Bugün sıradan bir gündü. Sabah oğlumla kalktık, biraz balkonda oturduk, sonra kocam uyandı. İkisi de çıktı evden, biri işlerini halletmeye gitti, yeni açacağı dükkan için, ötekini de çıraklık yaptığı yere bıraktı.
Ben de evi topladım, süpürdüm, bulaşık makinesini çalıştırdım, biraz bilgisayarda bakındım, biraz dikiş diktim...
Akşamüstü görümcem aradı, kocam geldi, beni aldı, kayınvalideme uğradık. Sonra oğlanı da aldık dükkandan, eve döndük. Kocam bilgisayar başına oturdu biraz, ben dikişlerime devam ettim. Atahan elini yüzünü yıkadı, üzerini bile değiştirmeden sokağa oynamaya çıktı...
Bir saat kadar sonra, kocamın seslendiğini duydum, çocuk dönmüştü eve, aynı anda kapıyı çaldı Atahan, daha girişten, anne, demesinden anladım başına bir şeyler geldiğini ya kavga etti ya düştü dedim. Onun çıkmasını beklemeden aşağıya doğru inmeye başladım. Elini tutarak geliyordu, orta parmağı kan içindeydi...
Yandaki apartmanın bahçe kapısına sıkıştırmış parmağını, tırnak ayrılmış etten, içine kan dolmuş. Aslında çok fazla kanamamış ama morarmış parmak, görüntü berbattı. Her şeyden beteri onun korku içinde ağlamasıydı. Kandan çok korkar benim oğlum, canı da çok tatlıdır en ufak bir yarada, bir damla kanda ortalığı ayağa kaldırır ki bu sefer durum biraz daha kötüydü. Kocam onun ağlamasını duymuş, ben arka odada olduğumdan duymamıştım, cama gitmiş, o gelmeden ne olduğunu anlamaya, ben " Fhm gel çabuk" dedim, "al anahtarlarını hastaneye gidiyoruz". İçim nasıl pırpır ama sakin olmaya çalışıyorum. Ben panik yaparsam Atahan daha da çok korkacak. Üzerimi değiştirsem mi diye düşündüm, evde giydiğim, dört beden büyük- üzerimden düşen kotla tişört vardı. Baktım kan fazla yok, biraz kanamış ama kanama devam etmiyor. Zaten yatağın üzerindeydi çıkardıklarım. Hemen onları geçirdim üzerime, sağlık karnesi, anahtar, telefon, cüzdan (para) hastaneye gittik. Yolda Atahan tir tir titriyor ve "parmağımı kesmesinler, iğne yapmasınlar, ah keşke güzel güzel evimde otursaydım, neden çıktım ki sokağa" diye ağlıyordu. Ben de bir yandan onu sakinleştirmeye uğraşıyordum, bir yandan biraz su içiriyordum ferahlasın diye. Acilde doktor baktı parmağına, siz geçin içeride bekleyin, dedi. Kocam kayıt yaptırdı. Doktorun çok acele etmemesi biraz ferahlattı beni aslında, durum göründüğü kadar kötü değil demek ki diye düşündüm. İçeride penseyi, pansuman gereçlerini gören Atahan daha da çok korktu, ağlamaya devam ediyordu, neyse doktor geldi baktı, pansuman yapacağız, tırnak kendi kendine düşecek dedi... İğne yapılmayacağını duyan Atahan sustu. Parmağı sarıldı. Kayınvalideme uğradık hastane dönüşünde. Eve gelirken de geçmiş olsun hediyesi dondurma aldık gecemiz tatlı devam etsin diye.
Yarın işim var. Atahan'la bütün gün evde olmayı tercih ederdim, hatta çok isterdim ama mümkün olmayacak...
Bu kadarla kalsın, geçmiş bitmiş olsun inşallah...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
10 yorum:
geçmiş olsun burcu..bizim de ayağımıza iğne batmıştı ve apar topar ameliyata almışlardı.. çok feci bir durum yaşayan bilir..ama ucuz atlatmışsınız sevindim.. çok çok geçmiş olsun..
Geçmiş olsun Atahan'a. Ama şu da var şimdi işe de gidemz di mi? :))
Yazıyı okuyunca üzüldük. Oğlan dayaya çeker.Geçmis olsun dileklerıyle....
Mizahi
Burcu, çok geçmiş olsun. İçim cız etti okuyunca. Allah beterinden korusun. Sokakta oynayınca, böyle kazalar kaçınılmaz ne yazık ki. Çok canı yanıp çok korksa ve üzülse de -doğal olarak- apartman çocuğu olmama şansına sahip. Parmak sıkıştırıp diz kanatma da ekstraları...
Öperim çok yaralı parmağından...
Funda, teşekkür ederim... Ara da tırnağım düşse de rahatlasam dese de, düşmezse iğne yapacaklar diye korksa da alıştı duruma. Keyfi yerinde sayılırdı bugün...
Pınar, teşekkürler. Son iki üç senedir sokak çocuğu olduğu halde ilk defa böyle bir olay geldi başımıza, aslında halimize şükretmeliyiz bence... Bu kadarcık şeyler gelir geçer, çok da yaramaz değil benim oğlum ki kazasız belasız geçirebildik daha küçük yaşlarını...
Mizahi, yazarken sizin üzüleceğinizi düşündüm bir yandan da ama böyle şeyleri içinden atmanın, rahatlamanın en güzel yolu paylaşmak... O, ağlarken, neden benim başıma geldi bu olay diye, ben de ona dayısının kazalarını anlattım zaten, biraz rahatlasın, herkesin başına gelebileceğini anlasın diye...
Adsız, işten izin aldı bugün zaten, parmak geçene kadar raporlu :O) kazanın bu yönüne çok da üzüldüğünü söyleyemem, asıl yazı yazamayacağı için üzüldü, yaz için verilen tatil kitaplarını çözemeyecekmiş, sanki sağlamken hiç elinden düşürmüyordu da :O)
Geçmiş olsun Atahan.Onu o halde görüp bir yandan kalp krizi geçirirken bir yandan da
çocuğu korkutmamak için ses çıkartmayan anneye daha bir geçmiş olsun.(Bu son yazılanlar aynı şeylerin yıllar önce oğlusum ufakken yaşadıklarıdır:))
Nenoni teşekkür ederiz, bugün biraz daha iyiydi neyse ki... O kadar çok ağladı, üzüldü, tepindi, korktu, titredi ki az daha uzasaydı tedavi aynen dediğin gibi kocamla ikimiz kalp krizi geçirecektik... Canının acısından çok kendi korkusu yetti ona (ve bize)... Çocuklar hep aynı değil mi, yalnız olmadığımızı bilmek de güzel...
Yorum Gönder