksikti. Ağustosta evimizi taşıyalım. Yapabilirsek eylülde bir Fethiye kaçamağı istiyorum. Ha sikrıt olsun diye buraya yazdım. Tatil güzel gidiyor. Sırf denizi için bile olsa buraya geldiğime memnunum. Ama biraz sıkılmaya da başlamadım değil. Tahminlerim doğruymuş. Tatil köyü konsepti çok bana uygun değil. Ya da iki günlük rezervasyonlar yapılmalı benim için. Çanakkale'de düğün olmasaydı ben, mesela, dün aklım burada kalmadan rahatlıkla ablamla Fethiye'ye gidebilirdim. Ya da bizim otobüsle gelmemiz biraz hataydı. Arabamız altımızda olsaydı yemek sonraları mutlaka kaçardık kocamla. Neyse, ye, iç, yat, kitap oku şeklinde yorucu bir tatil geçiriyorum:O). Sağdan sola dönmek çok yıpratıcı olabiliyor. Ya da bir süre yüzüstü yatıp sonra sırt üstüne geçmek aşırı derecede efor gerektiriyor:O). İki gündür ben lobide oturup gelen geçeni izlemeyi, kitabımı da deniz kenarında şezlongda okumak yerine burada okumayı tercih ediyorum. Lobi de denize sıfır zaten. Kafamı kaldırdığım an tüm Marmaris ve koylar ve deniz ayaklarımın altında. Tatlı hayat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere... İyi ki doğmuşum... Ben olmasaydım... diye başladım cümleme, sonra durdum düşündüm. Ben olmasaydım eminim ki bir çok kişinin hayatında bir çok yönden eksiklik olacaktı... Bu arada Çağıl ve Gökalp yani bizim yeğenler bastığım yaşı duyunca çok şaşırdılar. Çok güldüm onların haline. Onlar beni hala kendileriyle yaşıt gibi görüyorlar galiba, yani yirmilerin başlarında... Bilmem öyle mi, ben kendimi tam yaşımda hissediyorum, bazen biraz deli dolu olduğumdan öyle gibiyimdir belki. Bazen derken aslında -sevdiklerimin yanında-yı kast ediyorum. Her türlü şebekliğim, şımarıklığım, zıpırlığım, esprilerim onlara. Neyse, arkadaşlar, görüntümün de yirmi dört yaşlarında olduğunu söylüyorlar en fazla. Bu onların yorumu, ben sadece büyük bir mutlulukla size iletiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A aa, neredeyse unutuyordum, aslında temmuz ayı blogumun da doğum günü. İki bin beş senesinde yazmaya başlamıştım ilk. Arşivimi düzenli kaldırdığım için eskiler bilse de, yeniler pek tahmin edemiyor altı senedir düzenli olarak yazdığımı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki doğmuşum, iyi ki yazmaya başlamışım. Sizi seviyorum....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-982985157433735323?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/982985157433735323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=982985157433735323&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/982985157433735323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/982985157433735323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/07/bugun-benim-dogum-gunumo.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4011427794677004521</id><published>2011-07-16T10:43:00.002+03:00</published><updated>2011-07-16T10:54:05.407+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Tatilim başladı sayıyorum. Bavulları hazırladım. Bu akşam yedi buçukta yola çıkıyoruz. Ye, Dua Et, SeV ve diğer kitabı var elimde ve iki başka kitap daha. Yatıp kalkıp, yoruldukça, sağ yanımdan sola dönüp kitap okuyacağım... Bana en güzel tatil bu :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşte görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4011427794677004521?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/4011427794677004521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=4011427794677004521&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4011427794677004521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4011427794677004521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/07/tatilim-baslad-sayyorum.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8955413588094883036</id><published>2011-07-12T08:58:00.007+03:00</published><updated>2011-07-13T18:03:57.225+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Üç gün önce oğlumun doğum gününü kutladık, on temmuzda. On bir yaşına bastı. Bu ikinci kutlayışımızdı aslında, bir üçüncüsü daha olacak. İlk kutlamamızı geçen perşembe yaptık. Teyzemler, teyze kızları, akrabalar derken kalabalık gibi ama biz bizeydik. Aslında o gün için hep beraber bir ziyaret planlamıştık, gideceğimiz kişi müsait olmayınca, ben Atoş'un doğumgününü kutlamayı teklif ettim. Çok güzel de oldu ama o gece Atahan festivalde sahneye de çıkacağından  gün boyu ben misafirlerle ilgilendim, annem onu çalışmalara getirip götürdü. Akşam da ben misafirleri anneme teslim edip, Atoş'la beraber festivale gittim. İş çıkışı kocam da oraya geldi. Atoş ekiple beraberdi, biz de çay bahçesinde gösteri saatini bekledik. Annem de sonradan gelince oğlumu sahnede hep beraber izlemiş olduk. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sene festivalin her gecesi konserleri izlemeye gittik. Zuhal Olcay çok güzel bir kadın, hala güzel. Festival için seçtiği repertuarı beğenmesem de kendisi yetti bana. Fatih Erkoç eski şarkıları yanında, yabancılar için popüler yabancı parçalar da söyledi ki, eski şarkıları güzel de olsa çok dinlediğimden yabancılar daha çok hoşuma gitti. Hande Yener'i sevmediğime karar verdim. Hiçbir şarkısı zevk vermedi bana. Biz konseri uzaktan dinledik ama o bile rahatsız etti beni. Bitince sevindim. Son konser Candan Erçetin'indi. Sesi çok güzel. Gerçekten güzel. Sahnede iki saate yakın kaldı ve iki kıyafet değiştirdi. C. Erçetin o kadar beyazdı ki ikinci giydiği beyaz elbisenin kumaşı nerede bitiyor, kendi teni nerede başlıyor, anlaşılmıyordu. Gerçi o da kendi parçalarından çok, bilindik popüler türküleri, Trakya türkülerini söyledi, üç dört tane yabancı parça seslendirdi, sırf kendi şarkılarını söylemesini tercih ederdim ama genel olarak festivalin en güzel konseriydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Festival süresince, kervansarayda açılan el sanatları sergisini gezerken de, Çanakkale'den arkadaşımızla karşılaştık. İki üç kere uğrayıp bol bol sohbet ettik. Finalde de oldukça uzun süren ama herkesin "aaaaa, ooooo" nidalarıyla izlediği bir havai fişek gösterisiyle festivali bitirdik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yaz biz ev taşıyacağımızdan herhangi bir tatil planı yapmamıştık. Bir ara görümcemler, kayınvalidemler, kaynım hep beraber bir tatil köyüne gitmeyi düşünmüştük kocamla ama sonra vazgeçmiştik. Zaten ben tatil köyü konseptine karşıyım. Karşıyım belki keskin bir kelime oldu ama açıkçası öyle bir tatil benim ilgimi çekmiyor. Denize girmeyi sevmekten çok deniz kenarında kitap okumayı tercih ederim genelde. E güneşlenmek derseniz, neredeyse otuz bir yaşındayım ama hayatımda bir kere bile güneşin altında beş dakika uzanıp herhangi bir uzvumu yakmaya çalışmadım. Zaten son on senedir standart bir elli koruma faktörlü kremim var onu kullanıyorum çünkü aşırı beyaz tenliyim. Özellikle güneş tepedeyken basla bronzlaşmıyorum doğrudan haşlanıyorum. Ben dörtten beşten sonra çıkarım güneşe ancak, o da vitamin olsun diye. Sürekli aynı yerde bulunmak da sıkabiliyor beni bazen. Sonuçta gidince belki böyle bir tatil de hoşuma gider, önyargılı konuşmak da istemiyorum ama genel olarak pek bana uymuyor bu konsept. Benim ilgimi çeken hayalimdeki  tatil şöyle: Arabaya atlarsın, belli bir güzergah belirlersin, iki gün mesela yol üzerinde  arkadaşlarının yanında, üç gün beğendiğin bir kasabada kalırsın. Sıkılırsan atlarsın arabaya yine yoluna devam edersin. Ören yerlerini, müzeleri, çarşıyı, denk gelirse semt pazarını gezersin. Gündüz denizine gideceksen gidersin ama her gün gitmek de şart değil,  akşam da duşunu alıp süslenip püslenip deniz kenarındaki bir lokantada güneşi batırarak yemeğini yersin. Gece de sahilinde yürürsün- oturursun. Sabah erkenden kalkarsın, ağaç altında bir çay bahçesinde kahvaltını edersin, herkes uyurken, hava henüz serinken, her taraf turist dolmamışken, ortalıkta dolaşırsın, sokaklarda kaybolursun, değişik şeyler keşfedersin. Hem yeni yerler görürsün, hem eğlenirsin. Bu sene, ben de, tatil köyü fikrinden vazgeçince, böyle demiştim kocama, eylülde Fethiye'ye ablamlara gideriz, Edirne'ye arkadaşlarımıza gideriz, bir kaç gün Çanakkale'ye gideriz Bozcaada'da kalırız diye. Ki bunların hepsi beni gerçekten mutlu edecek tatillerdi. Ama sonra kayınvalidem vazgeçtiğimiz  tatili hediye etti bize. Cumartesi kısmetse Marmaris'e doğru yola çıkıyoruz. Bir hafta yokuz. Dönüşte de Çanakkale'deki yakın bir akrabamızın düğününe katılacağız. Ondan sonra da tüm hızımızla evi taşıyacağız artık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu hafta tatil hazırlıkları yaparken bir yandan, bir yandan da yavaş yavaş evdeki eşyalarımızı topluyorum. Aslında görünüşte güya sadece kıyafetlerimiz buradaydı ama kaldığımız bir sene boyunca yine bir sürü şey birikmiş. Sağdan soldan sürekli eşyalarımız çıkıyor. Normalde gözüme görünmüyordu onlar ama toplanmaya başlayınca ve hepsi bir araya gelince oldukça fazla olduklarını fark ettim. Toplarken sürekli "Bu bize gerçekten lazım mı? Bundan vazgeçebilir miyim?" sorularını soruyorum kendime. İlk soruya olumsuz, ikinciye olumlu yanıt verdiğim her şeyi ya atıyorum ya verilmek üzere ayırıyorum. Yine de çooook eşya var.  Sadece elimin altındakileri toplarken sıkıntı bastı, bir de diğerleri geldiğinde  ne olacağımı düşünemiyorum bile. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Stephenie Meyer son dönemlerin en popüler yazarlarındandı ama ben ne kitaplarını okumuş, ne de kitaptan çekilen filmleri izlemiştim. Alacakaranlık dersem belki daha tanıdık gelir size. Yakışıklı vampire aşık olan genç kızın romantik öyküsü de diyebiliriz. Ama öykünün içinde pek tabi ki aşktan başka macera, tehlike, aksiyon, adrenalin, ikilem  v.b. de var. Normalde vampir hikayelerine bayılsam da nedense bu seri itici gelmişti bana. Geçenlerde bir kitapçının tavsiyesi üzerine Meyer'in Göçebe'sini okudum. Tesadüfen onun üzerine de vampirli serinin ilk kitabı geçti elime. İyi ki önce Göçebe'yi okumuşum yoksa Meyer'in yanına bile yaklaşmazdım. Göçebe için bilim kurgu mu demeli, fantastik desem, yok tam uymuyor, hangi kategoride tam bilemiyorum ama süper bir anlatım tarzı ve süper bir öykü. Göçebe'den sonra Alacakaranlık çok basit geldi bana. Serinin devamını da yine elime geçerse çerez niyetine okurum ama almaya niyetim yok. Bu yaz mutlaka Göçebe'yi okumalısınız diyorum sadece. Onun dışında da şu an Elif Şafak'ın Pinhan'ını okuyorum. Ablamın hediyesi. Ablam olmasaydı bu son kitapsız geçen senemde ben ne yapardım bilemiyorum. Taa Fethiye'den bana sürekli kitap yolladı. Hatta geçen gün biz telefonla konuşuyorken Atahan da yanımdaydı. Tam neden bahsettiğimizi hatırlamıyorum ama Atoş zaten ablamı duyamadığından konuyu anlamadı, alakasız bir yerde alakasız bir şekilde, "Ahmet Ümit yolla ona, Orhan Pamuk al" diye bağırınca çok güldüm. Neyse, Pinhan'ı beğendim. Şafak'ın ilk kitabı yanlış hatırlamıyorsam. Dili ilginç geldi bana. Çok eski, benim bile pek bilmediğim kelimeleri fazlasıyla kullanmış Şafak ki, bu pek rastlamadığım bir durum olduğundan hoşuma gidiyor. Not edip bunları, sözlükten anlamlarına bakıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son zamanlarda daha seyrek ama daha uzun yazılar yazıyorum galiba. Diğer blogları da pek takip edemiyorum. Seyrek de olsa yazmak güzel bence... Ama her yazdığım yazıyı sonradan beğenmeme durumlarım halen devam ediyor. O yüzden bitirdiğim anda fazla incelemeden yolluyorum yoksa taslak olarak kalmaya mahkum oluyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazıya dün başlamıştım ama yarım kalmıştı. Bugün tamamlayıp gönderebiliyorum ancak. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8955413588094883036?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/8955413588094883036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=8955413588094883036&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8955413588094883036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8955413588094883036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/07/uc-gun-once-oglumun-dogum-gununu.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7410067355153793268</id><published>2011-07-04T08:34:00.048+03:00</published><updated>2011-07-09T01:39:36.153+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Jzh42Friv7c/ThF7zL8brbI/AAAAAAAABbU/4jB1ck7biDc/s1600/festival-albatros%2B017.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Jzh42Friv7c/ThF7zL8brbI/AAAAAAAABbU/4jB1ck7biDc/s320/festival-albatros%2B017.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625413528872267186" /&gt;&lt;/a&gt;Festival. Açılış kortejinden sonra gösterilerin başı.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kortejin başlamasını beklerken. Büyükçekmece-Albatros&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-NfTaY-PkXn0/ThF6Kgq1YHI/AAAAAAAABa8/MI0XFhyrbsc/s1600/festival-albatros%2B002.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-NfTaY-PkXn0/ThF6Kgq1YHI/AAAAAAAABa8/MI0XFhyrbsc/s320/festival-albatros%2B002.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625411730549334130" /&gt;&lt;/a&gt;Albatros'ta gün batımı.&lt;div&gt;Taksim. Açılış korteji.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-6OxGJaKVBaU/ThF5SwLU1iI/AAAAAAAABas/Gc4cTOkpKuo/s1600/festival%2B2011%2B057.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-6OxGJaKVBaU/ThF5SwLU1iI/AAAAAAAABas/Gc4cTOkpKuo/s320/festival%2B2011%2B057.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625410772639471138" /&gt;&lt;/a&gt;Ülke isimlerini ve bayraklarını taşıyanlar önden ayrıca yürüdüğünden, bir çok grubun nereden geldiğini öğrenemedim...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-E_uD3opXams/ThF5KCYGO_I/AAAAAAAABak/rpZVwrVvZ5k/s1600/festival%2B2011%2B055.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-E_uD3opXams/ThF5KCYGO_I/AAAAAAAABak/rpZVwrVvZ5k/s320/festival%2B2011%2B055.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625410622906055666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-oR5T0Yx2ntw/ThF4-jrmXTI/AAAAAAAABac/chBDcAqNJ1E/s1600/festival%2B2011%2B056.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-oR5T0Yx2ntw/ThF4-jrmXTI/AAAAAAAABac/chBDcAqNJ1E/s320/festival%2B2011%2B056.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625410425687792946" /&gt;&lt;/a&gt;Slovakya.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-G3bTVFV041o/ThF4zBSX80I/AAAAAAAABaU/gT5BUEjy6y0/s1600/festival%2B2011%2B054.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-G3bTVFV041o/ThF4zBSX80I/AAAAAAAABaU/gT5BUEjy6y0/s320/festival%2B2011%2B054.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625410227476624194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DnBQYEdTgZ4/ThF4omHmTSI/AAAAAAAABaM/1BlOypGTQU0/s1600/festival%2B2011%2B053.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-DnBQYEdTgZ4/ThF4omHmTSI/AAAAAAAABaM/1BlOypGTQU0/s320/festival%2B2011%2B053.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625410048384978210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-DiLxNCzqdiE/ThF4eAN-w1I/AAAAAAAABaE/SicQ_113WYw/s1600/festival%2B2011%2B052.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-DiLxNCzqdiE/ThF4eAN-w1I/AAAAAAAABaE/SicQ_113WYw/s320/festival%2B2011%2B052.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625409866412507986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ptnspNSq3NA/ThF4LF-T0mI/AAAAAAAABZ0/bIpvJsRDPVg/s1600/festival%2B2011%2B049.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ptnspNSq3NA/ThF4LF-T0mI/AAAAAAAABZ0/bIpvJsRDPVg/s320/festival%2B2011%2B049.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625409541539877474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-KKkY9i-5f9c/ThF4AkAL9rI/AAAAAAAABZs/3IPe5fki__k/s1600/festival%2B2011%2B048.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-KKkY9i-5f9c/ThF4AkAL9rI/AAAAAAAABZs/3IPe5fki__k/s320/festival%2B2011%2B048.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625409360622253746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-du2k4DZNjfY/ThF3ygVh0gI/AAAAAAAABZk/ATsqF0H5Er4/s1600/festival%2B2011%2B047.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-du2k4DZNjfY/ThF3ygVh0gI/AAAAAAAABZk/ATsqF0H5Er4/s320/festival%2B2011%2B047.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625409119119856130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xCci2W_LEyk/ThF3rkU3LBI/AAAAAAAABZc/sFKJXucFLx4/s1600/festival%2B2011%2B045.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-xCci2W_LEyk/ThF3rkU3LBI/AAAAAAAABZc/sFKJXucFLx4/s320/festival%2B2011%2B045.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625408999931718674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-33XWANjGaLs/ThF3YUawvTI/AAAAAAAABZU/j-hOfI8O3IY/s1600/festival%2B2011%2B044.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-33XWANjGaLs/ThF3YUawvTI/AAAAAAAABZU/j-hOfI8O3IY/s320/festival%2B2011%2B044.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625408669243981106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PI7tMtgATYw/ThF3N7k4-oI/AAAAAAAABZM/Bb63IyHUmOA/s1600/festival%2B2011%2B043.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-PI7tMtgATYw/ThF3N7k4-oI/AAAAAAAABZM/Bb63IyHUmOA/s320/festival%2B2011%2B043.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625408490776885890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-caIfSHPYrGU/ThF3BgQ-eeI/AAAAAAAABZE/Zyhu64XB2QA/s1600/festival%2B2011%2B042.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-caIfSHPYrGU/ThF3BgQ-eeI/AAAAAAAABZE/Zyhu64XB2QA/s320/festival%2B2011%2B042.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625408277287172578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-JUTK2QfOZ3c/ThF25JbtM-I/AAAAAAAABY8/aP--Bmscevs/s1600/festival%2B2011%2B037.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-JUTK2QfOZ3c/ThF25JbtM-I/AAAAAAAABY8/aP--Bmscevs/s320/festival%2B2011%2B037.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625408133719208930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-3diuV_mJp4A/ThF2lk71USI/AAAAAAAABYs/7qfesojBs7s/s1600/festival%2B2011%2B041.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3diuV_mJp4A/ThF2lk71USI/AAAAAAAABYs/7qfesojBs7s/s320/festival%2B2011%2B041.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625407797504332066" /&gt;&lt;/a&gt;Mısır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-eYy55M4o4Mg/ThF2Mcti6DI/AAAAAAAABYU/jtlD7r6npuE/s1600/festival%2B2011%2B029.