<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-14902970</atom:id><lastBuildDate>Thu, 19 Nov 2009 12:30:05 +0000</lastBuildDate><title>Burcu'nun Mutfak Penceresi :O)</title><description></description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/</link><managingEditor>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>138</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-7114734537197106527</guid><pubDate>Wed, 18 Nov 2009 13:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-18T15:14:57.898+02:00</atom:updated><title></title><description>Kadınlar için sone&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben güzel gözlü kadınları severim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de küçük ayaklıları, uzun boyluları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem nasıl severim, öyle severim işte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terler avuçları, kesilir solukları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mahzun kadınları severim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavru ceylanca kadınları, ürkekçe,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem nasıl severim, öyle severim işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilemezsin ne güzeldirler öpüştükçe,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben akıllı kadınları severim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünen, az konuşan, çok bilen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yerde her zaman nazı çekilen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem nasıl severim, öyle severim işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde büyük, sonsuz ateşler yanmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümüm bile o kadın yüzünden olmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit Yaşar Oğuzcan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün yazmaktan sıkıldım ama şiir çok güzel gerçekten:O)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-7114734537197106527?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/kadnlar-icin-sone-ben-guzel-gozlu.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3537554854269650518</guid><pubDate>Tue, 17 Nov 2009 09:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-17T13:25:27.471+02:00</atom:updated><title></title><description>Değişen ruh hallerime bazen ben bile yetişemiyorum. Dün gece mutsuz, umutsuz yattım. Belli bir sebebi de yoktu mutsuzluğumun. Sorsalar diyebileceğim tek şey "bilmiyorum" du. Sabah kalktığımda ise inanılmaz bir enerjiyle doluydum. "Her şey çok güzel olacak" diyerek başladım güne. Perdeleri açtım, gittim yüzümü yıkadım. Altı buçuktu daha, bekledim oğlum uyansın diye, Benten'i izledik beraber. Sonra onu okula gönderdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bazen bana zor bir insan olduğumu söylerler, beni çok iyi tanıyanlar. Ben de düşünürüm hangi sebeple böyle dediklerini. Belki de çok çabuk değişen ruh halim yüzündendir.  İki dakika önce güler söylerken, iki dakika sonra karalar bağlayıp oturabiliyorum. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum. Ben halimden memnunum aslında, bundan sonra da bu özelliğimin değişeceğini sanmıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün çocuğun okuluna uğradım beş dakika, küçük bir iş için. Hiç kendimi oraya aitmiş gibi hissetmedim. Hiç "anne" havası yoktu üzerimde. Yeğeniyle ilgilenen bir teyze gibi geldim bana :O). Okul aile birliğiyle görüştüm. Baktım, onlar da benim gibiydi aynı. Ama sanki üzerlerinde "Ben her akşam çocuğumu, keklerle böreklerle karşılayan klasik bir anneyim" yazıyordu. Ben de ise "işim bitse de gitsem, ne faso fiso şeyler bunlar!". Öyle mutfaktan anlamayan bir kadın da değilim aslında. Yiyenler ve beni tanıyanlar bilir. Neyse, belki de yaşım hepsinden küçük olduğu için öyle davranıyorlar bana. Bakışlarında görebiliyorum bazen. Çocuğun öğretmeni de öğrencisiyle konuşuyor gibi konuşuyor benimle: İlgili ama otoriter. Hiç uğramak zorunda kalmasam ne güzel olur ama kaçarım da yok...   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazara gideceğim bugün. Bir de arkadaşıma uğrayacağım. Hepsinden önceyse, deniz kenarına kadar yürüyüp, beş dakika bile olsa denizi seyretmek istiyorum tek başıma. Pazardansa hala varsa kırmızı kalın biber ve balkabağı almak istiyorum. İkisini de çok severim. Kabaktan tatlı yaparım belki ama onu evde benden başka yiyen olmaz. Biberi de domatesin yanına doğrayıp, üzerine zeytinyağı gezdirip salata gibi yiyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaştan hazırlanıp çıksam iyi olacak... Yine görüşmek üzere... Ablam yazmıyor ya son zamanlarda, onun yerine de ben yazdığım için galiba:O).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3537554854269650518?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/degisen-ruh-hallerime-bazen-ben-bile.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6660206147323719082</guid><pubDate>Mon, 16 Nov 2009 15:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-16T17:20:06.727+02:00</atom:updated><title></title><description>Bu akşamdan bir diyalog:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anne, sana bir teklifim var!&lt;br /&gt; . Nedir oğlum?&lt;br /&gt;-Benimle evlenir misin?&lt;br /&gt;. Ama ben babanla evliyim zaten.&lt;br /&gt;-Biliyorum ama ikimizle birden aynı zamanda!&lt;br /&gt;. Kuma gibi mi yani?&lt;br /&gt;-O nedir?&lt;br /&gt;. Bir adamın iki kadınla evli olması.&lt;br /&gt;-Evet işte öyle.&lt;br /&gt;. Babana bir sor bakalım ne diyecek :O).&lt;br /&gt;-Tamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır evlilik teklif ediyordu da ilk defa babasını ortak kabul etti. Ben de şaşırdım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6660206147323719082?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/bu-aksamdan-bir-diyalog-anne-sana-bir.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6073266558647167355</guid><pubDate>Mon, 16 Nov 2009 11:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-16T13:40:35.433+02:00</atom:updated><title></title><description>Mutluluk böcüğü günlerim sona erdi :O). Eski bunalım günlerime dönüyorum yavaş yavaş :O). Mesela evde canım sıkıldı şu an :O) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında yapacak işim çok. Çocuk okula gitti, koca işe. Ev bana kaldı. Ufaktan ufaktan başladım sağı solu düzeltmeye. Bir kahve molası vermişken bugünkü yazımı da yazmak istedim. Hazır yazma modundayken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi günlerini sevmiyorum. Herkes yoğun, herkes işinde gücünde, sanki koca dünyada bir tek ben, boş gezenin boş kalfasıymışım gibi geliyor :O). Halbuki radyoda çok güzel bir caz parçası dinliyorum şu an. Çalışırken en çok özlediğim şeydi... Önümde kahvem, sakin sakin, düşüne düşüne yazıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamı topladıkça aklım başıma geliyor yavaş yavaş. İşten büyük bir gururla istifa ettim, süper. Zaten iki aydır maaş da alamıyordum. Bu da komik aslında dört ay çalıştım, tek bir maaş alabildim :O). Neyse, Avon'u da bıraktım çoktandır. Oradan öyle çok bir kazancım yoktu ama akmasa damlıyordu, harçlık oluyordu. Biliyordum ki az da olsa gelecek... Eeee beş parasız kalakaldım. Tabi ki kocam var ama sonuçta alışığım ben küçük de olsa kendi ayrı bütçeme sahip olmaya...Zor geldi bu bana be günlük. Kara kara düşünüyorum ne yapacağım diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiştim mutluluk böcüğü hallerim sona erdi diye:O)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6073266558647167355?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/mutluluk-bocugu-gunlerim-sona-erdi-o.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-9110908223887410755</guid><pubDate>Sun, 15 Nov 2009 16:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-15T19:04:03.869+02:00</atom:updated><title></title><description>Yazasım var nedense son zamanlarda sürekli. Yazsam yazsam günlerce durmasam içimdekiler bitmeyecekmiş gibi geliyor. Bir yandan da sanki hiç bir şeyi istediğim gibi anlatamıyorum. Kötü bir şey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-9110908223887410755?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/yazasm-var-nedense-son-zamanlarda.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2417702028880778742</guid><pubDate>Sun, 15 Nov 2009 14:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-15T16:35:07.973+02:00</atom:updated><title></title><description>Son günlerde eski resimlere bakıp bakıp duruyorum. Bilmiyorum sebebini. Açıp hepsini tek tek, çekildiğimiz yeri, zamanını, o anki ruh halimi, yanımızdaki insanları düşünüyorum... Az önce yine bakarken aklıma geldi iki sene önceki halimizle bugünümüzü yan yana koymak... Neler değişmiş sizce? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SwAQAxdPpfI/AAAAAAAABCQ/kkf1MFWRIRc/s1600-h/yaz2009+070.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SwAQAxdPpfI/AAAAAAAABCQ/kkf1MFWRIRc/s320/yaz2009+070.