29 Aralık 2008

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN




Planlarımın bazılarını gerçekleştiriyorum zaman içinde bazıları sonraya kalıyor yine. Mesela geçen gün kuaföre gittim. En son ablam Fethiye'de götürmüştü beni o zaman gölge yaptırmıştım sadece, kestirmemiştim hiç. Ondan önce de 2008 ocak ayı gibiydi, kısacık kestirmiştim. Bir senedir uzayıp omuzlarımı geçen saçlarımı küt kestirdim. Çok değişik bir hava verdi bence, yakıştı. Rahat bir saç oldu yine en azından, tam benim sevdiğim gibi yıka çık cinsinden, uğraştırmayan...






Yeni yılla ilgili hevesim yok hala. Zaten bizim kampanyanın son haftası, aklım Avon'da. Önce bayram şimdi yılbaşı derken en güzel katalog biraz güme gitti. Ben de tatil havasından bir türlü çıkamayınca fazla da çalışmadım. Yine de üç kampanyada dokuz kayıt hedefime ulaştım gibi ve karşılığını güzel bir hediyeyle alacağım... Ekibimin toplam sayısı altmışı geçti ve bu da yapılacak daha çok iş, takip edilecek daha çok kimse demek benim için... Artık şu dinlenme havasından da kurtulsam tam olacak...




Yeni yıl yazımı şimdiden yazmak istedim çünkü önümüzdeki üç gün yoğun olacağım. Hem ev, hem çarşı, hem Avon işleri var yapılması gereken...





2008 için ne iyi ne kötü diyebilirim. 2009 için de özel bir beklentim yok. Sağlıklı, huzurlu bir yıl olsun bana yeter... Hepinizin yeni yılı kutlu olsun....



Tam ben bir üstteki paragrafı yazarken deprem oldu. Kocam işten yeni gelmişti, yemeğini yiyordu. Ben bilgisayarın başındaydım. Birden oturduğum sandalyenin sallandığını hissettim. Döndüm kocama baktım o mu sallıyor diye çünkü hemen yanımdaydı. "Deprem " dedim gözlerimde soru işaretleriyle. O da "deprem" dedi.... Döndüm önüme nasılsa bir kaç saniye sürüp bitecek diye ama bitmedi. Döndüm yine ona baktım "çocuk" dedim, oğlum yan odada uyuyordu. O an onun ne dediğini ben de hatırlamıyorum, sordum o da hatırlamıyor... Biz bitecek diye beklerken ben yine önüme döndüm ve hala devam ediyordu sallantı... Üçüncüye döndüğümde ve yine "çocuk" dediğimde de devam ediyordu. Ondan sonra durmasını beklemeden gittim oğluma baktım. O arada kocam da geldi arkamdan. "Çıkalım" dedi. 'Deprem oldu' havasından kurtulmak için ben de "çıkalım" dedim. "Sen çocuğu uyandır ben üzerimi değiştireceğim" diye de ekledim. Deprem bittiğine göre bu soğukta kendimi pijamalarla sokağa atmak istemedim... Ben giyindim, çocuğu giydirdim karşı komşum da çıkıyordu, kapıda karşılaştık . Yalnız daha kapıdayken ilk aklıma gelen görümcem oldu, gidelim onlara bakalım dedim. Enişte iş nedeniyle şehir dışında oluyor bazen, yalnızlarsa korkmuşlardır diye düşündüm... Gittik onlara baktık, telefonla da konuştuk, iyi olduklarını, eniştenin de evde olduğunu öğrendik içimiz rahatladı. Biraz daha dolaşıp eve döndük.



Deprem Gökçeada açıklarında olmuş, 5.2 şiddetindeymiş. Bize çok yakın olduğundan belki de, çok şiddetli hissettik. Korktum bu sefer, hem de çok. Anne olduğumdan beri ilk defa bir olayda panik oldum ki sonradan kocam da söyledi, seni ilk defa böyle gördüm diye. Normalde ben onu sakinleştirirken, bu sefer o bana güven verdi. Ha panik oldum da ne yaptım, bilgisayarı kapatırken önce yazımı kaydettim, televizyonu kapatıp, sıkıca giyinmeden ve oğlumu da giydirmeden evden çıkmadım. Sesim biraz yansıttı paniğimi sanırsam. Normalde her zaman öncelikle oğlumu düşündüğümden böyle durumlarda kendimi kaybetmem imkansız gibidir zaten. Bu sefer bu kadar korkmamın tek sebebi de depremin uzun sürmesiydi. Aklıma doğrudan 19 ağustos ve bitmek bilmeyen sallantı geldi. Bitecek diye bekledikçe ve bitmedikçe de ben sakinliğimi yitirdim...