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-eYy55M4o4Mg/ThF2Mcti6DI/AAAAAAAABYU/jtlD7r6npuE/s320/festival%2B2011%2B029.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625407365800192050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-rq_O7Ydh_S8/ThF1svCl6VI/AAAAAAAABX0/fJTP278_aPs/s1600/festival%2B2011%2B004.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-rq_O7Ydh_S8/ThF1svCl6VI/AAAAAAAABX0/fJTP278_aPs/s320/festival%2B2011%2B004.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625406820964493650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-gRZzb9Ac218/ThF1OFRLadI/AAAAAAAABXk/M7F4bTwQyug/s1600/edirne06.2011%2B236.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-gRZzb9Ac218/ThF1OFRLadI/AAAAAAAABXk/M7F4bTwQyug/s320/edirne06.2011%2B236.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625406294355306962" /&gt;&lt;/a&gt;Edirne dönüşü. Sabah beş sıraları.  Bulutlara her daim hastayım...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-m9xmg_n75ck/ThF1BmZDdII/AAAAAAAABXc/FOLzMFlo-Ok/s1600/edirne06.2011%2B223.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-m9xmg_n75ck/ThF1BmZDdII/AAAAAAAABXc/FOLzMFlo-Ok/s320/edirne06.2011%2B223.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625406079908410498" /&gt;&lt;/a&gt;Edirne-Çimen.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-iKhsk-Fcedg/ThF05iZyadI/AAAAAAAABXU/rbRt6FI3yTg/s1600/edirne06.2011%2B190.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-iKhsk-Fcedg/ThF05iZyadI/AAAAAAAABXU/rbRt6FI3yTg/s320/edirne06.2011%2B190.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625405941398792658" /&gt;&lt;/a&gt;Böyle bir gökyüzü başka nerede var?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-vwQU6paixEM/ThF0lrbDmHI/AAAAAAAABXM/oh44SPOV31Y/s1600/edirne06.2011%2B203.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-vwQU6paixEM/ThF0lrbDmHI/AAAAAAAABXM/oh44SPOV31Y/s320/edirne06.2011%2B203.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625405600222648434" /&gt;&lt;/a&gt;Meriç kıyısı...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-YU9xn6qVJgQ/ThF0dF_5hQI/AAAAAAAABXE/UJVo5Wmaz-w/s1600/edirne06.2011%2B026.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-YU9xn6qVJgQ/ThF0dF_5hQI/AAAAAAAABXE/UJVo5Wmaz-w/s320/edirne06.2011%2B026.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625405452737676546" /&gt;&lt;/a&gt;Edirne- Yeşil Sera&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-KPLuNQh7JIM/ThF0PUXUk6I/AAAAAAAABW8/Nd9y2Zd9-RM/s1600/edirne06.2011%2B180.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-KPLuNQh7JIM/ThF0PUXUk6I/AAAAAAAABW8/Nd9y2Zd9-RM/s320/edirne06.2011%2B180.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625405216075846562" /&gt;&lt;/a&gt;Edirne- Yeşil Sera&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-K3AcWSRGGmc/ThFy7qNuMrI/AAAAAAAABWs/n3SMRRuoxfg/s1600/edirne06.2011%2B156.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-K3AcWSRGGmc/ThFy7qNuMrI/AAAAAAAABWs/n3SMRRuoxfg/s320/edirne06.2011%2B156.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625403778832151218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-pkqlZq5Fq7M/ThFxz_SnfBI/AAAAAAAABWU/PR6dFGnEF-w/s1600/edirne06.2011%2B102.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-pkqlZq5Fq7M/ThFxz_SnfBI/AAAAAAAABWU/PR6dFGnEF-w/s320/edirne06.2011%2B102.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625402547539246098" /&gt;&lt;/a&gt;Karışık ızgara. Edirne-Ocak Başı&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ahckM61b_WE/ThFmK_SiF2I/AAAAAAAABV8/1dW6nhRGVz4/s1600/DSC_0046.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ahckM61b_WE/ThFmK_SiF2I/AAAAAAAABV8/1dW6nhRGVz4/s320/DSC_0046.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625389748536350562" /&gt;&lt;/a&gt;Trabzon kıyafetleriyle Atahan, gösteriden sonra, belediye başkanımız onu yanına çağırdığında...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün sizinle bir çok fotoğraf paylaşıyorum. Uzun zaman yazmayınca anlatmak istediklerim çoğaldı. Bize ait olanları bir süre sonra sileceğim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En son yazdığımdan güncele doğru gidersek; öncelikle Edirne gezimizden bahsetmek lazım. Cuma akşamı gidip pazartesi sabahı döndük. O kadar yoğun ve derinlemesine yaşadık ki bize daha uzun gibi geldi. Oradaki arkadaşlarımızla neredeyse on beş aydır görüşmediğimizden çok özlemiştik. Hepimize çok iyi geldi. Evde fazla oturmadık. Kahvaltıya her gelişimizde mutlaka gittiğimiz Yeşil Sera'ya gittik cumartesi günü. Pazar günü de Bizim Bahçe'yi denedik. Bizim Bahçe'de akıtma,gözleme, çiğ börek gibi çeşitler de vardı. Hava o gün oldukça serin olduğundan ancak  polarlara sarınarak yiyebildik. Bunun dışında orası da ayrı güzeldi ama favorimiz yine de Yeşil Sera oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali başladı. Annemle beraber görev aldık. Cumartesi gündüz Taksim'deki kortejdeydik. Akşam da Atahan'la beraber Çekmece Albatros'taki korteje katıldık. Yürüyüş başladığında bir an için ünlülerin ne hissettiğini anlama fırsatım oldu. İki taraftan izleyiciler yolun etrafına dizilmişti, bir kısmı bulabildiği yüksek yerlere çıkmıştı. Herkes kortejdekileri alkışlıyordu. Etrafımızda insan kalabalığından başka bir şey görünmüyordu. Süperdi. O anın fotoğrafını çekebilmek isterdim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de güzel bir haberim var aslında. Onu en sona saklamak istiyordum. Öncesinde uzun uzun diğerlerini anlatacaktım. Ama kesintisiz yazamadığımdan, bilgisayar başına oturup kalkmaktan ne yazacağımı da toparlayamadım. Neyse, biz gönlümüzdekine yakın bir ev bulduk. Bir ay içinde taşınıyoruz. Dün gece kocamla oturup ablamla annemin Fethiye'den bize getirdiği şarabı içiyorduk. Dokuz gibi babam geldi. Bizim evin yakınındaki bakkalda kiralık ev ilanı görmüş. Numarasını almış. Baktık çok geç değil bir arayalım soralım dedik. İlk bilgiler uygun olunca da hemen evi görmeye gittik. Beğenince de tuttuk, geldik. Zaten güzel yönlerinden birisi annemlerin evinden iki sokak aşağıda olması. Aramızda beş dakikalık bile mesafe yok. Atoş'u mesela bakkala yollar gibi rahatlıkla annemlere yollayabileceğim:O). Bunun dışında iki oda bir salon, biraz salonu küçük ama odalar derli toplu ve ev kullanışlı. Yüksek giriş dedikleri türden. Apartman girişindeki dört - beş basamaktan başka merdiven yok. Arka tarafa doğru ise yüksek, altında bir kat daha var. Ev sahipleri de olumlu, aklı başında kişilere benziyorlar. Boyası yeni yapılmış.  Herhangi bir masrafı yok. Minibüs, market köşede, okula da, sağlık ocağına da yakın. Park yeri sorunu yok. Alıştığımız çevrede. Kirası da uygun. Bu akşam anahtarlarımızı teslim alacağız. Abonelikleri falan halledip, ince temizlikten sonra iş sadece eşyaları getirmeye kalacak. Çok mutluyum. Uzun zamandır bir sorun gibi görünen ev işi, olabilecek en iyi şekillerden biriyle halloldu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;not:bizim fotoğraflarımızın büyük çoğunluğunu kaldırdım artık...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7410067355153793268?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7410067355153793268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7410067355153793268&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7410067355153793268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7410067355153793268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/07/edirne.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Jzh42Friv7c/ThF7zL8brbI/AAAAAAAABbU/4jB1ck7biDc/s72-c/festival-albatros%2B017.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7745422213424646437</id><published>2011-06-23T18:04:00.002+03:00</published><updated>2011-06-23T18:20:27.289+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün Atahan'la evi temizledik biraz. O ortalıktaki eşyaları yerlerine  kaldırdı, toz aldı. Ben süpürdüm, yerleri sildim. Planlarımda çamaşır yıkamak ve mutfakta da ufak çaplı bir derin temizlik vardı ama sular kesik olunca sadece toparlama ve süpürmeye yoğunlaştık.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Arada böyle yardım ediyor bana. Ben demezsem yapmıyor ama iş verdiğimde de itiraz etmiyor. Geçenlerde yemek yaptık onunla. Patates kroket, pilav ve bir şey daha vardı ama ne olduğunu unuttum şimdi. Pilava katkısı sadece pirinçleri yıkamak oldu ama kroketleri tamamen o yaptı, ben sadece direktifleri verip, kızarttım. Biraz ev işlerinde eli kırılsın, basit bir kaç yemeği yapmayı öğrensin istiyorum aslında. Biraz daha büyüdüğünde iyi kötü kendi başına idare edebilsin gerektiğinde. Derli toplu olmayı öğrensin. Normalde yatağını ben demezsem toplamıyor, kıyafetlerini çıkarıp yere bırakıyor. Aslında bunlarda geç bile kaldım. Ama şimdi hazır evdeyken de her sabah yatağını toplatıyorum, kıyafetlerini katlatıyorum, kalkar kalkmaz yüzünü yıkıyor zaten de pijamalarını değiştirmiyor mesela, üzerini değiştirmesini hatırlatıyorum. Bir süre sonra alışkanlık haline gelecek, ben demesem de yapacak, umutluyum:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunlar dışında ev bakmayı bıraktım bir süreliğine. Yani yoğunlaşmış değilim. Biraz mola verdim. Daha pasif bir şekilde ilgileniyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hafta sonu Edirne'ye arkadaşlarımıza gitmeyi düşünüyoruz kısmet olursa. İyi gelecek hepimize. Arada hep haberleştik ama yaklaşık on beş aydır görüşmüyoruz. Özledik birbirimizi. Şimdilik biz gidelim, evimize çıkınca onlar da fırsat bulunca gelir, arayı bu kadar uzatmayız bir daha, büyük ihtimalle. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kısa kısa aklımdakileri not düşeyim dedim. Bloga ısınma turları olsun bunlar. Yazmak istediğim daha çok şey var aslında. Ama yazmaya yazmaya paslanmışım sanki. Yine görüşmek üzere...  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7745422213424646437?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7745422213424646437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7745422213424646437&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7745422213424646437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7745422213424646437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/06/bugun-atahanla-evi-temizledik-biraz.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1788650570455258033</id><published>2011-06-22T13:54:00.003+03:00</published><updated>2011-06-22T15:13:36.425+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şu sıralar tüm enerjimizi ev bulmaya harcıyoruz. Zor iş. Beni fikir olarak yoruyor. Bulduktan sonra eşyaların Çanakkale'den gelmesi, yerleşmek, onların ne durumda olduğu, bulacağımız evin tamirat, boya durumu ya da su, elektrik, doğal gaz gibi aboneliklerin halledilmesi gibi konuları ise daha hiç ciddi olarak düşünmedim bile.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Netten kocam düzenli olarak ilanlara bakıyor. Ben dün gittim emlakçıları dolaştım. Tanıdığımız kim varsa haber saldık, ev aradığımızı bildirdik. Aslında bir tane tam çarşının göbeğinde bulmuştuk. Bina biraz eski olsa da ev derli toplu, bakımlıydı. Okula üç; çarşıya beş dakikaydı. Mutfağı küçük olsa da dolapları fazlaydı falan filan ama tam özel hastanenin karşısında olduğundan park yeri sorunu vardı. Hele ilk bakmaya gittiğimizde on dakika dolaştıktan sonra yer bulamayıp geri dönünce eledik orayı. Sonra bir tane kocam buldu. Ev küçük bir bahçe içinde üç katlı bir bina. Orta kata baktık biz. Ön taraftan giriş gibi ama arka taraf birinci kat yüksekliğinde. Yüz kırk metre kare ama iki oda bir salon. Mutfağı bizim eski çocuk odamızdan büyük. Misafir odasından deniz manzarası var. İncir ağacı uzanıyor balkona. İlk evlendiğimizde oturduğumuz evi anımsattı bize. Hatta biraz Demirköy havası bile verdi bana. Ev genel olarak sevimli, güzel, kullanışlı. Ama bulunduğu yer itibariyle biraz ters ya da uzak. Annemlere kuş uçuşuyla on dakika ama uçamayacağım için, normal yoldan beş yüz metre yürüyüp caddeye çıkmam, oradan da tekrar minibüse binmem gerekiyor. Okul yolu da çok hoşuma gitmedi açıkçası. Atoş her ne kadar beşinci sınıf öğrencisi olsa da artık, o gidip gelirken benim sürekli aklım kalacak gibi. Hele kışın yağmurda çamurda karda, yokuşu tırmanıp; okula gidip; tekrar öğlen yemeğe gelip; sonra yine dönüp; akşama yine çıkıp gelecek olması düşüncesi, anlatmaya çalışırken bile yordu beni. Servise vermek ya da okulda yemesi gibi şeyler benim prensip olarak karşı olduğum şeyler. Daha ilkokuldayken servisle gidip gelmesini, okulda tostla hamburgerle karın doyurmasını saçma buluyorum. Hele de okul yakınlarında ev bulma ihtimalimiz de varken. Zorunluluk olmadığı sürece okula yakın ev ya da eve yakın okul ilk önceliğim her zaman. Bahsettiğim evi, kocam hemen tutmaya hazırdı. Hatta dün tekrar ev sahibiyle konuşmaya gittiğimizde Atoş odasını kafasından yerleştiriyordu. Ev olarak benim de içime sindi ama mevkisi hoşuma gitmedi. Bir de orada sanki şehrin merkezinde değil de, kırda bayırda, merkezden uzak bir köyde hissettim kendimi nedense. Köy havası yok oysa ki, evler genelde müstakil, bahçeli, kimi çok şık, bakımlı, villa tarzında, kimi biraz daha eski... Gene de biraz daha bakınıp, diğer alternatifleri de görmeden tamam demek istemedim. Bir yandan orayı da kafamda değerlendirip bir yandan da daha şehrin içinde yerlere bakıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında çok da oraya da gideyim, burayı da gezeyim, şu a.v.m.den çıkıp bu a.v.m.ye dalayım tarzı biri değilim. Normalde evden çıkma zorunluluğum olmadığında üç - beş gün rahatlıkla, sıkılmadan evde oturabiliyorum ama nedense çıkmasam da, gezmesem de evimin merkezi bir yerde olması fikri hoşuma gidiyor. Merkezi olamayacaksa da minibüs, otobüs her neyse çok yakınlarından geçmeli.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün de bir kaç ev daha buldum ama biri okula uzak, bir kaç tanesi üst katlarda ki biz birinci kat ya da en fazla iki istiyoruz. Giriş katını da ben pek tercih etmiyorum. Baktığım bir tanesi çok biçimsizdi, bir tanesi fazla yıkık dökük. Birden sanki hiç istediğimiz gibi bir yer bulamayacakmışız gibi hissettim bütün evleri gözden geçirince. Uğraşmayalım daha fazla ben yerini beğenmesem de en azından evi sevdiğimden gidelim yukarıda anlattığım evi tutalım diye düşündüm. Sonra orayı ayrıntılı olarak gözden geçirince tam olarak hala daha içime sinmediğini fark ettim. Biraz yazayım en azından rahatlayım diye buraya geldim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunları anlatınca biraz ince eleyip sık dokuyormuşuz gibi görünüyor belki de. Ya da ben dün akşam kocamla çocuğun beğendiği evi hangi yönlerden beğenmediğimi anlatınca dayım karşı çıktı sözlerime. Uzaksa ne varmış; öbür çocuklar nasıl gidip geliyorsa Atoş da öyle gider gelirmiş. Orada ben kendimi inzivaya çekilmiş gibi hissettiysem ne olmuşmuş. Aslında hem öyle hem değil. Bir yandan tabi ki orası koca bir mahalle ve insanlar pekala da senelerdir orada yaşıyorlar. Sonuçta ilk giden yerleşen biz olmayacağız ama bir yandan da illa gidip orada oturmalıyız diye bir şey yok. Üçümüzün de bayıldığı bir ev bulmamız belki zor, belki şans işi ama yine de kesin karar vermeden önce diğer alternatiflerime de bakmak istiyorum. Kafamda belli kriterler var, bulacağımız yer bazılarını mutlaka karşılamalı ama bazılarını karşılamasa da olur. Hemen ilk gördüğümüz eve kendimizi atma zorunluluğumuz yok. Çok fazla ev değiştirmeyi sevmiyoruz genel olarak. Yani şuraya bir geçelim olmazsa bir daha taşınırız gibi bir düşüncemiz yok. Uzun vadeli düşünüyoruz. Taşındığımız ev içimize tam sinmeli ve biz belki de ileride bir gün kendi evimizi alabilene kadar orada yaşayabileceğimizi bilmeliyiz. Bilmiyorum bu kadar ayrıntılı düşünmek gereksiz mi ama biz böyleyiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Bir yandan da ev aramaya başlayınca, o sürece girince, uzadıkça sıkıyor da. Yakında taşınacağız fikri kafamızda yer ettikçe, sanki bir yandan da her şey havada kalıyor. Yaz için tatil planı şu bu yapmadık mesela, ev taşıyacağımız için. Evi genel olarak Çekmece'den baktığımız için çocuğun okulu değişebilir de, aynı da kalabilir. Çok şekilsiz ya da aşırı ufak olmadıkça iki odalı bir yer de olabilir, üç odalı da. Birinci kat istiyoruz ama asansörlü bir binaysa daha yükseklere de çıkabiliriz. Beğendiğimiz ev bahçeli ama bir apartmana ya da siteye de yerleşebiliriz. Beykent ya da Mimarsinan tarafları da ufak bir ihtimal olsa da, yakın yerler olarak bir kenarda yer alıyor. Her şey askıda. Hiç bir şey belli değil...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1788650570455258033?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1788650570455258033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1788650570455258033&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1788650570455258033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1788650570455258033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/06/su-sralar-tum-enerjimizi-ev-bulmaya.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7438489230286692819</id><published>2011-06-20T23:48:00.002+03:00</published><updated>2011-06-20T23:58:11.392+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazmak için gelmiştim. Başladım. Olmadı. Yazamadım. Beğenmedim. Şimdilik gidiyorum. Daha sonra yine geleceğim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7438489230286692819?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7438489230286692819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7438489230286692819&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7438489230286692819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7438489230286692819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/06/yazmak-icin-gelmistim.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4719228312682004460</id><published>2011-06-09T23:01:00.010+03:00</published><updated>2011-06-10T21:10:41.104+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Hayatımızda her zaman mutluluklar ve üzüntüler bir arada yer alıyor. Buraya yazmadığım günlerde, çok şükür gerçekten kötü olarak adlandırabileceğim bir şey olmadı ama biraz üzüldüm aslında, yazının devamında bahsedeceğim bunlardan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her şeyden önce mutluluklarımı anlatmak istiyorum ben. Önce güzel haberler olsun. Kötülükler zamanla etkisini azaltıyor ama genelde hep aklımızın bir yerinde kalıyorlar. Mutluluklar ise  zamanla sanki tamamen unutuluyor. O yüzden vurgum her zaman güzel şeylere.