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404337158306637298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SwAPYP-e2tI/AAAAAAAABCI/d3potZa2PWU/s1600-h/2007.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SwAPYP-e2tI/AAAAAAAABCI/d3potZa2PWU/s320/2007.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404336462124473042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bir pazar günü rehaveti yaşıyorum. Yapılacak şeyler var ama elim değmedi daha hiçbirine. Çocuk sokakta oynuyor şimdi. Birazdan o gelecek hava karardı diye. Ben onu masanın başına oturtacağım son ödevleri için, kendim de işlere girişeceğim. Son yarım saatimin tadını kahve içerek çıkarıyorum :O)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2417702028880778742?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/son-gunlerde-eski-resimlere-bakp-bakp.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SwAQAxdPpfI/AAAAAAAABCQ/kkf1MFWRIRc/s72-c/yaz2009+070.JPG' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3586690737240885160</guid><pubDate>Sat, 14 Nov 2009 09:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-14T11:49:50.430+02:00</atom:updated><title></title><description>Bu sabah dün gece çok  geç yattığım halde, yine erkenden uyandım. Bu sefer oğlum uyandırdı gerçi. O olmasa kalkamazdım büyük ihtimalle. İki simit aldık kapının önünden geçen simitçiden. Birini o yedi, birini ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ekmek, gazete almaya bakkala gittim. Baktım hava çok güzel, yolumu hemen evin ordaki parktan geçirdim. Kuş seslerini dinledim büyük bir zevkle. Evden ilk çıktığımda bir yere yetişecek gibi hızlı hızlı yürüyordum. Sonra dedim ki kendi kendime acelem ne? Oturdum parktaki banka beş dakika mola verdim her şeye... Sonra yüzümde aptalca bir gülümseme oldu ister istemez. Mutluydum, elimde değil. Güle güle, daha da uzatarak yolumu, tam aksi istikametten gittim bakkala. Selamlaştık dükkan sahibiyle. Aldım gazetelerimi, tazecik ekmeğimi, oğluma bir sakız... Yine acele etmeden, yüzümde sabahın serinliğini ve bir yandan da cılız güneşi hissederek döndüm eve. Sakızı verdim. Aslında ne kadar minik bir şey ama çok mutlu oldu benim velet. Seni seviyorum anne dedi. Sakızın sevinciyle söylemiş olsa da hoşuma gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra sigaramı içerken düşündüm de.... Çalışırken milyon tane şey yaşadım aslında ama pek bahsetmemişim onlardan burada. Üstü kapalı geçiştirmişim her şeyi. Şimdi ise neredeyse içtiğim bir bardak suyu bile, aman da ne de güzeldi diye sevgi böcüğü, hayat dolu insan şeklinde anlatacağım... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiklerim okuyor yaa burayı, ben en çok onlar için yazıyorum yaa, bilsinler ki mutluyum :O). Sesimdeki siyah tonlar pembeye döndü çoktan. Bir süre sonra sıkılırım belki, belki normale dönerim ama yine de uzun süre yaşadığım sıkıntılardan sonra huzur güzel bir değişiklik oldu benim için. Bir de fark ettim ki iki gündür karnım doyuyor, yemek yiyebiliyorum. Ondan önce haftalarca yarı aç yarı tok geçirmişim günlerimi. Stres bana yaramıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3586690737240885160?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/bu-sabah-dun-gece-cok-gec-yattgm-halde.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3920396937886126196</guid><pubDate>Fri, 13 Nov 2009 14:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-13T16:25:44.020+02:00</atom:updated><title></title><description>Bu öğleden sonra giydim kotumu, attım çantamı sırtıma çıktım dışarıya. Hava güzel gibiydi biraz hava almak istedim. Gideceğim ya da gitmeyi planladığım bir yer yoktu aslında. Bakkala uğradım sigaramı aldım, markete uğradım ekmeğimi aldım... Ordan yürüdüm deniz kenarına. Baktım ki Golf hala açık ama oturmadım oraya. Hemen yanındaki banklara geçtim. Önce ablamla konuştum uzun uzun, boğaz manzarasına karşı... Sonra bir de annemin sesini duydum. En son bir de arkadaşımı aradım ne zamandır görüşmediklerimden. Çok güldüm, çok konuştum. İki de sigara içtim boğaza karşı. İyi geldi :O).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3920396937886126196?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/bu-ogleden-sonra-giydim-kotumu-attm.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2824032261768541658</guid><pubDate>Fri, 13 Nov 2009 09:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-13T11:47:01.533+02:00</atom:updated><title></title><description>Alışkanlık olmuş beşte altıda ayaktayım her sabah... Gerçi ben eskiden beri erken kalkardım. Severim de sabahın ilk saatlerini o yüzden şikayetim yok. Kocam uyuyor halen daha. Ben de biraz bakınıyorum bloglara. Çocuk okulda. Evde derin bir sessizlik ve huzur hakim. Çok hoşuma gitti bu durum. Televizyon veya radyo bile açmadım. Aslında bilgisayar başında olduğumda sabah ya da akşamsa Nihat'la Sivrisinek'i açıyorum. Diğer saatlerde de Joy fm dinliyorum. Kitap okumaya başlayacağım tekrar çok yakında. Babam kitap fuarından Zar Adam'ı almış bana. Biri ve ikiyi. Bayramda görüşeceğiz büyük ihtimalle. Ütü yaptım dün gece bol bol. Ütüyü de severdim zaten ama ne zamandır sadece acilleri ütülüyordum. Böyle canımın istediği seçip seçip ütülemek hoşuma gitti... Süpürge falan açmadım gerçi hiç. Ev işlerini özledik dediysek de o kadar da özlemedik. Aklım daha çok dolap düzenlemelerinde, ev derleyip toplamalarda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2824032261768541658?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/alskanlk-olmus-beste-altda-ayaktaym-her.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2662752447930525836</guid><pubDate>Thu, 12 Nov 2009 11:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-12T13:43:20.512+02:00</atom:updated><title></title><description>İki gün önce işimden istifa ettim. Evdeyim. Yıldırma politikası uyguladılar. Dört ay dayandıktan sonra, geçen gün yıldım ben de:O). Çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama iş yerinde yaşadığım stres yüzünden 7 kilo verdiğimi söyleyebilirim. Arada başıma saplanan ağrılar, mide krampları da cabası. Sonuçta genel anlamda mutlu olduğum bir yerdi ama bir kişiyle yaşadığım huzursuzluk bana yetti. Sağlığımı, kişisel huzur ve mutluluğumu düşünerek bıraktım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakkala gitmek dışında evden çıkmadım salıdan beri. Özlemişim. Oğluşum da dün evdeydi. Ütü yaptım, yemek yaptım. Bu sabah da okul açıldığından beri ilk defa onu okula uğurladım :O) Ne kadar özlemişim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz dinleneyim, kendimi toparlayım yeni iş olanaklarını araştıracağım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi mutluyum :O). Sabah kocama kahvaltı hazırladım. Bloglara göz gezdirdim. Çamaşırları koydum makineye... Ne kadar ezik ev kadını muhabbeti oldu farkındayım :O)(ezik de oğlumun lafı bu arada, söyleye söyleye benim de ağzıma yerleştirdi:O))... Yıkadığı tertemiz çamaşırlarla, mis gibi ütülediği gömleklerle, yaptığı çeşit çeşit yemeklerle övünen biri değilim normalde. Akşam oğlum acayipsin dedi bana zaten. Sebebini bilmiyorum. Üzülmedim. Aksine mutlu etti acayip olmak beni. Belki de sırf bu yüzden acayibim bilemiyorum ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra daha sık görüşeceğiz, söz:O)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2662752447930525836?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/iki-gun-once-isimden-istifa-ettim.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4483795756983470562</guid><pubDate>Sat, 07 Nov 2009 16:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-07T18:55:43.741+02:00</atom:updated><title></title><description>Bu akşam sigaramın bittiğini görünce daha geç olmadan köşedeki bakkaldan alıp geleyim dedim... Evin içinde giydiğim eski pantolonla gitmek istemedim beş dakikada gidip gelecek olsam bile. Kotumu geçirdim üzerime. Ve fark ettim ki, özlemişim kotumu giymeyi... Eski güzel günlerde o kot benim üniformamdı :O) Şimdi ise hasret kaldım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz hava çok güzel olduğundan, saat de daha beş dolayları olduğundan nasılsa üşümem diye ince penye montumu aldım üzerime. Dışarıya çıktığımda gördüm ki gerçekten de soğumamış henüz. O kadar yumuşaktı ki hava, ben de o kadar hasret kalmışım ki sokağa, sokakta yürümeye, kotuma, köşedekine değil de biraz daha uzaktakine gideyim dedim. Aldım sigaramı çıktım bakkaldan. Baktım daha doyamamışım yürümeye, eve kısa yoldan değil uzunundan dönmeye karar verdim. Herkes işinden dönüyordu ya da gezmeye çıkanlar evine ulaşmaya çalışıyordu. Telaşlı bir kalabalık vardı dışarıda. Çok hoşuma gitti onları izlemek. Biraz daha yürüyeyim biraz daha derken minik bir akşam yürüyüşü yapmış oldum. Evden habersiz çıkmamış olsam, belki de daha da uzatırdım yolumu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın da hava güzel olursa bu sefer deniz kenarına doğru yürümek istiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4483795756983470562?