01 Temmuz 2009

Dün ilk işi günümde kocam bıraktı beni, akşam çıkışta da kocam aldı. Beni bırakmaları için Atahan'la ikisinin yedi buçukta kalkması gerektiğinden bugün otobüsle gitmeye karar verdim. Zaten evin önündeki duraktan binip, hastanenin önündeki durakta inecektim. Yediyi yirmi geçe durağın oraya çıktım. Yedi buçukta hala daha otobüs gelmemişti. Sekizde en geç iş başı yapmam lazım, otobüsün gelmesi, dolaşması, duraklarda durması derken geç kalacaktım ki hastanenin servisi önümden geçti biraz ileride durdu. Bizim oradan birini alıyorlarmış. İşe başlamak için baş hemşireyi beklerken muhasebe müdürüyle tanışmıştım, serviste de o oturuyordu. Bana el salladı gel gel diye, ben de atladım servise, sekize çeyrek kala işteydim. Artık her sabah servisle gideceğim. Akşamları da iş uzamazsa, servis gitmemiş olursa servisle döneceğim. Akşam çok sorun değil zaten, sabah otobüs saatlerini ayarlamak zor olacaktı benim için, servise çok sevindim...

Dünkü topuklulardan sonra, bugünkü düz ayakkabılar iyi geldi ama onlar da ayağımı vurdu. Bu akşam düz, denediğimde rahat gelen bir çift beyaz babet aldım. Yarın onları deneyeceğim. Ayakkabı işini mutlaka çözmem lazım. Ayağımda yaralanmadık yer kalmadı. Ayakkabı değiştirdikçe her biri vuracak başka bir yer buldu. Olmazsa fazla spor olmayan bir spor ayakkabı alıp onları giyeceğim... Ortopedi de duruyorum ya, ayakkabı vurunca, ayağımın arkasına bir parça flaster yapıştırdım, alçı odasında duruyordu. Akşam ayakkabı denerken satıcı, ayağınız yaralı hangi ayakkabıyı giyseniz acıtır diyordu... Diyecektim o yara bantı görevi görüyor sadece diye ama o kadar yorulmuştum ki artık, dükkan dükkan gezip en rahat ayakkabıyı aramaktan, güldüm geçtim sadece...

Yine görüşmek üzere...

9 yorum:

enne dedi ki...

Hayırlı olsun, ben dünkü yazını okumamıştım. İşin gerçekten zor bence, hastanede asistanlık yapanlar sürekli ayaktalar ve koşturup duruyorlar. Ama bir çok kişiye de yardımcı oluyorlar. Farklı insanlar tanıyacaksın, değişik bir çalışma ortamı olacak seninki (klasik ofis çalışması dışında yani). inşallah severek çalışırsın, iyi arkadaşların olur. Çok sevindim. ve de çok konuştum:)

Asortik Krep dedi ki...

Serviş işi süper olmuş :)

everything_about_me dedi ki...

Burcu hayırlı olsun yeni işin ev ortamından çıkmak insana iyi geliyor ben 10 sene çalıştım 3 senedir evdeyim aslında evde olmayıda sevmeye başladım ama insan çalışmayı özlüyor çalışırken bu cümleyi söyleyeceğim asla aklıma gelmezdi

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Everything, teşekkür ederim...en sonunda evden çıkmak güzel gerçekten de... Benim daha üç gün oldu şimdilik seviyorum işimi ve ileride de böyle gider hep inşallah...

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Enne, sen daha önce bu işi yaptın mı? Tam anlamıyla benim işi anlatmışsın da :O)
Ben hep garson olmak istiyordum aslında insanlarla sürekli ilişki halinde olayım ve hareket halinde olayım diye :O)yani yoruculuğu dışında tam bana göre bir iş:O)

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Asortik'im, süper düper oldu hem de bu akşam da çok geç çıkmayınca servisle döndüm eve :O)

enne dedi ki...

Güldürdün beni:) Bu işi yapmadım da hastanelerde rastladığım asistanlar hep bir koşturmaca içinde oluyorlar, ama hep güleryüzlüler ve yardım ediyorlar. Devlet hastanelerindeki suratından bin parça düşen çalışanlar ve bir şey sorunca duymamazlıktan gelenleri düşününce fark hemen anlaşılıyor tabii. Kolay gelsin. Bu arada Hüsniye bey'e de yazık yahu:)) (yazarken bile güldüm)

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Enne,bütün gün binbir çeşit insanla karşılaşıyoruz ama hepsine gülümsüyoruz gerçekten :O)

Ben kendimi hastaların yerine koyunca, sıkıntı-acı içinde olduklarını düşününce de üzülüyorum hepsine zaten. Belki zamanla katılaşırım- pişerim-daha umursamaz olurum ama özellikle çocuklar geldiğinde tedavi yapılırken fazla yanlarında durmuyorum, onlar ağladıkça benim de ağlayasım geliyor, dayanamıyorum.

Hüsniye beyin soyadı da çok garip, acayip, hayatımda hiç duymadığım bir soyadıydı adam iki kere dertli aslında ama soyadını da yazmak istemedim artık :O)

Adsız dedi ki...

Burcucum yeni işin hayırlı olsun...
Neval Ünal