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen pazar oğluma kavuştum. O on gün, on yıl gibi geldi bana. İş yerinde her gün ağladım. Çünkü aklım ondaydı, genel bir karamsar hava vardı üzerimde ve biri bir şey dese o hassaslıkla ağlamaya başlıyor, iyice ağlayıp içimi boşaltmadan da durduramıyordum kendimi. Kavuşmamız muhteşemdi. Sanki biraz daha olgunlaşmış, iki kilo vermiş, daha bir büyümüş, biraz kızarmış, çok eğlenmiş, mutlu olmuş ama bir yandan bizi de özlemişti. Döndükten sonra oturduk bütün gün muhabbet ettik. O anlattı, biz dinledik. Biz konuştuk, o fikirlerini söyledi. Daha önce bizden uzak kaldığında, döndüğünde bir posta ağlardı mutlaka ama o gün neşesi yerindeydi. Biraz daha ilgi istedi sadece farkında olmadan. Ara sıra da nazını yapıyor ama genel olarak durum iyi:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında mutluluk olarak diyebileceğim şu var ki, çocukluk arkadaşımla yine buluştum geçen cumartesi. Atoş daha dönmemişti, kocam o gün işteydi, ben de aklım onlarda kalmadan dilediğimce oturdum, konuştum, konuştuk, çok güzel bir gün geçirdim. Pazar günü de ortaokul arkadaşımla buluştum 13 sene sonra. O gün iki gibi Atoş'u karşılamaya gideceğimizden bir buçuk saat kadar görüşebildik. Sadece özet geçmiş gibiydik. Yetmedi. Ama bu ön buluşma olsun deyip, en kısa sürede yine görüşmek üzere sözleşerek ayrıldık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında beni üzenlere gelirsek, Cankuş'la Garip (muhabbet kuşlarımız) öldü. Garip hastaydı ve Cankuş'a da bulaştırdı galiba. Halbuki ilaç almıştık ona. Özel vitaminleri vardı, gözümüz gibi bakıyorduk.O da toparlamış gibiydi, sevinmiştik ama bir gün arayla ikisi birden öldü. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beni son günlerde en çok üzen ise benim şerefsiz müdürün tavrı oldu ve ben işi bıraktım. Salıdan beri evdeyim. Sinirim o kadar fazlaydı ki oturup yazamadım bile. Şimdi biraz daha sakinim ama adamın adı "Şerefsiz Müdür" kaldı tabi ki:O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben ilk görüşmeye gittiğimde bana "santralde başlayın isterseniz, hem biraz şirketi tanımış olursunuz, ileride başka bölümlere geçme şansınız da olur" demişti bu adam. Ben de köklü bir şirket diye ve saatleri falan belli, eve yakın ve ileride  başka bölümlere geçme şansım var diye kabul etmiştim santrali. Hatta ertesi gün başka bir şirketin pazarlama bölümünde işe çağrılmış, kabul etse miydim daha iyi mi olurdu pazarlama diye oldukça da düşünmüştüm. Neyse, öyle böyle altı ay geçti. Yedinci ayın içindeydim. Buraya pek yazmadım ama işle ilgili sıkıntılarım vardı. Öğrenebileceğim her şeyi öğrenmiştim o bölümde. Bana bir şey vermiyordu. Bütün &lt;/div&gt;&lt;div&gt;gün kitap okuyordum ve ben kitap manyağı olduğum halde artık okumaktan sıkılmıştım. Bitirdiğim kitabın haddi hesabı yoktu. Sabah sekizden akşam altı buçuğa okuyordum, yazıyordum, kendimi oyalamaya çalışıyordum ama yok, saatler geçmiyordu bir türlü. Bir de bana gelip gidip seni şu bölümün santraline yollayacağız, orayı da öğren, bu bölümün santraline yollayacağız şurayı da öğren diyorlardı. Normalde ben gitmekten, öğrenmekten hiç gocunmam, nereye dedilerse oraya da gittim,öğrendim ama santraldeki birine diğer santralleri öğretmek biz seni en az bir sene daha burada tutacağız demekti, bu da beni huzursuz ediyordu. Ve öğretme amaçları da oradaki kız yıllık izne çıkınca ya da rapor falan alırsa beni kullanmaktı. Yani orta eleman olacaktım. Nerede, hangi santralde ihtiyaç varsa oraya göndereceklerdi. Bu da canımı sıkıyordu. Böyle gitmez bu dedim.Önce bizimle ilgilenen idari işler elemanıyla konuştum. Düşüncelerimi, sıkıntılarımı, her şeyi anlattım ama onun elinden de dinlemekten başka bir şey gelmiyordu. Müdürle konuşayım dedim. Beni işe alan o, başka bölüm şansın var diyen o, bölüm değiştireceksem bu onun isteğiyle olabilirdi ancak. Gideyim konuşayım, değiştirecekse değiştirsin, değiştirmeyecekse de ben bunu bileyim dedim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, salı günü bizim şerefsiz müdüre gittik daha önce konuştuğum arkadaşla beraber. O önceden bahsetmişti görüşmek istediğimden. Oturdum adamın karşısına, son derece olumlu bir şekilde aslında şirketi, iş arkadaşlarımı çok sevdiğimi o yönden bir sıkıntım olmadığını, üniversite mezunu biri olarak işimi en iyi şekilde yaptığımı ama artık santralden alabileceğim bir şey kalmadığını, bunun da beni mutsuz ettiğini, bölüm değiştirmek için neler yapmam gerektiğini sordum. Özellikle suçlamamaya, şikayetçiymiş, beğenmiyormuş gibi görünmemeye dikkat ettim. Ben buyum, derdim budur, çözümü var mı dedim kısaca ve medenice... Adam bana bir sinirlendi, bir kızdı, lafımı ağzıma tıktı. "Senin yerini değiştirmeyi düşünmüyorum, beğenmiyorsan gidebilirsin" dedi. "Evet, ben de kalmak istemiyorum" dedim. Çıktım odasından, hemen orada elemanları vardı zaten. Anında yazdım istifamı. Yerime döndüm, kitaplarımı topladım, arkadaşlarla tek tek vedalaştım. Hiç biri şaşırmadı çünkü hepsi sıkıntılarımı biliyordu. Ama hepsi üzüldü. Bu da bana altı aydan kalan kar oldu. Nereye gitsem ayrılışlarım hep aynı oluyor zaten, bire bir çalıştığım, görüştüğüm arkadaşlarımın hepsi üzülüyor. Çalışma şeklimi her zaman takdir ettiklerini söylüyorlar.  Bu arada yazmayı unuttum Şerefsiz Müdür ben onun karşısına , koskaca bir müdürün karşısına, öyle ulu, yüce bir insanın karşısına sıradan, basit bir santral memuresi olarak geçip, buradan memnun değilim dedim diye kızdı. O süper ötesi muhteşem insan bana santrali uygun görmüş, beni lütfedip işe almış, ben kadir bilmez, değer bilmez, kendini bilmez; bir ezik olması gereken, evet efendimden başka bir şey söylememesi gereken insan, karşısına geçip benim yerimi değiştirin dedim. Bir anlamda onu eleştirdim, ben buraya uygun değilim dedim. Bunu nasıl yaptım. Kurduğu bütün cümleler, ses tonu, konuşması,hareketleri her bir şeyi bu mesajla yüklüydü. Bir de bekledi ki herhalde ben şaşırayım, ne bileyim oturayım kalayım, ama fekat falan diyeyim ezileyim, büzüleyim. Ben hiç ikiletmedim bile lafını. Son derece kesin bir şekilde kalktım koltuktan, teşekkürler deyip çıktım gittim arkama bakmadan. Saniye sektirmeden de istifamı yazdım. Alışmışlar, gerçekten de alışmışlar yaltaklananlara, sözünden çıkmayanlara, gelip gidip poposunu öpenlere. Ben de otuz bir yaşımda olacağım neredeyse ama hala da safın tekiyim. Hala daha inanıyorum derdimi dile getirirsem derman bulacağıma. Hala daha birilerinin bir yerlerini yalamadan da varlık gösterebileceğime inanıyorum. Gerçekten işimi en iyi şekilde yaparsam bunun görüleceğine,  mutlaka ki bir fark yaratacağıma inanıyorum. Şu saflığım beni sinirlendiriyor bazen gerçekten. Ben sandım ki adam beni dinleyecek, biraz daha sabret aklımda şu var, bu var diyecek ya da Burcu, yakın zamanda yer değişikliği olmaz kararını buna göre ver diyecek. Ben üniversite mezunuyum, bu adam da üniversite mezunu ya, biz patron çalışan kurallarına uygun ama aynı zamanda eğitim görmüş insanlar olarak medeni bir şekilde konuşacağız. Ortak bir yol bulamasak da bunu normal bir şekilde belirtecek. Meğer karşısına geçip ben buradan memnun değilim demekle bilmeden adamın egosunu yerle bir etmişim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böyle işte. İşten çıktığıma zerre kadar üzülmedim. Bu tavrı önceden anlayamadığım için üzüldüm. Sonuçta oğlumlayım. Evdeyim. Sabahları yine altıda kalkıyorum, kocama kahvaltı hazırlıyorum. Çayımı içiyorum. Yedi buçuk gibi oğluşu uyandırıp onu okul gönderiyorum. Ondan sonra yemek ne yapalım diye konuşuyoruz annemle. Biraz ortalığı toparlıyorum. Biraz bilgisayara takılıyorum. Dün teyzemin kızına gittik mesela kahve içmeye. Ben zaten evini, evde oturmayı seven bir insanım. O yüzden de çok mutluyum. Atahan çok mutlu. "Başka iş bulma anne" deyip duruyor. En azından bir süre ben de iş istemiyorum açıkçası. Zaten her şeyden önce ev durumlarını halletmeye karar verdim. Kiralık ev bakacağız. Bulunca da çıkacağız. İş konusunu da zamana bıraktım. İleride olursa olur ama artık ne iş olursa yaparım tarzı değil. Bunu üç kere denedim üçünde de gördüm. Ben kabul ettikçe iyice tepeme çıkmaya çalıştılar her zaman. Ben tevazu gösterdikçe muhatap olduğum müdür-patron her neyse kendini bir şey zannetti. Olacaksa bana uygun bir iş olsun. Olmayacaksa da evde oturmaya razıyım. Ben mutlu olayım, huzurlu olayım, çocuğum bir süre daha annesini yanında görmek istiyorsa görsün. Çok da plan yapmaya, ilerisini çok da fazla düşünmeye de gelmiyor bence zaten. Yarın, öbür gün, belli olmaz, bir yerden bir şey olur, çıkar, yine şartlar değişir. Belki bir şekilde ev sahibi de olabiliriz.  Belki gönlüme göre bir iş bulabilirim. Ne bileyim, nefes almaya devam ettiğimiz sürece umut her zaman vardır bence. Çok fazla düşünmeyeceğim artık. Daha doğrusu sürekli kendime dert etmeyeceğim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu anda artık kendi düzenimizi yine kurmaya ihtiyacımız var. Ona odaklandım. Uygun bir ev, eşyaların gelmesi, kalana gidene bakmak ve yerleşmek. Oğlum yazını mümkün olduğunca güzel geçirsin, beşinci sınıfa kendi evinde, kendi odasında başlasın. Bu yeter bana.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazmayı özlemişim. Hem de çok özlemişim. İyi geldi. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4719228312682004460?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/4719228312682004460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=4719228312682004460&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4719228312682004460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4719228312682004460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/06/hayatmzda-her-zaman-mutluluklar-ve.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2181044243372043914</id><published>2011-05-29T21:52:00.005+03:00</published><updated>2011-05-29T23:52:10.810+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sene iki binde (babam anılarını anlatırken hep böyle başlar cümlesine, ben de ondan aparttım bu girişi ama tabi onun anıları genelde sene 68-71-80 falan olur benim ki az biraz daha yakın tarihli), neyse, sene iki binde biz kocamla henüz çıkarken, o, Çanakkale'den haftasonları gelirdi İstanbul'a. Cumartesi pazar görüşürdük. Pazar akşamları bazen kaynımla, bazen taksiyle beni eve bırakırdı. Bizim ev Beykent'ten Çekmece'ye inen arka yol üzerinde olduğundan son yokuşu inişimizde ikimiz de ağlamaklı olurduk bir kaç dakika içinde ayrılacağımızdan. Ağzımızı bıçak açmazdı. Ben aramadan indikten sonra odama kapanır ya onu arar, ya ona yazar, ya da onu düşünürdüm. O zamanlarda birbirimize avuntu olarak hep "güzel günler bizi bekliyor" derdik. Ya da birimizden birinin morali bozulduğunda bunu tekrar ederdik. Her zaman, kötü günlerimizde, ben hep inandım güzel günlerin gerçekten bizi beklediğine. İyisiyle kötüsüyle on bir senedir de beraberiz. Eylülde kısmetse evliliğimizde on ikinci senemize başlayacağız. Bu gece, yine bir İstanbul dönüşü, aynı yokuşu inerken, aynı eve ve aynı odaya dönecek olmamızın da etkisiyle eski günlerimiz canlandı aklımda. Bir an beni bırakacakmış da, o dönecekmiş gibi geldi. Tarih tekerrürden mi ibaret acaba gerçekten diye düşündüm. Aynı o zamanlardaki gibi düşünceli ve içime kapanıktım. Yirmi yaşındayken derdim evlenip evlenemeyeceğizdi. Şimdi de derdim ne zaman "ev"lenecebileceğimiz. Demek tarih gerçekten tekerrür ediyor bir şekilde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atahan'ı cuma günü gönderdik Kıbrıs'a. Sabah altıda kültür merkezinin önünden otobüse bindirdik. İşte o andan beri hasret çekiyoruz. Gün sayıyorum sürekli. Çok zor geldi bana, bize, ondan ayrılmak. Orada rahat konuşabilelim diye hat almıştık ona. Sonradan öğrendik ki çocuklara cep izni yokmuş. Kültür müdüresinin telefonu var bizde, bir de ekibe ait genel hat. Her gün aradık ama rahat konuşamıyoruz. Kısa kesmemizi istiyor öğretmenler, diğerlerinin de konuşmak isteyeceğini düşünerek. Tabi ki haklılar da ama biz de saatlerce konuşalım derdinde değiliz zaten. İlk aramamızda çocuğun başında bekleyip hadi hadi dediklerinden biraz sinirlendik açıkçası. Çünkü zaten gürültü oluyor, bazen otobüste, yemekte oluyorlar, sadece iyi olduğunu öğrenip sesini duymak ve durumu nasıl anlamak istiyoruz. Konuşacağımız iki dakika. Onun yarısı ses gitmediğinden "duyamıyorum" demekle, yarısı da hadilerle geçince insanın içine sinmiyor o konuşma da. Neyse, kaldı bir hafta. Bugün Atahan kart almış, bizi aradı da, içimiz rahatladı. Sesi hafif buruk geldi bana. Kocam iyiydi diyor. Genelde eğlendiğine ve mutlu olduğuna ama bizi de özlediğine inanıyorum. Döndüğünde anlayacağız tam olarak durumu. Gitmeden önce çok ama pek çok heyecanlıydı. Hiç de çaktırmadı. Ben sadece arada sakin zamanlarında konuşurken kurduğu bazı cümlelerinden heyecanını ve tek başına olacak olmanın verdiği endişeleri anlayabildim. Ootobüse bindiğinde bile havalı ve güler yüzlü ve mutluydu. Camdan el salladı, öpücükler yolladım ben ona, o hepsini yakalayıp yanağına kondurdu falan derken, tam kalkıştan önce yüzü düştü. "Ben gitmek istemiyorum" demeye başladı. Biz ne dediğini anladık ama son an burukluğu diye ciddiye almadık. Ama onu da o cümleyle uğurlamış olduk ve içimize oturdu. Yani en azından benim içime oturdu. Orada arkadaşlarıyla birlikte, geziyor, eğleniyor, cumhurbaşkanı, başbakanın huzuruna çıkacaklar, dün ilk gösterilerini yaptılar, kalacakları yer çok güzel, ona büyük tecrübe falan hepsini biliyorum ama yine de bir yanım da gönderdiğine pişman. Bu biraz bencillik olarak geliyor bana buraya böyle yazınca. Sırf kendi mutluluğum için onu yanımda istemek. Sırf ben hasret çekmeyim diye onu böylesi bir şeyden mahrum bırakmak. Bunu yapmadık zaten, en çok da o istediği için gönderdik. Yine de seneye tekrar olursa yine isterse bir kere değil, üç kere, beş kere düşünürüm gibi geliyor. Onsuz her şey eksik gibi. Biz bir arada olmaktan zevk alan bir aileyiz. Yokluğu koydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere... Kaçtım ben...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2181044243372043914?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2181044243372043914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2181044243372043914&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2181044243372043914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2181044243372043914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/05/sene-iki-binde-babam-anlarn-anlatrken.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-854650056471017313</id><published>2011-05-15T21:27:00.003+03:00</published><updated>2011-05-15T22:35:29.809+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazmaya yazmaya insan köreliyor mu acaba? Ya da körelmiyor da uzaklaşıyor diyelim. Bana biraz öyle oldu gibi. Aslında sürekli aklımdan geçiriyorum şunu şöyle yazayım, bunu da anlatayım diye ama nedense bilgisayar başına geçince yazasım gelmiyor. Bunu kırmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftasonu kocamla oğlum yoktu. Ben de ilkokul buluşmamdaydım. Benim açımdan müthiş keyifli geçti. Yirmi senedir ilk defa görüşen insanlar gibi değil de hiç ayrılmamış sıkı dostlar gibiydik. Şansımıza hava da güzeldi. Hepimiz birbirimize laf ata ata, gülüşe konuşa, belki sesimizi duyurmak için bağıra çağıra, kakara kikiri üç saat geçirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde hep ev iş rutininde olduğumdan özellikle böyle buluşmalar bana iyi geliyor. Bir de sonuçta on senedir yoktum. Kocamla ikimizin bütün arkadaşları Çanakkale'de kaldı. Burada aile bireyleri dışında görüştüğümüz bir komşularımız, bir de benim ilkokul ve liseden birer arkadaşım. Yeni dostluklar da kuruyoruz fırsat buldukça ama oturması zaman alıyor. Arada eskileri de canlandırmak güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar dışında bol bol kitap okudum son zamanlarda. Ayşe Kulin'in Dürbünümde Kırk Sene'sini bitirdim mesela. Ahmet Ümit, Beyoğlu Rapsodisi'ni okudum en son. Genelde onun tarzına alışmışken ve az çok sonlarını tahmin edebilecek duruma gelmişken bu kitabın finali beni tamamen ters köşeye yatırdı ve bu da ayrıca hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-854650056471017313?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/854650056471017313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=854650056471017313&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/854650056471017313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/854650056471017313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/05/yazmaya-yazmaya-insan-koreliyor-mu.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3522076666809372606</id><published>2011-05-10T00:01:00.003+03:00</published><updated>2011-05-10T00:27:58.067+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün Asortik Krep'imin doğum günü. Ben otuz bir yaşındayım, kendisi benden dokuz yaş büyük. Yaşını yazmıyorum gördüğünüz gibi. Çünkü eskiden beri ben ona çok takılırdım yaşıyla ilgili, hep yaşlı olduğunu söylerdim. O zamanlar gençti o şakayı kaldırabiliyordu ama artık gerçekten yaşlandığından bu şakalarıma son veriyorum. İşte bu kadar da olgunum :O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece yarısını bekledim on mayıs tarihli bir yazı yazabilmek için. Aslında bir yerlerde bir ayarlama vardı yazıyı önceden yazıp istediğimiz tarihte yayınlayabiliyorduk, seneler önce Biyonik yazmıştı sanki blogunda ama o yazıyı arayıp bulmak, ayarlamak zor geldi. Hem böylece "bakın görün ablam için gecenin kör saatlerine kadar oturuyorum" mesajımı da verebiliyorum. İşte bu kadar da fedakarım:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir şey almadım ya da hazırlamadım bu sene. Varlığım otuz bir senedir ona en büyük hediye zaten. Aslında hatta onun bana alması lazım ona kız kardeşlik yaptığım için. Ama istemiyorum. İşte bu kadar da alçak gönüllüyüm:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, üstün özelliklerimi bir bir anlatarak kendisini bunalıma sokmamak için kısa kesiyorum şimdilik. İşte bu kadar da düşünceliyim:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice senelere ablacık. Yetmişinci, sekseninci doğum günlerini de beraber,sağlıkla, mutlulukla kutlayabilmek dileğiyle. Seni çok seviyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3522076666809372606?