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/bu-aksam-sigaramn-bittigini-gorunce.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-543126676899255196</guid><pubDate>Thu, 05 Nov 2009 20:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-05T23:07:59.720+02:00</atom:updated><title></title><description>Bugün hastanede hepimize tek tek domuz gribi aşısı olup olmayacağımızı sordular. O an bana sanki "ölecek misin, kalacak mısın ?" demişler gibi geldi. Bir an, tüm her şey dondu kaldı. Düşündüm. Yaptırmayacağım, dedim. Oysa kbb olarak belki bizler en çok risk altında olanlardık ama ben, doktor ve hemşire yaptırmamayı tercih ettik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aydır çarşıya falan inmiyorum galiba... Çanakkale'de oturuyorum ve galiba yine bir aydır deniz yüzü görmedim. Abartıyordumdur belki bir ay olmasa da üç hafta vardır. İşe servisle gidip geliyorum ve servis de arka caddeden geçtiğinden minibüsün camından olsa görme imkanım yok. Geçen hafta sonu mutlaka deniz kenarına inmeyi planlıyordum ama öyle bir fırtına çıktı ki burnumu camdan dışarı çıkarmadım. Kısmet olursa belki bu hafta sonu inerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta o kadar uzun geldi ki bana günler sanki hiç geçmiyormuş gibi... Yatıyorum kalkıyorum daha çarşamba, perşembe diye gün sayıyorum... Evet yarın cuma ama cumartesi hala daha çok uzak sanki... Ki cumartesi de çalışacağım düşünülünce hafta sonuna iki gün var benim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap okumuyorum, televizyon izlemiyorum, evden hiç çıkmıyorum, kimseyle görüştüğüm yok... Arada girip bloglara bakınıyorum, bazen yazı yazıyorum, facebooka takılıyorum biraz... Hayat böyle geçip gidiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-543126676899255196?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/bugun-hastanede-hepimize-tek-tek-domuz.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1623501429074124703</guid><pubDate>Wed, 04 Nov 2009 20:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-04T22:49:36.139+02:00</atom:updated><title></title><description>Bu akşam iş çıkışı kocam aldı beni. Zaten biraz geç çıktığımdan servis gitmişti, çok da iyi de oldu. Uzun zaman sonra ilk defa beraber eve dönmüş olduk ve akşam yemeğini de birlikte yedik. Normal bir aile gibi olduk bir geceliğine :O). Hoşuma gitti. Günlük rutinimizde ben işte oluyorum o işe giderken ve ben döndüğümde o gitmiş oluyor. Sadece pazar günleri bir arada olabiliyoruz eğer ben nöbetçi değilsem, eğer o çalışmıyorsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir bir takım olumsuzluklar yaşıyorum iş yerinde. Çok mutlu değilim. Bırakmayı tercih ettiğim durumlar olabiliyor. Bunu bilen bir arkadaşım, bugün, ben gidersem üzüleceğini söyledi. Geçen gün de başka bir arkadaşım aynı şekilde gitmemi istemediğini söylemişti. Bunlar da mutlu etti beni. Olumsuzluklar içinde küçük hoşluklar bazen bir çok katlanılmaz şeyi biraz dayanılır hale getirebiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamı fazla toparlayamıyorum kayınvalidem Yaprak Dökümü'nü izliyor. Onların da hayatı ayrı bir dram. Sadece tanıtımlarını izlediğim halde her bölümde binbir acı yaşadıklarını biliyorum :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın hayhuyunda kaybolup gitmeden hoşuma giden iki minik şeyi buraya not etmek istedim. Son zamanlarda olumsuzlukları görmeye çok meyilliyim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1623501429074124703?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/bu-aksam-is-cks-kocam-ald-beni.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-2347864796644543564</guid><pubDate>Sun, 01 Nov 2009 11:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-01T14:16:45.079+02:00</atom:updated><title></title><description>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/Su1sezSwdkI/AAAAAAAABCA/yxagqspgFok/s1600-h/golf+023.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/Su1sezSwdkI/AAAAAAAABCA/yxagqspgFok/s320/golf+023.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399090804707849794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablam demiş ki kitaplıklarının fotoğrafını koy. Neden niçin istemiş bilmiyorum ama eski klasörlerde öylesine çektiğim tek bir kitaplık fotosu bulunca hemen koydum. Yoksa kalır da kalır, bir türlü elim değmez. O yüzden fotoğraf kötü ama yatak odasındaki iki kitaplığımın son halini gösteriyor. Son hali değil daha doğrusu sonradan biraz daha kitap eklendi üzerine. Üçüncü kitaplığım da holde duruyor... Onun resmini bulamadım. En az bu iki kitaplığı dolduracak kadar kitap daha da koliler içinde depoda. En büyük hayalim bir odayı kütüphaneye çevirmek. İnşallah ileride bir gün o da olacak :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında mimlemiş ablam beni. Onu da cevaplıyorum hemen:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloguna neden bu ismi verdin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun cevabı doğrudan ilk yazımda yer alıyor aslında. O yüzden onu aldım buraya tekrar koydum. Verdiğim isimden hiç pişman olmadım bunu kesinlikle söyleyebilirim. Dördüncü yılı devirip beşinciye girmeme rağmen sıkılmadım da. Demek ki doğru bir isimmiş. Hikayesini bilmeyenlere biraz acayip ya da uydurmasyon geliyor galiba ama ben seviyorum :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Temmuz 2005&lt;br /&gt;MUTFAK CAMI YAZILARI &lt;br /&gt;Ben 15-16 yaşlarındayken (aslında tüm hayatım boyunca) annem sabah erkenden kalkmış, çayı demlemiş olurdu. Mutfağın camı da çayın buğusuyla kaplanırdı. Uyanınca havanın nasıl olduğunu anlamak için mutlaka mutfak camından dışarı bakardım. Dışarıyı görebilmek için önce camı silmem gerekirdi.&lt;br /&gt;Böyle günlerden birinde cama “Burcu” yazmıştım. Annem sonradan üstüne “uykucu güzelini” ni ekleyince ben de üzerine başka kelimeler eklemiştim bu aramızda küçük bir oyun olmuştu.&lt;br /&gt;Günlerdir linkler yardımıyla blog blog geziyorum. En sonunda benim de içime bir blog yapma isteği yerleşti. Bunu daha önce denemiş ama nedense başarılı olamamıştım.&lt;br /&gt;Geçen gece yatmış ama bir türlü uyku tutturamamışken aklıma önce bu mutfak camı yazıları, ardından da bu isimde bir blog oluşturmak geldi. Tekrar denedim ve rahatlıkla başardım. İlk seferinde neden başarısız olduğumu anlayamıyorum.&lt;br /&gt;Açıkçası bu siteyi öncelikle kendim için oluşturdum. Uzun zamandır ara verdiğim yazma işini ve içimdeki yazma dürtüsünü daha fazla ertelememek için.&lt;br /&gt;Belirli bir konu olmayacak. Aklıma estiği, içimden geldiği gibi yazacağım. Kimse olmasa da en azından ablam, abim ve eşim okuyacaktır. Eh şimdilik bu da bana yeter.&lt;br /&gt;Sevgilerimle… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloguna yazarken star tribiyle olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nescafemi içmeden yazamıyorum :O) Bunun dışında pek öyle tribim yok. Omuzum üzerinden birisi okursa da yazamam. Bazen oğlum ya da babam ne yazıyorum diye göz atmayı sevdiğinden genelde evde yalnızken ya da herkes uyumuşken yazıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son satın aldığın garip şey nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda aldığım garip şey çikolata falan olabilir ancak :O) Genelde hayatım evden işe, işten eve şeklinde geçtiğinden bakkala uğrayıp ekmek sigara almak dışında herhangi bir esnaf yüzü görmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker gibi olduğun anlar?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç belli olmuyor benim şekerliğim... Bir an pamuk helvayken, bir an içinde acı bibere dönüşebiliyorum. Genelde çok sevdiğim bir yazarın kitabını okurken, yorgunluk atmak için nescafemi içerken, nikotin ihityacımı henüz karşılamışken, dinlendirici bir uykudan kalktığımda şeker gibi oluyorum (mu acaba aslında bunu benimle yaşayanlara sormak lazım bana değil).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşım, artık sormayın dediğin şeyler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valla, aslına bakarsanız kimsenin bana bir şey sorduğu yok :O) Son zamanlarda sorulardan değil de dört beş kilo geri al diyenlerden sıkıldım. Ben halimden memnunum kardeşim, kiloya bağlı herhangi bir sağlık sorunum da yok, kan tahlillerim her şeyim normal, boyuma göre kilom da normal aslında, o yüzden kilo almaya niyetim yok, bunu da böyle bilin. Tek sıkıntım her kıyafetimin, paltolarımın bile çok bollaşması. Giyecek bir şey bulamıyorum. Yazlıkları daraltmıştık annemle, çok iyi oldu ama kışlıklarda da düzeltme yapılmasına ihtiyacım var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynaya bakınca gördüğün?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala kafasındaki bir çok soruya cevap bulamamış kendi halinde biri :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini okutan blog dediğin?