Benim düzenli kullandığım tek çantam vardır, o da aşağıda gördüğünüz sırt çantası. Genelde ağzına kadar doludur. Boş olsa bile daha küçük çantaya geçmem, içinin dolması her an mümkün olduğundan onu taşırım yanımda. Ancak özel bir yere ya da düğüne falan giderken küçük bir siyah el çantam vardır, onu alırım. Normalde 7 gün 24 saat her koşulda ve şartta sırt çantamla dolaşırım.
Işık yandan vurduğundan soluk gibi çıkmış ama aslında koyu lacivert. Çantamı altı - yedi sene önce aldım. O zaman eski sırt çantam kullanılmayacak durumda olduğundan yeni bir taneye ihtiyacım vardı. Çarşıda pazarda gördüğüm hoşuma giden her çantayı alıyordum ama haftasına varmadan, taşıdığım ağırlıklardan askısı kopuyordu. En sonunda iyi bir mağazadan kaliteli, sağlam, uzun yıllar kullanabileceğim bir tane almaya karar verdim. Normalde marka takıntım yoktur, işimi görecekse kendi diktiğimi de, pazardan aldığımı da kullanırım ama bu kuralı sırt çantam için bozdum. İyi de yapmışım, yaklaşık yedi senedir sürekli içi dolu oluyor, gerektiğinde on - on beş kilo yük taşıyor ama bana mısın demiyor.-Yaz kış mutlaka bir şişe su olur. Şişe boşalmışsa evden çıkmadan önce mutlaka doldururum. Doğayı korumaya minik bir katkı sağlayabilmek için aynı şişeyi bir çok kez kullanırım.
-Şişenin hemen önündeki makyaj çantam. Aşağıda açılımını göreceksiniz.
-Kumaş mendillerim. Kağıt mendil çantamda hırpalanıp lime lime olduğundan sürekli kumaş mendil kullanırım. Oğlum terlediğinde sırtına sokmaya da yarar aynı zamanda. Kağıt olanından çok daha fazla kullanışlı bence. Her seferinde onları yıkayıp ütülemekten de gocunmam..
-Kampanya kataloglarım tabi ki. En az bir tane katalog mutlaka yanımda olur, kimi zaman katalogunu kaybeden temsilcime veririm, kimi zaman dışarıdayken bir şey soran olursa açıp bakarım, kimi zaman da satış yaparım. Bankada falan sıra beklerken kitabımı almadıysam yanıma, elime alıp kitap gibi okumuşluğumdur da vardır :O)
-El kremim de yaz kış sürekli yanımdadır. Yazın suyla çok fazla haşır neşir olduğumda da kurur ellerim. Kışın ise evin her tarafında da dört beş tane bulundururum. Aklıma geldikçe sürerim...
-Sigaralığım ve çakmağım hiç ayrılmaz yanımdan. Sigaralığımı yazın Fethiye'den almıştım, severek kullanıyorum. Onların hemen yanındaki minik portakal renkli şişe ise kolonya. Çok havasız ortamlarda bunaldığımda ferahlamak için kullanmayı seviyorum.
-El kreminin yanındaki Avon meme kanseri not defterim ve kalemim. Meme kanseri ürünlerinin satışından kar elde etmez temsilciler, gelişiyle satışı aynıdır. Elde edilen para, meme kanseri fonuna aktarılır ve bu fonla hastanelere mamografi cihazı bağışlanır ya da yurt çapında ücretsiz mamografi taramaları yapılır. Geçen sene bu küçük defterlerden beş altı tane alıp herkese yılbaşı hediyesi olarak vermiştim. Mutlaka yanımda taşırım not defterimi çünkü dışarıdayken bir kenera yazmam gereken milyon tane şey olur. Beynimi yormak yerine ona kaydetmeyi tercih ederim:O)
-Avon torbalarında sağ taraftakilerde temsilcilerime vermem gereken kataloglar, soldakilerde teslim etmem gereken ürünler var. Avon torbaları da hiç eksik olmaz çantamdan. Kimi zaman ürün, kimi zaman iade, kimi zaman katalog şeklinde doludur içleri...
Bir de cep telefonlarım var aslında tabi ki hepsi evin ayrı bir tarafında olduğu için fotoğrafı çekerken almamışım yanıma... Telefonla konuşmayı sevmem aslında ama iş mecburiyetiyle bol bol konuşmak zorunda kalıyorum...
Bu da minik makyaj çantam. O da her zaman yanımdadır. Aynam, tarağım, rujum, rimelim, dudak balmım, ıslak mendil ve bir kaç parfüm numunesi bulunur içinde. Çok fazla makyaj yapmam ama açık renk de olsa ruj mutlaka sürerim o yüzden rujlar iki tane:O)
N e zamandır fotoğraf yüklemiyordum. Hazır el atmışken eskilerden de koyayım dedim. Yağmurlu bir günde, evin penceresinden gökyüzü...
Golf'te bulutlu bir öğleden sonra...
Golf'te gün batımı...
Aynı gün, aynı yerde, biraz değişik bir açıdan gün batımı...
Son işlediğim üç minik etaminden birincisi...
Çam ağacı ve noel baba çerçevelenecek...
Bu da uzun çoraplı kardan adam kitap ayracım...
Bunlar dışında arada işleri halletmek için çarşıya insem de genelde evdeyim. Önümüzdeki hafta biraz yoğunum hem bayram öncesi yapmam gereken Avon işleri var, hem kampanya bitiyor, kapanışla ilgilenmem lazım, hem de bayram temizliğine başlayacağım ufaktan.
Bunlar da dışında Asortik'imin şu yazısında Eylül adlı bir yorum bırakan, özetle, "kardeşler farklı olabiliyor, ikinizi de okuyorum, sizi üzmek istemediğimden bir şey söylemiyim" demiş. Eylül, Mutfak Camı, Asortik ve Çarli kardeşler gerçekten de farklı. Duruşlarıyla, düşünceleriyle, hayata bakışlarıyla, kişilikleriyle, yaşam tarzlarıyla... Bunu, bloglarımızdan sana yansıtabilmişiz demek ki, ne güzel. Duygularını istediğin gibi dile getirebilirsin, biz üzülmeyiz. Çocukluğumuzdan beri yaşadığımızdan bu durumu, acı bir gerçek ama artık kıskançlık krizlerine kapılanlara, bizim yüzümüzden bunalıma girenlere, işini gücünü bırakıp bizi takip ettikleri için kendi hayatlarını yaşayamayanlara üzülemiyoruz...
Bir de Aslıberry'nin şu yazısında Asortik'im yorum yazmış, sonra da daha ayrıntılı yazmak istediğinden silmiş. Aslı ona sormuş, anonimsi atlamış cevap vermiş. Bu anonimsinin de bloglarda abuk sabuk yorumlar bırakıp dikkat çekmeye çalıştığını düşünüyorum. Biri de ona cevap verince tatmin oluyor işte. O zavallıcık anonimsicik de mutlu olmuş, adam yerine kondu sanmış, sevinmiş kendince, yazık...
Yine görüşmek üzere...




