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3522076666809372606/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3522076666809372606&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3522076666809372606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3522076666809372606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/05/bugun-asortik-krepimin-dogum-gunu.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-9219474206376712378</id><published>2011-04-27T23:25:00.004+03:00</published><updated>2011-04-28T20:22:58.882+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Efelerin efesi ve o efeyi doğuran ana :O). Kısıtlı bir süre için burada (bir dahaki girişimde resimleri kaldıracağım). Yirmi üç nisan şenliklerinde oynadı oğlum ve annemle onu izlemeye gittik. Çok güzeldi. Bayıldım hepsine. En çok da Atoş'uma. Diğerleri biraz çelimsiz efelerdi zaten hakkını bizimki veriyordu sadece. Sekiz mayısta bir gösteri daha var. Kısmetse ona ailece gideceğiz. Çünkü bu cuma günü olduğundan kocam, dayım, babam, Çağıl gelemedi izlemeye. Ben o hafta hastaydım. Nezle gibi başlayıp ağır bir gribe çeviren, doktorun raporuma faranjit yazdığı, sağ gösterip sol vuran, yeni iyileştiğim bir hastalığı atlattım. Aramızda kalsın eğer oğlumun gösterisi olmasaydı sürüne sürüne işe giderdim de rapor falan aklıma gelmezdi büyük ihtimalle. Ama belki gerçekten ağır hastayımdır da doktor bana rapor verir, ben de gösteriyi izleyebilirim diye o sabah izin alıp doktora gittim. Aslanım doktorum, ben hiç bir şey demediğim halde iki gün rapor verdi. Ben de o gün kafamı kaldıramayacak haldeyken önce hastaneye gittim. Sonra eve gelip öğlene kadar yorgan döşek yattım. Öğleden sonra da oğluma gittik. Hava da aksi gibi oldukça soğuktu. Donduk. Üşümüş ve yorgun döndük eve ama çok keyifliydik. Yine görüşmek üzere :O)&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-9219474206376712378?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/9219474206376712378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=9219474206376712378&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/9219474206376712378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/9219474206376712378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/04/efelerin-efesi-ve-o-efeyi-doguran-ana-o.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7454499610982123975</id><published>2011-04-26T20:24:00.002+03:00</published><updated>2011-04-26T20:37:25.620+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kocamın hasta bir yakın akrabası vardı. Adını burada tekrar etmek istemediğim kötü bir hastalık. 12 yaşlarında bir çocuğa insan hiç konduramıyor. Ben hep iyileşeceğini düşünmüştüm nedense ama bugün kaybettik. Tam öğlen yemeğine çıkmış, tepsiyi önüme koymuştum kocam aradığında. Yiyemedim tabi hiç bir şey. Bütün öğleden sonram ağlamakla geçti. Annesiyle babasını belki bir kere görmüştüm çok fazla tanışıklığım yok gibiydi, çocuğu doğru düzgün hatırlamıyorum bile ama çok üzüldüm. Gençliğine, gençliğine bile değil çocukluğuna, hastalığına, anne babasına, kayba, her şeye ama her şeye üzüldüm. Durdum durdum aklıma geldi, ağladım. Biraz rahatladım biraz rahatlayamadım. Yetmedi ki o kadarcık ağlamak rahatlamama. Bu tür şeyler benim de kaybetme korkumu depreştiriyor. Bir süre sonra yine hayatın hayhuyuna kapılıp normale dönüyorum ama bazen biraz zor toparlıyorum. Özellikle genç ölümlerde. Sevdiğim kimse ölmesin istiyorum. Ben de şu sıralar, daha çocuğum küçükken ölmek istemiyorum. Bunları böyle yazmak saçma. Evet, hepimiz gün gelecek öleceğiz ama şu an bu gerçeği yadsımak bana daha iyi geliyor. Bir süre sonra kabullenme safhası gelecektir. Biraz zamana ihtiyacım var sadece biliyorum. Bu akşamlık bu kadar olsun. Aslında başka yazacaklarım da vardı. Bütün haftasonu yazmaya fırsat bulamayıp kafamda evirip çevirdiğim şeyler ama şu an yazacak havam yok. Daha sonra yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7454499610982123975?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7454499610982123975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7454499610982123975&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7454499610982123975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7454499610982123975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/04/kocamn-hasta-bir-yakn-akrabas-vard.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2773247670142398179</id><published>2011-04-17T19:08:00.005+03:00</published><updated>2011-04-17T19:38:00.286+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-26KiAqeWDnA/TasR1p1yyxI/AAAAAAAABVY/Bc8QKaP_BkQ/s1600/DSCN6360.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596586575400192786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-26KiAqeWDnA/TasR1p1yyxI/AAAAAAAABVY/Bc8QKaP_BkQ/s320/DSCN6360.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-uFEi5cO7I3o/TasRlMGmEjI/AAAAAAAABVQ/PWzyPYjObkg/s1600/DSCN6357.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596586292539691570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-uFEi5cO7I3o/TasRlMGmEjI/AAAAAAAABVQ/PWzyPYjObkg/s320/DSCN6357.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-YQsUNLtlMIM/TasRT6bkMDI/AAAAAAAABVI/PSu-uTplINI/s1600/DSCN6347.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596585995738034226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-YQsUNLtlMIM/TasRT6bkMDI/AAAAAAAABVI/PSu-uTplINI/s320/DSCN6347.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-oj3hPRs9ID8/TasRD29dHSI/AAAAAAAABVA/jkRRAulRK9s/s1600/DSCN6346.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596585719928528162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-oj3hPRs9ID8/TasRD29dHSI/AAAAAAAABVA/jkRRAulRK9s/s320/DSCN6346.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Cankuş ile Garip ve Çapkın ile Azgın:O).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cankuş sarı olan. Burada sakin göründüğüne bakmayın gün boyunca bir saniye bile yerinde durmuyor. Garip'e ayakla müdahale etmeyi seviyor ve baş aşağı yem yemeği. Bütün gün öpüşüp koklaşıyorlar. Biri kafese yaklaştığı anda ise Cankuş gagalamak üzere saldırıyor. Garip ise adını yadsımıyor. Boynunu büküp oturuyor genelde. Çok sakin. Biraz da rahatsız gibi sanki, ilaç aldık dün ona. Cankuş iki aydır bizimle, Garip'in ilk haftası dün doldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çapkın ise bugün aldığımız küçük kaplumbağamız. Azgın yaklaşık altı senedir bizimle. Aslında genelde ona Kapluş diyorduk ama bugün mini boyu gelince Atahan ikisine de ad koydu. İkisi iyi anlaşacak gibi. Ben büyüğün, küçüğüne zarar vermesinden korkmuştum ama. Azgın annemin ona uzattığı maydanoz sapını ısırıp havalanmayı seviyor. Çapkın bütün günü üzerine çıkması için koyduğum devasa taşın altına bir girip bir çıkarak değerlendirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haftasonlarımızı genelde bu küçük yaramazları izleyerek geçiriyoruz. Neredeyse bütün gün eğliyorlar bizi. Özellikle Cankuş çok oyunbaz. Azgın da ona koyduğumuz tüm yemleri silip süpürmesiyle ünlü. Bir ara birbirimizden habersiz, veren olmamıştır diyerek, gelip geçtikçe birer ikişer yem atmışız ona. Ve hepsini yemiş bitirmiş. Bugün de kardeşi gelince yesin diye attığım yemleri o yedi yine. Küçüğünü aç bırakacağından şüpheliyim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2773247670142398179?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2773247670142398179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2773247670142398179&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2773247670142398179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2773247670142398179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/04/cankus-ile-garip-ve-capkn-ile-azgno.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-26KiAqeWDnA/TasR1p1yyxI/AAAAAAAABVY/Bc8QKaP_BkQ/s72-c/DSCN6360.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6121129750657133719</id><published>2011-04-16T15:01:00.004+03:00</published><updated>2011-04-16T15:27:57.449+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>On altı gündür yazmamışım. Demiştim ya bir önceki yazımda bu bir dönem, geçmesini bekliyorum diye... İşte hala daha geçmedi demek için geldim buraya da sadece. Sanki beş senedir yazan iç ben değilim. Sanki bir blogum hiç olmamış. Bir ara yazmıyor ama sizleri okuyordum. Son zamanlarda ne yazdım ne okudum. Giriş bile yapmadım belki de. Ama bu arada bir buluşmanın hazırlıklarını yürüttüm. Aslında yürütmedim sadece faceden mesaj yazdım. Kısmetse on beş mayısta ilkokul arkadaşlarımızla buluşacağız. Güzel olacak bence. Bilmem. Buluştuktan sonra yazarım ayrıntıları size. Bir de bu arada ilkokul arkadaşlarımdan birinin blogunu, pardon sitesini keşfettim. Güzel yazıyor bence, tarzını beğendim. Sizinle de paylaşıyorum. Kendisinden izin almadım gerçi ama sakıncası yoktur herhalde. Buraya doğrudan &lt;a href="http://www.berhanca.com/yazi-detay.asp?id=153&amp;amp;b=ucun-biri--"&gt;son yazısının linkini &lt;/a&gt;kopyalayacağım. Asortik'im, o yazıdaki köprü fotoğraflarına bayıldım ben, eminim sen de seveceksin. Berhan'ı da hatırlarsın bence. Yani bilmiyorum benim ilkokul arkadaşlarımı hatırlıyorsan eğer, onu da hatırlarsın. Güzel bir şey seneler sonra yine görüşmek ve bir şeyler başarmış olduklarını görmek. Bu çok başarılı, yüksek mevkilere gelmiş kişiler anlamında değil. Kişilik olarak ya da değerler olarak. O zamanki arkadaşlarımla şu ayşımda da anlaşabiliyor olmak benim hoşuma gidiyor en azından. Hepsiyle değil tabi ki ama bir kısmıyla. Geçenlerde çok canım sıkılmıştı işte bir şeye. Baktım telefonum çalıyor. Serapmış arayan. O da ilkokuldaki can ciğer arkadaşım, kankamdı. Yirmi küsür sene sonra geçenlerde yine buluşmuştuk. Düzenli görüşemezsek de arada telefonlaşıyoruz. Normalde çok müsait olmasam da işte ceple konuşmaya, boş geç gitsin dedim kendi kendime. O kadar iyi geldi ki sesini duymak, paylaşmak sıkıntıyı, şimdi hatırlamıyorum bile canımı sıkanın ne olduğunu :O). Mayıs sonunda oğlum Kıbrıs'a gidiyor. On güne yakın kalacak. Sene başından beri devam ettiği halk oyunları kursuyla gençlik festivaline katılacaklar. Heyecanlıyım. Nasıl yapacak edecek düşünüyorum ama bir yandan da ona güveniyorum galiba, o yönden çok endişeli değilim. Özleyeceğim sadece. Bir de merak edeceğim tabi ki... Ona çok iyi gelecek eminim ki ama bana nasıl gelecek emin değilim:O). Ayağı da geçti artık. Yani rahat hareket ettirebiliyor bileğini ama morluğu tam geçmedi aslında. Gören biri hala diyebilir bu çocuk düşmüş, hem de fena düşmüş diye. Günler haftalar geçiyor. O yönden sıkıntım yok ama bazen işte dakikalar geçmiyor. Orada bir alacakaranlık kuşağı zamanının geçerli olduğunu düşünüyorum. Yoksa bana saatler geçmiş gibi gelirken normal zamanda sadece beş dakikanın geçmiş olması imkansız. Girişte turnikeler var, kart basıp geçtiğimiz. O turnikeler aslında değişik bir boyuta taşıyor bizi. Başka bir açıklaması olamaz. Neyse, durmaksızın yazdım buraya kadar ama birden tıkandım kaldım. Yine görüşmek üzere diyorum. Eminim ki, yazıyı yolladığım anda milyon tane daha yazacağım şey aklıma gelecek ama onlar da bir sonrasına kalsın... Not: blogger yine tüm paragraflarımı yaladı yuttu. Monoblok bir yazı yayınladı. Kusura bakmayın artık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6121129750657133719?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6121129750657133719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6121129750657133719&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6121129750657133719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6121129750657133719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/04/on-alt-gundur-yazmamsm.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3417423814530216426</id><published>2011-03-30T22:58:00.006+03:00</published><updated>2011-03-31T00:35:12.139+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazamıyorum pek son zamanlarda. Bilgisayarı da açamıyorum. Genelde erken yatıyorum ama yatmasam da bazen açasım gelmiyor. Açsam da bloguma bakmıyorum. Diğer blogları okusam da yazmak gelmiyor içimden. Neden böyle bilmiyorum. Bir dönemdir, geçecektir, diye tahmin ediyorum. Yazmak beni genelde rahatlatıyordu. Son dönemlerde ise anlamsız gelmeye başladı nedense. "Yazacağım da ne olacak?" sorusuna cevap arıyorum sürekli. Bulamıyorum. Eskiden paylaşma, rahatlama işlevlerinin dışında arşiv oluşturması açısından da büyük önem taşıyordu benim için. Şu sıralar ise unutsam da olur mu acaba diye düşünüyorum. Sadece zorlukları, mutsuzlukları değil mutlulukları da, yaşanmışlıkları da. Daha doğrusu zaten hatırladığım bir sürü şey var. İlla yazıya döküp genelde unuttuklarımı da zorla hatırlatmalı mıyım kendime diyorum. Her şeyi silip geçesim var. Hani bazen evimizde büyük temizlikler yaparız. Hatırası var diye sakladığımız, bir türlü kıyamadığımız bazı eşyalarımızı da atarız ya öyle bir temizlik yapasım var. Sorun da oradan doğuyor zaten. Bu his geldi yerleşti ya, ileride de bu yazılarım, arşivde sakladıklarım için aynı şeyleri hissedeceksem yazmamın ne anlamı var ki, diye düşünüyorum. Bir yandan da sildikten sonra ya ileride pişman olursam korkusu var içimde. Yazmaya devam edebilmek için belki anlamsız görünen ama aklıma takılan bu sorularıma cevap bulmalıyım. Bu aralar bu temizlik hissi her alanda sardı beni. Geçen hafta sonu hiç evden çıkmadım mesela. Odamızı ve ona bağlı kapalı balkonu derledim, topladım, her şeyi elden geçirdim. Ancak kendi evimize geçtiğimizde lazım olacakları kutulara kaldırdım. Atılacakları attım, verilecekleri ayırdım, tamir edilecekleri hemen düzelttim derken cumartesi öğlenden pazar akşamına eşyalarla uğraştım. Çok yoruldum ama bitince de rahatladım. Belki bunlar hep bu göçebe halimizin sonucudur. Neredeyse bir senedir eşyalarımız açısından belki yoksun, belki kısıtlanmış diyebileceğim bir hayat yaşıyoruz. Sadece bize çok çok lazım olanlar yanımızda. Kıyafetlerimiz dışında her şeyimizi bırakarak gelmiştik buraya. Kitaplarımı bile bıraktım ki en çok onların yokluğunu hissediyorum. Geldiğimden beri biraz ben aldım, biraz sağdan soldan topladım, biraz ablam yolladı, otuz kırk kadar oldu. Dönüp dönüp onları okuyorum. Aklım ise hep Çanakkale'de beni bekleyen bine yakın kitabımda. Getirseydim keşke diyorum bazen. Bazen, getirmeye kalksam hangi birini alacaktım, nasıl getirecektim, nereye koyacaktım diyorum. Bazen gideyim kitapçıya, eski favorilerimden ne varsa alayım yine okuyayım, eskileri gelince de bunları veririm okumak isteyenlere diyorum. Belki depodaki nemle, kışın olan su baskınıyla hepsi gitmiştir zaten. Onu bile bilemiyorum. Anlayacağınız bütün gün kendi kendime, kafamın içinde, onu diyorum, bunu diyorum, düşünüp duruyorum. Kiralık ev bakma işini erteledik bir süreliğine. Şu sıralar ev alabilmemizin mümkünatı olup olmadığını araştırıp, nasıl alabiliriz sorusuna cevap bulmaya çalışıyoruz. Eğer bir yol bulursak doğrudan kendi evimize geçmek istiyoruz. Bunun için de acele etmememiz, bir süre daha sabretmemiz, biraz beklememiz gerekiyor gibi. Kim sorsa ne yaptınız ev işini diye, satın almanın yollarını araştırdığımızı söyleyip, bizim için dua etmesini istiyorum. Bizim dualarımız dışında da bir sürü destek topluyorum. Fazladan zarar gelmez bence:O). Bazen bir iyimserlik hakim oluyor, herkes nasıl alabiliyorsa biz de öyle alırız diyorum, bazen de çok zor görünüyor gözüme nedense, asla olmayacakmış gibi geliyor. Bunlar dışında saatlerin ileri alınması da yaramadı bana. Daha alışamadım belki de. Normalde saatin ilk tıkıyla yataktan fırlayan, güne kendini hazır hisseden ben, pazartesiden beri söylene söylene kalkıp, o saatin hiç çalmamasını diliyorum. Kalktıktan bir süre sonra geçiyor bu his ama güne öyle başlamak benim hoşuma gitmiyor. Biraz bahar yorgunluğu da var galiba pek farkında olmasam da. Pazartesiden beri moralim de bozuk. Bu hafta işe gitmek istemiyorum hiç, aklım hep evde. Yıllık iznim falan olsaydı alacaktım ama dört aylık çalışanın yıllık izni olur mu onu da bilmiyorum:O). Pazartesi Atahan okulda merdivenden düşmüş. Daha doğrusu kendi anlatımıyla olay şöyle gelişmiş: Arkadaşının peşinden koşuyormuş. Ona yetişmek için son dört ya da beş basamağı inmemiş, tepeden atlamış ve düşmüş. Büyük ihtimalle bileği burkulmuş. O anda fark etmemiş ama sınıfa dönünce canı acımış, şiştiğini de görünce öğretmenine söylemiş. Öğretmeni de evi aramış. Gelip almalarını söylemiş bizimkilere. Annem beni arayıp doktora götüreceklerini söylediğinde korktum. Ciddi bir şeyler var diye düşündüm ilk olarak. Atahan'ın nüfus cüzdanı da bendeydi. Annem önce sana uğrayalım kimliği alalım deyince, ben zaten aklım onlarda kalacağından izin istedim. Sağolsunlar o tür şeylerde, özellikle sağlık söz konusuysa hiç sorun çıkarmadıklarından hemen yolladılar beni. Acile götürdük Atoş'u. Röntgen çekildi ve çok şükür bir şey çıkmadı. Bileği şişmişti sadece. Üzerine de basamıyordu. Eve geldik yatırdım onu. Doktorun verdiği kremi sürdüm. Kötü görünüyordu ama ben bugüne geçer diye tahmin ediyordum açıkçası. Geçmedi. Üç gündür evde yatıyor Atoş. Bileği hala şiş ve oldukça morarmış . Artık üzerine basabilse de pazartesiye kadar okula göndermemeye karar verdik. Sıkıldı evde yatmaktan. Her gece ertesi gün okula gidebileceğini söyleyip duruyor. Benim de eve gelişim yediyi buluyor. İşte de aklım hep onda. O evde yatarken orada bulunmak işkence gibi geliyor. Annemler de en iyi şekilde bakıyorlar biliyorum, o yönden sıkıntım yok ama ben evde olsam sıkılmazdı en azından diye düşünüyorum. Böyle işte. Yazamıyorum diye başladım yazıya ama yazdıkça yazdım galiba. Yine görüşmek üzere. Pek sesim soluğum çıkmazsa bir süre, merak etmeyin. İyiyim. Sadece keyfim yok:O) Not: Bir sürü paragraf oluşturarak yazmıştım ben bu yazıyı, aralarına da birer satır boşluk vermiştim ama blogger nedense kocaman bir bütün halinde yayınlamış. Düzeltmeyi denemek istemedi canım. Belki okunması zor olacak ama böyle kalsın şimdilik... Nota ek: Notu da ayrı bir paragraf olarak, en alta boşluk vererek yazmıştım. Onu da kocaman, bütün yazıya eklemiş. İyi ki düzeltmeye kalkmamışım zaten düzelmeyecekmiş:O)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3417423814530216426?