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sıradan şeyler değişik açılardan bakmamı sağlayan bloglar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blog sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an sadece işte bulabilirsiniz beni. Çarşıya bile çıkabildiğim yok son zamanlarda. Yazın Golf'ten çıkmadım, iyi de yapmışım :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ben kimleri mimliyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimseyi, biraz uzak kaldım bloglardan, kim yazdı kim yazmadı bu mime cevap bilemiyorum ama cevaplamak isteyen herkes onları mimlediğimi varsayabilir :O)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-2347864796644543564?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/11/blog-post.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/Su1sezSwdkI/AAAAAAAABCA/yxagqspgFok/s72-c/golf+023.JPG' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-5501146413639784994</guid><pubDate>Sun, 25 Oct 2009 10:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-25T12:39:51.790+02:00</atom:updated><title></title><description>Bazen çekiliyorum kabuğuma, çıkmam zor oluyor. Öyle bir saklanıyorum ki, fark etmiyorum ne kadar derinlere indiğimi. Serde arkeologluk da var ya, kazdıkça kazıyorum, katman katman inceliyorum her şeyi, bütün buluntuları tek tek, bin bir özenle araştırıyorum. Ancak hepsini anlamlandırdıktan sonra, biraz nefes almaya gerçek dünyaya dönebiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine öyle bir dönem geçirdim galiba. Sesim soluğum çıkmadı. Yeniden düzenledim kafamda bazı şeyleri, sindirdim, yine buralardayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmak istemedim. Tepkiliydim bazı şeylere, yazsam, normalde anlatmadığım şeyleri anlatacak, olmadığım kadar sert davranacaktım. Bu da sonradan pişman olmama sebep olacaktı belki de. Sevdiğim insanların kalbini kıracaktım. Zaman her şeyin ilacı. Unutmadım hiç bir şeyi ama ilk andaki fevri tavrım kalmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra fırsat buldukça yine buralardayım :O)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-5501146413639784994?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/10/bazen-cekiliyorum-kabuguma-ckmam-zor.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8396161217529637162</guid><pubDate>Tue, 13 Oct 2009 19:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-13T23:32:36.166+03:00</atom:updated><title></title><description>Kayınvalidem bizde kalacak demiştim ya okul yeni açıldığında. Okul dönüşünde çocuğu karşılayacak, ben işten gelene kadar ona göz kulak olacak, hatırladınız mı? Hah, işte artık o bizde kalmıyor. Çocuğa da bakmıyor. Kendi evine döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sabah işe giderken Atahan'ı uyandırıyorum. Kahvaltısını da hazırlıyorum.  Para bırakıyorum öğlen okulda yesin diye. Kocam okula uğurluyor. Akşam çıkışta da kocam alıyor okuldan. Görümceme bırakıyor. Ben oradan alıyorum, eve beraber dönüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam sordum Atahan'a, çıkışta babaannenin mi seni karşılaması daha iyiydi, halana mı gitmek daha iyi diye, babaannemin karşılaması iyiydi, mis gibi evime kavuşmuş oluyordum dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için fazla fark eden bir şey olmadı ama kocamla Atahan'a daha fazla iş düşüyor artık. Buradan bir yorumda da bulunmak istemiyorum ama anladınız siz onu zaten :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında geceleri kitabımı okuyorum. Güzel kitapmış, tavsiye ederim, Ahmet Ümit'ten Bab-ı Esrar'ı. Sağ olasın Pınar :O).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun da dışında şiddetli bir  rüzgar vardı bu sabah. Rüzgar da değil aslında fırtına. Bazen rüzgarı çok fazla sevmem, özellikle deniz kıyısında uzun süre maruz kaldığım zaman başımı ağrıtır ama bu sabahki bana huzur verdi nedense. Belki de ruhumun durumunu yansıttığı içindir. Verdim yüzümü rüzgara, arındım. İşe giderken mutluydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, sabah beş buçukta kalktım, mutfağı topladım. Çocuğun pantolonunu ütüledim tekrar, gömleğini yine ütüledim. Halasında çıkarıp torbaya koyduğu için buruşmuştu ikisi de. Yarın sabah yine ütüleyeceğim. Huzurluydum ama yine de. Bütün gün çalıştım işte, akşam yine yorgun ama mutlu döndüm evime. Atahan da bu gece, ne güzel kafamızı dinliyoruz dedi. Bu çocuk da aynı benim gibi. Evinde mutlu oluyor. Huzur buluyor. Gezmeyi de seviyor ama evin yeri ayrı ikimizde de. Anneannenler gelecek haftaya dedim. Bu değil ondan sonraki haftasonu. Sevindi. Onlar buradayken evine dönebileceği için de ben sevindim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke Fethiye'ye gidebilsek dedi. Gidemeyiz dedim. Ama sen hiç özlemiyor musun onları dedi. Özlüyorum ama orası günü birlik gidip dönebileceğimiz bir yer değil ki dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar gecesi balık yemeye gittik kocamın restorana arkadaşlarla. Çok eski, samimi arkadaşlarımızla beraber  olduğumuzdan çok güzel geçti gece. Altıda gittik, on biri geçiyordu kalktığımızda. Balıklar da çok güzeldi, mezeler de. Bundan sonra ayda bir kere toplanmaya karar verdik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler çok hızlı geçiyor, o kadar ki ben yetişemiyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere. Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8396161217529637162?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/10/kaynvalidem-bizde-kalacak-demistim-ya.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8364605590204268407</guid><pubDate>Fri, 09 Oct 2009 19:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-09T23:34:37.040+03:00</atom:updated><title></title><description>Bugün çok mutluyum :O) Sebebi de bir güzel insan... Hiç tanışmadık ama kilometrelerce öteden ufak bir dokunuşla dünyaları verdi bana. Bir sürpriz geldi bugün işyerime... Hiç beklemiyordum...Hiç haberim yoktu gönderildiğinden... Tam akşam beş buçuktu, bütün günün yorgunluğu üzerimdeydi. Çıkışa yarım saat kalmıştı. Kapıda kargo elemanını görünce, üzerime bile alınmamıştım. Bölüme gönderilmiş bir şey sanmıştım. Sonra paketin üzerinde adımı görünce şaşırdım. Merakla açtım hemen. İçinden bir kitap çıktı. Ahmet Ümit'in son kitabı. Okumamıştım henüz ama Ahmet Ümit'i de severim hani... Kitapta bir not... İsim Pınar... Aslında ismi görünce anladım kim olduğunu. Halbuki o isimle bire bir görüşmedim, konuşmadım, sadece okudum aylar boyunca blogunu ama anladım işte görür görmez. Yüzüm güldü. Aldım kitabı, çantama koymadım. Servise bindim, ablamı aradım. Sürprizim ulaştı bugün, sen mi yardımcı oldun dedim. Elimde hala kitabım...Bir yandan ablamla konuştum, bir yandan kitabı okşadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, işe başladığım ilk günden beri anlam veremediğim bir şey netleşti kafamda. Bazı çalışanlar, özellikle asık suratlı, mutsuz, ters, asabi, huysuz, anlayışsız, yardımcı olmaktan özellikle kaçınan bazıları, geçti gözümün önünden. Demek ki dedim onlar hiç sevilmiyorlar. Yaşamlarında onlara değer veren hiç kimse yok. Bu yüzden bu kadar olumsuzlar. Bu yüzden bir kere bile yüzleri gülmüyor. Ne kadar yazık diye düşündüm. Boşa harcanan bir hayat... Ben ki hiç tanışmadığım bir insan tarafından düşünülüyorum, bana zaman ayrılıp, kitap seçilip, kargoya verilip, zaman, emek, para harcanıp, çok ince bir düşünceyle mutlu ediliyorum. Demek ki ben çok şanslıyım. Demek ki benim arkadaşım, bu kadar harika bir insan. Pınarbk'nın arkadaşıyım diyebilmek bile benim için bir mutluluk kaynağı... Daha önce Biyo aynı şekilde sevindirmişti beni, hatta tüm aileyi. Şimdi Pınar... Çok teşekkür ederim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her üzüntülü anımda hatırlayacağım, bana her zaman güç verecek, bütün mutsuzların karşısına, kocaman gülen bir suratla dikilmeme sebep olacak harika birer hediyesiniz bana... Gönderdikleriniz değil, siz kendiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8364605590204268407?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/10/bugun-cok-mutluyum-o-sebebi-de-bir.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-8720590271086946527</guid><pubDate>Tue, 06 Oct 2009 22:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-07T01:36:45.934+03:00</atom:updated><title></title><description>Sesim soluğum çıkmadı son zamanlarda, farkındayım. Keyfim yoktu genel olarak. Geçen haftayı griple geçirdim. Bir iki gün, sebepsiz yere karnım ağrıdı, sonra durup dururken geçti. Geçen gece sabaha kadar, uyudum uyandım sürekli kabus gördüm. Dün gece de kabus görmedim ama çok bölündü uykum. Bu gece de uykum kaçtı, oturdum bu saate kadar. İş yerinde de bir kaç ufak tefek sorun yaşadım. Hepsi geçti gitti ama genel bir moral yorgunluğu bıraktı üzerimde. Bir kaç güne geçer büyük ihtimalle :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap almak istiyordum ne zamandır alamadım, sinemaya gitmek istiyorum, özlemişim ama vizyonda neler var haberim bile yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerim evden işe, işten eve şeklinde geçiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok keyifsiz bir yazı oldu. Hiç yayınlamasam mı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-8720590271086946527?