15 Nisan 2009

Beş yüzüncü yazımmış bu benim. Sayfayı açarken tesadüfen gözüme çarptı. Yoksa farkında olmadan geçip gidecekti büyük ihtimalle...

Pazar gününden beni fazla ilgilenemiyorum bloglarla. Yani annemler geldiğinden beri. Mutluyum ve hayatımdan memnunum...

Hava rüzgarlıydı son üç gündür. Bugün de öğlene doğru başlayan yağmur gün boyunca hiç durmadan yağdı...

Lapseki'ye gittik annem, babam ve ben. Annemin kırk bir yıl önce aynı okulda okuyup, aynı yurtta kaldığı arkadaşıyla buluşmaya. Onların eski resimlerine bakmak ve anılarını dinlemek güzeldi...

Pazartesi günü doktora gittim. Kan testi yaptırıp genel olarak değerlere baktıracaktım. Son beş ayda on beş kilo verdiğimi duyunca doktor rutin testler yerine hormon testleri yaptırmamı istedi. Troid bezleriyle ilgili bir şeylerden şüphelendi. Vitamin yazdı. Tansiyonumu ölçtürdü. Tansiyon dokuza altı gibi bir şey çıktı, tam hatırlamıyorum şimdi. Düşük dediler ama kötü hissetmiyordum kendimi. Vitaminleri de almadım. Eczanede sorun çıkmış. Kocam emekli olalı iki seneden fazla oldu ama nedense sistemde hala gözükmüyor benim kaydım emekli eşi olarak. Bir kere gidip düzelttirmiştim güya ama düzelmemiş demek ki. Onunla da uğraşmadım tekrar. Fazla yemek yemiyorum açıkçası. Yiyemiyorum. Rejimde falan değilim. Genelde canım istemiyor yemek, istese de az bir miktarla doyuyorum. Neyse, başım dönüyordu arada. Geçen gün de bayılmıştım. Anladık ki tansiyon düşüklüğünden oluyormuş bunlar. Tansiyonum da kısa sürede çok kilo verdiğim için düşüyor...

Annem üşütmüş. Boğazı ağrıyor, arada öksürük ve halsizlik var. İlaçlarını içiyor, ıhlamur kaynattım ben de ona. Evdeyiz genelde. Annem keyifsiz, hava da soğuk olunca, dışarıda da fazla işimiz olmayınca çıkmıyoruz bir yere. Atahan'ı okula yolluyoruz sabah. Ardından kahvaltı. Biraz muhabbet derken öğlen yemeği. Çay demliyorum. Poğaça, kek, kurabiye tarzı bir şeyler yapmış oluyorum. İsteyene kahvaltı, isteyene yemek şeklinde geçiriyoruz bu öğünü. Öğleden sonra akşam yemeğini pişiriyorum hazır olsun diye. İşi olan, canı sıkılan, çıkmak isteyen çıkıyor, istemeyen evde oturuyor. Muhabbet, dinlenme derken Atahan geliyor okuldan. Yine bir çay- nescafe faslı, bol gülüşlü, takılmalı, eğlenceli... Sonra kimimiz televizyona bakıyor, kimimiz bilgisayarı açıyor, kimimiz gazeteleri okuyor, Atahan da varsa ödev yapıyor, yoksa oyuncaklarıyla oynuyor... Günümüz bir arada, bazen yoğun bazen bir şey yapmadan ama keyif içinde geçiyor...

2 yorum:

Asortik Krep dedi ki...

500.yazın için tebrik ederim..Daha sık yazmanı ve buraya koymadığın diğer yazılarını da bloğa bekliyoruz :)

angel dedi ki...

Tebrik ederim. nice 5000'lere :)))