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3417423814530216426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3417423814530216426&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3417423814530216426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3417423814530216426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/03/yazamyorum-pek-son-zamanlarda.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8554266195111414045</id><published>2011-03-27T20:55:00.001+02:00</published><updated>2011-03-27T21:01:06.983+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu gece Atahan'la &lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xe27zw_mozart-turk-mari-mehteran-caz-orkes_music"&gt;bunu&lt;/a&gt; dinledik. Biz çok sevdik. Sizinle de paylaşmak istedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8554266195111414045?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/8554266195111414045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=8554266195111414045&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8554266195111414045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/8554266195111414045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/03/bu-gece-atahanla-bunu-dinledik.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6114062437283305720</id><published>2011-03-20T20:43:00.003+02:00</published><updated>2011-03-22T22:49:21.070+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-nf1wOltZBBY/TYZMC5mGzlI/AAAAAAAABUw/nZd4kKTIhqQ/s1600/DSCN6320.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586236000503778898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-nf1wOltZBBY/TYZMC5mGzlI/AAAAAAAABUw/nZd4kKTIhqQ/s320/DSCN6320.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; Yazmaya yazmaya soğumuşum sanki buralardan. Şu blogların kapatılması olayı sebep oldu biraz da. Ne zaman yazmak için otursam bilgisayarın başına, giremedim bloguma.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buralarda yokken saçlarımı kestirdim ve gözlüğümü değiştirdim. Numarası da büyüdü. Ben aslında göremiyormuşum ama farkında değilmişim. Normalde insanların ne kadar uzağı, ne kadar net görebildiklerini yeni yeni keşfediyorum. Bir yirmi beş oldu artık gözlüklerim yani cam numaraları. Miyop astigmat. Atoş'la ikimizin gözlük takmasıyla başlayan bir geyik var bizim evde. Özellikle kocam durur durur ikimize de gözlükle veya gözlüksüz bir şeyler okutmaya çalışır. Sonra ya ben ya Atahan göremez, okuyamaz. Gözlüksüzsek gerçekten göremediğimize ikna oluruz. Gözlüklüysek denemiş oluruz gözlük işe yarıyor mu yaramıyor mu. Yeni gözlüğümü ilk aldığım akşam da hemen bilgisayarın karşısındaki yataktan ekranı okutuyordu kocam bana. Ben ilk defa takılmadan, kesintisiz okuyunca aynı eski Türk filmlerindeki gibi "görüyorum, görüyorum" derken, yanımda duran ve tam okuyamayan Atahan kendini yatağa kapatmış ağlama numarası yaparken "göremiyorum, göremiyorum" diyordu. Bu sahneyle hepimiz koptuk tabi ki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçenlerde Atoş konser verdi bize. Metallica'nın parçalarını açtı bilgisayardan. Onlar söylerken o da bir solist oldu, bir baterist, bir gitarcı. Metal işareti yapıp beraber kafa salladık. Ara sıra ben de ona dans ederek ve tükenmez kalemlerle bateri çalarak eşlik ettim. Dans repertuarımdaki hareketler sınırlı olduğundan bir süre sonra Beyaz dansı, apaçi dansı ve en sonunda da yetmişli yılların disko figürlerine geçtim. Gitar çalarmış gibi yaparken sürekli aynı akora bastığımı fark eden Atoş'un gülmesiyle olayı sonlardırdık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün de dinozor sergisine gittik beraber. Çok sınırlıydı bence. İlginçti yine de. Çok kalabalıktı. Atahan bir süre sonra küçük veletlerden ve kalabalıktan sıkıldı. Daha çok beş ila sekiz yaş arasına uygun olduğunu düşünüyorum ben. Daha küçükler pek bir şey anlamaz, daha büyüklere de basit gelir gibi. Yukarıdaki iki fotoğraf da bugünden. Kocamın çektikleri. Makinenin bir süre sonra pilleri bitince, yedek pillerin de bitik olduğunu fark edince kısa süreli bir bozulma anı yaşadık ama devamında benim yeni ceple de güzel fotoğraflar çekebildik neyse ki. Daha hiç onunla fotoğraf çekmemiştim ben. Kalitesi, çekimi güzelmiş. Yine de makinenin yerini tutmaz bence ama ona yakın diyebilirim. Hoşuma gitti. En azından serginin yarısından sonra da fotoğrafsız kalmadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre sonra bu yazı ilk başlangıç olsun. Bu kadarla kalsın. Yine görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Oğlumla olan fotoğrafı bundan sonraki ilk bilgisayarı açışımda sileceğim. Sadece sınırlı süre kalacak. Bu resimde iyice büyümüş gibi geldi bana, hoşuma gitti. Sizlerle de paylaşmak istedim :O).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6114062437283305720?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6114062437283305720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6114062437283305720&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6114062437283305720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6114062437283305720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/03/yazmaya-yazmaya-sogumusum-sanki.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-nf1wOltZBBY/TYZMC5mGzlI/AAAAAAAABUw/nZd4kKTIhqQ/s72-c/DSCN6320.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1617276556002691345</id><published>2011-02-26T16:53:00.004+02:00</published><updated>2011-02-26T16:58:12.395+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-tBjFlhTO9ws/TWkU0VVmDkI/AAAAAAAABUg/TOxVyzanauQ/s1600/DSCN6288.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578012502788542018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-tBjFlhTO9ws/TWkU0VVmDkI/AAAAAAAABUg/TOxVyzanauQ/s320/DSCN6288.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yl4d_-q4Bjc/TWkUpITU1-I/AAAAAAAABUY/6V2SwM9vlSI/s1600/DSCN6287.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578012310310803426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-yl4d_-q4Bjc/TWkUpITU1-I/AAAAAAAABUY/6V2SwM9vlSI/s320/DSCN6287.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-d1FCKNSHpb0/TWkUdt7QrSI/AAAAAAAABUQ/U5qZptAHIZ4/s1600/DSCN6286.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578012114251984162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-d1FCKNSHpb0/TWkUdt7QrSI/AAAAAAAABUQ/U5qZptAHIZ4/s320/DSCN6286.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-BvrdOLd0EEQ/TWkUCtDiCuI/AAAAAAAABUI/e03mJbvfg0Q/s1600/DSCN6285.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578011650161773282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-BvrdOLd0EEQ/TWkUCtDiCuI/AAAAAAAABUI/e03mJbvfg0Q/s320/DSCN6285.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Atoş'un çizimleri... Nasıl sizce?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben bayıldım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1617276556002691345?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1617276556002691345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1617276556002691345&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1617276556002691345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1617276556002691345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/02/atosun-cizimleri.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-tBjFlhTO9ws/TWkU0VVmDkI/AAAAAAAABUg/TOxVyzanauQ/s72-c/DSCN6288.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7206696638479659671</id><published>2011-02-23T22:00:00.002+02:00</published><updated>2011-02-23T22:58:18.506+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>-İşte bazen ellerim üşüyor. Özellikle sakin anlardaysam ikisini de pantolonumun cebine sokuyorum. Telefon çaldığında ellerimi cebimden çıkarıp telefona bakmak zor geliyor. Kulaklık var zaten, ahize kullanmıyorum. Öyle anlarda diyorum ki burnumla bassam açma düğmesine, burnumla yönlendirsem diye. Bir gün denemem lazım aslında, sırf meraktan, oluyor mu diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Dün gece Atahan'la, insanlığın tarihsel gelişimini anlatan bir ansiklopediye göz gezdiriyorduk. Resim altlarını okuyordu o, ben de ekstra açıklamalar yapıyordum. "Büyüyünce arkeolog olacağım" dedi. "Ol" dedim. Hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sülüman'ı izliyorlar bu gece içeride. Sesi bana kadar geliyor. İlk üç dört bölümünü kaçırmadan baştan sona izledim ama bu gece açasım yok. Böyle oluyor bende hep. İlk dört bölümlük benim ilgim. Olay ilerlemeye başladı mı, ilgimi ve hevesimi kaybediyorum. Film izlemeyi de çok severim mesela ama başını gözümü kırpmadan takip edip, ortalarında ortalıkta dolanırken arada göz atıp, final sahnesini kaçırmam. O kadarı yetiyor işte bana nedense...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sevdiğim bir blog... Bu gece hazır yeni yazısını okurken bir yandan da kendim notlar halinde bu yazıyı yazarken sizinle de paylaşayım dedim:&lt;a href="http://fahimbey.blogspot.com/"&gt;http://fahimbey.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Normalde ben pek yorum bırakmıyorum. Eskiden okuyordum ama bırakmıyordum. Şimdi haftasonları bir iki blogu topluca son yazılarına bakarak okuduğumdan ben yorum yazana kadar konu eskimiş olduğundan bırakmıyorum. O yüzden kendi blogumda da yorumlara seviniyordum ama yorum yapan olmuş olmamış pek takip etmiyordum. Cevap da bazı yazılardaki yorumlara yazıp bazılarına hiç yazmıyordum. Şu sıralarda bilmem neden kimse okumuyormuş gibi geliyordu beni. Belki de ben diğerlerini okuyamadığımdan. O duygu yerleşmişti ama yazmayı bırakayım, ara vereyim düşüncesi yoktu. Sadece yazamadığım zamanları uzatsam da olur nasılsa kendim için yazıyorum yalnızca duygusu hakimdi. Son bir kaç yazıma gelen sevdiğim, eski arkadaşlarımdan yorumlar beni mutlu etti. (Yorumlarınız beni mutlu etti demek için lafı amma da uzatmışım.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yarın perşembe ya, daha çalışacak üç, tamam üç değil iki buçuk günüm olmasına rağmen hafta bitivermiş gibi geliyor bana. O yüzden çarşambadan sonrasını seviyorum. Bir de bazen işte canım sıkıldığında, bir şeyler beni üzdüğünde, boş ver kızım gidip ay başında alıyorsun mis gibi maaşını diyorum kendi kendime, mutlu oluyorum. Çok bir para değil aldığım. Hani ev geçindirmek zorunda olsam geçindiremem bence o parayla ama bana yetiyor da artıyor bile. Hala daha kendimi bir iş yapıyor gibi görmüyorum zaten. Bütün gün oturup telefon bakmanın, stres, milyon kişiyle uğraşma, yapılan her yanlışın, aktardığın kişi telefonu açmasa bile suçlusu sen olmanın ya da kişi daha alo dediğinde nereye bağlaman gerektiğini biliyor olman gerektiğinin beklendiği saçma bir yer olsa da  santral, ben istersem kitap falan okuyabiliyorum ya, bir de tek başımayım, yanımda yöremde kimse yok, sürekli göz altındayım aslında ama bir yandan alabildiğine yalnızım. Neyse işte, bana iş gibi gelmiyor bazen. Oysa ki bazen biri ters bir şey söylüyor, saatlerce başımın ağrısı geçmiyor ama diyorum ya yine de mutluyum işimden :O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7206696638479659671?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7206696638479659671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7206696638479659671&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7206696638479659671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7206696638479659671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/02/iste-bazen-ellerim-usuyor.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3357936653575738891</id><published>2011-02-20T20:24:00.002+02:00</published><updated>2011-02-20T20:48:39.418+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün ben annemi eleştirip dururken, Atoş da geldi, bambaşka bir konuda bambaşka bir yerde beni eleştirdi. Güldüm geçtim normaldir dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ona anlatıyordum, tenin bana benziyor, saç rengin aynı ben, kaşların da öyle diye "ama sen benden daha güzelsin" dedi. Çok güldüm. Ben güzelim sen yakışıklısın dedim. Ana oğul, körler sağırlar birbirini ağırlar durumundaydık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzelsin ama karizmatik giyinmiyorsun dedi. Bugünlerde kafasını karizmaya takmış durumda. Evde, dışarıda, okulda her şey ona göre karizmatik olmalı. Her laf, davranış, bakış, hareket karizmaya uymak zorunda. Peki söyle nasıl karizmatik giyineceğim bir bayan olarak, takım elbise giyemem ya dedim. Etek giysem mesela olmaz mı, diye sordum. Etek giyersen ilgi çekersin dedi. Kimin soruma da benim ve babamın ilgisini diye cevap verdi. Ya başkalarının da ilgisini çekersem dedim. O zaman onlara kafayı nasıl gömdüğümü görürsün diye ekledi. Biraz maço bir oğlum var galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bunlardan başka kot almaya çıktık kocama ama bana telefon alıp döndük. Bu benim için önemli bir olay çünkü en son telefonumu yedi sene önce iyi bir markanın sıfırından ama en düşük modelinden almıştım. Tepe tepe de kullandım. Yetiyordu da bana ama artık gerçekten çok eskimişti. Bunu biraz daha orta bir modelden seçtim, bir sürü özelliği var. Zamanla hepsini çözmeyi düşünüyorum ama bugün kocam Fener maçını izlemeye gidene kadar elinden bırakmayıp bir sürü şeyini ayarladığından daha tam incelemedim. Uzun zamandır istiyordum iyi oldu almak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun da dışında, haftasonu geçti bitti bile. Biraz odayı topladım. Atoş'a zorla ödev yaptırdım. Şimdi de likör içiyorum. Cuma günü almıştık. Kalan son bardağı koydum az önce kendime. Türk kahvesi aromalı. Muhteşem bir tat, tavsiye olunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablamla Uzunbey abi, Fethiye'den Atoş'a paten almışlardı. Bir önceki haftasonu sahile indiğimizde Atoş'la alıştırma yaptık biraz. Tek patenle kayıyordu o ikisini birden giyip kaymayı bilmiyordu. Ben destek oldum düşerse diye yanında bulundum, o yavaş yavaş kaymaya çalıştı, kocam da bize teknik destek verdi. Arada düştü, zor tuttum. Daha doğrusu düşmesini yavaşlatabildim sadece yere boylu boyunca yatmasını önleyemedim. Neredeyse benim kadar olduğundan ve biraz da kilolu olduğundan tutmak zor oluyor açıkçası. Çok eğlenceliydi ama. Kahkahalarımız sahilin öbür ucundan duyulmuştur kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de Atoş'un süveterini ben giydim diye alay ediyordu kocam benimle. Ama o benim gibi çok üşüyen bir kadının ateşli oğlu olarak bir kere bile giymedi ki üzerine. Annem örmüştü. Ben de değerlendirdim. Biraz daha büyüdüğünde ona da olmayacaktı zaten:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, yine görüşmek üzere... Ben kaçtım. Oğluma sözüm var, o oturacak biraz bilgisayarın başına, benim kalkmamı bekliyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3357936653575738891?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3357936653575738891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3357936653575738891&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3357936653575738891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3357936653575738891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/02/bugun-ben-annemi-elestirip-dururken.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6554546162986356432</id><published>2011-02-19T17:52:00.002+02:00</published><updated>2011-02-19T20:08:10.668+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün iş çıkışı annem ve öğretmen arkadaşlarıyla buluştum. Daha doğrusu onlar her ay toplanıyorlar, bu aykine ben de katıldım. Eski, benim de mezun olduğum kolejdeki grup olduğundan çoğunu tanıyorum zaten, çoğu da beni biliyor. Genel olarak keyifli bir sohbetti. Hepsi çok hoş bayanlar. Hastalıklarından bahsetmedikleri sürece sıkılmıyorum. Ama o yaş grubunda muhabbet ister istemez belli bir süreden sonra hastalıklara, kullandıkları ilaçlara, konuyla ilgili tavsiyelere ve doktorlara geliyor ki bu çok uzadığı zaman açıkçası beni bayıyor. Bunu buraya rahatlıkla yazıyorum çünkü anneme de aynen böyle söylüyorum. O da yaşlanınca sen de anlatacaksın hastalıklarını diyor. Ben de sizden talimli olduğum için anlatmayacağım diyorum. İnşallah yaşayıp görürsem o günleri, hangimizin haklı olduğu çıkacak ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan kalkınca hazır bizim kocalarla benim çocuk da evdeyken biraz gezelim, vitrinlere bakalım dedik. Atirus'a uğradık. İlk iş kitapçıya daldık ve ben içeri adım atar atmaz Maeve Binchy'nin son kitabını görünce onu aldım elime hemen. Dergi standında Atahan'a bir çocuk dergisine, kendim için etamin ve Evim ve anneme el işi dergisine atılınca kendimi şeker dükkanına girmiş de her gördüğü kavanoza saldıran çocuk gibi hissettim. Çıkışa doğru da Ayşe Kulin'in kitabına sarılmışken, annem onu da önümüzdeki ay alırsın diyerek zor aldı elimden. Sonra baktım evet, beş dakikada bir kitap dört dergi alınca gerçekten de abartmış gibi hissettim kendimi. Kitapçıdan çıkınca takıcıya sokamadım annemi, ben kendim yapıyorum dedi ama indirime de giren bir butikten iki hırka bir body aldık hemen bana. Pazartesi yeni kıyafetlerimi giyerek gideceğim ki bu güzel olacak benim için. Planımız en üst kata çıkıp neskafelerimiz eşliğinde tatlı yemekti ama kocam nerdesiniz diye arayınca erteledik. Annem zaten rejimdeydi. Ben de dönüşte marketten çikolata alarak tatlı isteğimi giderdim. Eve gelince neskafe yaptım ikimize, aldık dergilerimizi de önümüze, birbirimize gösterek beğendiğimiz şeyleri, göz attık hepsine. Atoş da kendisininkine gömüldü. Hemen bitmesinler diye sadece göz atıp bıraktım. Bu gece ve yarın, gün boyunca derinlemesine okuyup ayrıntılı inceleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda yazdıklarımı sonradan beğenmiyorum nedense. O yüzden fazla düşünmeden ve uzatmadan hemen göndereceğim bu yazıyı da. Kalırsa hiç yayınlamam gibi geliyor. Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6554546162986356432?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6554546162986356432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6554546162986356432&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6554546162986356432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6554546162986356432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/02/bugun-is-cks-annem-ve-ogretmen.