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/10/sesim-solugum-ckmad-son-zamanlarda.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-9183582037574376805</guid><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 22:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-28T01:48:19.619+03:00</atom:updated><title></title><description>Bu gece bir yanılsama yarattım kendime, yarın iş başı değilmişçesine oturdum bu saate kadar. Saati altıya kurdum. Kalkarım kalkmasına da, öğleden sonra uyku bastırır büyük ihtimalle. Yarın gece de erkenden yatarım belki. Bazen daha dokuzda televizyon karşısında ya da oğlumu yatırmadan önce beş dakikalığına muhabbet etmeye yanına uzanmışken uyuyup kalıyorum. Uykum da geldi aslında. En iyisi yazıyı yollayıp gidip yatmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorum yazmak zor geliyor bazen. Bu gece dolaştığım bir kaç blogtaki dostlara doğrudan yazımda selam etmek istedim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Öncelikle Asortik'ciğim, seni çok özledim. Telefonlar falan da kesmiyor artık görüşmek istiyorum. Keşke gelebilsen buralara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sardunya, yeni işini merak ediyorum. Neler yaşayacaksın, neler olacak, sen bunları bize hangi bakış açısıyla anlatacaksın ya da anlatacak mısın?  Öğrenmek istiyorum. O yüzden de artık bir an önce işe başlamanı istiyorum :O). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarhoş Balık Topal Martı, hayırlı uğurlu olsun yeni işin. Çok sevindim. İstanbul'un neresinde yaşayacaksın merak ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Pınarbk, uzun zamandır okumuyordum seni. Şifreli bloglarda aralıklı girip bir kerede okuyorum genelde. Bu sefer arayı fazla uzatmışım, sen de çok yazmışsın. Bütün yazılarının ilk ve son bir kaç paragrafını okuyabildim sadece :O) Bunu bilmesen de olurdu tabi ki ama yazdım yine de :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Özlem -Trakyalı-, seni de her okumak istediğimde bizim bilgisayar abuk sabuk bir sayfaya gönderiyor beni. Bendeki virüsten dolayı mı böyle, senin blogta mı sorun var anlayamadım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Özlem -Nil-, senin haberlerini de ablamdan alıyorum arada, son zamanlarda bloguna hiç bakmadım :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında nezle oluyorum galiba. Boğazım ağrıyor iki gündür, hafiften de burnum akıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bütün gün yatak odasını derledim, topladım, ütü yaptım, üç makine çamaşırımı yıkadım. Yazlıkların bir kısmını kaldırdım, kışlıkların hepsini çıkardım. Bir de evi süpürdüm sildim, yeni haftaya hazırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayınvalidem bana geldi bu akşam. Bundan sonra bizde kalacak. Sabahları çocuğu okula gönderecek. Okuldan çıktıktan sonra Atahan'a göz kulak olacak. Benim saatlerim uymuyor Atoş'a. Ondan bir saat önce evden çıkıyorum, akşam da o çıktıktan dört saat sonra geliyorum. Cumartesi ben işten gelene kadar ödevlerini bitir, beraber kontrol edelim demiştim oğluma ama bir kısmını yapmış sadece. Gün içinde sık sık hatırlattım ama pazar akşamı bitirdi ancak. Bu sene de ödevlerde sorun yaşayacağız, belli oldu. Ben de çocukken nefret ederdim ödev yapmaktan, hep kaçış yolu arardım. O yüzden onu çok iyi anlıyorum. Bazen kontrol ederken benim bile canım sıkılıyor ama en azından yapmak için çaba göstermesini istiyorum. Kitap okumayı da bıraktı son zamanlarda. Kredi kartımda biraz para olur olmaz ona idefixten kitap alacağım :O) Kendime de almak istediğim kitaplar var. Son zamanlarda benim de fazla okumadığım düşünülürse onun da okumaması normal herhalde. Elimde ablamın doğum günü hediyesi olarak aldığı Uçurtma Avcısı var. Güzel bir kitaba benziyor ama bir türlü bitiremiyorum. Biraz daha fazla zaman yaratacağım bundan sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoruldum. Saat ikiye yaklaşıyor. Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-9183582037574376805?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/09/bu-gece-bir-yanlsama-yarattm-kendime.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-3189858358340622757</guid><pubDate>Sat, 26 Sep 2009 20:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-27T00:16:33.942+03:00</atom:updated><title></title><description>Üzerimdeki yeleğin naftalin kokusundan başım dönecek bu gece neredeyse... Kışlıkları (ya da yazlıkları) yatağın altına, bazanın sandığına kaldırıyorum her sene. Bu gece açtım sandığı, boşalttım her şeyi. Hem askılıları ve şortları kaldıracağım hem de uzun kollu penyeleri çıkaracağım. Hem de geleneksel mevsim dönümü kıyafet ayıklama işlemi yapılacak. Anlayacağınız işim çok ama acelem yok, devam etmeden önce minik bir yazı yazabilirim bence :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah annemleri uğurladım. Üç gün önce sürpriz yapıp bize geldiler. Atahan'ın yeni okul senesine beraber başladık. Onlar götürdüler ilk sabah. Oğlum çok mutluydu ve tabi ki ben de. Doyamadık ama hiç yoktan iyidir diyerek kendimizi avuttuk. Eskiden beri Atahan onları çok sever ama ben işe başladığımdan beri daha da düşkün oldu. Her gidişlerinde ağlamaya başladı mesela. Onları uğurlarken değil de gideceklerini öğrendiğinde ağlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte de o kadar yoğun bir hafta geçirdim ki konuşmaya halim yoktu. Annemler olmasaydı bir de yemekle, evle uğraşacaktım. Gelmeleri her açıdan çok iyi oldu :O) Bayram sonrası hasta sayımız iki katına çıktı nedense. Herkes bayramda hastalandı ve de muayene olmak için bayram sonrasını bekledi galiba :O) Kafamızı kaşıyacak vaktimiz yoktu. Daha biri kapıdan çıkmadan ötekisi giriyordu içeriye. Önümüzdeki hafta biraz daha sakin olmasını umuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir karar aldım. Mesaim bittiği andan itibaren işi düşünmeyeceğim. İşteki olayları da, insanları da, yapılacak işleri de, her şeyi de hastanede bırakıp eve öyle döneceğim. Bunu ne kadar uygulayabilirim bilmiyorum. Arada kendime hatırlatmak zorunda kalıyorum zaten bu kararı. Unuttuğum çok oluyor ama stresle baş etmemin başka yolu yok. Gün içinde bir çok sorun yaşıyorum, üç ay oldu başlayalı ama yine de bir çok şeyde yeni sayılıyorum. Çalışanların çoğu kıytırık ama burnu havada tipler. Hastaların bazıları sorunlu. Normalde adam yerine koymayacağım bir çok kişiyle muhatap olmak zorunda kalıyorum. Hiç birinden kaçış yok. Bir çok kişinin yaşadığı şeyler bunlar, bunu da biliyorum. Sabahtan akşama bin bir şeyle uğraşıp bir de eve geldiğimde bunları kafama takmak bana ağır geliyor bazen. Bu yüzden işte iş, evde günlük sorunlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sürekli insanlarla bir arada olmak zorundalığı da beni yoruyor bazen. Poliklinikte doktorum var, hemşire var, ben varım. Sürekli hastalar ya da personel girip çıkıyor. Telefon hiç durmuyor zaten. Bizim odanın balkonunu da kapatıp odaya eklemişler. Hiç kaçış yerim yok. Şöyle sakin ve tek başıma bir beş dakika geçirmek, konuşmadan sessiz sedasız durmak için her şeyimi verebilecek duruma geldiğim oluyor ara sıra. Fırsat bulduğumda yemek sonrası terasa çıkıp biraz hava alıyorum ama bu da her zaman olmuyor. Bu yüzden sakinlik anları bizim için bulunmaz nimet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mu şikayetçi göründüm... Genel anlamda mutluyum aslına bakarsanız. Rutine bindi her şey. Bu bazen beni sıksa da bazen hoşuma da gidiyor. Fazla sürpriz sevmeyen biriyim zaten normalde ama bazen de kendimi garip hissediyorum. Sabahları her şeyin saati belli. Altı buçukta saatin alarmına uyanma. Önce el yüz yıkama, atıştırma. Yedide diş fırçalayıp giyinme, makyaj, çanta hazırlama. Yedi çeyrekte ayakkabıları giyip evden çıkacak hale gelme. Yedi yirmide evin ordaki durakta servisi beklemeye başlama. Önce işe giden polis amcalar, ardından bilmem ne kreşinin servisi, sonra her sabah geçen kırmızı araba, üçüncü hattın otobüsü, diyaliz merkezinin personel servisi, sonra köşe başından bizim minibüsün önce motor gürültüsü, ardından kendisi. Kapıyı aç, bin, günaydın de. En arka sol köşedeki yerine otur. Belli noktalardan belli kişileri al. Sekize on kala iş yerine varış. Gidince önce pencereyi aç, içeriyi havalandır, sonra bilgisayarın düğmesine bas, çantandan telefonunu suyunu çıkar...Böyle devam edip gidiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, koca parası yediğim, evde yattığım günler en güzel günlerimmiş, kıymetini bilememişim :O) Kocama sık sık böyle takılıyorum. Ayın en çok sevdiğim günü maaş aldığım gün. Bir de cumartesi pazarın ayrı bir yeri var kalbimde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar dışında doğalgaza abonelik işlerini hallettik. Daha sayacımızı falan takmadılar ama kısa zamanda o da hallolur herhalde. Yarın üç makine çamaşır yıkamam gerekiyor. Bir de ütü yığını beni