Neyse, sonuçta herkes iyi, önemli olan da bu, değil mi? Yine görüşmek üzere...

:O)

24 Aralık 2008

:O)

Evden çıkmadım bugün. Bakkala bile oğluşu yolladım. Belirli çalışma saatleri olan bir işim olmamasının en güzel yanı bu. Canım istemedi mi evden çıkmayabiliyorum... Ne büyük mutluluk :O)

Pazara gitmeyi ciddi ciddi düşündüm ama sonra vaz geçtim. Gitmesi çok güzel oluyor. Pazar arabam elimde, yokuş aşağı iniveriyorum, evden yeni çıkmışım, gücüm yerimde, param cebimde, özlemişim taze sebze meyve almayı... Dönüş ise eziyete dönüşüyor. Araba dolmuş, yokuş yukarı çekmekten ellerim acımış, yorulmuşum, kan ter içinde kalmışım dolaşıp durmaktan... Eve varmaya can atıyorum ama yol uzadıkça uzuyor... Bugün aklıma gidişi değil de dönüşü düştü bir anda. En iyisinin hiç çıkmamak olduğuna karar verdim...

Normalde yılbaşı ağacını aralığın başında kuran ben, bu sene Atahan'ın zoruyla bugün ancak çıkardım ağacı depodan. Herkesten hevesli süsleyen, yeni süsler alan da ben olurken, bu sefer oğluma bıraktım her şeyi. O kurdu, süsledi, ben izledim sadece... Çok güzel oldu aslında ama yeni yıl için hevesim yok nedense. Bunu başka bloglarda da okudum. Bayramdan çıktığımız için mi böyle olduk acaba?

Ben bilgisayarın başında bir yandan yazı yazar, bir yandan Travian'daki köyüme bakarken, kocam da playstation oynuyor şu an. Arada ben ona laf atıyorum, arada o bana ama ikimiz de bir süre sonra kendi oyunumuza dalıyoruz. O, işten gelmiş yorgun, ben yazıyı bitirsem de yatsam derdindeyim... Sabah yedide kalkmam lazım oğlumu okula göndermeye ama saat üç olmuş çoktan... Yarın çarşıda da çok işim var. Bugün evde dinlenmenin acısı çıkacak galiba...

Yine görüşmek üzere...

:O)

23 Aralık 2008

---

Yazamadım bir süredir. Yazacak hem çok şeyim vardı sanki, hem de yoktu. Ara sıra kilitleniyorum böyle. Sonra çözülüyorum yine kendiliğimden...

Linklerimi takip ettim sürekli. Okumak hoşuma gitti ama yazmadım. Evdeydim aslında. Yapacak bir sürü acil işim vardı ama erteledim, uzun süredir yapılmayı bekleyen bazı işlerimi yaptım. Fazla plan program yapmadım aslında, içimden geldiği gibi yaşadım günümü...

Okunacak kitaplarım vardı ama onları da fazla elime almadım. Ayşe Kulin'in yeni kitabı çıkmış ve Maeve Binchy'nin, onları almak istiyorum. Oğlum da Avon kargosu geldikçe "anne, bana bir şey yok mu, ne zamandır bana kitap almadın", deyip duruyor. İdeefixe'e dalsam dedim, ona da kendime de kitap alsam. Sonra kışlık spor bir monta ihtiyacım var, bir gün çarşıya çıksam dedim, dükkan dükkan gezip beğendiğim bir tanesini alsam. Saçlarım da çok uzadı, kuaföre gidip kısacık kestirsem dedim. Hepsi böyle proje olarak kaldı...

Annemler Fethiye'de ve ablam çok mutlu. O mutlu olduğu için ve annemler yanında olduğu için ben de mutluyum :O) Ben de orada olmak isterdim ya da hepsinin burada yanımda olmasını...

Dünden beri hava çok soğudu burada ve aslında yurt genelinde soğuklar hakim galiba. Bugün pazarımız var, uzun zamandır gitmedim. Hem çıkıp dolaşmak istiyorum hem de evde kalıp dinlenmek. Öğleden sonra hangi isteğim ağır basarsa ona göre ya evde oturacağım ya da pazara çıkacağım. Dün çarşıya çıktığımda çok üşümüştüm, bugün büyük ihtimalle evi tercih edeceğim...