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7148633888690879677</id><published>2011-02-13T23:32:00.002+02:00</published><updated>2011-02-14T01:07:52.638+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Biz evde yedi kişiyiz. Böyle söyleyince çok kalabalık geliyor kulağa farkındayım. Üç biz, iki annemler, bir de dayımla Çağıl derken yediyi rahatlıkla buluyoruz. Bugün Atahan'a yaptığım sürprizle artık sekiz de diyebiliriz. Oğluma kardeş aldım çarşıdan. Yok böyle söyleyince de yanlış anlaşılacak. Aslında demeye çalıştığım şuydu ki küçük bir muhabbet kuşumuz var artık :O). Laf aramızda Çağıl'ın da dediği gibi bir o eksikti, tam oldu. Lacivert bir kafesin içinde, sapsarı, çok meraklı, hemen, hepimizin kalbinde taht kuran minik bir can. Adını da Cankuş koydu Atoş, şimdilik. Şimdilik diyorum çünkü daha değişebilir gibi. Cankuş'a gelene kadar beş altı isim değiştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Annemle, çarşıya, bozulan ütü yerine yeni bir ütü almaya inmiştik akşam üzeri. Atoş da Fethiye'deyken telefonda sormaya başlamıştı "bana karne hediyesi ne alacaksın" diye. Ona pasta yapacağımı ve yeni bir okul gömleği alacağımı söylediğimde, "büyük umutlarla beklediğim hediyem bu muydu" diye önce bozuk atıp, bir gece sonra da, "anne, aslında pastayı unutmuşum ben, küçük sanmışım, beğenmediğim için beni affet, lütfen bana pasta yap" diye gönlümü almıştı. Bir de onun sevgilisi ben olduğum için bana sevgililer günü hediyesi hazırlamış iki tane. İlki cumartesi günü ben işteyken besteleyip, sözlerini de yazıp, gitarla çalıp, kendi söylediği ve kameraya kaydettiği "annem" konulu şarkı. İkinci de anneannesiyle hazırladığı, çok şık bir paketle bana sunduğu kolye. Bayılıyorum ben bu çocuğun bu hallerine. Çok romantik bir erkek olacak büyüdüğünde ve maviş maviş bakıp böyle sürprizler hazırladıkça çok canlar yakacak bence... Neyse, ben de hem karne, hem sevgililer günü hediyesi olarak ona "küçük kardeşim" dediği kuşu aldım.  Hiç aklında yoktu, hiç beklemiyordu, bayıldı. Zaten hayvanları sever, kaplumbağımız kış uykusuna yatsa da hala bizimle,  canavar balığımız da diğer beş arkadaşını öldürüp, devasa bir boyuta ulaşsa da, tek başına zevkle hüküm sürüyor koca akvaryumda. Şimdi bir de cazgır bir kuşumuz oldu. Yalnız şöyle hoşuma giden bir şey de oldu: Apartmanda merdivenleri çıkarken anneme, bunun da adını Zangoç 2 koyalım diyordum (bakınız, Zangoç 1: iki sene önce ölen, beş senesini bizimle geçiren ilk muhabbet kuşumuz). Kapının önüne geldik, zili çaldık, Atoş'a kuşu gösterip adını ne koyalım dedim, cevap Zangoç 2 idi:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir haftasonuydu. Yarın yine okullar açılıyor. Daha çocuğun okul gömleğiyle pantolonunu ütüleyip, biraz odayı toparlayacağım ama önce hep bu tarz işleri yapıp, sonra yazarım dediğim için hiç yazamıyorum. Bu sefer önce yazacağım sonra işlerimi bitireceğim dedim. Yarın işte uyku bastıracak yine biliyorum. Aslında ben hep erken yatmaya çalışıyorum ya, derdim sabah kalkamamak değil. Öğleden sonra özellikle yemeği de yiyince aşırı uyku bastırması. Yoksa her sabah alarm çaldığı anda fırlıyorum yataktan. Kalkmada ya da uyanmada sorun yaşamıyorum. Hatta cumartesi galiba uykumda alarmın çaldığını gördüm, fırladım saati kapatmaya, bir baktım daha beş buçukmuş, yine yattım. Rüyaydı diyorum çünkü alarmın sesini de duydum diye hatırlıyorum, içime işlemiş artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki hafta cuma gecesi Haktan'ı dinlemeye gittik bara kocamla. Onu yazmaya fırsatım olmadı. Unutmamak için not düşmek istiyorum. Haktan'ı ben pek bilmiyordum. Dinlediysem bile farkında değildim. O gece o barda program yapacağını duyunca kocam bir kaç gün önceden yerimizi ayırtmış, o çok sever. Gece on iki gibi çıkacak dediler. On bire doğru gittik biz de. Çıkması biri buldu. Sahneye de yakındık, ben her yanımızdan geçene, bu O mu, Haktan mı geçti, dediğimden, bir ara baydım galiba kocayı ama güzel söylüyordu, beğendim. Oldukça da eğlendik. İki kadeh rakı içtim ben, baktım olmaya başlamışım gibi, yarın iş de var, devam etmedim. Sonra sarhoş olanları izleyerek çok eğlendim. Yalnız şöyle bir şey de var; ben giymişim kotumu, bluzumu, boynuma fularımı da dolamışım biraz da sıcak tutsun gibisinden, yine de dondum orada. Bir yere kadar dayandım, sonra dayanamadım paltomu da giydim üzerime, anca ısındım, yine de ayaklarımı ısıtmam mümkün olmadı. Çıkışımız da üçü geçtikten sonraydı, sıtma tuttu. Titreye titreye geldim eve. Mekan soğuk olunca, soğuktan daha da soğuğa çıkınca, aksi imkansızdı zaten. Benden başka kimse üşümüyor gibiydi. Hatunlar giymiş straplez elbiseleri ya da kısa kollu, o da olmadı tek omuz açıkta. Hepsi mini zaten ama diz üstü değil popo altı şeklinde mini. Normalde o elbiselerin altına bir de pantolon giymek lazımdı bana göre. Hadi ilerleyen saatlerde içtiler ısındılar diyeceğim ama ilk geldiklerinde de sanki yazın ortası da sıcak basmış gibilerdi, giderken de. Anlayamadım nasıl öyle durabildiklerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada dün bir ev baktık. Aslında ufak tefek tamirat işleri vardı, mutfak dolapları çok eski ve yetersizdi, kapısı bir yumrukla açılacak gibiydi, banyoda sadece küvet ve lavabo dışında bir şey yoktu, iyi bir boya yapılması gerekiyordu falan ama sevmiştik genel hatlarıyla. Yeri annemlere çok yakındı, orta kattı istediğimiz gibi, güneş alıyordu, Atoş'un hep oynadığı çocuk parkına bakıyordu mutfağıyla salonu, genel olarak sevimli bir hali vardı. Ama ev sahibi cadının tekiydi. Boyasına karışmam, küvete tak bir perde yıkan, istemezsen takma beni ilgilendirmez, ne halin varsa gör, sizden önceki kiracılara sıfır verdim bu evi, bu hale getirdiler, depozito belki ben isterim kocam istemez onunla konuşmalıyım, odaların duyları ve prizleri sökülmüşse de benim sorunum değil, getir elektrikçi taktır tarzı yaklaşınca, bedava bile verse bu evde oturulmaz ortak kararını aldık. Sinir de olduk. Bulabiliyorsa o haldeki evine kiracı, bulsun. Pek sanmıyorum. Son kiracısı üç aylık kirayı takmış da kaçmış gitmiş aynı mahalledeki başka bir eve. Evde son kiracıdan kalan çöpler duruyordu hala. Böyle evsahibine böyle kiracı demek ki. Bence hak etmiş diyeceğim ama demek de istemiyorum aslında. Önceki kiracıdan yediği kazıkları bizden çıkarmaya kalktı gibi geldi bize. Halbuki, yaptırırsınız duşakabin, kapıyı yenilersiniz kiradan düşeriz, boyası duyu sorun değil halledilebilecek küçük sorunlar falan deseydi, hemen tutmayı düşünüyorduk... Kısmetimiz başka yerdeymiş demek ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın iş, daha evde yapılacak işler derken ben artık kaçsam iyi olacak. Yazamadığım daha bir sürü şey kaldı aslında. Onlar da başka yazıya diyelim. Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7148633888690879677?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7148633888690879677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7148633888690879677&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7148633888690879677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7148633888690879677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/02/biz-evde-yedi-kisiyiz.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4726227710562377429</id><published>2011-02-12T17:36:00.002+02:00</published><updated>2011-02-12T18:01:02.293+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Tam da bu yazıya başladığımda, şu kelimeleri yazarken  yanaklarım nasıl da kırmızı ve nasıl da ateş gibi yanıyor anlatamam... Sebebini bilmiyorum. Anıyorlar diyeceğim ama o hıçkırınca mı söyleniyordu, yok şimdi hatırladım kulaklar çınlayıncaydı. Tüm çocukluğum, özellikle de gençliğim hatta tüm hayatım boyunca nefret ettim bu kızarma huyumdan. Ve yanaklarımın kırmızılığında hiç peşimi bırakmadı. Hayatım boyunca bir kere bile allık kullanmadım mesela ben. Gerçi allık tam olarak bunun için mi kullanılıyor onu da bilmiyorum ama neyse... Yüzüm ve yanaklarım her daim kırmızı olduğundan kullanmaya ihtiyaç duymadım. Normalde beyaz tenliyim, aşırı beyazım hatta. O beyazlıkta kıpkırmızı yanaklar... Ve ateş gibi yanmak. Kızarmak ve kızarmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanınca kızarıyorum, sevinince de galiba ve çok öfkelendiğimde yüzüme bakın mimikler olmasa da suratımın renginden anlarsınız. Gerçi aşırı öfkeliyken gözlerim de ateş saçar ama onu geçtim. Neyse, biri beni övünce de kızarıyorum, o da utandığımdan herhalde. Bir de bazen espri yapınca da. Bazen farkında olmadan. Kışın soğuk havalarda özellikle dışarıdaysam hiç beyaz olmuyor yüzüm, her daim kırmızı zaten.  E yazın da güneşten -yanaklarım özellikle- yine kızarıyor. İçince de ilk yanaklarım kızarır.  Ablam da benim gibi. O da kırmızı yanaklı. Ama ben biraz daha beyaz tenliyim belki de ondan. Tam olarak farkında değilim. O bu yazımı okusun not düşer bence yorumuyla. Neyse, aslında babaannesinin lakabı "al yanak" olan biri için şaşırtıcı değil ama hadi hava şartlarından kızarsaydı ona razıyım ama duygularımı yani aslında beni, sürekli böyle ele vermesi rahatsız ediyor. Zaten gerçek duygu ve düşüncelerini saklamayı pek beceremeyen biriyim, bir de kızarınca tam oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında daha devam edecektim ama inceden inceden başım ağrıyor. Bu yazdıklarımı bile kontrol etmeden yollayıp yatacağım biraz. Daha sonra belki ekleme yaparım belki yeni yazı yazarım ama yazacaklarım var kafamda bu kadarla kalmasını istemiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4726227710562377429?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/4726227710562377429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=4726227710562377429&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4726227710562377429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4726227710562377429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/02/tam-da-bu-yazya-basladgmda-su.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1005845827405643519</id><published>2011-01-29T23:02:00.002+02:00</published><updated>2011-01-29T23:32:56.244+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Az önce aklıma Frida Kahlo takıldı. Takıldı ama aslında ismini hatırlayamadım bir türlü. Dilimin ucunda ama çıkartamadım, kafamı da taktım mutlaka bulmam lazım derken arama yaptım  "kadın ressamlar" diye, çıkmadı. "Yabancı kadın ressamlar" denedim, yine olmadı. En son "sürrealist kadın ressamlar" yazdım, yok yine bulamadım. Sonra işin teknik kısmını geçip daha fiziksel bir özelliğine değinmeye karar verince şıp diye karşıma çıktı:"kaşı bitişik ressam". Frida Kahlo aslında ablamın yazısındaki  'seni sevdiğimi anlayacaksın, sevmediğim zaman.' sözünü söyleyen Pablo Neruda'dan çağrışım yaptı. Alakaları bile yok ama Neruda'yı severim, Frida da idollerimdendir. Bilmiyorum bir şekilde ikisi eşleşti kafamda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece gece bunlardan bahsetmek hiç yoktu aslında planlarımda. Yazmadan Asortik'imin son yazısını okuyunca böyle oldu. Amacım ablamın misafirlerinden bahsetmekti. Atahan bu gece Fethiye'de:O). Dün gece iş çıkışı kocam beni de aldı, Çağıl'ı, annemi, babamı ve Atoş'u uğurladık. Yollar çok karlı olduğundan biraz geç varabildiler ama sağ salim gittiler, benim de içim rahatladı. Yola çıkarlarken milyon kere, çocuğuma dikkat edin, molalarda yanlış otobüse binmesin-sonra ben onu Bursa'dan Kars'tan toplamayım-, bana mesaj çekin, iner inmez arayın, dikkat edin, ve benzeri milyon tane cümle kurduğum için Çağıl, "aman, iyi ki bir çocuğunu da gönderiyorsun" dedi.  Annemlerle ve teyzesiyle olduğundan içim çok rahat aslında, herhangi bir kuşkum, rahatsızlığım olsa hiç göndermezdim zaten ama yine de bu tarz "anne" cümleleri de kurmak hoşuma gidiyor. O kadarcık da lüksüm olsun bence:O). Gitmeden bir gece önce benim fotoğrafımı aldı Atahan, cüzdanına koydu, babasından da istedi. Hafif bir burukluk da vardı  ne de olsa hep bir aradayız uzun zamandır, hiç ayrılmadık ama yine de heyecanlıydı da gideceği için, hevesliydi. Ben de onlar varana kadar hep diken üstündeydim, iyi olduklarını öğrendiğim anda rahatladım. Karne hediyesi oldu bu ona, takdir de almış zaten, beklemiyordum açıkçası dördüncü sınıfta verdiklerinin farkında değildim, ortaokulda başlar diye düşünüyordum. Hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün öğlende kocam iş çıkışı aldı beni. Hava açık olduğu halde öyle bir kan donduran soğuk vardı ki iyi de geldi açıkçası, servisi beklemeden arabayla dönmek. Evin orada arkadaşlarımızın butiği var, oraya uğradık. Hem muhabbet ettik, hem ben bir elbiseyle, kazak aldım. Bu akşam da aynı arkadaşın doğumgünüydü. Onlardaydık, kutladık geldik. Günün geri kalanı da biraz dinlenme ve biraz da çamaşır, süpürme, bulaşık gibi işlerle geçti. Yarın da azıcık kahvaltı keyfi, odayı toplama, biraz daha çamaşır derken gün geçiverecek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar olsun yine. Daha yazacaklarım vardı ama onları da bir dahaki sefere bırakayım. Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1005845827405643519?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/1005845827405643519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=1005845827405643519&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1005845827405643519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/1005845827405643519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/01/az-once-aklma-frida-kahlo-takld.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-186930132848941347</id><published>2011-01-25T22:05:00.003+02:00</published><updated>2011-01-25T22:30:48.955+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hayatım hep aynı rutinde devam ediyor. Yazmaya fırsatım pek olmuyor ve genelde blogları okumaya da. Erken kalkıyorum ya haftanın altı günü (sabah altıda), genelde de erken yatıyorum. Pazar gecesi dokuz buçukta uyumuştum mesela ve dün gece de onda yataktaydım. Bu gece biraz geçe kaldım. Düşündüm uyku mu yazı mı, uyku mu yazı mı diye? Kısa da olsa yazı kazandı. On buçukta yatacağım bu gece. On buçuğa kadar ne yazabilirsem onu yayınlayacağım. Yoksa yine kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkış saatim belli, kalkınca yaptıklarım, evden çıkışım ve işe varışım. Her şey hem saatli hem de hep aynı. Bazen sıkıyor bu beni. Cumartesi kot giyebiliyoruz ya mesela, o büyük bir nimet oluyor benim için. Beş gün kumaş pantalondan sonra kot, aman Allah'ım ne büyük değişiklik. Geçen gün etek giydim mesela işe giderken. O da süperdi. Fazla da kıyafetim yok aslında klasik diyebileceğim. Arada hoşuma giden, gözüme çarpan olursa alıyorum da sırf almış olmak için de almak istemiyorum. Zevkle giyemedikten sonra almanın da anlamı yok bence. Zamanla çoğalıyor zaten kıyafetlerim teker teker aldıkça. Her gün kotla gidebilsek milyon tane şey giyebileceğim de, o lüksümüz yok işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma günü okullar tatil olacak ya, Atoş'u annemlerle Fethiye'ye göndereceğiz.  Bir hafta kadar kalacaklar. Hem onun için seviniyorum, hem de ondan nasıl ayrı kalacağım diye düşünüyorum şimdiden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında işe başlayalı iki ay olmak üzere. Çok daha fazlaymış gibi geliyor bana nedense. Sanki senelerdir oradaymışım gibi. Bol bol okuyorum, yazıyorum, bir de camdan dışarıyı seyrediyorum. İyi geliyor. Seviyorum işimi genelde. Bazen fazlasıyla sıkılsam ve santralin bana bir şey vermediğine inansam da aslında veriyor galiba bilgi olmasa da insan ilişkileri tecrübesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanım doldu:O). Hızlı bir özete benzedi bu yazı ama şimdilik idare eder galiba:O). Yine görüşmek üzere....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-186930132848941347?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/186930132848941347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=186930132848941347&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/186930132848941347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/186930132848941347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/01/hayatm-hep-ayn-rutinde-devam-ediyor.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3079425890754942952</id><published>2011-01-09T22:52:00.002+02:00</published><updated>2011-01-10T00:40:10.800+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu hafta sonu kocamla oğlum Çanakkale'deydi. Ben bekardım. Gezmeye gittiler. Cumartesi öğlene kadar da çalıştığımdan ben gidemedim. İsterdim onlarla beraber olmak ama bir yandan da dün için bir hafta önceden verilmiş bir sözüm olduğundan kalmak da iyi geldi. Yirmi beş seneşil çocukluk arkadaşımla buluştum iş çıkışı. Çok güzel bir gündü. İlaç gibi geldi. İkide buluştuk, konuşmaya başladık, yediydi ayrıldığımızda, daha bir dakika susmamıştık ve devam etseydik sabaha kadar da konuşurduk... Hayatımda yer alan kaliteli insanları seviyorum. Kalite derken sadece eğitim seviyesini değil kişiliği de kast ediyorum. Az sayıdalar (fazlasını ben de istemiyorum zaten) ama beni doyuruyorlar. Mutlu oluyorum. Bu arkadaşımla da seyrek görüşüyoruz ama her görüştüğümüzde bir gün önce ayrılmışız gibi kaldığımız yerden devam ediyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde sahip olduklarımla, malımla, şununla bununla övünmeyi sevmem. Ama sevgi açısından şanslı oluşumla övünmek, bunu her zaman dile getirmek hoşuma gidiyor. Hep söylesem de bıkmıyorum tekrar tekrar yazmaktan. Dünyanın bana en uygun kocasına sahibim. Seviyorum, seviliyorum. Oğlum deseniz, arada damarı tutar ama genelde romantik ve duygusaldır ve bana hala daha hayran oluşu da en sevdiğim özelliğidir:O). Aileye gelirsek her biri ayrı şahsiyettedir. Bazen arızalıdırlar bazen kapsama alanı dışında ama annem, babam olsun, ablam abim olsun tam da bir insanın sahip olmak isteyeceği kişilerdir. Arkadaşlarım da -sanalı olsun, gerçeği olsun- bana her zaman kendimi özel hissettirirler ve onları tanıdığım için hep şanslı olduğumu düşünürüm... Bütün bu hazineler başka kimde var bilmiyorum. Belki de zaten bu açıdan ultra mega zengin olduğum ve sevgi, saygı açısından sonu gelmez bir servete sahip olduğum için gözüm başka hiç bir şeyde değil. O kadar elit ve özel ki sevgi çemberim, beni çevreliyor, kuşatıyor ve her açıdan doyuruyor. Bunu bilmek ve hissetmek de bana yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün annemle Eyvah Eyvah İki'yi izledik. Dur Yolcu'yu ve Kilitbahir kalesini gösterdi kuşbakışı olarak filmin en başında ve tümüyle Geyikli'de geçtiğinden her bir sahnesi ayrı güzeldi bence. Kısacası ben filme bayıldım. Bir yandan da şunu fark ettim ki çok özlemişim Çanakkale'yi. Eğer ki kendimi tutmasaydım o komedi filminde başından sonuna ağlayan tek kişi olarak çıkabilirdim salondan. Sonra emekli olunca oraya dönme hayalleri kurdum. Sonra kendimi gurbetçi Alamancılar gibi hissettim. Aslında gurbette gibi hissettim. Büyükçekmece benim memleketim ama orası da memleketim ve aynı şey Demirköy için de geçerli. Atahan da feysde "Çanakkale'deyim, kokusunu bile özlemişim" diye yazmış. Okuyunca içim bir hoş oldu. Sonuçta burada da mutluyuz ama bu orayı da özlememize engel değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, yarın yeni bir birimde başlayacağım haftaya. Altı gün boyunca oradayım. Genel santralden alt bölümün santraline geçiyorum. Orayı da öğrenmemi istediler. İlk duyduğumda, of yine yeni insanlar, yeni konular demiştim ama sonradan içim ısındı bu fikre. Hatta cumartesi çıkarken keşke bir an önce pazartesi olsa da görsem neymiş, ne değilmiş diyordum. Sonraki hafta da başka bir alt bölümü daha öğrenip büyük ihtimalle eski yerime döneceğim. Bir nevi oryantasyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece on gibi yazmaya başlamıştım bu yazıyı. Yazsam mı, yoksa yatıp uyusam da yazmayı yarına mı bıraksam diye çok düşündüm ama her ne kadar bakarım desem de, hafta içi neredeyse hiç oturmuyorum bilgisayar başına ve böyle olunca yazılarım hep yazılmadan kalıyor. Saat şimdi yarımı geçti. Yazdıklarımı bir daha bile okumadan gönderip yatacağım büyük ihtimalle. Bu da içime sinmiyor ama yapacak fazla bir şeyim yok. Böyle sıkışık zamanlarda yazınca içimi çok fazla dökmüş oluyorum genelde. Kontrol sistemim tam randımanlı çalışmıyor. Bilmiyorum bu iyi mi kötü mü ama çok fazla açılmak da bazen beni rahatsız ediyor. Bu seferlik de böyle olsun bakalım... Yine görüşmek üzere....