bekliyor. Yeni nevresim takımı alasım var kendime. Kışlık kıyafetler yerleştirildikten sonra bir ara da ayakkabılar elden geçecek. Botları da yavaş yavaş çıkarmaya başlamayı düşünüyorum. En azından terlikler ve açık ayakkabılar kalkmalı artık ortalıktan. Çorapsız ve çetiksiz duramıyorum ben evde zaten. Açık ayakkabı fikri bile ayaklarımın buz kesmesine sebep oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte spor ayakkabılarımı giyiyorum. Başka türlü ayak ağrılarıyla baş edemedim. Giydiğim ve denediğim tüm ayakkabılar ayaklarımı vurdu. Eskiden kottan ve spor ayakkabıdan başka bir şey giymezken, kendi kendime, bir gün nasılsa çalışacağım ve  resmi giyineceğim, şimdi fırsatım varken doya doya rahat giyineyim diyordum. Öyle bir işim oldu ki siyah kumaş pantolon, beyaz gömlek zorunlu kıyafet olduğu halde ben yine spor ayakkabılarımı giyebiliyorum :O) Bir de en azından cumartesi falan kot giymemize izin verseler benden mutlusu olmayacak... Tüm çalışanların içinde -ki yüz kişiden fazladır- işe sırt çantasıyla giden de bir ben varım zaten... Farkında olmadan, kuralları da bozmadan, resmi giyimi spor tarza uydurmuşum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap fazla okuyamıyordum son zamanlarda, sabahları işe giderken okumaya başladım son günlerde. Bir de eski etamin panomu aldım yine elime. Televizyonda da fazla izleyecek bir şey bulamadığımdan onu işliyorum canım sıkılana kadar. Evin işlerini yoluna koyunca dikiş de dikmeye başlayacağım tekrar. Blogger da düzelmiş gibi göründüğüne göre artık daha sık da yazabilirim galiba... Kış gelince ev içi aktivitelere daha fazla zaman ayırmaya başlıyoruz ister istemez. Genelde her pazar oğlumla deniz kenarına giderdim ben. Dışarıdaki serin ve kuvvetli rüzgar, sesiyle bile beni üşütürken ise, tek istediğim battaniyemin altına kıvrılıp pineklemek :O)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-3189858358340622757?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/09/uzerimdeki-yelegin-naftalin-kokusundan.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-6941402375955011725</guid><pubDate>Mon, 21 Sep 2009 11:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-21T14:43:10.234+03:00</atom:updated><title>İYİ BAYRAMLAR :O)</title><description>Bayramınız kutlu olsun... Sevdiklerinizle beraber geçsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır yazamadım. Bunun sebebi biraz da blog bağlantılarında yaşanan sorun oldu. Bazen bir kaç gün hiç açamadım. Açabildiğim zamanlarda da yazacak modum ya da zamanım yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan nöbete gideceğim. Bu bayram  ikinci günü akşam dörtten gece on bire nöbetçiyim. Dün tatildim. Kocam da çalışmadı. Biga'da kına gecesi vardı oraya gittik. Hava çok soğuk olduğundan ve bugün ikimiz de çalışacağımızdan fazla kalmadan döndük. Erken gittik, erken döndük diyebiliriz. Atahan bugün babasıyla gitti iş yerine. Kayınvalidemler düğün için kaldığından Biga'da, ben de nöbete gideceğimden kocam onu da götürdü. Biraz sıkılacaktır restoranda, biraz da yorulacaktır belki ama baba oğul bir arada olacaklar en azından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın evdeyim. Oğluma söz vermiştim daha önceden, onu Halk Bahçesi'ne götürecektim bisikletine binsin diye. O sözümü yerine getirmeyi planlıyorum. Tabi yağmur yağmazsa. Hava durumu parçalı bulutlu diyor. Bugünkü gibi biraz serin ama güneşli olursa rahatlıkla gidilir aslında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada okul hazırlıklarımızı bitirdik sayılır. Sadece pantalonunun boyu kısaltılacak. Bir de, bir ara, bir tane de yedek okul pantalonu alabilirsem iyi olacak. Tek pantalonla zor oluyor. Bir de eşortmana ihtiyacı var. Onun çok acelesi yok ama bir iki hafta içinde halletmem gerekiyor aslında... Evle ilgili de doğalgaz işini halletmemiz gerekiyor. Bu sene merkezi kalorifer sistemi iptal edildi artık.  Bizim eve de doğalgaz döşendi. Sadece kombinin bacası takılmadı ve abonelik yapılmadı. Çoğu gitti azı kaldı sayılır aslında. Zor iş eve döşenmesiydi. Daha evin içinde de bir şey yakılacak kadar havalar soğumadı ama sonuçta önümüzdeki ay içinde bu iş de bitirilmeli. Hem böylece ocakta ve şofbende tüp derdin de kurtulunmalı. Aboneliği kocam halledecek o yönden rahatım ama bir ara benim de artık askılıları ve şortları kaldırıp, kazakları olmasa da uzun kolluları ve uzun paçalıları çıkartmam gerekiyor. Battaniyeleri bir haftadır örtünüyoruz zaten. Özellikle sabaha karşı üşüyoruz. Nevresimler tek başına yetmiyor. Çetiklerimi de giymeye başladım çünkü ayaklarım üşüyor :O) Kış yavaş yavaş geliyor. Ben bunu en çok kıyafetlerden hissediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha yazmak istiyordum ama yavaş yavaş hazırlanmam lazım. Hastane bir uçta, bizim ev bir uçta. Üçte evden çıkmalıyım ki, otobüsü bekleme ve yol payıyla dört olmadan yetişebileyim... Yine görüşmek üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-6941402375955011725?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/09/iyi-bayramlar-o.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1711709141499562561</guid><pubDate>Mon, 07 Sep 2009 19:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-07T23:04:10.092+03:00</atom:updated><title></title><description>Bugün bizim nikah yıldönümümüz. Yarın da düğün :O) Bundan dokuz sene önce, iki binde telaşımız çoktu. Büyükçekmece'de nikahımızı kıymış, düğün için Çanakkale'ye dönüyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene ise ben işten geldiğimde kocamı aradım, sesini duymak istedim sadece dedim. O da yıldönümümüz kutlu olsun dedi. Aradığımda ben unutmuştum açıkçası, karnım açtı, yorgundum. Onun tekrar hatırlatması ve çalıştığı halde dile getirmesi hoşuma gitti. Mutlu oldum. Bu da bana yetti. Ben bu adamı seviyorum dedim kendi kendime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan yatacağım. O geç gelecek. Sabah uyandığımda ilk iş ona bakacağım gelmiş mi, uyuyor mu ,yanımda mı diye. Sonra kalkıp oğluma göz atacağım, üzerini örteceğim. Bir de evden çıkmadan tekrar kontrol edeceğim ikisini de. Aklım onlarda kalacak, ayaklarım geri geri gidecek. Gün içinde milyon tane kişiyle uğraşacağım ama beynimin bir yanı yine de ikisinde olacak. Kalktılar mı, oğlum kahvaltı etti mi, kocam işe gitti mi ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamı iple çekeceğim oğluma kavuşmak için, bin bir bahane bulacağım kocamı aramak için... Dokuz sene hangi arada bitti, daha dün ben buluşmalarımıza yetişmek için bin bir heyecanla ona koşuyordum diye düşüneceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün içinde olan olayları ona anlatmak için sabırsızlanacağım, o takılacak belki bana, güleceğiz, ne kadar güzel gülüyor bu adam diye düşüneceğim ama ona söylemeyeceğim gülmesine, gülen yüzüne bayıldığımı... Atahan bir şeyler yapacak ya da söyleyecek, bakışacağız işte bu bizim oğlumuz diye... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki sıkıntılarımız olacak. Bana, sanki ona sarıldığımda ya da  başımı omzuna yasladığımda her şey geçecekmiş gibi gelecek. O yokken sessiz, sıkıcı olan ortamlar onun gelmesiyle şenlenecek... Ya da o beni arayacak ben şurdayım, hadi sen de çık gel, bekliyorum diyecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada kavga da edeceğiz, belki bağıra çağıra, belki yıka döke... Hiç affetmeyeceğim onu zannedeceğim. Ya da onun kızgınlığı hiç geçmeyecek... Sonra göreceğiz ki, ikimizden biri bir adım atmış, konuşmuşuz, demişim ki kendi kendime, amaaan boş ver... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta her istediğimi elde edemediğimde avutacağım kendimi, kocam yanımda, çocuğum sağ, sağlıklı, seviyorum, seviliyorum diyeceğim. Ben en büyük zenginliğe sahibim, bazı şeylere de başkaları sahip olsun, onlara da yazık diye düşüneceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice senelere, hep birlikte, sağlıkla, mutlulukla... :O)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1711709141499562561?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/09/bugun-bizim-nikah-yldonumumuz.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-1753779290358260699</guid><pubDate>Sun, 06 Sep 2009 11:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-06T14:44:45.629+03:00</atom:updated><title>ASORTİK'İM KREP'İMİN ADINI ALDIĞI YAZI :o)</title><description>Ben arşivimi kaldırıyorum dönem dönem biliyorsunuz. Yenilenmek hoşuma gidiyor. İlk blog yazmaya başladığımdan beri dört sene geçmiş. Temmuz iki bin beşte açmıştım blogumu. İlk yazılarımdan birinde de ablama takılmıştım ben akıtmayım, sen krepsin diye :O). Bir de sürekli başının etini yiyordum, sen de bir blog aç, sen de yaz diye ama o beni hep atlatıyordu. En sonunda bir gün oturdum, ona takıldığım isimle bir blog hesabı oluşturdum, sonra da maille şifresini adresini ona gönderdim. O gün bu gündür yazıyor hatta benden daha çok daha sık ve çok daha uzun yazıyor. Bugün kamuoyuna bir hizmet olarak o eski yazımı arşivden buldum ve buraya yerleştirdim. Ablam da kendi ekleyecekleri varsa ayrı bir yazı yazar artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OY ŞİŞMANIM ŞİŞMANIM FAZLA YEDİM PİŞMANIM  - 05.08.2005&lt;br /&gt;Yazımın başlığına benim durumumu tam olarak açıklayan bu özlü sözü (!) koyarak doğru bir iş yaptığıma inanıyorum.