Bazen diyorum ki arşive kaldırdığım üç senelik yazılarımı tekrar mı yayınlasam. Ablamın bloguna baktığımda özellikle arşivde gezmek hoşuma gidiyor. Unuttuğum çok şey çıkıyor karşıma. Geçenlerde bizim bilgisayar iflas edince yenisini almak zorunda kaldık. Yüklenmiş bir çok fotoğrafımız göçen bilgisayarda kaldı. Bir kısmını cdlere kaydetmiştim ama kayıplar da var yine de oldukça. Fotoğraflar silinip gittikten sonra blog arşivim daha da önem kazandı benim için. Çok fazla resim koymasam da arada karşıma çıkan eski resimler güzel sürprizler yapmış oluyor...

Sonra yine görüşmek üzere :O)

14 Aralık 2008

KURBAN BAYRAMI ÖDEVİ

Oğlumun kurban bayramı için yazdığı ödev, bayramı nasıl geçirdiğini anlatıyor:

KURBAN BAYRAMI

Kurban bayramı çok güzel geçmeye başladı. Cuma akşamı babaannem geldi. Cumartesi günü kurban bakmaya gittik ama hepsi çok pahalı idi. Hiç birini alamadık. Pazar günü anneannemle dedem geldi. Halam bizim evin kapısından içeri uğramadan bize ciğer verdi. Annem de durur mu hiç? Hemen ciğerleri pişirdi. Akşam oldu beni yemeğe çağırdılar.

Aslında kurbanı kayınvalidem için bakmıştık, istediği gibi bulamayınca vaz geçmişti. Onun dışında bayram bizim için tam da bu demekti, annemler ve kayınvalidem, görümcemler, hep bir arada ve kalabalık. Konuşa gülüşe geçirdik bayramı...

Anneler salı günü dönecekler. Yarın okul var. Son ödevleri yaptık ki bu aslında yine bıktırıcı bir performans ödeviydi. Okul eşyaları yıkandı, temizlendi, ütülendi. Çanta hazırlandı. Tatil sona erdi. Günlük koşturmacamıza döneceğiz yine ...

12 Aralık 2008

BAYRAM SONRASI

Evde, kalabalık içinde hiç anlamadan geldi gitti bayram. Hava genelde soğuk da olsa güneşliydi. Bir gün annemlerle deniz kıyısında yürüyüş yaptık onun dışında ben evdeydim çoğunlukla. Hem yemek, toparlama işleriyle uğraştım hem de bayram öncesi işlerimi yetiştirmek için koşturup durduğumdan evden de çıkmak istemedi canım, dinlendim...

Bugün ise soğuk ve yağmurlu. Annemle çarşıda gezinme planları yapmıştık ama yağmuru görünce vaz geçtik. Onlar babamla çıktılar eski bir ahbapla buluşmak için. Oğlum da babaannesiyle birlikte halasında. Kocam zaten bayram boyunca da çalıştı. Ev de bana kaldı...

Ablam hastalanmış. Ben konuşmadım ama annemden sürekli haberlerini aldım. Zaten sesi iyice gittiğinden Çağıl açıyor bugün telefonları. Asortik Krep'im geçmiş olsun, nazar da değmiştir bence sana, bir oku üfle kendini. Ablam son yazısında Çağıl'ın telefonla konuşurken çektiği fotoğrafını koymuş. Yazıyı okurken anneme de gösterdim, ekrandan sevdik Çağıl'ı. Ebat olarak yetişkin sınırlarına ulaşsa da o her zaman bizim küçük erkeğimiz... Özledik aslında onları da...

Bugün yayın hayatına yeni başlayan bir blog keşfettim. Sinema üzerine yazılar olacak anladığım kadarıyla. İlk yazı ilgimi çekti, sizinle de paylaşmak istedim...

Yine görüşmek üzere...

06 Aralık 2008

BAYRAM

Temizliğimi yaparken bayram yazımı da yazmak istedim. Dün akşam kayınvalidem geldi, yarın da kısmetse annemler gelecek, bu bayram yine bir aradayız. Çok mutluyum :O).


Hepinizin bayramı kutlu olsun...