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3079425890754942952?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/3079425890754942952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=3079425890754942952&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3079425890754942952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/3079425890754942952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/01/bu-hafta-sonu-kocamla-oglum.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2080645911362878719</id><published>2011-01-02T09:17:00.003+02:00</published><updated>2011-01-02T09:20:38.192+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu sabah kocamla Atoş, Farecikle Çirkin Ördek Yavrusu'nu izliyordu. Reklamlar da kocam Atoş'u da "çirkin ördek yavrum benim" diye sevmeye başlayınca Atoş'tan yılın ilk süper cümlesi geldi:&lt;br /&gt;-Ama baba çirkin ördeğin yavrusu diyor. Çirkin olan yavru değil ördeğin kendisi. Yani sensin çirkin ördek, ben de senin yavrunum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2080645911362878719?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/2080645911362878719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=2080645911362878719&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2080645911362878719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/2080645911362878719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2011/01/bu-sabah-kocamla-atos-farecikle-cirkin.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7504100801988620238</id><published>2010-12-30T21:54:00.004+02:00</published><updated>2010-12-31T00:49:30.153+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aslında yarın yine erken kalkacağım akşam dörde kadar mesai var ama yılın son yazısını yazmadan seneyi kapatmak istemedim... Yarın akşam çıkışta bakmaya ya da yazmaya fırsat bulamam büyük ihtimalle. Ancak hazırlıkları tamamlarız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene yeni yılın gelişi heyecanlandırmadı beni hiç. Geçen sene de öyleydi ama bu sene daha da önemsizleşti sanki benim için. Mesela hediye almadım kimseye. Bir tek kocamla beraber oğlumuza aldık bir  mp4. Her akşam televizyon izlemek yerine  müzik dinliyor artık. Geçen sene çam ağacımızı kurmuştuk Atahan'la, daha doğrusu o kurup süslemişti ama eşyalar hala Çanakkale'de olunca, ağacımız ve süslerimiz de onların içinde bir yerlerde kaldı. Kısmetse seneye çıkarırız artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında, geçen sene yeni yılı restoranda arkadaşlarla kutlamıştık, bu sene evde annemler ve dayımla kutlayacağız. Benim için fark etmiyor. Geçen sene restorana da çok hevesli değildim bu sene de Atoş'la kocam bir ara dedi dışarıda kutlayalım diye ama fazla üzerinde durmadık. Oturabildiğim kadar oturup uykum gelince çok fazla zorlamadan yatmayı düşünüyorum. Çok da ruhsuz oldu böyle yazınca ama durum böyle:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar dışında iki bin onu değerlendirirsem senenin on bir ayı evdeydim ama son ay bana piyango erken vurdu. En çok istediğim şeylerden birine kavuştum. Gün itibariyle bir aylık bir çalışanım. Eskimeye başladım sanki artık. Ama benden sonra birileri işe girmeden tam olarak eskimiş sayamıyorum kendimi. İşte adımı bilmeyenler için hala Yeni Kız'ım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki bin onda ayrıca hayatımızdaki en büyük değişiklik yaşadığımız şehri değiştirmek oldu. Çanakkale'yi çok özlesek de genel olarak burada da mutluyuz. Biz üçümüz bir arada olduğumuz sürece nereye gidersek gidelim mutlu olurduk zaten, orası ayrı da, yine de annemlerin ve daha bir sürü akrabamızın burada olması da hayatımızı kolaylaştırıyor ve güzelleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün işte Maeve Binchy'nın son kitabını tekrar okurken bir yandan da düşünüyordum. Binchy'de benim en çok sevdiğim şeylerden biri, kahramanlarının yaşları kaç olursa olsun hayatlarını mutlu olabilmek adına değiştirebilmeleriydi. Ben de sanki o kahramanlardan biri oldum. Binchy'nin karakterlerinden biri. Evet otuz yaş zaten belki de hayat değiştirmek için çok geç bir yaş değil ama çok erken bir yaş da değil. Ya da kocamı da düşünürsek aynı şeyi otuz dokuz yaş için de söyleyebiliriz. Şimdi kim cesaret edebilir buna durup dururken? Herkes hep şikayetçidir, yoğun iş hayatından bıkan herkesin ağzında bir Ege'ye, Akdeniz'e taşınma lafı dolaşır mesela ama iş ciddileşse, birden biri karşılarına çıkıp hadi her şeyi senin için ayarladım istediğin an işini bırakıp gidebilirsin dese, kaç kişi gerçekten de kalkıp gider oralara... Ben bir ablamları biliyordum on sene önce aynı bizim gibi durup dururken ama tabi ki belli sebeplerle ve isteklerle şehir değiştiren, bir de biz varız şimdi. Amaç  ne olursa olsun şehir değiştirmek kolay değil. Hele bizim gibi belli umutlarla ya da kafadaki bazı fikirleri gerçekleştirmek için düzenini bozup bilinmeze giderek şehir değiştirmek hiç kolay değil. Bu heyecanımızı ve kocamın bana bu uyumunu, aynı şekilde benim ona saygı gösterişimi de seviyorum ben. Yakın arkadaşlarımızdan birinin evliliği böyle bir sebeple bitti ve tanıdığım çok insan var kalk gidiyoruz denildiğinde sen git ben burada kalıyorum diye rahatlıkla diyebilecek. Benim için kocamın ve çocuğumun yanımda olması önemli. Nerede yaşadığım çok da sorun değil. Yirmi yaşındayken sevdim, aşık oldum, evlendim. Okulumu, ailemi, yirmi senelik şehrimi, arkadaşlarımı bırakıp gözümü kırpmadan sevdiğimin yanına gittim. Bazen düşünüyordum aynı şeyi yine yapabilir miyim yoksa acaba alıştım mı bu rahatlığa, bildikliğe, zor mu gelir artık taşınsak diye. Gördüm ki zor gelmiyormuş. O neredeyse ben yine oradaymışım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyordum yazmadığım sürede neler oldu diye ve aklıma geçen sabahki düşüşüm geldi. Aslında ilginç bir sabahtı. Rüyamda rahmetli anneannemle dedemi görüyordum, annem, ablam, birileri daha vardı. Yarı iyi yarı kötüydü. Alarmın sesiyle uyandım, sabah altıydı. O ses beni deli ettiğinden daha tık dediği anda fırlar kapatırım ben. Her sabah bu böyledir. Senelerce de böyle olmuştur. Çok yakınıma da koymam saati ya da telefonu. Pek olmadı şimdiye kadar ama kapatıp uykuya devam etmeyim diye mutlaka yataktan kalkmamı gerektirecek bir yerdedir. Geçen sabah da o acayip rüyadan alarmın sesiyle uyandım. Fırladım yataktan ve yere ayak basmamla, yere yapışmam bir oldu. O şaşkınlıkla Fhm! demişim ve o da hemen uyanıp doğruldu, ne oldu iyi misin, diye. İyiyim dedim ama anlamadım ben de ne olduğunu. Alarm da çalmaya devam ediyordu. Tekrar kalkayım dedim kapatmak için ve yine yere yapıştım. O ikinci yapışıştan sonra anladım ki dizim uyuşmuş. Zayiat yoktu bir yerimde neyse ki. Yumuşak iniş yapmışım yere. Kocam bayıldım falan zannetmiş birden öyle düşünce. Sonra saatlerce öğüt dinledim tabi ki, kızdı bana. Çalsaymış o alarm ne olurmuş, o yataktan öyle ışık hızıyla fırlanıp kalkılmazmış, ben her sabah bunu yapıyormuşum, hem o da kapatabilirmiş, ben kalkmasam bile olurmuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de dayımla bir olup alay ettiler benimle. Hem düşüşümle, hem de acayip rüyalarımla. Sonra bu sabah da dün gördüğüm başka bir abuk rüyamı anlatınca tescillendi acayip rüya gören kişi ünvanım. O zaten çocukluktan daha üzerime yapışmıştı da aslında, kat ve kat ünüm arttı diyelim:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gülen suratı (:O)) yapınca aklıma geldi birden. Geçen gün yemekhanede yemek listesini yazdıkları tahtanın önünde tebeşirle silgi duruyordu, etrafta da kimse yoktu. Ben de "afiyet olsun" un altına bir gülen surat yapıp kaçtım:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında aklıma şu an gelen bir şey daha var. İşe ilk başladığım günlerde yanımda duran arkadaşım arada tuvalete kaçıp oynayıp geldiğini söylemişti, çok gülmüştüm. Haklıymış. Bütün gün oturunca, bir de belli saatlerde hatlar yoğun olunca otomatiğe bağlanmış şekilde telefonlara cevap veriyorum. Aç, cevap ver, bağla, kapat... Aç, cevap ver, bağla, kapat... Bir süre sonra ambale oluyor insan. Sürekli aynı pozisyon, aynı kelimeler, aynı hareketler... Gerçekten iki dakika tuvalete kaçmak bile o düzeni bozduğundan, iyi geliyor... Geçen gün ben de kendimi tuvalette Beyaz'ın figürleriyle oynarken buldum. Enerji patlaması gibi bir şeydi. İyi geldi ama kesmedi de. Her an biri gelebilir diye fazla uzatmadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de orada yapayalnız ama bir de olabildiğince göz önündeyim. Bir süre sonra insan unutuyor aslında girişte olduğunu. Tek başına gibi hissetmeye başlıyorsun kendini. Ben de genelde normal normal oturuyorum, dikkatimi işe veriyorum. Saatlerce ne gelen oluyor ne giden ama uluslararası Murphy kanunları orada da işliyor tabi ki... Ne zaman dalıp gitsem, aşırı yoğun telefon trafiğinden kafamı kaldıramayacak durumda olsam, başımı yaslasam önümdeki bankoya, ne bileyim kaykılarak otursam ya da can sıkıntısından abuk sabuk mimikler yapmaya başlasam, kendi kendime konuşsam olmayacak biri çıkıveriyor karşıma. Be kardeşim, saatlerdir hanım hanımcık dururken neredeydiniz diyesim geliyor bazen. Ya da valla bak beş dakika önce normal insan modundaydım şimdi anormalleşmeye başladığım anda siz çıkıverdiniz diyeceğim bir gün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ayrıca çok hoşuma giden bir şey oldu. Keşan'dan bilmem ne bayisi aradı. "Ben &lt;br /&gt;(H) 'Akan Beyle görüştüm az önce" diye cümleye başladı. İçimden "te be koca Trakyalı, güzel memleketlim" diye geçirdim. Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle devam ettim işime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güya işten bahsetmeyecektim ben... Zamanımın büyük kısmı işte geçiyor artık, kaçarım yok, eninde sonunda söz gelip oraya dayanıyor. Aslında anlatacak daha çok şeyim var. Genelde işten geldiğimde kocamla otururken balkonda, en az bir yarım saat anlatıyorum gün içinde olan biteni... Ona anlatırken bir de tabi ses tonları, mimikler ve jestler ekliyorum. Çok eğlenceli oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitirmeden son anda aklıma gelen bir şeyi daha eklemek istiyorum. İki bin onda hayatımdan çıkanlar oldu... Kimini ben istemedim. Artık alabileceğim her şeyi almıştım belki de onlardan kültürel anlamda, gerisi boş laf olacaktı, bana bir şey katmayacaktı,paylaşacağımız bir şey kalmamıştı... Ki, yokluklarını hissetmedim. Kimisiyle ayrı düştük. Eskiden sık sık  buluşurken artık sadece telefonla görüşebilmeye başladık. Ama biliyorum ki gidip karşılarına dikildiğim anda hiç ayrılmamış gibi olacağız... Tıpkı ta ilkokulda ayrıldığım canım arkadaşımla olduğu gibi. Bu eskimek üzere olan senenin, güzel bir armanıydı o da bana. Kimisi de aslında benim de hayatımda istemediğim ama tenezzül edip de çıkarmadığım da kişilerdi. Hayatımdan çıkarmaya bile değmeyecek kadar önemsiz görüyordum onları. Kendileri çıktılar ve bana fayda sağlamış oldular. Hayatlarında bir kez olsun anlamlı bir iş yaptıkları için tebrik ediyorum onları. Fazlalıkları atmayı her zaman sevmişimdir beni bu zahmetten kurtardılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimisi de sanaldı görünüşte ama çoğu zaman bana gerçek arkadaşlarımdan daha yakın oldular. Benden şanslı kimse olamaz bu dünyada. Beni seven ve bunu da sık sık dile getiren, ayrıca benim de sevdiğim bir sürü kişi var. Bazen bir yorum, bir mesaj, kimi zaman bir telefon. Hepsi beni ne kadar da çok mutlu ediyor. Bana ne kadar çok güç katıyor. Genelde güçlü bir karakterim olduğunu söylerler beni yeni tanıyanlar. Bu gücü etrafımda var olan sevgiden aldığımı bilseler eminim ki çok kıskanırlar/özenirler. Ya da bilenler ve sahip olamayanlar demek ki bu yüzden kendi kendilerine kuduruyorlar :O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, demek istediğim kısaca şuydu: iyi ki varsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkında mısınız ? Bir seneyi daha beraber tamamladık. İki bin beşten bu yana sizlerleyim. Ben yeni yılda sağlık, mutluluk ve huzur gibi genel ve hep olmasını dilediğim şeyler yanında kendimiz için, gönlümüze göre bir ev istiyorum sadece... Sizin de ailenizle, sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz mutlu ve sağlıklı bir yıl olur inşallah iki bin on bir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O eski, bildik espriyi yapmazsam olmaz, seneye görüşmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:O)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7504100801988620238?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/7504100801988620238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=7504100801988620238&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7504100801988620238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/7504100801988620238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2010/12/aslnda-yarn-yine-erken-kalkacagm-aksam.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-840669618448168909</id><published>2010-12-26T21:20:00.003+02:00</published><updated>2010-12-26T22:46:27.146+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bu akşam Atahan'a, yemek yedikten sonra yıkan, diyordum. Hemen itiraz etti, "Anne, biraz süre geçsin, dinleneyim sonra gireyim banyoya, hemen yıkanırsam kramp girer" diye. Hani denize hemen yemekten sonra girmiyoruz ya, o hesap onunki de. Küçücük küvette ne kadar yüzebileceğini düşünüyorsa ya da ne yapabileceğini. Gerçi o her yıkandığında tüm banyo ıslanıyor duşakabine rağmen. Yarım saatten önce de çıkmıyor. Demek ki gerçekten de okyanusta yüzüyor duşunu alırken:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyerine teslim etmem gereken evrakların arasında verem savaş dispanserinden alınmış sağlık raporu da vardı. Annemle gitmiştik. Sabahtan röntgen çekeceklerini, raporu öğleden sonra vereceklerini söylemişlerdi. Dispanserden çıkışta, anne, ister misin raporda kötü bir şey çıksın, dedim. Annem de saçmalama,kötü düşünme, dedi. Konu kapandı. Gittik diğer işlerimizi hallettik, öğlen arasında yemek yedik, o gazete okudu, bulmaca çözdü, ben kitap okudum. Unutup gittiğini düşünmüştüm. Öğleden sonra dipanserden çıktığımda, o arabada bekliyordu. Uzaktan görünce yüzünü, anladım ki, unutmamış. Benim surat halimden raporun içeriğini anlamaya çalışıyordu. Es kaza asık suratla çıksam büyük ihtimalle daha ben açıklayamadan kendisi kalpten gidecekti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu olayı unutmuştum aslında. Bu sabah olanlar tekrar hatırlattı. Dün gece on bire doğru ablam, babama mesaj çekmiş. Babamın o saatte uyumayacağını biliyor ama uyuyan varsa rahatsız etmek istememiş. Neyse, mesajı sabah annem okudu babama. Sonra başladı, o saatte çektiğine göre bir derdi var demek ki, zaten sen de son zamanlarda hiç gitmedin oraya, vb. diye endişelenmeye. Ben de sabah sabah aramayım mesaj çekeyim dedim, uyandın mı yazdım ablama. O da cevap verince "babam mesajını şimdi okudu, annem komaya girdi" yazdım. Aslında "komaya girdi" lafını biz kullanırız, annemin aşırı endişeli hallerini anlatmak için, yani anlar ne demek istediğimi diye düşünmüştüm . Ama o da okuyunca bu sefer kendisi korkmuş kötü bir şey oldu diye... Derken aradım en sonunda, ayrıntılı konuştuk da iki mesaj yüzünden ailece kalp krizi geçirmekten kurtulduk :O). Ananın kızıymışsın aynı, ben sadece annemi böyle sanıyordum dedim ona ya da içimden dedim şimdi tam olarak hatırlamıyorum hangisini yaptığımı ama doğru sonuçta. Endişe konusunda yarışsalar başa baş gelirler:O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale'deyken çok sevdiğim bir dostum vardı. İkimiz de çalışmıyorduk. Sık sık görüşürdük. Sonra o işe girdi, ben hastaneye başladım. Bir araya geldiğimizde ben anlatmazdım hiç işi çünkü zaten sevmiyordum orayı, kurtuluşum oluyordu dışarıya adım attığım an ama o bütün gün yeni işini anlatırdı. Ben de dinlerdim genel olarak ama tanımadığım kişilerle dolu, bilmediğim konularla ilgili hikayeler anlatmaya başladığında sıkardı açıkçası. Son yazılarımda hep yeni işimden bahsettim ya. Aklıma o geldi birden bire ve sanki sizlere de aynı duyguları yaşatıyormuşum gibi hissettim. O yüzden bu yazımda işten bahsetmedim. Anlatabileceğim her şeyi de anlattım zaten. O cephede yeni bir şey yok. Görmemişin işi olmuş, suyunu çıkarmış durumları olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev aramaya başladığımızdan bahsetmiştim. Geçen hafta civardaki tüm kiralık evlerin telefonunu topladık. Aradık, bilgi aldık. Kiminin odası, kiminin kirası uymadı, bazıları dubleks çıktı ki en azından üç oda bir salon arasak da dubleks kesinlikle düşünmüyoruz. Dün annemlere en yakın olan bir tanesini gezdik ama aşırı bakımsızdı. Hatta bakımsızlığı geçtim, evin içinde doğalgaz yoktu. Kapıya kadar gelmiş ya, orada kalmış. Ne tesisat ne kombi. Diğer eksiklikleriyle beraber yaklaşık yedi bin liralık bir masrafı vardı evin ve evsahibi de kiracı yaptırsın kiradan düşsün demiş ama öyle kiradan düşmekle bitecek gibi değildi. Yeri çok uygundu bizim için ama halini görünce tamamen aklımızdan çıkardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilk tecrübe hayal kırıklığı oldu benim için açıkçası. Bulamayacakmışız gibi geldi istediğimiz gibi bir yer. Gerçi aciliyetimiz yok. Hemen olamayabileceğini de bildiğimizden zaman kazanmak adına bakmaya başladık. İçimize sinmeyen bir yere sırf çıkmış olmak için çıkacak değiliz ama yine de  çok uzamadan da bulsak artık diyorum ben... Dolu dolu sekiz aydır annemlerin yanındayız. Evi hemen de bulsak, boyanması, temizlenmesi, eşyaların Çanakkale'den gelmesi derken bir kaç hafta daha geçer rahatlıkla. Arama gezme işini sadece haftasonları yapabildiğimiz de düşünülürse... Dualarınız bizim için olsun. Sevebileceğimiz güzel bir ev istiyoruz, anneme de yakın olsa bize yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-840669618448168909?