&lt;br /&gt;Belki de hayatım mutfakta geçtiği için bloğumun adını da Mutfak Camı koydum.&lt;br /&gt;Yemek yapmayı, yedirmeyi ve en çok da yemeyi seviyorum.&lt;br /&gt;Hamileyken aldığım kilolardan kalan on kiloyu da doğum yapalı dört sene olmasına rağmen verememem bir çok şeyi açıklıyor.&lt;br /&gt;Benim rejim yapmaktan anladığım şey yemek yemeye aynen devam etmek fakat çikolata, pasta, kek, puding yememektir. Sabah kahvaltısında yediğim bir dilim ekmek veya öğlen içtiğim bir kase çorba gözümü ve karnımı doyurmaya kafi gelirken önümde duran kakaolu kekten en az üç dilim yemeden rahat edemem. Normal yeme düzenimi bozmadan sadece tatlı yemeyi azaltarak altı kilo vermem de durumu ne kadar abarttığımın göstergesi bence.&lt;br /&gt;Bunun yanında şerbetli ya da sütlü tatlılarla aram hiç yoktur. Onların tadına bile bakmak gelmez içimden. Sade kek yaptığımda üzerine kakaolu sos yaparım mesela ve ancak o şekilde yiyebilirim. Dondurmayı senelerce sırf kakaolu yedim. Sade dondurmayı hala sevmem. Tiramisuyu bile kakaolu kek kullanarak yaparım. Pişirdiğim pudingler de mutlaka çikolatalıdır.&lt;br /&gt;Mutfağa girip yeni şeyler denemekten de çok hoşlanırım. Elimdeki tariflere mutlaka bir şeyler eklerim. Zaman zaman sonuç hüsran olsa da daha önce hiç yapmadığım yemekleri- tatlıları denerim.&lt;br /&gt;Çocukluğumun en güzel tatları sıralamasında ilk üçe giren şeyler ise yumurtalı biber, akıtma ve kapamadır. Yumurtalı biberin yapılışı basittir. Çarliston biberler doğranır, kavrulunca üzerine yumurta kırılır. Özellikle kahvaltıda afiyetle yenilir. Akıtmayı bilenler çoktur. Mayalı hamurdan yapılır. Akıtmanın asortik kız kardeşi kreptir (bu benzetmeyi bize uyarlarsak ben akıtma ablam krep oluyor bu durumda :O)). Akıtmanın içine reçel-peynir gibi şeyler koyularak sarılır ve yenilir. Kapamaya da etli-salçalı pilav diyebiliriz kabaca.&lt;br /&gt;Bunları asıl güzel yapan canım anneannemin güzel elinden olmalarıdır. Genelde benim yemeklerim ve tatlılarım beğenilir. Ben bunun, anneannemden ve annemden genlerimle geçen bir özellik olduğunu düşünüyorum. İkisi de çok güzel yemek yapar. Ailedeki tüm süper genleri annemler en son çocuk olan bana sakladığından süper genlerden ablama fazla geçmemiştir. Yine de ablamın yemekleri de yenilebilecek düzeydedir( abla, genlerinle ilgili bu acı gerçeği açıkladığım için beni affet lütfen!).&lt;br /&gt;Akıtmanın tadı mesela özellikle yazın anneannemin bahçesinde toplanıp tüm aile hep bir arada yediğimiz için daha da güzeldir. Bahçedeki ocak yakılır. Anneannem başına oturur. Ateşin üzerine sacı koyar. Zaten sabah çooook erken kalkıp çoktan akıtmayı mayalamıştır. Çaylar demlenir. Konu komşu akrabalar gelir. Biz kalabalık olsak da bütün herkes gelse de akıtma yeter çünkü anneannem koca bir kazan mayalamıştır. Bu arada muhabbet alır başını gider. Akıtma bitince de közlenen ateşe patates, patlıcan, biber koyulur.&lt;br /&gt;Kışın aklımda kalan en büyük zevki ise kuzinenin üzerinde kızarttığımız ekmeklerdir. Anneannem kendi ekmeğini yapardı ama alışık olmadığımdan mıdır nedir, ben illa çarşı ekmeği isterdim. Şimdi semizotu ve bakla dışında hemen her şeyi yememe rağmen çocukken ev ekmeği, inek sütü, yoğurt, peynir, ayran ve domatesi asla ağzıma koymazdım. Koyun sütünü severdim onu da her zaman bulamazdık zaten. Şimdi de en sevdiğim peynir koyun peyniridir.&lt;br /&gt;Laf lafı açıyor, peynirden bahsederken aklıma geldi. Çocukken de kitap okumayı çok severdim. Heidi’yi okurken peynir sevmememe rağmen, dedesinin Heidi’ye sobada peynir eritip ekmek üzerine koyarak yedirmesine çok özenmiştim. O zamanlar evimiz sobalı olduğundan annem sobanın üzerinde peynir eritip bana yedirmiş ve bir yerlerimin şişmesini önlemişti.&lt;br /&gt;Konu yemekten açılınca söyleyecek sözüm çok gördüğünüz gibi. İleride bu konuda başka yazılarımın da olacağına emin olabilirsiniz. Sevgilerimle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT 1: Yazımı okuyan hamileler varsa adı geçen şeylere özenmiş olabilirler üzgünüm ama bulunmayacak şeyler değil neyse ki. Ben hamileyken okuduğum ve izlediğim şeylerdeki yiyeceklere mutlaka aş ererdim. Zaten çok kapalı olmayan iştahım hamileyken coşmuştu. Eşime artık bıkkınlık geldiğinden bana televizyon izletmeme kararı almıştı. Hamileyken gecenin bir yarısı televizyonda Kayseri mantısı görüp aş erince, arkadaşım bana kıyamamış, merdaneyle hamur falan açmış, gecenin on ikisi- birinde falan mantıyı pişirip bana yedirmişti sağ olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT 2: Peynir yemeye başladıktan sonra da kekin yanında peynir yemek çok hoşuma gitti bir süre. Sonradan unuttuğum bu tadı hamileyken hatırlayıp peynirle kek yemeye başlamıştım kahvaltıda. Bir de bir gün annemle oturmuş televizyonda yemek programı izliyorduk. Ecnebi programıydı. İncirin içine bilmem ne adlı İtalyan peynirini ve biraz da bilmem ne salamı koyup afiyetle yiyorlardı. Biz de denemeye karar verdik. İnciri törenle dörde bölüp içine evdeki tam yağlı koyun peynirinden koydum. Törensel bir şekilde anneme ikram ettim. Tek kelimeyle iğrençti ama annemle hala anlatıp güldüğümüz bir anımız olmasını da sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı tekrar okuyunca içim acıdı aslına bakarsanız. Çünkü anneannemi kaybedeli çok oldu. Bu yazıyı yazarken o sağdı ve bahçede akıtma keyfi mazide kalan bir anı değildi. Nur içinde yatsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki yazıdan sonra ablam da yorumlarda benim krep lafıma laf ekleyince sonra ben de onu telefonuma Asortik Krep olarak kaydedince ona sürpriz blog açacağım zaman ilk aklıma gelen isim de bu olmuştu :O)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-1753779290358260699?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/09/asortikim-krepimin-adini-aldigi-yazi-o.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-502254900485533262</guid><pubDate>Sat, 05 Sep 2009 21:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-06T01:49:55.916+03:00</atom:updated><title></title><description>&lt;p&gt;Bu gece yaklaşık iki saattir bilgisayarın başındayım. En az on tane yazı başlangıcı yapıp bir süre sonra beğenmediğimden hepsini sildim. Yazacak çok fazla şeyim var aslında ama başlayamıyorum bir türlü nedense. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Daha önce pek denememiştim ama şu an bana gelen ani bir ilhamla madde madde anlatmayı deneyeceğim...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Geçen hafta sonu ilk nöbetimi tuttum. İşe başlayıp nöbet olduğunu öğrendiğim ilk andan itibaren heyecanla bekliyordum. Şansıma sakin ve sessiz geçti. Girişte veznede oturdum. Ara ara kitap okudum. Bol bol iğne yaptırmaya gelen vardı ama ciddi bir olay yoktu neyse ki... Akşam dörtten gece on bire oradaydım... İkinci nöbetim bayramın ikinci günü yine dört on bir olacak...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Kulak burun boğaz resmi asistanıyım artık. Yeni bir doktor başladı ve beni de onun yanına verdiler. Üç haftadır gördüğüm kadarıyla sakin bir doktor. Sinirli ve ters biri olmasından korkuyordum. Şimdilik işler yolunda gibi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Bu cuma ve cumartesi izin aldım doktor işlerini halletmek için Marmaris'e gidince. Pazarla beraber üç gün oldu ki cennette gibiydim. Oğlumla gezdik tozduk, biraz evi toparladım,bol bol aylaklık yaptım, televizyonda güzel filmler izledim, pazara çıkıp ıvır zıvır ama işe yarayan bir sürü şey aldım, bana çok iyi geldi...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- İlk maaşımı da perşembe günü aldım. İşteki ilk on beş günüm deneme süresine sayıldığından yarı maaş oldu ama güzeldi be yine de:O) Parayı çoktan harcadım orası da ayrı bir konu. Bir dahaki maaş gününü bekliyorum artık sabırsızlıkla :O)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Avon takım öncülüğünü bıraktım bugün ve bu kampanya itibariyle. Artık sadece temsilci olarak devam edeceğim. Bana fazla bir zorluğu yoktu ama temsilcilerimle ilgilenemiyordum. Bir süredir takım öncülüğünden de soğumuştum zaten. Aylardır bırakıp bırakmamak arasında kararsızdım. En sonunda kimsenin hakkını yememek için ve sürekli benim uygun zamanımı bekleyen temsilcilere de daha fazla zorluk olmasın diye bugün istifamı verdim...