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/840669618448168909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=840669618448168909&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/840669618448168909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/840669618448168909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2010/12/bu-aksam-atahana-yemek-yedikten-sonra.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-5305257479450990772</id><published>2010-12-18T16:57:00.002+02:00</published><updated>2010-12-18T17:56:15.441+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Pek yazamıyorum artık. Bilgisayarı da fazla açmıyorum. Akşam yedi- yedi buçuk arası evde oluyorum. Yemek, dinlenme derken dokuz- on arası da yatıyorum zaten. Sabah altıda kalktığımdan pek geçe kalmıyorum. Sabahları burada bizimle kalan dayımı da uyandırıyorum, kocamı da. Çayı koyuyorum onlar uyanana kadar. Hep beraber kahvaltı ediyoruz. Yedide onlar çıkıyor evden, yedi buçuğa doğru da ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş oturdu artık. Rutine bindi telefonlar. Numaraların çoğunu ezberledim. Eskisi kadar zorlanmıyorum. Daha da hızlandım. Sabahları sakin oluyor biraz, bir de akşam beşten sonra. O saatlerde kitap okuyorum bazen. Bir de küçük defter buldum kendime. Yazı yazıyorum. Aklıma esenleri, günlük olayları, işteki komik ama başkasına anlatsam kişileri, olayları bilmediği için anlamsız olacak küçük anekdotları... Ne olursa... Masada tek başıma olduğumdan, giden gelen olmadığından, yazı yazmak telefonla da bölünse rahatlıkla devam edebildiğimden okumaktan çok yazmayı tercih ediyorum genelde. Bir de kocaman dört katlı bir binanın zemin katındayım ben. Girişte. Önüm olduğu gibi cam. Üç tarafım. Dört kat boyunca. Gerçi ben oturduğum yer itibariyle iki katını görebiliyorum sadece. Bakınaklı yani. Gelen, giden, bir de yağan kar, gökyüzü ve cam boyunca dikilmiş palmiye ağacı, bakım göre göre semirmiş saksı bitkileri gibi çeşitli hoşlukları izliyorum canım sıkıldığında. Arada çay getiren ablaya laf atıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Genelde hem tek başıma hem de tam göz önündeyim aslında. Bazen büyük patronlar geçip gidiyor önümden. Başımla selamlıyorum telefonla falan konuşuyorlarsa ya da müsaitlerse "günaydın efendim". Bütün genel müdürlüğün müdürleri, şefleri de aynı yolu kullanıyor ama bende üç ayrı liste var kafamda. Biri telefonları bağladığım isim-soyisim listesi. Tüm şirket çalışanlarını dahili numaralarıyla beraber biliyorum. Biri sadece yüzlerden oluşan liste. Önümden sık sık geçenlerden oluşuyor ama isimleri yok. Bir de çeşitli vesilelerle adlarını öğrendiğim isim listesiyle eşleştirdiğim yüz listesi. Onun sayısı hayli az. Ama zaman içinde çoğalıyor. En azından müdürleri falan tanısam kolaylık olacak bana çünkü ben tam girişte olduğumdan bazen soruyorlar şu bey çıktı mı, bu hanım geldi mi, bildiğim biriyse cevap veriyorum ama bilmediğimse şanslarına küssünler durumu oluyor. Ya da bazen dışarıdan biri geldiğinde bana soruyor, x müdürünün yanına gidecektim, üçüncü kat dedi ama diye, öyle dediyse doğrudur, ben de yeniyim tam bilmiyorum tarzı acayip cevaplar veriyorum, gülümsüyoruz birbirimize karşılıklı... Bazen de telefon bağlarken duyuyorum, şirket yeni santral elemanı almış diyorlar müşteriler... Ben de evet efendim yeni başladım dedim bir bayana, attığı kahkahalar bütün ofiste duyulmuştur, yakalandığını anlayınca çok güldü. Duydum ama ne yapayım sessiz kalamadım deyince bir posta daha güldü:O). Bunun dışında en hoşuma giden yanı işimin, her gün yüzlerce değişik ses, şive, aksan, konuşma şekli duyuyor olmak. İşte bu insani yönü bence. Bazen yabancılar da arıyor. İngilizce konuşanlarla konuşuyorum, bağlıyorum, bazen isim telaffuzları çok acayip oluyor, c'leri s ya da k gibi okuyunca anlamam zorlaşıyor ama sonuçta anlaşıyoruz da Arapça, Rusça konuşanları ilk başta hiç anlamıyordum. İki haftanın sonunda konuşmak istedikleri soyisimlerini söyleyişlerinden kimi aradıklarını da anlamaya başladım. İyi kötü bağlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde bazen şaka yapıyorum sesimle kazanıyorum hayatımı diye ya da oturduğum yerden para kazanıyorum şeklinde:O). Gerçekten de en kötü yanı bütün gün oturmak. Santral yoğun olduğundan yemek ve tuvalet molaları dışında hiç yerimizden kalkmıyoruz. Yemeğe benim gitmem için diğer arkadaş geliyor, onun yerine başka biri bakıyor, dönüşümlü gidiyoruz. Boş bırakılmıyor hiç telefonlar. Tuvalete de saatli, sınırlı değil ama öbür arkadaşa haber verip telefonu ona yönlendirip öyle gidebiliyoruz. Oturmak güzel, yorulmuyorsun ama sabah sekiz akşam altı buçuk hiç kalkmadan otur otur olunca belimiz ağrıyor, ayaklarımız tutuluyor, başka bölgelerimiz de uyuşuyor açıkçası. Ayrıca kulaklık kullanıyorum ben, çıkışta kulaklarım çınlıyor  bir saat boyunca. Gün boyunca sık sık kulaklığı sağdan sola değiştiriyorum ama yine de etkiliyor. Ahize kullansam o da bıkkınlık veriyor bir süre sonra sürekli götür kulağına bırak,kaldır, koy.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar dışına seviyorum işimi. Daha faydalı olabileceğim bir birimde olmak isterdim, belki zaman içinde yerim de değişebilir ama hep santralde de kalsam şikayet etmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar iş durumları artık oturduğundan kendi evimize çıkmayı düşünüyoruz. Yavaş yavaş onun arayışlarına girdik. Bizim amacımız burada iş durumlarını ayarlayana kadar ya da durum nedir anlayana kadar annemlerde kalmaktı. Eğer ikimiz de iş bulamasaydık Çanakkale'ye de geri dönebilirdik. O yüzden ilk başta eşyaları getirmemiştik. Az çok durumlar belli olduğuna göre artık zamanıdır ayrılmamızın. Kısmetse ocak ayı içinde halledebiliriz belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar olsun... Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-5305257479450990772?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/5305257479450990772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=5305257479450990772&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5305257479450990772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5305257479450990772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2010/12/pek-yazamyorum-artk.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6338979591504870999</id><published>2010-12-09T20:25:00.003+02:00</published><updated>2010-12-09T20:44:58.279+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Bugün artık yanımdaki arkadaşımı başka birime aldılar. Bir haftamı doldurmuşken. İşi öğrenmişken. O da gidince var olan beş çekmecede keşfe çıktım. İkisini doldurdum. Üçü boş kaldı ama bir tanesinde günün süper sürprizini buldum. Aldım gözümün önüne koydum. Sanki kırılıvereceklermiş gibi bütün gün korudum, kolladım onları. Akşam çıkışta da kaybolmasınlar, uçmasınlar, biri bulup atmasın diye not aldığım defterin yaprakları arasına koydum kurumuş-kurutulmuş iki minik papatyamı. Hani ben papatyaları çok severim ya, hani onlar hep dostturlar ya bana. Tek başıma kalmışken onlar arkadaşlık ettiler günüme. Sabah da ilk iş defterimin arasından çıkarıp yine gözümün önüne ama korunaklı bir köşeye koyacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başıma kaldım dedim ya, gerçekten de tek başıma kaldım. Gelen geçen vardı ama telefon dışında kimseyle konuşmadım gün boyunca. Telefonda da muhabbet değil, iş. Belli birimleri belli yerlere bağlama ya da müşterileri istediği bölümlere aktarma. Canım sıkıldı akşama doğru telefon trafiği de azalınca. Kimseyi de tanımıyorum ki. Gelip geçerlerken merhaba, görüşürüz bile olsa desek iyi gelecekti belki. Çoğu da asık suratlı ve selamsız zaten. Belki de öyle yapınca daha da önemli kişilermiş gibi göründüklerini zannediyorlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah mesaj çektim kocama. Normalde çok mesajlaşmayız. Telefonla da çok konuşmayız. Ben sevmem aslında telefon muhabbetlerini fazla, o da öyle. Söyleyeceğimizi söyleyip uzatmadan kapatırız. Evde yüz yüze muhabbetimiz çoktur bizim. Artık ikimiz de işte olduğumuzdan zorunlu haller dışında hiç aramıyoruz zaten. Neyse, mesaj çekip söyleyince teke tek olduğumu, o da güzel bir cevap yazmış bana. İçinde sevgisini barındıran ve beni düşündüğünü belli eden. Beklemiyordum cevap. O da ayrı bir sürpriz oldu. Tam da öğle yemeğine çıkmak üzereydim okuduğumda, birden yüzüm güldü....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar dışında iş nasıl derseniz... İyi gidiyor. Memnunum. Yüzde doksan beşini öğrendim. Yüzde beş de bir iki hafta içinde en fazla, öğrenilir. Ondan sonrası da rutine biner. İşyerindekilerden de olumsuz bir bildirim almadım şimdiye dek. Onlar da memnun gibiler genelde. İnşallah hep böyle gider... Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6338979591504870999?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/6338979591504870999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=6338979591504870999&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6338979591504870999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/6338979591504870999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2010/12/bugun-artk-yanmdaki-arkadasm-baska.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4437411482058822787</id><published>2010-12-05T15:01:00.003+02:00</published><updated>2010-12-05T15:25:02.333+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İşte dört günü tamamladıktan sonra bugün tatildim. Çabucak geçiverdi. Genel anlamda memnun kaldım, eh onlar da memnun kaldılar ki, cuma günü evrakları imzalayıp resmi bir çalışan oldum. Pazartesi de izinliyim gerekli belgeleri hazırlamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye çapında bilinen, tanınmış, plastik üzerine çalışan köklü bir firmanın genel müdürlüğünde santral memuresiyim. Genel müdürlük binası, üretim kısımları derken iş yeri değil küçük çaplı bir köy, hatta kasaba gibi. Çalışan sayısı bin beş yüz civarında. Ben büyük patronların odalarının bulunduğu kısımda, danışma masası gibi görünen ama aslında kuş uçurulmadığı için kimsenin danışmadığı masamda, önümde tek telefonla bütün binanın telefonlarını bağlayıp, dışarıdan gelen aramalara da cevap veriyorum. Yeni olduğumdan ve kimseyi tanımadığımdan biraz zorluk yaşıyorum ama bir süre geçip de isimleri ve yüzleri tanıyınca ballı kaymak gibi bir iş olacak benim için. Sabahları servisle gidip, akşamları servisle dönüyorum. Altı buçuk oldu mu, telefonu kapayıp çantamı alıp çıkıyorum. Mesai, nöbet gibi şeyler yok bize.Cumartesi bire kadar çalışıyoruz ama süper bir şey o gün kotla gidebiliyoruz işe. Kurumsal, köklü, herkesin kendi işine baktığı, işini iyi yaptığın sürece de kimseyle sorun yaşamayacağın bir yer gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada işe başladıktan sonra başka bir firmadan daha çağrıldım. Öteki firma çelik üzerine çalışıyordu. Şartlarını fazla bilmiyorum konuşulmamıştı  ama pazarlama kısmında çalışacaktım.  Çağrıldığım gün daha evrakları da imzalamamıştım. Çıkıp gitme, öteki yere hemen başlama şansım vardı ama gitmedim. Çok düşündüm. Bildiğin yer bilmediğin yerden iyidir düşüncesi ve komşudaki kazı almaya giderken evdeki tavuktan olma ihtimali beni bulunduğum yerde kalma kararını almaya sevk etti. Sonra iş arkadaşlarımla genel sohbetler ettim. Hepsi memnundu şartlardan, işinden, firmadan, maaş veya sigorta konularında hiç bir sorun yaşanmıyordu, arada ikramiyeler ya da şu bu yardımı oluyordu. İyi bir karar aldığıma ikna oldum. Zaman içinde durum beni yanıltmaz umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atahan'la annemle babam ilgileniyor. Kim müsaitse öğlen yemek ve akşam okul çıkışı onu evde bekleme işini üstleniyor. Daha her şey yeni olduğundan çalışıyor olduğum fikri de çok yeni geliyor bana. Biraz iş yerinde giyebileceğim kıyafetler de almam lazım. Zamanla her şeyin daha da iyi olacağına inanıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar diyorum. Son zamanlarda yazı yazmadığım gibi kimsenin blogunu da okumamıştım, açığı biraz olsun kapatmak için listemdekilere göz atacağım. Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4437411482058822787?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/4437411482058822787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=4437411482058822787&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4437411482058822787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/4437411482058822787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2010/12/iste-dort-gunu-tamamladktan-sonra-bugun.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-5901297177931137392</id><published>2010-11-30T17:31:00.003+02:00</published><updated>2010-11-30T17:36:31.845+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Geri dönüşüm güzel bir haberle olacak galiba:O). Yarın işe başlıyorum. Bir hafta deneme süresi olacak. Onlar beni tanıyacaklar, ben işyerini değerlendireceğim. Ayrıntıları daha sonra yazmak istiyorum. Kendim gidip gördükten, bir kaç gün geçirdikten sonra. Ama sanki bu sefer güzel bir yer oldu gibi:O). Dualarınız benimle olsun lütfen de karşılıklı memnuniyetle şu işe ben devam edeyim... Benden iyisini bulamazlar, daha önce başvurduğum işyerleri büyük bir fırsatı kaçırdılar ellerinden, buraya da yazık olmasın diye diyorum ben:O).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-5901297177931137392?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/5901297177931137392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=5901297177931137392&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5901297177931137392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/5901297177931137392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2010/11/geri-donusum-guzel-bir-haberle-olacak.html' title=''/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-573987331811103545</id><published>2010-11-13T18:43:00.001+02:00</published><updated>2010-11-13T18:45:12.919+02:00</updated><title type='text'>Sil Baştan</title><content type='html'>Olsun. Geçmiş arşive kaldırılsın. Yeni sayfalar açılsın istedim sadece... Beş sene önceki ilk yazımla baş başasınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-573987331811103545?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/573987331811103545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=573987331811103545&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/573987331811103545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/573987331811103545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2010/11/sil-bastan.html' title='Sil Baştan'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-112257861907270825</id><published>2005-07-28T22:19:00.002+03:00</published><updated>2008-05-09T01:18:25.434+03:00</updated><title type='text'>MUTFAK CAMI YAZILARI</title><content type='html'>Ben 15-16 yaşlarındayken (aslında tüm hayatım boyunca) annem sabah erkenden kalkmış, çayı demlemiş olurdu. Mutfağın camı da çayın buğusuyla kaplanırdı. Uyanınca havanın nasıl olduğunu anlamak için mutlaka mutfak camından dışarı bakardım. Dışarıyı görebilmek için önce camı silmem gerekirdi.&lt;br /&gt;Böyle günlerden birinde cama “Burcu” yazmıştım. Annem sonradan üstüne “uykucu güzelini” ni ekleyince ben de üzerine başka kelimeler eklemiştim bu aramızda küçük bir oyun olmuştu.&lt;br /&gt;Günlerdir linkler yardımıyla blog blog geziyorum. En sonunda benim de içime bir blog yapma isteği yerleşti. Bunu daha önce denemiş ama nedense başarılı olamamıştım.&lt;br /&gt;Geçen gece yatmış ama bir türlü uyku tutturamamışken aklıma önce bu mutfak camı yazıları, ardından da bu isimde bir blog oluşturmak geldi. Tekrar denedim ve rahatlıkla başardım. İlk seferinde neden başarısız olduğumu anlayamıyorum.&lt;br /&gt;Açıkçası bu siteyi öncelikle kendim için oluşturdum. Uzun zamandır ara verdiğim yazma işini ve içimdeki yazma dürtüsünü daha fazla ertelememek için.&lt;br /&gt;Belirli bir konu olmayacak. Aklıma estiği, içimden geldiği gibi yazacağım. Kimse olmasa da en azından ablam, abim ve eşim okuyacaktır. Eh şimdilik bu da bana yeter.&lt;br /&gt;Sevgilerimle…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-112257861907270825?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mutfakcami.blogspot.com/feeds/112257861907270825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=14902970&amp;postID=112257861907270825&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/112257861907270825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14902970/posts/default/112257861907270825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mutfakcami.blogspot.com/2005/07/mutfak-cami-yazilari.html' title='MUTFAK CAMI YAZILARI'/><author><name>Burcu-Mutfak Camı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01349185878394384111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/TFk6Fj1TtJI/AAAAAAAABPM/LywH9nETXcE/S220/burcu.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry></feed>