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Atahan son zamanlarda çok fazla kilo almıştı. Ben bunu çok yemesine ve daha hareketsiz olmasına bağlıyordum. Geçen gün doktora götürdü görümcem. Ben götürmedim çünkü her hangi bir sorun olmadığını sadece iştahının fazla olduğuna inanıyordum. Bir de görümcemle kayınvalidem her ne kadar kabul etmeseler de her istediğini alıp fazla abur cubur yediriyorlardı. Ben de son iki aydır yeni işe adapte olmaya çalışmak, yorgunluk derken çok fazla takıip edememiştim. Neyse tahlil sonuçlarını yorumlayan doktor biraz abartınca, görümcem de onun deiklerini hep kötüye yorup tam olarak doktorun ne dediğini de anlamayınca hormon bozukluğu var ve hipotroid hastası zannettik bir gece boyunca. İlaç kullanması gerekecek ti, takip edilecek ti, çok ağır bir diyet uygulayacak tı. Ertesi gün, ben bizim hastanedeki doktora gösterdim tahlilleri. O da hasta falan olmadığını, sadece bir ay sonra tahlilleri tekrar etmemiz gerektiğini söyledi. Yetinmeyip ikinci bir doktora daha gösterdim. O da aynı şeyleri söyleyince çok rahatladım. Şimdi rejim yapıyoruz çünkü ikisi de kilo vermesi gerektiğini söylediler. Abur cuburu çok azalttık, ekmek doyana kadar değil, en fazla bir dilim, ara öğünlerde de meyve yiyoruz...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Görümceme ve kayınvalideme çok kızdım bu süreçte. Görümceme olayı abarttığı ve doktorun dediklerini tam anlamadığı için. Kayınvalideme de çocuğu hasta zannedip bana, sadece doğurmakla anne olunmuyor büyütmek de önemli dediği için. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Bir de çocuğun yanında bu hastalık konusunu konuştukları için çok kızdım. Atahan arada hala ben hastayım deyip duruyor. Oysa ki kilo fazlalığı dışında bir sorunu yok. Olsa bile çocuğa bilgi verilmeli ama yanında sen hastasın diye konuşulmamalı bence. Tahlillerin yapıldığı ilk gece onu yatırırken anne ben ölecek miyim diyordu bana, tahmin edin artık neler konuşulduğunu...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Bir de görümcemle kayınvalidem Atahan'ın yanında beni çekiştirip duruyorlar anladığım kadarıyla :O) O da gelip evde bana anlatıyor. Burayı okusalar onlara şöyle bir tavsiye vermek isterdim : sevgili görümceciğim ve kayınvalideceğim, Atahan duyduklarını anlayabilecek yaşa geldiği andan itibaren ben sizinle ilgili her türlü dedikoduyu onun duyamayacağı şekilde yaptım, sizin yanınızda ağzından laf kaçırmasın diye. Mutlaka onun yanında konuşmam gerekiyorsa da şifreli anlatıyordum o anlamasın diye ama söyleyim artık o taktik işe yaramıyor. Şifreleri çözecek ve yine de kimden bahsettiğimi anlayacak kadar büyüdü. O yüzden lütfen ya arkamdan konuşmayın ya da bari çocuğun yanında beni çekiştirmeyin. Bu akşam mesela, anne sabah ben bir tane browni kek yediğim için seni suçladılar, seninle alay ettiler, babam da seni koruyacağına onlara katıldı dedi. Neredeyse küçük çaplı bir aile faciasına neden oluyordunuz. Ha istediğiniz buysa devam edin ama hep dediğiniz gibi sizin için önemli olan bizim mutluluğumuzsa lütfen biraz konuştuklarınıza dikkat edin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Bir de görümceciğim senin yedirdiğin diyet çikolatansa benim yedirdiğim minik eti browni daha sağlıklıydı bence. Çünkü Atahan diyet diye o çikolatadan on tane yiyebileceği fikrine kapılmış. Çocuk işte sağdan soldan duyduğu her şeye inanıyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Neyse işte tahlil mahlil derken önce üzüldük sonra boş yere üzüldüğümüzü anladık. Görümcemin, çocuğu diyetisyene götür deyip, elime ona yedirmem için iki kase tatlı tutuşturması veya kayınvalidemin hipotroid hastası ve hormon bozukluğu olduğunu zannettiğimiz oğlumdan bahsederken Atahan özürlüymüş demesi tatlı, minik, hoş, gülünecek anılar olarak kaldı sadece...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Kocam büfesini kapattı bu arada. Aldığı bir teklif üzerine balık restoranda müdür olarak çalışmaya başladı. Artık hiç görüşemiyoruz. Sabah ben giderken onları evde Atahan'la uyurken bırakıyorum. Öğlen işe giderken çocuğu babaannesine ya da halasına bırakıyor o. Akşam iş çıkışı ben alıyorum. Atahan'la yemeğimizi yiyip oturuyoruz. Onda doğru onu yatırıyorum. On bir gibi de ben yatıyorum. Gece kocam eve geldiğinde ben uyuyor oluyorum. Pazar günleri beraber kahvaltı ediyoruz, bir de arada fırsat bulursak ya da denk gelirsek görüşüyoruz ancak son zamanlarda..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Normalde günlerim işten eve, evden işe şeklinde geçiyor. Arada fırsat bulursam Golf'te oturuyorum Atahan'la. Perşembe akşamı yemeğe gittik arkadaşlarla. Gece yarısına kadar oturmuşuz. Biraz üşüdük ama özlemişiz birbirimizi, iyi geldi muhabbet. Dün de üç aydır görüşmediğim başka bir arkadaşımla buluştum. İşe alıştıkça ara verdiğim sosyal hayatıma yavaş yavaş geri dönüyorum...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Yukarıya kayınvalidemle ve görümcemle ilgili bir kaç eleştiri yazdığım için kötü hissettim kendimi şimdi okuyunca. Burayı düzenli takip etmediklerinden cevap hakları olmayacakmış gibi geldi. Gerçi okuyan birileri bilgi verecektir kendilerine mutlaka... Bu hakseverlik duygumdan nefret ediyorum bazen ama silmeyeceğim yazdıklarımı (:O)).&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Bilgisayara virüs bulaşmış. Abuk sabuk bin tane reklam penceresi açıyor sürekli. Bazen de hiç bir siteye giremiyorum, doğrudan reklam siteleri çıkıyor karşıma açtığım her pencerede. Çok sinir bozucu bir durum...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;-Madde madde yazmayı sevdim.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-502254900485533262?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/09/bu-gece-yaklask-iki-saattir-bilgisayarn.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-14902970.post-4894557943946083578</guid><pubDate>Tue, 25 Aug 2009 19:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-27T20:17:03.569+03:00</atom:updated><title></title><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRHI7W_3yI/AAAAAAAABBY/aLriN8CBHTY/s1600-h/golf1+029.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373998474058522402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRHI7W_3yI/AAAAAAAABBY/aLriN8CBHTY/s320/golf1+029.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRHAiUgl0I/AAAAAAAABBQ/K1lBeDgStd0/s1600-h/golf1+037.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373998329898243906" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRHAiUgl0I/AAAAAAAABBQ/K1lBeDgStd0/s320/golf1+037.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRGc64WgFI/AAAAAAAABBA/tSIpU5TwWes/s1600-h/kahvalt%C4%B1+005.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373997718015737938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRGc64WgFI/AAAAAAAABBA/tSIpU5TwWes/s320/kahvalt%C4%B1+005.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRGQX6ejtI/AAAAAAAABA4/gaQwKrYpzak/s1600-h/kahvalt%C4%B1+010.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373997502470983378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRGQX6ejtI/AAAAAAAABA4/gaQwKrYpzak/s320/kahvalt%C4%B1+010.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRFbZpB8LI/AAAAAAAABAw/foGgOxnqZIs/s1600-h/golf2+010.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373996592401608882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRFbZpB8LI/AAAAAAAABAw/foGgOxnqZIs/s320/golf2+010.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bu akşam eski fotoğraf dosyalarını karıştırdım biraz. Arada hoşuma gidenleri sizinle de paylaşmak istedim. Yıllar önce burada bir sergi gezmiştik adı "Hep Aynı Gökyüzü" olan. Sanatçı gökyüzünün aynı noktasını değişik gün ve saatlerde çekmişti. Hepsi aynı yere ait olan bir birinden farklı fotoğraflardı. Fotoğrafların büyük kısmını Golf'te otururken aynı konumdan çektiğimden aklıma o geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu da benim doğum günümü annemlerle kutladığımız güne ait... Sizce ben anneme mi benziyorum babama mı, peki Atahan kime benziyor ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpREsXlei9I/AAAAAAAABAg/tWvLiwlCIxI/s1600-h/yaz2009+085.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373995784395983826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpREsXlei9I/AAAAAAAABAg/tWvLiwlCIxI/s320/yaz2009+085.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; Kocam ve ben... Uzun zaman sonra ilk defa koydum ikimizin resmini. Bir süre sonra da kaldırmayı düşünüyorum zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRERcilvpI/AAAAAAAABAQ/poWGUK9NqrU/s1600-h/yaz2009+055.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373995321869581970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRERcilvpI/AAAAAAAABAQ/poWGUK9NqrU/s320/yaz2009+055.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; Atahan'ın ağzına pasta bulaşmış :O) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: fotoğrafları kaldırdım...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14902970-4894557943946083578?l=mutfakcami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://mutfakcami.blogspot.com/2009/08/bu-aksam-eski-fotograf-dosyalarn.html</link><author>mutfakcami@hotmail.com (Burcu-Mutfak Camı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_6tf1Fa7HUOo/SpRHI7W_3yI/AAAAAAAABBY/aLriN8CBHTY/s72-c/golf1+029.JPG' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></item></channel></rss>